"Şimdi değilse, ne zaman?"

İskandinavya’nın Küçük İncileri: İsveç Kentleri

    Arabayla İsveç Turu…

    Sevgili Füsun Erdoğanlar Bengisu bencetatil.com’u ne kadar sevip benimsediyse, biz de bencetatil.com olarak onu o kadar sevdik. Artık onun gezi hikayelerini ve maceralarını dört gözle bekler olduk.

    Mavi-yeşil Stockholm yazısından sonra, şimdi de kuzey’in güzeli İsveç’in diğer kentlerini onun gözünden görüp, tanıyacağız. Haydi o zaman, İskandinavya’nın mutlu ve huzurlu ülkesi İsveç’e gidiyoruz…

    İskandinavya’nın Küçük İncileri: İsveç Kentleri  –  Füsun Erdoğanlar Bengisu yazdı…

    İsveç maceramıza kaldığımız yerden devam ediyorum. Artık dil bir karış dışarıda su toplayan parmaklarla dolaşma devri bitti. An itibariyle arabamız geliyor. Öyle mutluyum ki anlatamam. Eşim Murat arabayı almaya gitti. Ben de onu beklerken size biraz İsveç ile ilgili genel gözlemlerimden bahsedeyim:

    • Kadınlar yaşamın her alanında varlar. Gezi boyunca yol tamiratında, bahçıvanlık işinde ya da polis olarak çalışan manken gibi kızlar gördük.
    • Kızlardan bahsetmişken sarışın mavi gözlü, uzun boylu ve çok gösterişliler.
    Örebro- İsveç…

    Örebro- İsveç…

    • Zengin bir ülke. Gezi boyunca bir tane bile dilenci görmedik.
    • Trafikte çok saygılılar ve kurallara uyuyorlar. Çift şeritten aniden tek şeride geçen yolda sollama yaparken birden afalladım çünkü yol bir anda tek şeride düşmüştü ve ben hazırlıklı değildim. Yan şeritteki araç yavaşlayarak benim araya girmemi sağladı sağolsun.
    • Yollar sürüş tekniği açısından çok rahattı. Yaklaşık 300 kilometre araç kullanmış olabilirim.
    • Yol kenarlarında hayvanların yola geçişini engelleyen çitler vardı. Ona rağmen 1-2 kurban gördük.
    • Kayaların olduğu yolda tehlike yaratmayı engellemek için file ile kaplanmış yüzeyler gördük. Burada her şey insan rahatı ve güvenliği için.
    • İnsanlar saygılı ve yardımsever. Restoran sorduğumuz bir genç o restoranın adının değiştiğini söylemek için arkamızdan nefes nefese koştu. Şaşırdım kaldım. Hizmet sektörü çalışanları istediklerimizi gerçekleştirmek için çırpındı. Oteller en güzel odalarını bize verdiler. Ben evlilik yıldönümümüz diye yazmıştım da :)
    Örebro Svartån Nehri'nin Hjälmaren Gölü'ne döküldüğü yerde kurulmuş bir kent…

    Örebro Svartån Nehri’nin Hjälmaren Gölü’ne döküldüğü yerde kurulmuş bir kent…

    • Umumi tuvaletler para ile çalışıyordu ama çoğu açıktı. İsveçli biri bize tuvaleti açmamız için 5 SEK verdi. Geri de almadı. Son derece temiz olan tuvaletlerin birinde Murat enjektör atma bölümü gördü. Uyuşturucu yaygınmış. Hastalık olmaması için devlet bedava enjektör dağıtıp, belli miktarda maddi yardım yapıyormuş. Öte yandan tuvaletteki ışıklar damarı rahat bulamasınlar diye mor renkli imiş. İlginç bir tezat.
    • Tuvalet ile ilgili bir başka anım da biraz tırsıtıcı. Murat’ı beklerken İsveçli bir adam yanıma gelip, benimle konuşmaya çalıştı. Eşimi beklediğimi söyledim. Diğer tuvaletin yanına götürdü beni ve evsiz olduğunu kapıyı açık bırakmamı, bunları kullanması gerektiğini söyledi. Böyle yapın kapatmayın diyerek gösterdi. Doğrusu çok tırstım başıma bir şey gelecek diye. Tamam deyip yolladım adamı. Çok düzgün giyimliydi. Evsiz olacağı hiç aklıma gelmedi açıkçası.
    • İsveç çok çevreci bir ülke. Tuvalet kağıtları geri dönüşümlü olduğu için zımpara kağıdı gibi. Galiba çok fazla tuvalet muhabbeti yaptım ama gezilerdeki önemli bir konu bu ne yapayım :)
    • Patates yemeği çok yaygın ve lezzetli idi. Pancake şeklindeki ince dümdüz patatese bayıldım.
    • Çocukların fotoğraflarını çekmemiz çoğu kere tepki ile karşılandı. İzin verilmedi zaman zaman. Ancak çocuklar çok sempatikti. Bana göz kırpan miniklere bayıldım.
    • Mevsim yaz ama kıyafetler sonbahar kıyafeti. Biz İzmirlilere sonbahar kıyafeti tam geliyor. Çok ince kıyafetler almamanızı tavsiye ederim. Hatta yağmur bile yağıyor. Biz şanslıydık. Çok fazla yağmura tutulmadık.
    • Ülkeye giriş konusu Türkler için biraz meşakkatli. Bol sorgu sual var. Bizi fazla soru sormadan geçirdiler. Ama yine de az da olsa sorguya çekiliyorsunuz, onu belirtmem lazım. Vizenizin olması fazla bir şey ifade etmiyor. Pasaport polisleri kral gibi orada da.
    • Son olarak şunu eklemeliyim ki, göçebe bir gene sahip biz Türkler her yerdeyiz. Bunu yazmamın nedenini az sonra anlayacaksınız.

    Sonunda sevgili eşim Murat buz mavisi hoş bir araba ile geldi. Planımız İsveç’in güney bölgesini gezmek. Zaten İsveç’te yerleşim güneye indikçe yoğunlaşıyor. Baltık kıyılarını ve göller bölgesini gezeceğiz. Üç günümüz var. Mümkün olduğu kadar çok kent görmek istiyoruz. Tabi ki; evdeki plan çarşıya uymadı ve zaman darlığı yüzünden bazı kentlerden vazgeçmek zorunda kaldık. Sonunda gerçekleşen gezi aşağıdaki gibi oldu:

    1. Gün                                                                                        
    • Norrköping
    • Västervik
    • Kalmar
    1. Gün
    • Karlskrona
    • Växjö
    • Jönköping
    1. Gün
    • Vadstena
    • Motala
    • Örebro
    • Uppsala
    1. Gün
    • Uppsala’dan güzel İzmir’imize uçuş
    İsveç gezi rotamız…

    İsveç gezi rotamız…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Norrköping

    İlk durak Norrköping. İsveç’in Östergötland bölgesindeki 10. büyük kenti ve Motala Nehrinin Baltık Denizine döküldüğü bölgede yer almasından dolayı bir sanayi şehri. Her taraf fabrika bacaları ile sarılı. Peki niye burayı seçtin derseniz, suyun içindeki müzenin mimarisi yüzünden: Arbetets Museum. Mesleki deformasyon işte, ne yapacaksınız.

    Halk turiste öyle yabancı ki, bizim fotoğraf çekmemizi şaşkınlık ve ilgi ile karşıladılar. Hatta el salladılar. Meydandaki Fräcka Fröken adlı şirin bir kafede mola verdik. Birbirinden güzel manken gibi kızlar oturmuş sohbet ediyorlardı. Kafenin yanında basamaklı Buda tiplemelerinden oluşan son derece tuhaf bir heykel vardı. Çocuklar üstüne tırmanıp duruyorlardı. Murat, “bu sıkıcı kentteki tek aktivite heykele tırmanmak galiba” diye espri yaptı.

     

    Norrköping - Arbetets Museum…      

    Norrköping – Arbetets Museum…

    Norrköping…

    Norrköping…

    Norrköping Fräcka Fröken kafeteryası önündeki Buda heykelleri…

    Norrköping Fräcka Fröken kafeteryası önündeki Buda heykelleri…

    Västervik 

    Norrköping’den sonra fazla oyalanmadan doğruca Baltık Denizi kıyısındaki Västervik kentine yöneldik. Burada Sankt Petri Kyrka adlı oyuncak gibi bir kilise çok ilgimizi çekti. Kent içinde prefabrik evler vardı. İsveçlilerin yazlık kenti olan bu bölgeden deniz kenarında birşeyler içip ayrıldık. Genelde fazla insan kalabalığı olmayan bir bölgeydi.

    Västervik…

    Västervik…

    Västervik…

    Västervik…

    Västervik… Sankt Petri Kyrka adlı kilise...

    Västervik… Sankt Petri Kyrka adlı kilise…

    Västervik…

    Västervik…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Kalmar

    Şimdiki durak İsveç’in 3. büyük kenti olan Kalmar. Baltık denizi kıyısındaki Kalmar bu kentler grubunun en çarpıcılarından biriydi. Herşey bir yana hayatımda yediğim en güzel pizzayı orada yedim. Ernesto bölgenin bir numarası bence. Menü İtalyanca. İngilizcesi yok. Tiramisu da inanılmazdı.

    Kalmar Ernesto İtalyan Restoranından bir tramisu manzarası...

    Kalmar Ernesto İtalyan Restoranından bir tramisu manzarası…

    Akşam mutluluk içinde otelimize gittik. Slottshotellet Oteli sohbete uygun rahat koltuklu cumbası ile bizi mest etti. Otele geldiğimizde bir grup turist biralarını yudumlayıp, mum eşliğinde keyifle sohbet ediyordu. Otel hem ekonomikti, hem de tarihi eserlerin yanında son derece merkezi bir konumdaydı. Ancak internet sitesindeki fotoğrafları oteli anlatmaktan çok uzaktı. Bunu hem görevlilere söyledim hem de yazdım. Düzelttiler mi bilemiyorum.

    Slottshotellet Otelinin sohbete uygun rahat koltuklu cumbası...

    Slottshotellet Otelinin sohbete uygun rahat koltuklu cumbası…

    Odalar ayrı bir binada yazlık ev tarzında basit döşenmekle birlikte devasa düz ekran televizyonları ile teknolojide varım diyorlardı. Şirin bir bahçe içinde, Kalmar Kalesine 2-3 dakikalık yürüme mesafesindeki bu otelin kahvaltısı da çok güzeldi. Sıcak süt istedim. Görevli genç bir kızcağız hemen ısıtıp getirdi. Hizmet müthiş.

    Slottshotellet Otelinin bahçesi...

    Slottshotellet Otelinin bahçesi…

    Yemyeşil bir patikada yürüyerek ulaşılan Vasa kralları tarafından yaptırılan Rönesans dönemi kalesi Kalmar Slott çok estetik bir yapı. Etrafında kayıkla gezinti yapan turistler var. Bölge yeşili, tarihi dokusu ile çok hoş ve etkileyici. Hiç ayrılasınız gelmiyor oradan.

    Tarihi Kalmar Kalesi...

    Tarihi Kalmar Kalesi…

    Kalmar Kalesi etrafında kayıkla gezen turistler...

    Kalmar Kalesi etrafında kayıkla gezen turistler…

    Kalmar’da bir alışveriş merkezine daldık. Murat, “sen bekle ben geliyorum” dedi. Tam sıkılmaya başlamıştım ki, bir de ne göreyim harika bir orkide ile geri gelmiş. Bana yaşgünü hediyesi. Çok duygulandım. O orkideleri İzmir’e getirdim. Hala harika çiçekler açıyorlar.

    İsveç anısı yaş günü orkidelerim 2011 yılından beri hala çiçek açmaya devam ediyorlar…

    İsveç anısı yaş günü orkidelerim 2011 yılından beri hala çiçek açmaya devam ediyorlar…

    Kalmar - Hediye orkidem ve ben...

    Kalmar – Hediye orkidem ve ben…

    Kalmar’ın bir diğer Kalesi...

    Kalmar’ın bir diğer Kalesi…

    Kalmar’da kırmızı bir kalenin altında çalışan bir cam sanatçısı bulduk. Dennis Westholm’u çalışırken fotoğrafladık. Fotoğraflarının çekilmesinden hoşlanmamış olabilir çünkü ben yan taraftaki satış bölümünde eserlerini incelerken sinirli bir şekilde içeri girip, görevli kadına hışımla bir şeyler söyledi. O da sanırım alıcı olduğumuzu söyleyince para her kapıyı açar misali homurdanıp gitti.  İlginç bir eserini eşim yaşgünü hediyesi olarak bana armağan etti.

    Kalmar Kalesi içinde çalışan cam sanatçısı Dennis Westholm iş başında...

    Kalmar Kalesi içinde çalışan cam sanatçısı Dennis Westholm iş başında…

    Eşimin hediyesi Dennis Westholm eseri cam obje…

    Eşimin hediyesi Dennis Westholm eseri cam obje…

    Kalmar kıyıları o kadar keyifli ve romantikti ki, çiftlere şiddetle tavsiye olunur. Yazımın başında kadınlar her alanda varlar demiştim ya; romantik yürüyüşümüz sırasında karşılaştığımız  sarışın güzel bir bahçıvan bayanın bizi oldukça şaşırttığını belirtip bu kent ile ilgili izlenimlerimi bitireyim…

    Karlskrona 

    1998 yılında, koruma altına alınmış 17. ve 18. yüzyıl mimarisi sayesinde Unesco Dünya Mirasları listesine giren Karlskrona kenti İsveç’in Barok mimariye sahip ilginç bir bölgesi. Baltık Denizine kıyısı olan kent çocuk parkındaki bilim kurgu tarzı kaydırağı, ilginç kent mobilyaları ile tasarımda da ilgi çekici olduğunu belli etti.

    Karlskrona kentinin Barok mimarisinden bir örnek...

    Karlskrona kentinin Barok mimarisinden bir örnek…

    Karlskrona parkı...

    Karlskrona parkı…

    Karlskrona bilim kurgu tarzı çocuk kaydırağı...

    Karlskrona bilim kurgu tarzı çocuk kaydırağı…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Växjö 

    Växjö kentindeki Cam Müzesi’ne yetişmek için bu ilginç Barok kentini heba ettik ve Karlskrona’dan ayrılıp, kapanmasına 1 saat kala Småland Cam Müzesi‘ne yetiştik. Müzede cam eserler dışında mobilyalar ve eskiden kalma eşyalar da vardı. Cam Müzesi beni tatmin etmedi. Daha önce Almanya’nın Passau kentinde gördüğümüz (30.000’den fazla son derece iyi arşivlenmiş 1680-1950 yılları arası cam ürünlerinden oluşan) müzeden sonra bu müze çok yavandı. Çok yetersiz ve karma karışıktı. Hediyelik eşya kısmı ise daha da vahimdi. İsveç’in o kadar ünlü cam fabrikaları varken burada sergilenen amatör işi çalışmalar bence utanç vericiydi. Orrefors yada Matt Jonasson cam fabrikalarını gezmek daha iyi olurmuş. Hatalı bir seçim yapmışım.

    Växjö – Småland Müzesi…

    Växjö – Småland Müzesi…

    Bu arada hakkını da yememek lazım. Bir iki modern çalışma ilgimizi çekti. Ana rahmindeki fetus şeklinde bir eserin adı da kendi kadar ilginçti. ”Bir egoist yetişiyor” Arkasına geçtiğimizde bir anda sayıca çoğalan yüzlerimiz de bizi çok eğlendirdi.

    Växjö – Småland Cam Müzesindeki "Bir Egoist Yetişiyor" adlı eser...

    Växjö – Småland Cam Müzesindeki “Bir Egoist Yetişiyor” adlı eser…

    Murat’ın parçalanmış kişiliği…

    Murat’ın parçalanmış kişiliği…

    Växjö – Småland Müzesi – İpteki cam iç çamaşırları…

    Växjö – Småland Müzesi – İpteki cam iç çamaşırları…

    Växjö – Småland Müzesi – Uçan sandalyeler…

    Växjö – Småland Müzesi – Uçan sandalyeler…

    Växjö – Småland Müzesi – Uçan sandalyeler…

    Växjö – Småland Müzesi – Uçan sandalyeler…

    İsveçli arkadaşım beni İsveç Müzeleri konusunda uyarmıştı. “Müzeler sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Çok önemli olmayan eserleri gayet güzel tasarımlarla sunarlar. Türkiye’deki eser zenginliğini orada bulamazsınız. Bir Topkapı’daki eserleri orada görmenize imkan yok. Sergilenenler o kadar değerli ve özel değil” demişti. Haklıymış. İsveç Müzelerinin tarih zengini Türkleri tatmin etmesi mümkün değil bence.

    Cam müzesini bırakıp etrafı gezmeye başladık. Sokakta lise öğrencisi olduğunu düşündüğüm bir grup, bol küfürlü rap şarkılarla konser veriyordu. Ben fotoğraflayınca solist iyice coştu. Havaya girdi. Gençler büyük bir ilgi ile izliyorlardı konseri…

    Växjö gençliğinin sokak konseri…

    Växjö gençliğinin sokak konseri…

    Växjö’de sokak konserini izleyen gençler…

    Växjö’de sokak konserini izleyen gençler…

    Växjö’de sokak konserini izleyen gençler…

    Växjö’de sokak konserini izleyen gençler…

    Buradan ayrılıp, PM & Vänner adlı güzel bir pastaneye girip, yaşgünümü kutladık. Bir alışveriş merkezindeki dükkandan mum bulduk. Eşim beni mutlu etmek için çırpındı ama bu küçücük kentte ailemden uzak yaşgünümü kutlamak bende ağır bir yalnızlık hissi uyandırdı. Tadım tuzum kaçtı. Yüreğime sıkıntı ile karışık ağır bir İzmir hasreti yerleşti. Bu nedenle huysuzlaştım ve yeterince büyük yaşgünü pastası bulamadığı için eşime kapris yaptım. Onun da tadı kaçtı biraz. Yine de mum üfleme seremonisi ile kutlama öpücükleri oldu tabi ki…

    Växjö PM & Vänner pastanesinde yaşgünü kutlaması...

    Växjö PM & Vänner pastanesinde yaşgünü kutlaması…

    Jönköping

    Allahtan vatan hasreti ile karışık yalnızlık hissinden oluşan keyifsiz ruh halim yeni bir kente gidip, güzel bir et restoranında akşam yemeği yiyince dağıldı bir çırpıda. Bu arada, Jönköping’teki Jensen’s Bøfhus adlı restoranda yanlarında sarışın güzel kızlarla oturmuş yemek yiyen bir Türk grupla karşılaşmayalım mı? Hemen bizimle sohbet edip, yanımıza gelip resmimizi çektiler. Bir sıkıntımız olup olmadığını sordular. “Herşey mükemmel” dedik, bu küçük ilçede dahi bir Türk grup ile karşılaşmanın şaşkınlığı içinde. Grup çok tekin gelmedi bize. Hiç dil bilmeyen kavruk bir Türk ile fırlama görünümlü iki erkekten oluşan ekiple irtibatımızı minimal düzeyde tuttuk.

    Restoranın konumu oldukça ilginçti. Tam yanında bir gece kulübü vardı. Süslenip püslenip içeri girmek için uzun bir kuyruk oluşturan çoğunluğu lise öğrencisi oldukça güzel genç kızlardan ve yakışıklı erkeklerden oluşan bir geçit töreni düşünün. Camlı pencereden Fashion TV tarzı görüntüleri izleyerek yemeğimizi yedik. İsveç insanını gözlemleyip yorumlar yaptık…

    Jönköping - Yanında gece kulübü olan Jensen's Bøfhus et restoranı...

    Jönköping – Yanında gece kulübü olan Jensen’s Bøfhus et restoranı…

    Jönköping’teki otelimiz Elite Stora Hotellet, 19. Yüzyıldan kalma güzel bir binada yer alıyordu ve odamız Vättern Gölü‘ne bakıyordu. Yeni evliyiz diyerek en güzel odayı istemem işe yaramış ve köşe suit oda bizim olmuştu. Otelin inanılmaz zenginlikte bir kahvaltısı vardı. Pancake, meyve, envai çeşit reçel, çay, kahve.

    Kahvaltı sonrası göl kenarı turu attık. Ahşap iki katlı stüdyo evler, bisiklete binenler, koşanlar ile canlı bir yerdi burası. Beton direkten yapılan çiçek ağacı oldukça ilgimizi çekti. Bizim ağacın fotoğrafını çekmemiz insanların da bu güzellikle ilgilenmesini sağladı : )

    Jönköping - Elite Stora Hotellet’in internet köşesi...

    Jönköping – Elite Stora Hotellet’in internet köşesi…

    Jönköping’teki otelimiz Elite Stora Hotellet...

    Jönköping’teki otelimiz Elite Stora Hotellet…

    Jönköping’teki otelimiz Elite Stora Hotellet’in 19 yüzyıldaki görünümü...

    Jönköping’teki otelimiz Elite Stora Hotellet’in 19 yüzyıldaki görünümü…

    İsveç’in 9. büyük kenti Jönköping

    İsveç’in 9. büyük kenti Jönköping

    Jönköping’teki çiçek ağacı

    Jönköping’teki çiçek ağacı

    Jönköping - Göl kenarındaki ahşap stüdyo evler...

    Jönköping – Göl kenarındaki ahşap stüdyo evler…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Vadstena

    Jönköping‘den sonra Vadstena kasabasına gitmek üzere yola koyulduk. Artık Baltık denizi kıyısında değil Växjö kentinden beri sürekli göller bölgesindeyiz. Bu seferki güzergah ormanlık değildi. Tarlalardan oluşuyordu. Yol boyunca karşımıza çıkan saman balyaları ilginç bir dekor oluşturmuştu.

    Vadstena yolu...

    Vadstena yolu…

    Yolda mazot almak için bir benzincide durduk. Şaşkınlık içinde fark ettik ki, içinde kimse çalışmıyordu ve herşeyi kendin yapmak zorundaydın. Kredi kartıyla öyle farklı bir ödeme şekli vardı ki; işin içinden çıkamadık. Sürekli “kredi kartı geçersiz” mesajı veriyordu. Deli olacağız. Bizim gibi dizel yakıt almaya çalışan bir turist Murat’a yardım etti. Onlar olayı çözmüşler. Önce kartı okutup işlemi başlatmak sonra aynı kartı yine okutup ödemeyi onaylatmak gerekiyormuş. Yardımcı olan turistlerden biri Kuşadası’nda kalmış bir Avustralyalı diğeri ise Güney Afrikalıydı. Eşimin notlarına göre dizel yakıt Türkiye’den daha pahalıymış.

    İsveç’te araba kiralayacak olanları benzin yada mazot almak için bekleyen işlemleri yazmayı özellikle önemli buldum çünkü biz epey sıkıntı çektik. Bari siz zorlanmayın. Zira istasyonlarda görevli yok. Tam anlamıyla kendi kendinizle başbaşasınız. Her zaman size yardım edecek birini bulamayabilirsiniz. Biz şanslıydık mevsim yazdı, turist boldu.

    Vadstena...

    Vadstena…

    Neyse gelelim İsveç’in ikinci büyük gölü olan Vättern Gölü kıyısındaki Vadstena kentine. Biz çok beğendik. Çok keyifli bir kentti. Turizm Ofisinden aldığımız bilgiye göre kentte görülecek en ilginç yer Abbey Kilisesi imiş. Bu bölge dini turizm açısından çok önemliymiş. Din turizmine yönelik otel ve restoranlar gördük. Burası kilisesi, manastırı, rahibe manastırı, otelleri ile dini bir kompleks. Kilisenin içini gezdik. Vitrayları, yerdeki oldukça ilginç mezar kapakları (bu eserleri korumaya almamışlar. İnsanlar üstüne basıyor), ahşap kürsüsü ile oldukça çarpıcıydı.

    Vadstena Abbey Kilisesi...

    Vadstena Abbey Kilisesi…

    Vadstena Abbey Kilisesinin vitrayları...

    Vadstena Abbey Kilisesinin vitrayları…

    Vadstena Abbey Kilisesi zeminindeki korunmaya alınmamış mezar kapakları...

    Vadstena Abbey Kilisesi zeminindeki korunmaya alınmamış mezar kapakları…

    Burada fazla oyalanmayıp, Vättern Gölü kenarına doğru ilerledik.

    Vättern gölü kenarındaki Vadstena kenti piknikçileri…

    Vättern Gölü kenarındaki Vadstena kenti piknikçileri…

    Yol boyunca şirin sanat galerileri gördük. Hatta bunlardan birinde resim ve heykel sergisi açılışı vardı. Şampanya ikram ediyorlardı. Ben de şampanyamı yudumlayarak eserleri inceledim.

    Vadstena’daki resim sergisi açılışı…

    Vadstena’daki resim sergisi açılışı…

    Vadstena göl kıyısı…

    Vadstena göl kıyısı…

    Yürürken yat limanı gibi bir yere geldik. Burada son derece büyük, dört tarafı su ile çevrili kale-saray tarzı bir yapı ile karşılaştık. 1620 yılında tamamlanan eski bir kraliyet kalesi imiş bu fotojenik yapı. Yanında güzel bir park vardı. Köpeğini dolaştıran bir adama bizim fotoğrafımızı çekme şerefini bahşettik. Sonra da güzel bir dondurmacı bulup, parkta keyifle yedik. Başındaki miğferi ile ufak bir çocuk çok hoşuma gitti ve deklanşörümde yerini aldı.

    Vadstena Kalesi…

    Vadstena Kalesi…

    Vadstena kentinden bir ufaklık…

    Vadstena kentinden bir ufaklık…

    Israrlı isteğim üzerine yine Vättern Gölü kıyısındaki bir başka kent olan Motala’da bir yemek molası verdik. Burası Göta Kanalı ile çevresindeki göller bölgesinin ana merkezi olarak kabul ediliyormuş. Kanalları, kanallara giren tekneleri, yemyeşil parkları ile sempatik ve sakin bir kent. İngilizce bilmeyen bir çocuğa el kol hareketleri ile tarif ederek fotoğrafımızı çektirdik.

    Vättern gölü ağzındaki Motala kenti…

    Vättern Gölü ağzındaki Motala kenti…

    Motala Vättern Gölü kenarında mutlu bir şekilde karnını doyuran sevgili eşim Murat…

    Motala Vättern Gölü kenarında mutlu bir şekilde karnını doyuran sevgili eşim Murat…

    Bizi oldukça mutlu eden şnitzelimiz…

    Bizi oldukça mutlu eden şnitzelimiz…

    Kentte bir motor müzesi vardı ama sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali müzenin içine doğru bir kafa uzatıp kaçtık.

    İçeriye başımızı uzatıp kaçtığımız Motala Motor Müzesi…

    İçeriye başımızı uzatıp kaçtığımız Motala Motor Müzesi…

    Parkta fotoğrafçılara poz veren yeni evli bir çift benim de onları fotoğraflamam ile şoke oldular. Hiç istifini bozmadan yoluna devam eden bendeniz arkamda gülümsemesi dona kalan bir çift bıraktım.

    Mutlu mutlu fotoğrafçılarına poz veren yeni evli bir çift karşılarında kameram ile beni görünce şok oldular. Ama yine de çekim durmaz diyerek işlerine devam ettiler…

    Mutlu mutlu fotoğrafçılarına poz veren yeni evli bir çift karşılarında kameram ile beni görünce şok oldular. Ama yine de çekim durmaz diyerek işlerine devam ettiler…

    Örebro

    Yeni kentimiz Örebro yolunda arabayı ben kullandım ama bir an önce yetişme telaşı ile 70 kilometre ile gitmem gereken yerleri 100-110 ile geçtim. Allahtan ceza yemedik.

    Örebro ziyaret ettiğimiz kentlerin içinde en güzeliydi. Kent içine adım atar atmaz Svartån Nehri kıyısında şato benzeri harika bir yapı karşımıza çıktı. 4 katlı Allehandaborgen adlı bu kırmızı bina 1891 yılında Örebro Sparbank için inşa edilmiş ve 1934’ten beri Nerikes Allehanda adlı yerel bir gazetenin ofisi olarak kullanılıyormuş.

    Örebro - Nerikes Allehanda adlı yerel bir gazetenin ofisi…

    Örebro – Nerikes Allehanda adlı yerel bir gazetenin ofisi…

    Örebro Svartån Nehri kıyısında keyifli bir poz…

    Örebro Svartån Nehri kıyısında keyifli bir poz…

    Örebro…

    Örebro…

    Daha sonra İsveç’in en fotojenik Kalesi olan Örebro Kalesi’ni gördük. Svartån Nehri boyunca uzanan ve Vasa Kraliyet Ailesine ev sahipliği yapan bu Orta çağ kalesi şu anda sanatsal etkinliklerin merkezi olarak kullanılıyor. 700 yıl boyunca Svartån Nehri üzerinden geçen herkesi gözleyen bu kale şimdilerde ise meraklı turist gözleri tarafından ilgi ile inceleniyor.

    Svartån Nehri boyunca konumlanan Örebro Kalesi…

    Svartån Nehri boyunca konumlanan Örebro Kalesi…

    Örebro’nun gizli kalmış şahane bir kafeteryasını Lonely Planet adlı rehber kitap sayesinde bulduk. İçinde gizli bir bahçesi ve şişelerle süslenmiş bir at heykeli vardı. Danish, cinammon roll ve daha bir sürü müthiş lezzetli yerel tat yakaladık burada. 1910 yılından beri hizmet veren Hälls Bageri & Konditori adlı bu kafeterya-pastane karışımı mekan harika bir mola şansı. Israrla tavsiye olunur…

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryası 1910 yılından beri hizmet veriyormuş...

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryası 1910 yılından beri hizmet veriyormuş…

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryasının yola bakan cephesi son derece sıradan ama içi gizli bir güzellik vaat ediyor.

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryasının yola bakan cephesi son derece sıradan ama içi gizli bir güzellik vaat ediyor.

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryasının gizli bahçesi…

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryasının gizli bahçesi…

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryasından bir çeşitleme…

    Hälls Bageri&Konditori kafeteryasından bir çeşitleme…

    Enerji ikmali yaptıktan sonra kendimizi belediye binasının ve büyük bir kilisenin yer aldığı bir meydanda bulduk. Örebro Radhuset ve St Nikolai Kyrka… Asıl ilginç olan şuydu ki, meydana devasa boyutta sarı ahşap bir tavşan yerleştirmesi yapmışlar. Hatta bu iş için elektrik direğinin birini sökmüşler. Üstüne üstlük sarı tavşan meydandaki anıta dayanarak poposunu kiliseye dikmiş, iyi mi :) Bayıldık hemen deklanşöre bastık. “Üzerine oturmayın boyanırsınız” ibaresi bile var. Kuzey Avrupa’da her şey insan için demiştim size…

    St Nikolai Kyrka adlı kiliseye karşı şov yapan sarı tavşan yerleştirmesi…

    St Nikolai Kyrka adlı kiliseye karşı şov yapan sarı tavşan yerleştirmesi…

    Hollandalı sanatçı Florentijn Hofman Örebro’daki openART  bienali kapsamında 13 metrelik Stor Gul Kanin (Big Yellow Bunny) adlı bu heykeli yerel malzeme ve zanaatkarlar ile oluştururken kamu alanlarının amacını sorgulamayı ve içindeki anıtın perspektifini değiştirmeyi amaçlıyormuş. Amacına ne kadar ulaşmış siz karar verin.

    Örebro Radhuset belediye binası meydanındaki devasa ahşap tavşan…

    Örebro Radhuset belediye binası meydanındaki devasa ahşap tavşan…

    Örebro

    Örebro

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3 4 5 6

  • mehmet

    merhaba evlilk yil donumunuzde isvec e gittiginizi yasmissiniz bizde ailecek ole bi planimiz var vizemis cikar ise sizce vize ye basvurmak icin ne tur olan program yapmaliyim…

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu