"Şimdi değilse, ne zaman?"

Arabayla İpsala’dan Selanik’e…

    Arabayla yurtdışı keyfi…

    Epeydir aklımızda olan ama türlü sebeplerden ertelediğimiz “arabayla yurtdışı” seyahatini nihayet yaptık. Öyle fazla açılmadık, bu seferlik sadece Yunanistan ile yetindik, ama doğrusu güzelmiş evden arabayla çıkmak, istediğin yerde durmak, kafana göre takılmak, gerekirse dönüş gününü değiştirmek… Uçak yolculuğunda olmayan bir esneklik tanıyor araba yolculuğu size. Bu ilk tecrübemizden sonra arabayla daha uzun bir Avrupa turu da mutlaka yapmalıyız diye karar verdik, ama bakalım ne zaman. Ben şimdilik size İpsala’dan Selanik’e olan yolculuğumuzu anlatayım. Eğer siz de bir haftalık böyle bir tatil yapmak isterseniz belki yaşadıklarımızın size bir faydası olur.

    Önce yol güzergahımıza maps.google.com dan aldığımız haritadan bir bakalım…

    Yunanistan, Thassos Adası ve Halkidiki Yarımadası © Googlemaps

    Yunanistan, Thassos Adası ve Halkidiki Yarımadası © Googlemaps

    Gördüğünüz gibi İstanbul’dan Tekirdağ, Malkara, Keşan ve İpsala güzergahını takip ederek sınır kapısına gelip, sınırı geçtikten sonra ise Alexandroupoli (Dedeağaç) ve Xanthi (İskeçe) üzerinden ilerleyerek, Kavala şehrini de geçtikten sonra Selanik’e varılabilir.

    Bu şekilde direkt Selanik’e gitmek yerine, biz şöyle bir plan yaptık. Yazın gittiğimiz her yurtdışı tatilinde olduğu gibi bunda da araya deniz keyfi koyalım dedik. İlk önce sabah Alexandroupoli‘de bir kahvaltı edip, oradan Thassos adasına geçip, önce bir deniz tatili yapalım, şöyle bir yorgunluk atalım diye düşündük. Ada sonrasında ise Kavala‘ya ve Selanik‘e giderek şehir gezimizi yapar, dönerken ise son bir deniz keyfi için, şu hep methini duyduğumuz Halkidiki yarımadasına bakarız dedik. Halkidiki haritada da göreceğiniz üzere 3 tane parmak şeklinde Selanik’den aşağıya  doğru uzanan yarımadalara verilen isim.

    İşte planımız buydu ve biz gittiğimiz hiçbir yerden pişman olmadık, hatta Thassos ile Halkidiki’ye daha defalarca gidebilirim, o kadar güzeller ki.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Bu arada özel aracınızla Yunanistan’a gitmek için yapılması gerekenlerden bahsedelim…

    * Biz Yunanistan’a ilk gittiğimiz yıllarda uluslararası ehliyet alma zorunluluğu vardı ama artık 2016 itibariyle bu kural kalktı, yenilenen AB normlarındaki ehliyetler ile giriş yapılabiliyor.

    * Araba yolculuğunuz öncesinde sigortacınızdan veya TURİNG’den ülkemizdeki zorunlu trafik sigortasının uluslararası geçerliliği olan versiyonu diyebileceğimiz yeşil sigortanın yaptırılması gerekiyor. Bir hafta için yaklaşık 60 Euro tutuyor.

    * Yine sigortacınızdan kaskonuzun yurtdışında geçmesi için bir zeyil yaptırabilirsiniz. Bu da bir hafta için 100 TL ye yakın bir ücret tutuyor. (Bu tabii ki zorunlu değil ve ödenen ücret araca göre değişecektir)

    Yolculuktan kısa kısa notlar

    * İstanbul Avrupa yakasından çıktıktan 3 saat 45 dakika sonra İpsala hudut kapısına vardık.

    * İstanbul’dan Keramoti’ye vardığımızda 437 km yapmıştık. Sonrası zaten feribot – yani kilometre yapmıyorsunuz.

    * Toplamda İstanbul’dan yola çıktıktan 6 saat sonra Thassos’daydık.

    * 4 günde adayı koy koy dolaştık ve galiba bir yukarı bir aşağı, bir sağa bir sola derken işi biraz abarttık, 185 km yapmışız orada. Aslında ada çok büyük değil, çevresi 90 km civarında ama  bizim gibi yerinde duramayanlar adayı keşfe çıkınca bu kadar kilometre yapıyor işte 🙂

    * Yunanistan’a girdikten sonra tabelalar önce Yunan alfabesi ile yazılmış olarak çıkıyor karşınıza, hemen sonrasında İngilizce olarak bir tabela daha koymuşlar, o yüzden rahatça buluyorsunuz gideceğiniz yeri.

    * Thassos dönüşü Keramoti’den Kavala 40 kilometrelik bir yol, yani 20 – 25 dakikada varıyorsunuz. Kavala’da arabayı koyacak yer bulmak biraz zor, biz epey bir yer aradıktan sonra biraz yukarıda bir halk pazarı var, onun otoparkına koyduk arabayı.

    * Kavala ile Selanik arası ise 160 km. Yani birbuçuk – iki saat kadar bir yolculuk yapıyorsunuz. Selanik’te de park sorunu var, bir saate yakın dön dolan yaptıktan sonra sahile yakın ve 24 saat açık bir otoparkta yer bulduk sonunda. Genellikle 23:00 veya 24:00 e kadar açık oldukları için bunu bulunca epey sevindik. (Tsimiski Park – arabaların  otomatik park edilebildiği çok modern bir otopark)

    *Selanik’ten Halkidiki’ye gitmek ise birinci yarımadayı yani Kassandra’yı  tercih ederseniz 80 km civarı, ikinci yarımada olan Sithonia’yı tercih ederseniz 100 km civarı bir yol yapmanızı gerektiriyor. Değişik koylara bakalım derseniz 10-20 km aralıklarla birkaç koy dolaşabilirsiniz. Üçüncü yarımada olan  Athos yüzyıllardır dini ve ruhani bir bölge ve zaten sadece erkekler özel izin ile girebiliyor o bölgeye.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Sınırdan geçme heyecanı

    Sınıra yaklaşırken bir garip telaş ve heyecan sarıyor insanı, acaba nasıl olacak diye… Tekirdağ, Keşan, Malkara derken gitgide yaklaşıyoruz ve artık tabelalarda Yunanistan yazmaya başlıyor.

    Sınıra doğru

    Sınıra doğru

    Artık gelmek üzereyiz sınıra…

    Sınıra doğru

    Sınıra doğru

    Türkiye sınırını geçene kadar 4 kontrol noktası var. İlki gümrük kapısı… Burada memur arabanızın kaydı olup olmadığına bakıyor, kaydını bulamıyorlarsa bize olduğu gibi ilk kez mi yurtdışına çıkıyor bu araba  diye soruyorlar. Sanırım artık arabamızın kaydı var 🙂

    İpsala Gümrük Kapısı

    İpsala Gümrük Kapısı

    İkinci durak pasaport kontrol… Buraya gelmeden önce soldaki binanın arkasından yurtdışı çıkış harç pulunuzu alıyorsunuz. Burada memur pasaportlara bakıyor ve damga basıyor.

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Pasaport kontrolden sonra üçüncü kez durduğunuz yerde ise gümrük çıkış  işlemleri yazıyor. Burada memur ruhsat sahibinin pasaportunu istiyor. Onun da arabada olması lazım.

    Karşı tarafa geçmeden önce alışveriş yapmak isterseniz burada Dutyfree de var. Dutyfree den sonra son bir aşama var. Dördüncü kez durduğunuz yerde pasaportlara bakıyorlar tekrar.

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Bu dört aşamayı geçtikten sonra Türkiye size goodbye diyor 🙁

    Sınır kapılarından sonra Meriç Nehrine doğru...

    Sınır kapılarından sonra Meriç Nehrine doğru…

    Meriç nehri ve Meriç köprüsü iki ülkeyi ayıran sınır. Köprüyü geçince Yunanistan…

    Sınır kapılarından sonra - Meriç Köprüsü

    Sınır kapılarından sonra – Meriç Köprüsü

    İlgimizi çeken birşey oldu burada, belki küçük bir ayrıntı ama Meriç köprüsünün demirleri bizim tarafta kırmızı beyazken, diğer tarafta Yunan bayrağının renkleri olan mavi beyaza boyanmıştı.

    Türkiye - Yunanistan sınırı - Meric Köprüsü

    Türkiye – Yunanistan sınırı – Meriç Köprüsü

    Sınırdan geçerken sağda bekleyen tırların arkasına girmeyin sakın, hem Türkiye’den çıkarken, hem de Yunanistan’a girerken arabalar için soldan giriş mümkün, sağdaki tır sırasını beklemeniz gerekmiyor.

    Yunanistan sınırında tek bir yerde duruyorsunuz ve kontrol sırasında pasaport, uluslararası ehliyet ve yeşil sigortanızı gösteriyorsunuz. Buradaki memurlar hafif kırık bir Türkçe konuşuyorlar. Nereye gittiğinizi, turistik mi, iş için mi gittiğinizi filan soruyorlar. Pasaport kontrolünden hemen sonra bir kulube daha var, bazı arabalara yanlarında sigara alkol vs olup olmadığını soruyorlarmış ama bizi durdurmadılar bile orada, hemen geçtik 🙂

    Yunanistan Sınır Kapısı

    Yunanistan Sınır Kapısı

    Sınırı geçer geçmez otobana giriyorsunuz, yollar çok düzgün ve  Yunan alfabesi ile yazılmış tabelaları takiben hemen İngilizce olarak konmuş tabelalar seyahatinizi kolaylaştırıyor.

    İşte hızlı çekim geçişimiz 🙂

    Youtube’dan erişilemediği durumlar için bir de Vimeo üzerinden seyredebilirsiniz…

    Türkiye-Yunanistan İpsala Sınır Geçişi… from htavasoglu on Vimeo.

     

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Yol kenarındaki küçük kiliseler

    Yunanistan’da arabayla seyahat ederseniz mutlaka dikkatinizi çekecek “küçük kilisecikler” göreceksiniz yollarda. Küçük dediysem basbayağı küçük, yani kimisi bir adam boyu kadar bile yok. İçlerinde yanan bir mum ve bazen de fotoğraflar var. Bizim çok ilgimizi çekti. Durup durup fotoğraflarını çektik. Sonra insanlara bunların hikayesini sorduk ve içimiz bir fena oldu öğrenince. Bu küçük kiliseler yolda tam da bu noktada gerçekleşen bir trafik kazasında hayatını kaybedenlerin anısına konuyormuş. Aileleri düzenli olarak gelip bakımlarını yapıyorlarmış. Bir tür o kişileri anma, ruhlarına dua okuma vesilesi yani. Hatta bazen insanlar evlerinin bahçelerine de ölen yakınları için koyarlarmış bu kiliselerden. Ayrıca bir de önemli bir trafik kazasından kurtulanlar bazen Tanrıya şükranlarını sunmak için bu tür küçük kiliseler koyuyorlarmış kazanın olduğu yere. Bize çok anlamlı ve güzel geldi bu.

    İşte o küçük kiliselerden birkaçı…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden… 

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Bu kiliselerin hikayelerini öğrendikten sonra onları her gördüğümüzde “bak burada kaza olmuş, dur yavaşlayalım, aman dikkat edelim” dedik. Trafik kazalarını önlemede de yararı olduğunu farkedince iyice güzel geldi bu olay… Enteresan, değil mi?

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Eveeet, tatil hikayemize başlamadan önce biraz da Yunanlılardan ve Yunan mutfağından bahsedelim.

    Yunanlılar ve Yunan mutfağı

    İşin açıkçası bu tatile çıkmadan önce en merak ettiğim konulardan biri Yunanlıların bize nasıl davranacağı idi. Beklentimin çok üzerinde sıcakkanlı davranmaları beni oldukça şaşırttı, demek ki hafif tedirginmişim malum tarihimizin etkisinde kalarak… Elbette her çeşit düşüncede insan vardır yine de, ama en azından otelde, restoranlarda, kafelerde, dükkanlarda gayet hoş karşılandık. Turist olduğunuzu anlar anlamaz, “Nerelisiniz” diyorlar İngilizce. “İstanbul’dan geldik” der demez Türkçe’ye dönüp, güleryüzle “Hoşgeldiniz, buyrun…” diye başlıyorlar. Restorana oturuyorsunuz garsonlar geliyor, masaya birşey koyuyor, sonra yine Türkçe “Afiyet olsun” diyorlar. Sohbet etmek için fırsat yaratıyorlar, konuşkanlar. Kiminin arkadaşı, tanıdığı var İstanbul’da, kiminin annesi veya babası İstanbul’da doğmuş. Başlıyorlar tanıdıkları Türkleri anlatmaya. Gerçi üzgün ve kırgın olanlar da var – hani şu mübadele zamanının yaşattığı hüznü unutamamış olanlar veya o zamanları büyüklerinden dinlemiş olanlar. Biliyorsunuz 1924 Mübadelesi sonunda Yunan topraklarındaki Türkler buradan göç etmek zorunda kalmıştı, aynen Anadolu’daki Rumlar gibi.  Yine de çoğunlukla Türkiye denilince gülümseyen yüzlerle karşılaştık.

    Bazı restoranların önündeki tabelalarda Türkçe yazılmış yazılar görünce şaşırmayın, bazı kelimeleri yanlış yazıyorlar ama olsun, jestleri yeter 🙂

    Restoranların önündeki tabelalardan biri...

    Restoranların önündeki tabelalardan biri…

    Bir de Yunanlılar ile Türklerin  ortak yanları oldukça fazla. Yani inanılmaz benziyoruz birbirimize. Şehirlerdeki ve kasabalardaki, hatta tatil beldelerindeki mimari ve genel görünüm benziyor. İnsanlarının sıcakkanlılığı benziyor. Kamyonette karpuz satan karpuzcusu da var, eskicisi de.

    Selanik'deki karpuzcu

    Selanik’deki karpuzcu

    Arabamızın camını silmek isteyen gençlerden tutun da masamızın başında “Please, please” diyerek ille elindeki gülü satmaya çalışan çocuklar da ülkemizi anımsattı bize. Dokunarak ve hatta bazen sarılarak konuşmayı seviyorlar. Akdeniz ve Ege insanı genelde sıcakkanlı olur ya, işte Yunanlılar da öyle. Hele yolda birine bir yer sorun, bir yardım isteyin, canla başla uğraşıyorlar yardım etmek için. Yılların ortak geçmişi ve yaşanmışlığı, ortak coğrafya ve iklim, benzer bir kültür oluşturmuş sanırım, sık sık bize benzettim onları.

    Yunan yemekleri de bizim yemeklere oldukça benziyor. Ben en çok köftelerine bayıldım. Sade ızgara köfte de var, altında pidesi, üzerinde domates sosu ve yoğurtlu olanı da. Porsiyonlar genellikle oldukça büyük.

    İkinci en bayıldığım yemekleri musakka oldu. Bir sıra patates dizmişler tepsiye sonra salçalı kavrulmuş kıyma sonra bir sıra patlıcan ve yine kıyma, en üstte de beşamel sos ve kaşar. Fırına veriyorlar, börek gibi dilim şeklinde kesip getiriyorlar. Enfesti.

    Mezelerden patlıcan salataları güzel, çoğu yerde yaprak sarma da oldukça lezzetliydi.  Kırmızı biberin içine beyaz peynir doldurmuşlar, o da çok güzeldi. Tzatziki dedikleri meze bizim cacığın süzme yoğurtla yapılmış olanı, bizim hoşumuza gitti, güzel olmuş. Greek salad diye bir salataları var, her yerde bulabilirsiniz. Bizim çoban salatasını yaparken benim gibi üşenip kocaman kocaman doğramışlar malzemeyi, sonra da üzerine beyaz peynir, zeytinyağı ve nane eklemişler. İşte öyle birşey.

    Etli dolmaları da güzeldi, yoğurt istedim, onu da getirdiler, tam evdeki gibi oldu, tek farkı yanında patates ile servis ediyorlar. Mücver nefisti ama kocamandı porsiyon… Beyaz peyniri susama bulayıp kızartıp, sonra da üzerine hafif bal döktükleri bu meze hem tatlı hem tuzluydu, biz sevdik. Menüde “Fried Feta cheese with sesame” diyordu. Yanındaki limona pek anlam veremediğimiz için kullanmadık ama kahverengi sos lezzet kattı. Bu  arada Feta cheese dedikleri bildiğimiz beyaz peynir. Biraz sert ve az yağlı olanından.

    Kalamarlar çok yumuşak, hafif ve lezzetliydi ama limonla servis ediliyor, bizim alıştığımız tarator sosu olmayınca tadını alamadım, çok yavan geldi. Gerçi eşim çok beğendi, böyle de iyi dedi.   Bir de benim, masada görmeye zor tahammül ettiğim ama eşimin yemekte ısrar ettiği deniz ürünleri var. Lezzetlerini ona sordum, ben dediğim gibi, tatmak şöyle dursun zor bakıyorum. İçi peynir ve domates karışımı ile doldurulmuş kalamarlardan tutun da, ahtapot bacağına, soslu veya sossuz karideslere kadar birçok seçenek vardı ve bizimki hepsine bayıldı.

    İçkilere gelince, şu meşhur Ouzo dedikleri bildiğiniz rakı… Çoook hafif bir tat farkı hissedilse de basbayağı rakı işte. Bir dolu da çeşidi var. İçimi hoş ve hafifti denediklerimizin. Ama iki akşam ouzo bana yetti ve aslıma döndüm, yani şarap ve birasever halime… Yunan biralarından Mythos ve Fix en güzelleriydi. Yunan şarapları içinde ise ben en çok Calliga’yı sevdim… Bu arada bizim Türk Kahvesinin adı orada Yunan Kahvesi, yani Greek coffee. Tereddütle ısmarladım önce ama aynen bizim kahvenin tadındaydı, nerede istesem güzel yaptılar. Soğuk kahveleri var bir de – frappe. Bana acı geldi ama eşim sevdi.

    İşte böyle bildiğiniz tanıdığınız lezzetlerin çok benzeri veya az biraz değişiği Yunan mutfağını oluşturuyor. Pilavları ve makarnaları, ve hatta tortellinileri de güzeldi, hamur işi krizine girdiğimde hepsini denedim ve çok beğendim.

    Yunan yemekleri

    Yunan yemekleri

    Fiyatlar aşağı yukarı aynı gibiydi sanki tüm restoranlarda…İki kişi yemeğe oturup, masaya patlıcan salatası, kalamar, sarma veya kızarmış peynir gibi birkaç çeşit meze istediğinizde, bir de ana yemek olarak et, balık veya pizza, tortellini türü birşey aldığınızda ve de yanında şarap, bira veya ouzo içtiğinizde hesap genellikle 30 ile 40 Euro arasında geliyordu.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Haydi artık gezimizi anlatmaya başlayayım…

    Sınır sonrası ilk durak

    Burası Alexandroupoli, yani Dedeağaç.

    İşte bu sahildeki meşhur deniz feneri…

    SAM_0724

    Dedeağaç deniz feneri

    Ufak bir yer burası. Küçük bir sahil kasabası gibi adeta. Plajı da var…

    Alexandroupoli (Dedeağaç) sahili

    Alexandroupoli (Dedeağaç) sahili

    Aslında bu şehirde kalmayı düşünecek olursanız ve arabanız varsa merkeze yakın güzel bir 5 yıldızlı otel var, Astir Egnatia Alexandroupolis, hem denize girmek, hem de şehri gezmek açısından güzel bir tercih olabilir… Bir de 3 yıldızlı Bell Air Otelini tavsiye ederim, hem hizmet iyi, hem de plaja yürüme mesafesinde ama merkeze biraz uzak… Merkezi konumda tek yıldızlı bütçe dostu bir otel için ise Mitropolis Hotel tercih edilebilir…

    Şehirdeki 2-3 km lik sahil boyunca restoran ve kafeler var. Yine bu caddeye paralel ara sokaklarda da sevimli restoran ve kafelerde lezzetli yemekler yemek mümkün.  Nisiotiko isimli balık restoranını özellikle tavsiye ederim…

    restoran

    Nisiotiko

    Biz bu şehirde bir kahvaltı yapıp, şöyle biraz etrafa bakınıp, yolumuza devam ettik. Ama bu rotayı bir sonraki sene tekrar yaptığımızda gördük ki bu şehir geceleri canlanıyormuş… Herkes sokaklarda, etraf cıvıl cıvıl.

    O yüzden bizim ilk sefer yaptığımız gibi o kadar da erken kaçmayın bu şehirden derim ben…

    20140717_213859

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_214721

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_214725

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_215031

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_220120

    Alexandroupoli geceleri

     

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Keramoti’den feribotla Thassos Adası’na

    Bu rotaya ilk seyahatimizde en merak ettiğimiz yer Thassos yani Taşöz Adasıydı. Dedeağaç’tan ayrıldıktan sonra eramoti’ye gidip oradan 45 dakikada feribot ile adaya geçtik. Thassos Adası anlatmakla bitmez güzelliklerle dolu. Yemyeşil doğası, güzelim koyları ve şirin mi şirin beldeleriyle tam bir tatil cenneti.

    İşte adamızdan birkaç kare…

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Aliki Koyu

    Aliki Koyu

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Potos

    Thassos Potos

    Thassos Adası’nı burada kısaca bahsedip geçmeye gönlüm razı olmadığı için uzuuuuun uzun yazdım. Bir dolu bilgi ve fotoğraf da ekledim. Thassos Adası tatili yazımıza bakmak için, buraya tık 🙂 

    Biz şimdi yazımıza Kavala ve Selanik şehirleri ile devam edelim…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    
Toplam 18 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.« İlk...56789...Son »

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu