"Şimdi değilse, ne zaman?"

Philadelphia: Bağımsızlık, aşk, sanat ve tarihin şehri

    Amerika Gezim – Bölüm 7 – Philadelphia

    Dilek Hamutçu Baykal yazdı…

    Sabahın erken saatinde vardığım Philadelphia Havaalanından şehir merkezine trenle geldim. Çantamı otelime bırakıp, hemen gezime başladım. Philadephia, Amerikalılar için önemli bir şehir. William Penn tarafından 1701 yılında kurulmuş ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk başkenti olmuş. “Declaration of Independence” diye adlandırılan Bağımsızlık Bildirgesi de burada imzalanmış. Independence Visitor Center ilk durağımdı. Buradan hem bilgi ve harita edinebilir, hem de tur biletleri alabilirsiniz.

    image1

    Independence Visitor Center

    Yaz aylarında 15 dakikada bir buradan hareket eden ve şehir merkezindeki gezmeye görmeye değer 22 durağa uğrayan Phlash adında bir otobüs ring servisi var. Gün içinde dilediğiniz durakta, dilediğiniz kadar inip binebileceğiniz bu otobüse 6 dolar ödedim. Bir de ertesi gün Amish’lerin yaşadıkları yeri ziyaret etmek istediğim için o bölgeye bir tur bileti aldım. 150 dolar civarında ödedim ama her kuruşuna değdi.

    Aşağıda Independence Visitor Centre’ın hemen karşısındaki Liberty Bell Center’ı görüyorsunuz.

    Liberty Bell Center

    Liberty Bell Center

    Aslında bu bölge Independence Mall (Bağımsızlık Bölgesi) olarak adlandırılmış. Amerikan tarihi ilginizi çekiyorsa buradaki binaları ziyaret edebilir, ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Kongre Binası, Bağımsızlık Sarayı, Eski Belediye Binası, Ulusal Anayasa Merkezi, Philadelphia Borsa Binası gibi binalar var burada… Açıkcası, ben sadece dışardan seyrettim.

    Burası Liberty Bell Center (Özgürlük Çanı Merkezi)…

    Liberty Bell Center

    Liberty Bell Center

    Saat 09:00’dan 17:00’ye kadar açık olan bu binaya ücretsiz olarak girebiliyorsunuz ancak girişte kısa süreli bir güvenlik araması var. Meşhur çanı görmeden önce yapılışını, ABD’nin doğuşuna tanıklık edişini, köleliğe karşıtlığını,  insan haklarına sembollük edişini anlatan sergiyi gezebilir, 10 dakika süren videoyu izleyebilirsiniz.

    Liberty Bell

    Liberty Bell

    Liberty Bell (Özgürlük Çanı) Amerikalılar için devrimin, bir milletin doğuşunun ve bütün insanlığın özgürlüğünü temsil eden çok önemli bir sembol.

    Karşınızda meşhur çan… Aklınızdan geçenleri merak ediyorum…

    Liberty Bell

    Liberty Bell

    Yıllar önce kardeşim bir seyahat dönüşü bana küçük bir modelini getirmişti bu çanın  – çan kolleksiyonu yapıyorum da :) Dedim ki herhalde yolda kırıldı, meğerse değilmiş, görünce daha iyi anladım :)

    Bu çan 1751 yılında Pensilvanya eyaletinin 50. kuruluş yılı için Londra’ya ısmarlanmış. Nathan Levy adlı bir yahudi tüccarın sahip olduğu Myrtilla  Gemisi ile Atlantik Okyanusu’nu geçmiş. 943 kilo ağırlığındaki çanın üzerine İncil’den bir alıntı kazınmış:

    Proclaim Liberty throughout all the Land unto all the Inhabitants thereof.’

    Lİberty Bell

    Günlerce otobüslerde yolculuk etmiş, yorgun ama mutlu ben :)

    Çan, bakır ve teneke ağırlıklı, gümüş, altın, çinko, arsenik ve kurşun karışımından yapılmış. Kırıkla ilgili çeşitli söylentiler var. Bir rivayete göre gelişinden hemen sonra 1752 yılında test için ilk çalındığında çatlamış, defalarca tamir edilmesine rağmen tam olarak onarılamamış.

