"Şimdi değilse, ne zaman?"

Amsterdam… Ah Amsterdam…

    Kanallar şehri Amsterdam…

    Amsterdam deyince herkesin aklına ilk gelen ne yazık ki uyuşturucu ve cinsellik konusundaki serbestlik ve imkanlar oluyor ama Amsterdam sadece bundan ibaret bir şehir değil… Çok ama çok büyüleyici, gerçekten “hayran olunası” güzellikte bir şehir.

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

     Amsterdam - Rokin

    Amsterdam – Rokin

    Amsterdam - Rokin

    Amsterdam – Rokin

    Amsterdam - Waag

    Amsterdam – Waag

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam 1270 yılında, Amstel nehrinin kıyısında, bugün Dam Meydanı olarak bilinen yerin bulunduğu bölgede bir balıkçı kasabası olarak kurulmuş. Amstel nehri üzerine yapılan ilk set yani “Amstel Dam” buradaymış. Şehrin adı Amsterdam da buradan geliyor zaten…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Dam Meydanı şimdi etkinliklerin, kutlamaların merkezi. Koninklijk Kraliyet Sarayı meydana hakim bir şekilde göz alıyor. Madamme Tussaud Müzesi de var burada. Orijinali Londra’da olmasına rağmen burayı da gezmek zevkli. Bu meydan Amsterdam’ın merkez tren istasyonundan çıkıp, Damrak caddesinde 10 dakika kadar aşağıya yürüyünce karşınıza çıkıyor. Gerçi biz sağa sola baka baka, o vitrin senin bu vitrin benim derken 1 saatte indik ama olsun…

    Bu caddeden Dam meydanına doğru aşağıya inerken sol tarafta kanal turları yapan tekneler var, orada da takıldık tabii biraz, fiyat sorduk, resim çektik ve tam Dam Meydanına inerken “Bijenkorf Store” denilen şu ünlü mağazalarını gördük. Orada da biraz gezindikten sonra nihayet Dam Meydanına indik. Aşağıdaki Google Earth görüntüsünden yürüdüğümüz yola bakabilirsiniz.

    Amsterdam Tren Garından Dam Meydanına Google Earth Görüntüsü

    Amsterdam Tren Garından Dam Meydanına Google Earth Görüntüsü

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Amsterdam’da görülecek çok yer, yapılacak çok şey var. Ama en olmazsa olmazları, mutlaka yapılması gerekenler bence şunlar:

    1. Kanal Turu

    Mutlaka bir kanal turu yapıp, o muhteşem manzarayı içinize çekmeniz lazım. Hollanda evleriyle de meşhur biliyorsunuz. O seyretmeye doyulmaz kanal evlerine baka baka, kanalların iki yanında, manzarayı tabloya çeviren ağaçları ve suyun güneşin altında yaptığı pırıltıları seyrede seyrede, şehri suda gezerek keşfetmek lazım…

    Amsterdam kanalları

    Amsterdam kanalları

    Kanalların bazılarında yüzen evler var. Kimi insanlar nehir üzerindeki teknelerinde yaşamayı tercih etmiş ve bu tekneleri ev haline getirmiş, saksı saksı çiçeklerle süslemiş filan. Çok hoş ve değişik geliyor bu yüzen evler insana.

    Amsterdam - Yüzen ev

    Amsterdam – Yüzen ev

    Amsterdam - Yüzen ev

    Amsterdam – Yüzen ev

    Amsterdam - Yüzen ev

    Amsterdam – Yüzen ev

    Amsterdam - Yüzen ev

    Amsterdam – Yüzen ev

    Gezerken seyrettiğiniz kanal evleri 17. yüzyıldaki şaşalı zamanlarda inşa edilmiş. Bu taş cepheli evlerin herbiri genel hatlarıyla birbirine benzese de, detaya indikçe hepsi birbirinden farklı şekilde ve renkte… Binaların o dar cephelerini seyrederken kanal turu boyunca sizi bilgilendiren rehber anlatmaya başlıyor. Bu evlerin tepelerinde taş çıkıntılar ve onlara tutturulmuş çengeller var, biz de ne bu diye merak etmiştik gerçekten de… meğer bu kadar dar evlere merdivenlerden eşya sokmak veya çıkarmak mümkün olmadığı için bu çengelleri makara gibi kullanıp eşya taşıyorlarmış.

    Amsterdam - Evlerdeki Kanca

    Amsterdam – Evlerdeki Kanca

    Setlerle, bentlerle, köprülerle suya hakim olmaya çalışıyorlar ama yine de suyun etkisiyle mi bilmem hafif birbirinden ayrılmış veya eğilmiş evler de gördük.

    Amsterdam evleri

    Amsterdam evleri

    Ama herşeye rağmen güzeldiler, seyretmeye doyamadım bu kanal evlerini…

    Amsterdam - Kanal kenarındaki evler

    Amsterdam – Kanal kenarındaki evler

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    2. Dam Meydanı: Şehrin en merkezi yeri

    Bir başka mutlaka yapın diyeceğim şey ise Dam meydanı’nda oturup gelen geçene bakıp, şehrin ve hayatın akışını seyretmek.

    Amsterdam - Dam Meydanı

    Amsterdam – Dam Meydanı

    Bizim Eminönü ve Beyazıt’da olduğu gibi kuşlara yem atıyorlar burada…

    Amsterdam - Dam Meydanı

    Amsterdam – Dam Meydanı

    Amsterdam - Dam Meydanı

    Amsterdam – Dam Meydanı

    Amsterdam - Dam Meydanı

    Amsterdam – Dam Meydanı

    Londra’da orijinalini gördüyseniz gerek duymayabilirsiniz belki ama burada bir de ünlülerin mumya heykellerini görebileceğiniz Madame Tussaud Müzesi de var.

    Amsterdam - Dam Meydanı

    Amsterdam – Dam Meydanı

    Yine Dam Meydanından girilen diğer tüm sokaklara dalıp çıkıp vitrin dolaşmak, alışveriş de yapmak lazım.  Bu arada biraz İngilizce biliyorsanız insanlarla iletişim kurmak çok kolay çünkü abartısız tezgahtarından garsonuna herkes İngilizce konuşuyor. Hatta ben bir bahçıvana yol sormaya kalkınca eşim yok artık başka birine soralım derken, bahçıvan da şakır şakır İngilizce cevap verince adeta dumur olmuştuk.

    Amsterdam ara sokaklar

    Amsterdam ara sokaklar

    Amsterdam ara sokaklar

    Amsterdam ara sokaklar

    Magna Plaza diye çok büyük bir alışveriş merkezi de var Dam Meydanından çıkınca az ileride. Ona da bir uğramalı…

    Amsterdam  - Magna Plaza

    Amsterdam – Magna Plaza

    Amsterdam - Magna Plaza

    Amsterdam – Magna Plaza

    Dam Meydanında size şehir turu yaptıran faytonlar da var. 20 dakikadan 1 saate kadar turları vardı. Ücretleri 35 ile 85 Euro arası değişiyordu. Aman boşver, biz yürürüz dedik, yapmadık ama aklım da kalmadı değil hani… O yüzden kısa bir tur yapmakta fayda var…

    Amsterdam - Dam Meydanı

    Amsterdam – Dam Meydanı

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    3. Holland Kaas

    Mutlaka ve mutlaka Hollanda peynirlerini tatmak ve eve epeyce bir miktarda alıp getirmek lazım. Bizim favorimiz Henri Willig peynirleri oldu. Adamlar bir mağaza açmışlar inanamadım. Peynir çeşitlerinden, peynir keseceğine veya peynir tahtasına kadar bir dolu şey var. Ama en ilginç tarafı Hollanda peynirlerine diğer dükkanlarda bakıp bakıp bir türlü hangisini alacağıma karar verememiştim. Oysa burada her çeşit  peynir paketinin yanında bir de tabak var. O peynirlerden bir paket açıp kesip koyuyorlar tabağa. Tadıp tadıp, hangisini beğenirseniz onu alıyorsunuz. Bittikçe yeni paket açıp yine kesiyorlar. Müthiş bir yer. Bizim favorimiz “Keçi Peyniri” oldu. Hala Amsterdam’dan eve sipariş veriyoruz, 15-20 günde geliyor. (http://www.henriwillig.com/)

    Hollanda keçi peyniri - Henri Willig

    Hollanda keçi peyniri – Henri Willig

    Bu da peynirlerin sevimli torbası 🙂

    Henri Willig Peynirleri

    Henri Willig Peynirleri

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    4. Red Light District

    Mutlaka yapılması gerekenler listemize dönecek olursak, kesinlikle “Red Light District” yani “Kırmızı Işık Bölgesi” denilen yeri görmek lazım. Beğenin, beğenmeyin, onaylayın, onaylamayın, ama görmek lazım. Çok ama çok enteresan bir yer. “Fuhuş”un bu kadar şık, bu kadar göz alıcı güzellikte bir ortamda sunulduğunu başka hiçbir yerde göremezsiniz. Kendinizi Karaköy Yüksekkaldırım’daki malum yere atıp, şöyle bir etrafı seyredip, “Aah ah, ışıklar ve manzara ne güzel” dediğiniz oldu mu hiç? Ama burada öyle oluyor. Kanalların ışıkları ve üzerinde gezen kuğular, sağda solda kırmızı ışıklı gözünüzü alan evler ve çeşit çeşit show kulüpleri.

    Seyrederken çok ama çok romantik görünen bu kırmızı ortam yaklaşınca maalesef şöyle… Gözünüzde alışveriş yaparken seyrettiğiniz vitrinleri canlandırın. Ayakkabı, giysi filan baktığınız vitrinleri. Sonra o vitrine bir yatak, bir lavabo koyun. Kırmızı ışıkla seksi bir hava verin ortama. İçine de sadece iç çamaşırları giymiş size “Gel gel” yapan davetkar bakışlı bir kadın koyun. Çoğu çok güzel ve genç bu kadınların. Bazı evlerde iki ya da üç kat aynı manzara, bazen de sadece zemin katta yürürken direkt karşınıza çıkıyor bu odalar. Duvarlarda sürekli “Fotoğraf çekmek yasaktır” yazılarına rastlıyorsunuz, o yüzden ancak bu kadar çekebildim…

    Amsterdam - Red Light District

    Amsterdam – Red Light District

    Amsterdam - Red Light District

    Amsterdam – Red Light District

    Amsterdam - Red Light District

    Amsterdam – Red Light District

    Amsterdam - Red Light District

    Amsterdam – Red Light District

    Amsterdam - Red Light District

    Amsterdam – Red Light District

    Bu kırmızı odalardan birinin kapısını çalan  iki adam ile içerideki kadın konuşurken bir ara kulak misafiri oldum – eşim çekiştirip duruyor, ben hayır kaç paraymış çok merak ettim, dinleyeceğim diye debeleniyorum – neyse öğrendim de rahatladım… 50 euro dedi kadın. Soranlar anladığım kadarıyla İngiliz’di. Adamlardan biri OK dedi, girdi içeri. Tam de seyrine doyulmaz bir kanalın kenarında bir ev. Biz de etrafa bakıyoruz tabii. Bu arada adam girince kırmızı perdeler kapandı hemen. Neyse biz manzarayı 10 dakika kadar seyretmiştik ki adam çıktı içeriden, kadın hemen ötekine de “Gel gel” yaptı ama ilk giren ‘Not worth it” yani “Değmez” deyince ikisi de yürüdü gittiler.

    Ya işte böyle…  Önce de dediğim gibi etrafta bir dolu show club var. Striptizden, kucak dansı yapılan yerlere ve hatta “live sex show” yani porno film sahnelerinden bir demet görmek isterseniz bunu canlı canlı seyredebileceğiniz yerlere kadar her türlü imkan var. En ünlüsü ve turistler için en uygun olanı “Theatre Casa Rosso” diye öğrenmiştik internetten, bir baktık hakikaten turist kaynıyor. Gece saat 11 de kapısında çeşit çeşit milliyetten en az 40-50 kişilik kuyruk vardı. Bilet fiyatlarına içeride içeceğiniz 4 içkiyi de dahil etmişler. 45 Euro verip hem tiyatro salonu gibi bir yerde koltuklarınızda oturuyor şovları seyrediyorsunuz, hem de içkinizi yudumluyorsunuz. Kapıda veya içeride fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Kocaman bir adam gelip, sizi çektiğinize çekeceğinize fena halde pişman ediyor. Yani diyorlar ki, alın içkinizi, uslu uslu oturup 1 saat süren ve 1 saat sonra aynıları tekrardan sil baştan başlayan şovları seyredin çıkın, o kadar. İlgilenenler için: www.casarosso.nl

    Casa Rosso ve önündeki uzun kuyruk…

    Amsterdam - Red Light District - Casa Rosso

    Amsterdam – Red Light District – Casa Rosso

    Bir de aynı sokakta benzer şovları izleyebileceğiniz bir başka mekan daha var: Moulin Rouge. Burasının giriş ücreti diğerine nazaran daha uygun ama şovlar diğerindeki kadar profesyonel değil, ortam da izleme açısından düşünülünce ötekindeki kadar rahat değil.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    5. Kafa yapan kafeler 🙂

    Amsterdam’ı özgürlüklerin şehri olarak tanımlarlar – gerçekten de öyle. Bir de marijuana ve çeşit çeşit ot içilebilen coffee shoplar var meraklısı için. Meraklısıysanız girip denemek lazım. Deneyen arkadaşlarımız pek sevdiler, fena çarpıyormuş. Sihirli mantar ve keklerden de varmış. Ama bu kafeler daha önünden geçerken bile leş gibi kokuyorlar. Sigara bile içmeyen bir çift olarak biz bu coffee shopları es geçtik…

    The Bull Dog - Amsterdam

    The Bull Dog – Amsterdam

    6. Hollanda biraları bir başka…

    Kanal kenarlarında süper tatlı kafe ve restoranlar var, kanalları seyrede seyrede biranızı yudumlamanın keyfi bir başka oluyor. Mutlaka yapmak lazım. Hollanda biraları da şahane. Amstel ve Heineken favorim.

    Amstel

    Amstel

    Amsterdam - Amstel Meydanı

    Amsterdam – Amstel Meydanı

    Amsterdam kafe-bar

    Amsterdam kafe-bar

    Amsterdam restoran-bar

    Amsterdam restoran-bar

    Bu arada gözümüze ara ara çok acayip birşey çarptı. Çok içip içip sonra kanalları kirletmesinler diye mi bilmem kanal kenarlarında her tarafı açık pisuvarlar vardı… Hem açık olması garibime gitti, hem de biraz kokuyordu. Fotoğraftaki kız bile burnunu tutmuş  galiba 🙂

    Amsterdam - Tren Garı Önü Açık WC

    Amsterdam – Tren Garı Önü Açık WC

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    7. Müzeler

    Müze gezmeyi seviyorsanız doğru yerdesiniz. “I amsterdam”  yazan meydanda bir dolu müze var. Museumplein denilen bu bölgede pek çok ünlü Van Gogh eserini görebileceğiniz Van Gogh Müzesi, Amsterdam’ın ulusal müzesi Rijksmuseum ve çağdaş sanat eserlerini görebileceğiniz Stedelijkmuseum gibi dünyaca ünlü müzeler var.

    Amsterdam ayrıca pırlantasıyla meşhur. Pırlantanın tarihi, işleniş aşamaları filan ilginizi çekerse bir de  Coster Diamond isimli bir pırlanta müzesi var. Vondelpark ise sadece yeşilliğiyle manzarasıyla değil içindeki Film Müzesi ile de görülmesi gereken bir yer.

    Bir de kanal turu sırasında gözünüze çarpacak olan koskoca bir gemi var – yanında da bir korsan gemisi çarpacaktır gözünüze. İşte o kocaman gemi şekilli bina NEMO, yani Bilim Müzesi. Meraklısı için güzel bir müze.

    Amsterdam - NEMO

    Amsterdam – NEMO

    Amsterdam - Korsan Gemisi

    Amsterdam – Korsan Gemisi

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    8. Çiçek Pazarı ve Bit Pazarı

    “Bloomenmarket” yani “Çiçek Pazarı” da gezilebilecek yerler arasında. hem Mazhar Alanson’u anar, “sana sarı laleler aldım çiçek pazarından” şarkısına ilham veren yeri görmüş olursunuz. Belki siz de lale soğanları alır gelir, balkonunuzda yetiştirirsiniz, kimbilir…

    Bir de Flea market yani “Bit Pazarı” var – burada bir dolu ikinci el eşya, kitap vs bulabilirsiniz. Rembrandt House Museum de buraya yakın eğer ilginizi çekerse…

    Amsterdam - Bit Pazarı

    Amsterdam – Bit Pazarı

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    
Toplam 13 sayfa, 9. sayfa gösteriliyor.« İlk...7891011...Son »

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu