"Şimdi değilse, ne zaman?"

Masal Yolu ve Romantik Yol Gezisi

Kendisi de bir seyahat sever olan sevgili okurumuz Süha Zuhal KILIÇ, Almanya’nın Romantik Yolu ile Masal Yolu’nu birleştirerek muhteşem bir gezi yaptı eşiyle beraber. Bu gezinin anılarını ve detaylarını da bizimle paylaşıyor şimdi.

O kadar güzel anlatmış ki, yazıyı okurken ve fotoğraflara bakarken kendimizi tekrar masallar ülkesinin güzelliklerine bırakıverdik, bir kere daha gittik sanki oralara…

Haydi gelin, bu muhteşem iki rotayı birleştirip böyle bir gezi yaparsanız nasıl olur siz de bir bakın. “Şahane olur” dediğinizi şimdiden duyar gibiyiz :)

Masallar Ülkesine Yolculuk –  Süha Zuhal KILIÇ yazdı…

Ben  hala masallara, perilere, cadılara, ormanda yaşayan minik cücelere, şatolara, prenseslere, hep mutlu sonla biten aşk hikayelerine inanırım. Belki de çocukluğumdan beri her şeyin bir sihirli değnekle değişebileceğine inanmak istememden dolayıdır bu. Bu yüzdendir ki Disney animasyonlarına bayılırım. Henüz arzu etmeme rağmen  Disneyland’a gidemedim ama Alman Masal Rotası’ndan sonra Disneyland’a gitmesem de olur. Çünkü ben, prenseslerin yaşadığı şatolara, büyülü ormanlara, şeker gibi evlerin olduğu şehirlere,  kısacası Grimm Kardeşler’in izini sürerek Grimm Masallarının doğduğu yerlere, masalların kalbine gittim. İyi ki de gittim.

Masalların büyülü dünyası ile ilk defa çocukken anneannemin aldığı Grimm  Kardeşlerden Masallar adlı kitap ile tanıştım. Bizim çocukluğumuzda hayatımızda kitaplar olduğu için çok şanslıydık. Kitaplarım en sevdiğim varlıklarım arasındaydı, özellikle de Grimm Masalları. Ancak; Belçika, Hollanda seyahatimizi planlarken haydi oradan Almanya’ya da geçelim derken aklımızda  Masal Rotası yoktu. Almanya zaten pek de gitmek istediğim ülkeler arasında ilk sıralarda gelmiyordu. Sanırım Almanya’nın adının hep sanayi ülkesi olarak anılması ve tarihteki olumsuz olaylar  bilinçaltımda Almanya’yı listemde en son gidilecek yerler arasına koymuştu. Ama bunun böyle olmadığını Almanya’ya adım attığımız gün anladık ve seyahatimizin 9 gününü Almanya’ya ayırdığımız için  kendimizi tebrik ettik.

Hollanda‘dan belki Köln‘e geçeriz ama Dresden’i de çok görmek istiyorum, deniz kenarına Hamburg’a mı gitsek diye düşünürken ve araştırma yaparken ilk olarak “Romantik Yol“ rotasının varlığından haberdar oldum. Araştırmamı genişletirken Romantik rotaya gitmiş bir çok kişinin blogları ile karşılaştım. Ama Masal Rotası’ndan sadece Dilek Hanım sayesinde haberdar oldum.  Sanırım Masal Rotası, Romantik Rota kadar popüler değildi. Ayrıca iki rotayı bir gezide birleştiren de görmedim. Biz bir taşla iki kuş vurarak Masal Rotası ve Romantik Rotayı 9 günlük bir gezi içine sığdırdık. Hatta 9 gün yetti de arttı bile.

Bremen

Gezimize Bremen’den başladık. Önceden kiraladığımız arabamızı Europe Car’dan Bremen’de teslim aldık (araba kiralamak için izzycarrent’i kulandık).

Bremen küçük ama  çok güzel bir şehir. Eski şehir meydanı Avrupa’daki bir çok  eski şehir meydanı gibi Unesco’nun koruma altına aldığı yerlerden biri. Bremen, Weser Nehri kıyısına kurulmuş. Nehir  şehre ayrı bir güzellik katıyor ama bence  şehrin en güzel bölgesi Schnoor. Biz burada 100 yıllık geleneksel Alman mimarisine örnek tarihi bir evde kaldık.  İlk “Airbnb “ tecrübemizdi ve Briggitte harika bir ev sahibiydi. Schnoor bölgesi Bremen’in kalbi olarak adlandırılıyor. Binalar 17. ve 18. yüzyıldan kalma.  Şirin kafeleri, yüzyıllık evleri, sanat atölyeleri ile her yerden karşınıza çıkan Bremen mızıkacıları ile Scnoorviertel küçük bir yer olmasına rağmen bütün bir günümü geçirmek isteyebileceğim bir yer.

image1

Grimm Masalları

image2

Bremen

image3

Bremen

image4

Bremen

image5

Bremen

2818

Bremen

Hamelin (Hameln)

Bremen’den sonra Hamelin‘e gitmek üzere yola koyulduk. Navigasyon sayesinde Almanya Masal Rotası ve Romantik Rotada hiçbir aksaklık yaşamadık. İki saat  gibi bir süre sonra Hamelin‘e vardık. Hamelin yine küçük ve güzel bir masal şehri. Fareli Köy’ün Kavalcısı Masalının doğduğu yer öyle bir yer ki neredeyse şehirde fareden başka bir  şey yok :) Şehirde her hediyelik eşya satan dükkanda fare figürleri var.

image7

Fare figürleri – Hamelin

Hamelin, birçoğu Rönesans döneminden kalma heybetli ahşap ve taş evleri ile örnek bir şekilde restore edilmiş tarihi bir şehir yapısına sahip. Kafeleri, sevimli lokalleri,  bira bahçeleri ve küçük dükkanları ile sizi gezintiye ve alışverişe davet eden küçük çekici sokakları var.

image8

Hamelin

image9

Hamelin

Hamelin’de farelerin  yüzlerce minik bronz resimleri kaldırımlarda şehrin görülecek yerlerine giden yolu oluşturuyor.

3167

Hamelin’in fareleri

1294’de ödülünü alamayan bir fare avcısı Hamelin’in çocuklarını kavalını öttürerek şehrin dışına götürmüş – ve onları bir daha kimse görmemiş. En güzel ve en büyük Rönesans evlerinden biri olan Rattenfängerhaus, bu olayın hatırlatıcısı olarak şehrin merkezinde  bulunuyor. Her gün saat 09:35’te Hochzeitshaus’un Glockenspiel’i fareli köyün kavalcısının şarkısını çalıyormuş; biz ise  11:35’teki gösteriyi izleyebildik. Mayıs ve Eylül ortalarının arasında her pazar günü saat 12:00’de Fareli Köyün Kavalcısı açık hava tiyatrosu gerçekleştiriliyormuş. Tarihi kostümler içerisindeki yaklaşık 80 oyuncu, çocukların Hamelin’den götürülmesini canlandırıyormuş. Yolumuz bir gün yine Hamelin’e düşerse bu gösteriyi de izlemek isterim doğrusu.

image11

Hochzeitshaus’un Glockenspiel’i

Hameln’den ayrılıp Bremen’den sonra konaklayacağımız 2. durak olan Kassel’e doğru yola koyulduk.

Polle

Kassel’ e varmadan uğramamız gereken iki durağımız vardı. Birincisi Cinderella’nın Şatosu’nun bulunduğu Polle köyü. Açıkçası doğasına, güzelliğine aşık olduğumuz bu şirin köyde Cindrella’nın izine pek rastlamadık. Sadece Grimm Kardeşlerin, masalları  kitaba  dönüştürürken German Fairy Tale Route olarak bildiğimiz  Masal Rotasında yolculuk yaptığını ve masallarda bir çok şatoyu tasvir ettiğini biliyoruz. Cindrella’nın Şatosu olarak esinlenilen şato da Polle köyündeki Everstein Şatosu. Bir bilet alarak şatoyu ve kalıntıları gezdik, Wesser nehri kenarındaki Polle köyü kalenin  duvarları arasından bir başka güzel görünüyordu. Yağlıboya tablo gibi!   Her Pazar şatoda Cindrella masalı canlandırılıyormuş ancak yine Pazar gününe denk gelmediği için gösteriyi izleme  şansımız olmadı. Bu arada Polle köyü dahil Masal Rotasındaki köylerde sanki yaşam yok. İn cin top oynuyor izlenimini veriyor hepsi. Ama nasıl bir düzen  ve temizlik var anlatamam, sanki köylerde yaşayanlar gerçekten de sihirli cüceler ya da periler!!!

image12

Polle – Cinderella’nın Şatosu

image13

Polle

Trendelburg

Polle‘den ayrıldıktan sonra bu sefer yine yolumuzun üstündeki Trendelburg’a  gittik.  Trendelburg’da ise Rapunzel’in şatosu var !

Günümüzde otel olarak kullanılan şatonun kulesinden Rapunzel’in sarı saçları sarkıtılmış :) Lüks bir otel olan Trendelburg Şatosu’nun kulesine çıkmak için resepsiyondan bilet almak gerekiyor. Hatırı sayılır sayıdaki basamakları çıktıktan sonra  kulenin içinde masalın tasvir edildiği resimler ile karşılaşıyoruz. Kuleden manzara yine bir şaheser! Şatonun bahçesi ise bütün bir günümü geçirmek isteyebileceğim bir huzura sahip…

image14

Trendelburg Şatosu

image15

Trendelburg

Sababurg

Sırada üçüncü prenses olan Uyuyan Güzel’in Şatosu vardı. Sababurg! Yine lüks bir otele dönüştürülmüş olan  Sababurg Şatosu’nun sadece bahçesini gezebildik ve fotoğraf çekmekle yetindik çünkü içerisi otel müşterileri içindi. Bu arada biz vakit harcamamak için uğramadık ancak yol üzerinde 130 hektarlık Sababurg Vahşi Yaşam Parkı bulunuyor.

image16

Sababurg – Uyuyan Güzel’in Şatosu

Kassel

Sababurg’dan ayrıldıktan sonra akşamüstü Kassel’e vardık. Kassel Masal Yolu rotasının başkenti olarak kabul ediliyor. Üniversite kenti olan Kassel II. Dünya Savaşı sırasında  yerle bir olduğu için ne yazık ki tarihi atmosferi soluyabileceğimiz bir eski şehir meydanı yok. Belki de bu yüzden %65’i yeşil ve Avrupa’nın birinci, dünyanın ikinci büyük yeşil alanı Wilhelmshöhe ve Bergpark gibi muhteşem parkları var. Wilhelmshöhe Sarayı parkın içinde ve girişinde yer alıyor. 1786 yılında 9. Wilhelm tarafından kurulmuş. Saray şu anda müze olarak kullanılıyor. Yamacın devamında da Herkules yer alıyor. Şehire tepeden bakan ve şehrin her noktasından görülebilen Herkules Anıtı  Kassel’in simgesi. Wilhelmsöhe Sarayı’ndan Herkules Anıtı’na kadar dik bir yamaç var ve bu yamaçta Kassel’in UNESCO’ya katılmasında önemli bir pay sahibi olan; her yıl binlerce turistin de görmek için akın ettiği dünyanın en eski meşhur art arda sıralı yapay şelaleri ve 50 metre yüksekliğe hiçbir elektronik sistem olmadan su fışkırtan bir fıskiye var.

Löwenburg ya da Türkçesiyle Aslanlar Kalesi; yine 9. Wilhelm Dönemi’nde inşa edilen tarihi kalenin replikası. Masallarla bir ilişkisi var mı bilemedim ama  muhteşem bir ortaçağ yapısı ve gerçekten de masalsı  bir havaya sahip.

image17

Kassel

Açıkçası Grimm Kardeşlerin hayatının büyük bir kısmını geçirdiği Kassel şehrinde Masal rotasından görmeyi umduğumuz pek bir ize rastlamadık.  Bruder Grimm Müzesi  o sırada yapımı devam eden ve Eylül’de bitecek olan müze kompleksi inşaatı nedeniyle ziyarete kapalıydı. Müzeyi sadece dışarıdan görebildik ve sadece bir odasında birkaç kitap segileniyordu.

image18

Kassel – Bruder Grimm Müzesi

image19

Kassel – Bruder Grimm Müzesi

Masal Rotası’nın başkenti Kassel’de iki gün konakladık. Ama bir gün geçirmek de fazlasıyla yeter bence. Şehrin tarihi atmosferi olmayınca biz de bir tam günümüzü muhteşem doğal park Wilhelmshöhe’de geçirdik. Açıkçası  gezimize bir gün dinlenme molası vermiş gibi olduk. İkimize de çok iyi geldi. Parka gitmeden önce meşhur Alman fırınlarından Alman ekmeği ile yapılmış sandviçlerimizi, tartlarımızı ve meyvelerimizi de aldık ve küçük bir piknik bile yaptık :) Almanya’da en çok sevdiğim şey büyük ya da küçük bir şehir olsun  mutlaka herkesin stresini atabileceği, temiz hava alabileceği kısacası mutlu olabileceği parklar var. Kassel’de yine konaklamamızı Airbnb aracılığı ile bulduk.   Özellikle Wilhelmshöhe’ye yakın  bir konaklama seçmiştim iyi ki de öyle yapmışım.

image20

Kassel

image21

Kassel

Bad Wildungen & Bergfreight

Sırada  Pamuk  Prenses ve 7 Cüceler’in köyü olan Bergfreight vardı. Bergfreight’a ulaşmak için önce Bad Wildungen’e gitmek gerekiyor. Şirin bir kaplıca şehri olan  Bad Wildungen’in yeşilliğine ve mimarisine hayran olduk.

image22

Bad Wildungen

image23

Bad Wildungen – Schloss Friedrichstein

Ancak hedefimiz Bergfreight olduğu için vakit kaybetmeden yola koyulduk.  Tarihi Alman evlerinin bolca bulunduğu Bergfreight’ın girişinde 7 cücelerin- ya da cücelere ilham veren kısa boylu madencilerin – heykelleri ile karşılaştık.

3554

7 Cüceler – Bergfreight

Pamuk Prenses’in evini kime sorduysak gösteremedi :) Zaten yol sorabileceğimiz pek insan da yoktu ortalıkta. Masal Rotasında dikkatimizi çeken en önemli ve bize göre eksik olan nokta Bremen, Hamelin  ve Trendelburg dışında masallarla ilgili öğelere pek rastlamamış olmamız. Ama Almanlar da haklı, belki de bizim ülkemiz zaten masal gibi, reklama gerek yok diye düşünmüş olabilirler :)

Pamuk Prenses’in evini bulduk! Yine plan dahilinde hareket ettiğimiz için öğleden sonra başlayacak olan gösteriye yetişemedik ama evin önündeki sandalyelerde oturup mola verdik. Evin penceresinden de minik eşyaları biraz olsun görebildim :)

image25

Bergfreight – Pamuk Prenses’in evi

 

image26

Bergfreight – Pamuk Prenses’in evi

Alsfeld

Pamuk Prenses’ten sonra bu sefer Masal Rotası’nın bence en güzel noktalarından biri olan Alsfeld’e geçtik. Alsfeld geleneksel Alman mimarisinin en güzel örneklerine sahip evleri ile zaten kendisi bir masal şehir!!  Yarı ahşap evler Hansel ve Gretel masalındaki şeker ev gibi! Kahverengi kısımları çikolataya benziyor :) Küçük bir eski şehir meydanı var ve bence  meydan  alabileceğinden daha fazla turisti barındırıyordu. Şehrin mimarisine bir kez  daha hayran olduktan sonra Alsfeld’e asıl geliş amacımız olan Fairy Tale Museum’a doğru yöneldik.  Kapıda hiçbir görevli göremeyince bilet almadan içeri girmek zorunda kaldık çünkü bu müzeyi kaçıramazdım. Daha önce de dediğim gibi sanki Almanlar’ın hiç de turist çekmek gibi bir derdi yok! Her odasında bir masalın canlandırıldığı müze  hem geleneksel bir Alman evinin içini görmemiz hem de  masalların temsil edilişleri açısından çok hoşumuza gitti. Bir odada Almanca masal okuyan bir kadın vardı. Almanca bilmediğimiz için masalları dinleyemeden sadece müzeyi gezip usulca ayrıldık. Alsfeld görülmesi gereken bir şehir bence!

image27

Alsfeld – Fairy Tale Museum

image28

Alsfeld – Fairy Tale Museum

image29

Alsfeld – Fairy Tale Museum

image30

Alsfeld

image31

Alsfeld

Bir sonraki durağımız Marburg…

ÖncekiToplam 3 sayfanın 1. sayfası Sonraki
Klavyenizdeki ← → tuşları ile sayfa değiştirebilirsiniz

Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    
Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu


Sayfamızı beğenip bizi destekler misiniz?

Sosyal medya hesaplarımızı beğenirseniz, hem biz çok mutlu oluruz, hem de yayınlanacak yeni yazılarımızdan haberdar olabilirsiniz...