    Orjinal ismi ‘State House Bell’ olan Özgürlük Çanı, 1830’lu yıllara kadar kullanıldıktan sonra kölelik karşıt hareketine sembollük edince ismi de değişmiş. 1777 yılında İngilizlerin eyalete saldırısı sırasında İngilizler tarafından eritilip topa dönüştürülür korkusuyla bir kiliseye saklanmış. Çan korumalar eşliğinde ülke içinde dolaştırılmış. 22 Şubat’ta, yani George Washington’un doğum gününde ve 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamalarında kullanılmış. 1976 yılında, şu andaki yerine yerleştirilmiş ve Amerikanın 200. yıl kutlamaları için hazırlık yapılmış. Her yıl 1 milyondan fazla ziyaretçisi varmış, bilginize…

    Independence Square’de bulunan Independence Hall, 1753 yılında yapılmış ve UNESCO Dünya Miraslaı listesinde yer alıyor. Burası Amerika Birleşik Devletleri Özgürlük Bildirgesinin ve ülkenin kuruluşunun tartışıldığı ve kabul edildiği yer.

    Binanın içini görmek isteyenler 15 dakikalık  rehberli tura katılabilir.

    Independence Hall

    Independence Hall

    Burası ise Benjamin Franklin’in kendisi için yaptırdığı günümüzde Franklin Court diye adlandırılan geçit.

    Franklin Court

    Franklin Court

    1763 ve 1786 yılları arasında, 10 odalı ve 3 katlı olarak tuğladan yapılmış bu bina şu anda müze olarak hizmet vermekte. Bina 1812 yılında Franklin’in torunları tarafından yıkılmış ama daha sonra tekrar restore edilmiş. Bir sürü yeteneğinin arasında, Franklin ülkenin ilk postane müdürü ve matbaacısı olarak da biliniyor.

    Bu komplekste bir postane ve gazete ofisi de bulunuyor. Müzedeki sergide, iyi bir devlet adamı, diplomat, mucit ve liderlik yönüyle öne çıkan Benjamin Franklin’in hayat hikayesi de anlatılmış. Ayrıca yaptığı icatların da sergilendiği bir bölüm var: Franklin sobası, katlanabilir kütüphane sandalyesi, seyyar merdiven gibi…

    Benjamin Franklin Museum

    Benjamin Franklin Museum

    Burası da müzenin hediyelik eşya dükkanından bir köşe.

    “Asla ne iyi bir savaş vardı, ne de kötü bir barış”

    “Bir sırrı üç kişi saklayabilir elbette ama ancak diğer ikisi ölüyse”

    “Erken yatıp erken kalkmak insanı sağlıklı, varlıklı ve akıllı yapar”

    Benjamin Franklin Museum Souvenirs

    Benjamin Franklin Museum Souvenirs

    Eski Şehir ya da diğer söylenişiyle Independence National Historical Park, Amerika’nın en tarihi ve en önemli yerlerinin başında geliyor. Bu müze de bu bölgenin bir parçası.

    National Liberty Museum

    National Liberty Museum

    1931 ve 1935 yılları arasında yapılmış bu klasik bina ise The Old Federal Reserve Bank.

    The Old Federal Reserve Bank

    The Old Federal Reserve Bank

    Carpenters’ Hall, 1724 yılında kurulmuş olan Carpenters şirketine ait bir bina. 1770 ile 1773 yılları arasında Robert Smith tarafından tasarlanarak  yapılmış bu yere arkadaşı Benjamin Franklin kütüphanesini taşımış ve Amerika’nın ilk ödünç kitap veren kütüphanesi olmuş.

    İlk kongre burada düzenlenmiş, koloniler arasındaki köle ticaretine son veren imza burada atılmış, toplantı salonu savaş sırasında hem Amerikalı hem de İngiliz askerler için hastane olarak hizmet vermiş. Ayrıca, ABD’nin ilk ve ikinci bankası olarak kullanılmış.

    Carpenters’ Hall

    Carpenters’ Hall

    Binayı ücretsiz olarak gezebilir ve burayı her yıl ziyaret eden 150.000 turistten biri olabilirsiniz. Bu arada şirket hala burayı toplantılar için kullanıyormuş.

    The Signer Anıtı yine bu bölgenin bir parçası. Bu heykel, Amerikanın özgürlüğü için hayatlarını kaybetmiş insanların anısına yapılmış. Hem ülkenin kuruluşunda, hem de bağımsızlığın ilan edilişine imza atmış kişilerden biri olan Pensilvanya’lı George Clymer ise bu heykelin esin kaynağı olmuş.

    The Signer Anıtı

    The Signer Anıtı

    Öğle saatlerine kadar eski şehirde tarih içinde gezdikten sonra, sırada Philly Phlash ile şehri dolaşmak var. İlk durak Love Park.

    1965 yılında yapılmış olan bu parka 1969 yılında bir de fıskiyeli havuz eklenmiş.

    Love Park

    Love Park

    Love Heykeli, Robert Indiana tarafından yapılmış ve 1976 yılında ABD nin 200. doğum günü kutlamalarının bir parçası olarak sergilenmiş. 1978 yılında kaldırılmış ancak hasretine dayanılamayarak tekrar satın alınarak kalıcı olarak buraya yerleştirilmiş.

    Love Heykeli

    Love Heykeli

    İkinci durak Rodin Müzesi. Giriş ücretsiz ama isterseniz bağış yapabiliyorsunuz.

    Rodin Müzesi

    Rodin Müzesi

    Bu müze, Paris’teki Rodin Müzesi haricindeki en zengin kolleksiyona sahipmiş.

    Rodin Müzesi

    Rodin Müzesi

    Müze ilk olarak 1929 yılında açılmış fakat daha sonra 3 yıllığına kapatılarak 9 milyon dolar harcanarak eski ihtişamına kavuşturulmuş. Kapılarını 12 Temmuz 2012 yılında tekrar açmış ve iyi ki de açmış, bayıldım binaya da, eserlere de.

    Müze şehre sinema sahibi zengin bir işadamının hediyesiymiş. Jules Mastbaum, 1923 yılında müze kurmak amacıyla Rodin eserlerini toplamaya başlamış. Birbirinden güzel bronz heykeller, alçı çalışmalar, karakalem eserler, baskılar, mektuplar ve kitaplar biriktirmiş. Binayı da Fransız mimarlara tasarlatmış ve hazırlıkları yapmış ama rüyasının hayata geçtiğini görememiş.

    Rodin Müzesi

    Rodin Müzesi

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Philadelphia sokaklarından bir görüntü…

    Philadelphia Sokakları

    Philadelphia Sokakları

    Burası Philadelphia Museum of Art. Önünde gördüğünüz merdivenlere gelince, “Rocky Steps” denilen bu merdivenler Sylvester Stallone’nin 3 Oscarlı filmi Rocky’de, Rocky Balbao’nun ‘Gonna Fly Now’ eşliğinde koşarak çıktığı merdivenler: Tam 72 basamak!

    Philadelphia Museum of Art

    Philadelphia Museum of Art

    Bronzdan yapılmış Rocky Heykeli’ni film için müzenin merdivenlerinin üstüne yerleştirmişler ve çekimler bittikten sonra yapımcı firma tarafından şehre hediye edilmiş. Müzenin sanat komisyonu daha sonra bu heykeli, sanat olarak sayılmadığını ileri sürerek şehrin başka bir yerine taşımış. 8 Ekim 2006’da Rocky Heykeli tekrar müzeye getirilmiş ama bu sefer  merdivenlerinin aşağısında çimenlerin üzerine yerleştirilmiş.

    image22

    Rocky Heykeli

    1928 yılında yapımı tamamlanan müze, Yunan tapınakları mimarisinde birbirine bağlı 3 binadan oluşuyor. İçinde 200 tane galeri ve 300.000’den fazla sanat eseri var. Ülkenin üçüncü en büyük müzesine giriş 10 dolar bu arada.

    Philadelphia Museum of Art (Sanat Müzesi)

    Philadelphia Museum of Art (Sanat Müzesi)

    Her ne kadar Rocky olamasam da merdivenleri çıkmanın sevinci içindeki ben:)

    Her ne kadar Rocky olamasam da merdivenleri çıkmanın sevinci içindeki ben:)

    Bu da merdivenlerde ki mutlu çiftimiz :)

    Rocky Steps

    Rocky Steps

    Bence şehrin en ilgi çekici yeri, Eastern State Penitentiary, yani Doğu Eyalet Hapishanesi. Bina şu anda müze olarak kullanılmakta…

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    1829 yılından 1971 yılına kadar hapishane olarak kullanılan bina, zamanının en geniş alana sahip hapishanesi ve en pahalıya mal olanıymış; ayrıca dünyada 300’den fazla hapishaneye model olmuş.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Hapishane 1991 yılına kadar harap durumdaymış. Bir süre bu durumda bırakılmış, sonra maddi kaynak bulunarak restorasyonuna başlanmış. Henüz bitirilemeyen binayı kulaklık yardımıyla ayrıntılı bilgiler dinleyerek dolaşabiliyorsunuz.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Hapishane 1994 yılında kapılarını ziyaretçilere açmış. Giriş 14 dolar.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Gotik mimaride yapılan binadaki hücrelerde merkezi ısıtma, su tesisatı, sifonlu tuvaletler var, hatta Beyaz Saray’da bile yokken burada varmış!

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    142 yıl boyunca kullanılan yer gerçekten çok etkileyici. Yüzden fazla mahkum buradan kaçmayı başarmış ama 1923 yılında kaçan Leo Callahan dışındakiler yakalanmış.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Brad Pitt ve Bruce Willis’in oynadığı 1995 yapımı “Twelve Monkeys” filmi burada çekilmiş ama mekan hapishane yerine akıl hastanesi olarak kullanılmış.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    45.000 m2’lik bir alana yayılmış binada toplam 980 hücre var.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Hücrelerin çok küçük olan kapıları ile ilgili iki rivayet var. Mahkumlar girip çıkarken mecburen eğilsinler diye, diğeri de güvenlik için.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    1945 yılında 12 tutuklu tünel kazarak kaçmayı başarmış bunların arasında ünlü banka soyguncusu Willie Sutton da varmış. Restorasyon sırasında 3o adet bitirilememiş tünel bulunmuş.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Bu da hapishanenin en ilginç misafiri, Pep. Bu köpek, 1924 yılında Pennsylvania valisinin karısının kedisini öldürdüğü için ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmiş!

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Ünlü gangster Al Capone, 1929 yılında kendisini ilk kez hakim karşısında bulur ve kendisine bir yıllık hapis cezası verilir. Al Capone hücresini dekore etmek için izin almış ve işte Al Capone’nin hücresi: “Money talks” diyoruz :)

    Al Capone’nin hücresi

    Al Capone’nin hücresi – Eastern State Penitentiary

    Bu da Al Capone’nin hapishane belgesi…

    Al Capone’nin hapishane belgesi

    Al Capone’nin hapishane belgesi – Eastern State Penitentiary

    Restorasyon tamamen bitmemiş, ama bu görüntüler burayı daha da gizemli yapıyor.

    Eastern State Penitentiary

    Eastern State Penitentiary

    Temmuz ayında ABD de okullar tatil olduğu için bir çok şehirde öğrenci guruplarına rastladım.

    image39

    Philadelphia şehri sokaklarında…

    Şehirde Trip Advisor’ın gösterdiği yerleri Phlash sistemini kullanarak bir gün içinde rahatlıkla gezdim.

    Bu arada Benjamin Franklin ve Dr. Thomas Bond tarafından 1751 yılında ülkenin ilk hastanesi burada kurulmuş. University of Pennsylvania ülkenin ilk üniversitesiymiş, yine bu üniversitenin içinde ilk tıp okulu açılmış. 1855 yılında  ülkenin ilk çocuk hastanesi ve ilk kanser hastanesi yine buarda kurulmuş. Bunun doğal sonucu ise Amerika’daki her altı doktorun biri Philadephia’da eğitim görüyormuş.

    University of Pennsylvania

    University of Pennsylvania

    Burası da kaldığım bed and breakfastın olduğu sokak.

    image41

    Philadelphia’da kaldığım yer

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Philly’ de iki gece kalmamın nedeni bir günümü Amish’lere ayırmaktı. Amish’ler ile ilgili yıllar önce bir film seyretmiştim ve ilgimi çekmişti. Şehri araştırırken de Amerika’nın en eski Amish yerleşim yerlerinden birinin burada olduğunu öğrendim. Bir günlük turu 150 dolara aldım. Sabah 07:00’de beni otelimden aldılar. Amtrak trenle 75 dakikalık bir yolculuktan sonra Lancaster’a geldik. Benim dışımda ülkenin çeşitli yerlerinden gelen sekiz kişi daha vardı.

    Lancaster Tren İstasyonu

    Lancaster Tren İstasyonu

    Burası da Lancaster Tren İstasyonu. Burada 1985 yılında başrolünü Harrison Ford’un oynadığı “Witness” (Tanık) filmi çekilmiş. Bizi bekleyen minibüsle Amish’lerin olduğu bölgeye gittik.

    Lancaster Tren İstasyonu

    Lancaster Tren İstasyonu

    Amish’ler küçük çiftliklerde yaşıyorlar ve ziyaretçi kabul etmiyorlarmış. Burada bir merkez var ve rehberiniz size bilgi veriyor. Daha sonra aşağıda gördüğünüz araçla çiftliklerin arasında dolaştırıp anlatıyorlar, sorularınıza cevap veriyorlar.

    Amish Experience Bus

    Amish Experience Bus

    İlk olarak 40 dakika süren “Jacob’s Choice” (Jacob’un Seçimi) adlı bir film seyrettik. Jacob adındaki genç bir Amish’in Rumspringa (çocukluktan gençliğe geçiş, 16 yaşını bitirmeleri) sonrası iki kültür arasında kalışını anlatıyor. Ya evinde kalacak, ya da ailesini ve kültürünü arkasında bırakarak modern dünyaya gidecek. Amish’leri anlatan duygusal bir filmdi. Rumspringa sonrası genç ya Amish Kilisesinde vaftiz edilerek onlara katılıyor ya da Amish topluluğundan ayrılıyor.

    image45

    Film izlenen yer

    Ardından bir Amish ailesinin yaşadığı tipik bir ev yaratmışlar, orayı gezdik.

    Bunlar erkek kıyafetleri… Erkekler şapka takıyorlar, küçükler hasırdan yapılmış, büyükler siyah renkte bir kumaştan. Kemer, eldiven, kravat yasak. Koyu renk ve elde dikilmiş şeyler giyiyorlar. Gömlek dışında düğme yok, fermuar yok. Düğme ve fermuar yerine çengelli iğne veye ip kullanıyorlar. Bıyık yasak ancak evli erkekler sakal uzatıyorlar.

    Amish erkek kıyafetleri

    Amish erkek kıyafetleri

    Kadın kıyafetleri de çok sade. Desen yok, mücevher yok. Gerekmedikçe düğme de pek kullanmıyorlar ve kendi kıyafetlerini kendileri dikiyorlar. Saçlar mutlaka uzun.

    Amish kadın kıyafetleri

    Amish kadın kıyafetleri

    Amishler Tanrı’ya inanıyorlar ama belli bir dini inançları yok. İbadetlerini daha ziyade evlerde toplanıp yapıyorlarmış. Hatta sakat doğan çocuklarını Tanrı böyle istedi deyip tedavi yoluna gitmiyorlarmış. Hamilelikleri boyunca da hiçbir test yaptırmıyorlar ve doktora gitmiyorlarmış.

    Amish çocuk kıyafetleri

    Amish çocuk kıyafetleri

    Evler de son derece basit döşenmiş, ihtiyaç fazlası hiçbir şey yok. Klima, televizyon, radyo, saat, resim, tablo, fotoğraf, telefon  yok.

    Elektriklerini kendileri rüzgar değirmenleriyle üretiyorlar. Ortada gördükleriniz ise kendi yaptıkları oyuncaklar.

    Tipik bir Amish evi

    Tipik bir Amish evi

    Burası ise mutfakları. Bu yaşlı bey de bizim rehberimizdi. Gördüğünüz gibi bir çok şeyden vazgeçmişler ama koladan değil!

    Aslında kendi yetiştirdikleri sebzelerden yemek pişirip, yiyiyorlarmış ama marketlerden de alışveriş yapabiliyorlarmış. Kadınlar ve erkekler hep şapka taktıkları ve organik beslendikleri için kanser oranı çok düşükmüş.

    Tipik bir Amish mutfağı

    Tipik bir Amish mutfağı

    Genelde aileler çok çocuklu çünkü doğum kontrolüne inanmıyorlarmış. Kadınların işi zor yani :)

    Erkekler tarlalarda çalışırken kadınlar çocuklarla ve ev işleriyle uğraşıyorlar, bahçelerinde sebze yetiştiriyorlarmış.

    Ocağın üstündeki ütüye dikkatinizi çekiyorum, öyle yeni teknolojik buharlı falan değil.

    Tipik bir Amish mutfağı

    Tipik bir Amish mutfağı: Ütüye dikkat!

    Evden bir görünüş daha…

    Tipik bir Amish evi

    Tipik bir Amish evi

    Amish’lerin devletten aldıkları sağlık hizmeti ya da sosyal güvenlikleri yok. Çok önemli olmadıkça doktora veya hastaneye gitmiyorlar. Eğer ameliyat gibi pahalı bir girişim gerekiyorsa aralarında para topluyorlarmış. Devlete vergi ödüyorlarmış.

    Amish’ler kutlamalara da karşı. Yeniyıl, düğün gibi gelenekleri yok. Evliliklerini evlerinde sade bir törenle gerçekleştiriyorlarmış.

    Bu da çamaşır makinaları. Yıkadıktan sonra asarak kurutuyorlar, kurutma makinası yok. Arkada ise kendilerine özgü bisikletlerini görüyoruz. Çocuklar ve gençler bisiklete biniyorlar ki yerleşim yerlerinin çok dışına çıkamasınlar.

    Tipik bir Amish evi

    Tipik bir Amish evi

    Burası da okulları…

    Tipik bir Amish Okulu

    Tipik bir Amish Okulu

    Öğrenciler birleştirilmiş sınıflarda tek bir öğretmenle eğitim görüyorlar. Amish’ler üç dil birden öğreniyorlar ve konuşuyorlar. Pennsylvania Dutch diye bilinen Almancaya benzeyen bir dil (yazılı değil) bunlardan biri. Almanca’yı kendi aralarında ve evlerinde kullanıyorlar. Amish olmayanlarla ve dışarda iletişim kurmak için de İngilizce öğreniyorlar.

    Okulda İngilizce, Almanca, coğrafya, tarih ve matematik öğreniyorlar. Sadece temel eğitim alıyorlar ve 14 yaşında okuldan ayrılıyorlar. İsteyenler büyük şehirlere gidip lise ve üniversite eğitimi alıyormuş ama oran çok azmış. Fizik, kimya ve biyoloji gibi bilim dersleri yok.

    Tipik bir Amish Okulu

    Tipik bir Amish Okulu

    Aşağıdaki fotoğrafta öğretmen masasını görüyorsunuz. Öğretmenler de yine Amish ve üniversite mezunu değiller. Okuldan sonra kendilerini eğitmiş kadınlar arasından seçiliyormuş. Bu arada sınav da yok. Okullar eğitimin yanı sıra bağlılık, saygı, doğal hayat, arkadaşlık, çalışkanlık ve nezaket değerleri öğreten kurumlarmış.

    Amish Okulunda bir öğretmen masası

    Amish Okulunda bir öğretmen masası

    Erkekler çoğunlukla çiftçilikle geçimlerini sağlıyormuş, yetiştirdikleri ürünleri dışarıya satıyorlarmış. Onun dışında marangozluk, tamircilik ve inşaatçılık gibi el marifetleri gerektiren işlerle de uğraşıyorlarmış.

    Amish çiftlik evinden ve bahçesinden görünüş.

    Amish çiftlik evinden ve bahçesinden bir görünüş

    İlk Amish’ler 18. yüzyılın başında Avrupa’daki dini baskı ve eziyetlerden kaçarak gelmişler. Bu bölgede 1920 yılında 5.000 kişi olan nüfus 1984 yılında 84.00o’e ulaşmış.

    Amish çiftlik evi

    Amish çiftlik evi

    Çiftlikler ve tarlalar aileler tarafından işleniyor. Modern aletler, traktör kullanmıyorlar, atları varmış. At yetiştiriciliği yapan aileler de varmış.Tarlalarını ilaçlamıyorlarmış. Hatta tabutları el yapımıymış ve mezarlarını elle kazıyorlarmış.

    Amish çiftlik evi

    Amish çiftlik evi

    Otobüsten çektiğim bahçesinde çalışan Amishler.

    Otobüsten çektiğim bahçelerinde çalışan Amishler

    Otobüsten çektiğim Amish çiftçi

    Otobüsten çektiğim Amish çiftçi

    Bu da Amish’lerin kendi yaptıkları el ürünlerini sattığı dükkan ama satıcı yok, çünkü üzerlerinde fiyatları varmış, satın alıp parasını bırakıyormuşsunuz. Peki hırsızlık yok mu diye sorarsanız evet arada bir oluyormuş. Amish’ler şikayetçi olmuyorlarmış çünkü onları Tanrı’nın cezalandıracağına inanıyorlarmış.

    Amish el ürünleri dükkanı

    Amish el ürünleri dükkanı

    Burası ise okul binası, yaz tatilinde oldukları için tadilat vardı.

    Amish Okul Binası

    Amish Okul Binası

    Bu da okulun bahçesi. Kendilerine ait olan yerleri gezmenize izin vermiyorlar, mahremiyet çok önemli.

    Amish okulunun bahçesi

    Amish okulunun bahçesi

    Bölgede sadece Amish evleri yok ama rehber aradaki farkı nasıl anlayacağımızı açıkladı. Amish’lere ait olmayan evlerin klima sistemleri, TV antenleri, bahçede asılı çamaşırları  ya da önlerine park etmiş arabaları var.

    Bir çiftlik kompleksi

    Bir çiftlik kompleksi

    Çok güzel görünüyor ancak onlar gibi yaşayabilir miyim, emin değilim…

    Lancaster bölgesinde yaklaşık 4.800 küçük çiftlik varmış.

    Küçük bir çiftlik evi

    Küçük bir çiftlik evi

    Amish kadınlarının yaptığı ve turistlere sattığı birbirinden güzel patchwork ürünler...

    Amish kadınlarının yaptığı ve turistlere sattığı birbirinden güzel patchwork ürünler

    Fotoğraftaki araç Amish Buggy, yani Amish’lerin ulaşım için kullandıkları küçük atlı araba. Saatte ortalama 8 ile 10 km arası bir hızda gidiyorlarmış. Tek at kullanıyorlarmış ve 90 çeşidi varmış. Eğer ben buggy almak istiyorum diyorsanız 2000-5000 dolar arasına bulabilirmişsiniz.

    Amish Buggy

    Amish Buggy

    Bu da bir Greyhound istasyonunda rastladığım tipik bir Amish aile (bu arada fotoğraf gizlice çekildi)…

    Amish’ler son yıllarda daha çok seyahat ediyorlarmış ve favori tatil yerleri ise Niagara Falls ve Washington D.C. imiş. Uçak tercih etmiyorlar yolculuk için, daha çok otobüs ve tren. Tatil dışında ülkenin başka yerlerinde yaşayan Amish akrabalarını da ziyarete gidiyorlarmış.

    image69

    Tipik bir Amish Aile

    Niagara Falls’ta gezerken rastladığım diğer bir Amish aile.

    image70

    Bir Amish aile

    Ve Philadelphia’dan ayrılma vakti geldi…

    image71

    Philadelphia’ya elveda…

    10 dolar Greyhound bileti, 2 saatlik bir yolculuk ile istikamet New York! İlk defa bir yer öncesi fazla heyecanlı ve stresliydim, otelimi nasıl bulacağım, New York dediğin koskoca bir şehir falan gibi endişelerim vardı…

    New York maceramda görüşmek üzere hoşçakalın :)

    Amerika’nın Doğu Yakası’nda yaptığım tatilin planına ve diğer şehirlere ait gezi yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

    Dilek Hamutçu Baykal 

    PHILADELPHIA OTELLERİ

    PHILADELPHIA OTELLERİ

    PHILADELPHIA ŞEHRİNDE NEREDE KALINIR?

    Philadelphia şehrinde konaklamayı düşünecek olursanız, otel seçenekleri için bencetatil.com olarak bizim en çok tercih ettiğimiz online rezervasyon sitesi Booking.com‘u inceleyebilirsiniz…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3

  • Mrs Nancy

    Eger vize yurtdisina seyahat dört yil gerekir mi?
    seyahat etmek, ögrenci vizesi gerekiyor?

    visaagency040@gmail.com vize ile daha fazla devam etmek: Eger vize gerekiyorsa lütfen bu bizim agencemail araciligiyla artik bize geri almak. Eger nazik nazik simdi bizim e-posta ile iletisime deniz üzerinde seyahat etmek vize ariyordum var now.If Bu e-postayi temas deniz üzerinde seyahat etmek vize ariyordum var week.If vize sadece ikisinin bir dönemde çikacak..

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu