"Şimdi değilse, ne zaman?"

Masal Yolu ve Romantik Yol Gezisi

    Kendisi de bir seyahat sever olan sevgili okurumuz Süha Zuhal KILIÇ, Almanya’nın Romantik Yolu ile Masal Yolu’nu birleştirerek muhteşem bir gezi yaptı eşiyle beraber. Bu gezinin anılarını ve detaylarını da bizimle paylaşıyor şimdi.

    O kadar güzel anlatmış ki, yazıyı okurken ve fotoğraflara bakarken kendimizi tekrar masallar ülkesinin güzelliklerine bırakıverdik, bir kere daha gittik sanki oralara…

    Haydi gelin, bu muhteşem iki rotayı birleştirip böyle bir gezi yaparsanız nasıl olur siz de bir bakın. “Şahane olur” dediğinizi şimdiden duyar gibiyiz :)

    Masallar Ülkesine Yolculuk –  Süha Zuhal KILIÇ yazdı…

    Ben  hala masallara, perilere, cadılara, ormanda yaşayan minik cücelere, şatolara, prenseslere, hep mutlu sonla biten aşk hikayelerine inanırım. Belki de çocukluğumdan beri her şeyin bir sihirli değnekle değişebileceğine inanmak istememden dolayıdır bu. Bu yüzdendir ki Disney animasyonlarına bayılırım. Henüz arzu etmeme rağmen  Disneyland’a gidemedim ama Alman Masal Rotası’ndan sonra Disneyland’a gitmesem de olur. Çünkü ben, prenseslerin yaşadığı şatolara, büyülü ormanlara, şeker gibi evlerin olduğu şehirlere,  kısacası Grimm Kardeşler’in izini sürerek Grimm Masallarının doğduğu yerlere, masalların kalbine gittim. İyi ki de gittim.

    Masalların büyülü dünyası ile ilk defa çocukken anneannemin aldığı Grimm  Kardeşlerden Masallar adlı kitap ile tanıştım. Bizim çocukluğumuzda hayatımızda kitaplar olduğu için çok şanslıydık. Kitaplarım en sevdiğim varlıklarım arasındaydı, özellikle de Grimm Masalları. Ancak; Belçika, Hollanda seyahatimizi planlarken haydi oradan Almanya’ya da geçelim derken aklımızda  Masal Rotası yoktu. Almanya zaten pek de gitmek istediğim ülkeler arasında ilk sıralarda gelmiyordu. Sanırım Almanya’nın adının hep sanayi ülkesi olarak anılması ve tarihteki olumsuz olaylar  bilinçaltımda Almanya’yı listemde en son gidilecek yerler arasına koymuştu. Ama bunun böyle olmadığını Almanya’ya adım attığımız gün anladık ve seyahatimizin 9 gününü Almanya’ya ayırdığımız için  kendimizi tebrik ettik.

    Hollanda‘dan belki Köln‘e geçeriz ama Dresden’i de çok görmek istiyorum, deniz kenarına Hamburg’a mı gitsek diye düşünürken ve araştırma yaparken ilk olarak “Romantik Yol“ rotasının varlığından haberdar oldum. Araştırmamı genişletirken Romantik rotaya gitmiş bir çok kişinin blogları ile karşılaştım. Ama Masal Rotası’ndan sadece Dilek Hanım sayesinde haberdar oldum.  Sanırım Masal Rotası, Romantik Rota kadar popüler değildi. Ayrıca iki rotayı bir gezide birleştiren de görmedim. Biz bir taşla iki kuş vurarak Masal Rotası ve Romantik Rotayı 9 günlük bir gezi içine sığdırdık. Hatta 9 gün yetti de arttı bile.

    Bremen

    Gezimize Bremen’den başladık. Önceden kiraladığımız arabamızı Europe Car’dan Bremen’de teslim aldık (araba kiralamak için izzycarrent’i kulandık).

    Bremen küçük ama  çok güzel bir şehir. Eski şehir meydanı Avrupa’daki bir çok  eski şehir meydanı gibi Unesco’nun koruma altına aldığı yerlerden biri. Bremen, Weser Nehri kıyısına kurulmuş. Nehir  şehre ayrı bir güzellik katıyor ama bence  şehrin en güzel bölgesi Schnoor. Biz burada 100 yıllık geleneksel Alman mimarisine örnek tarihi bir evde kaldık.  İlk “Airbnb “ tecrübemizdi ve Briggitte harika bir ev sahibiydi. Schnoor bölgesi Bremen’in kalbi olarak adlandırılıyor. Binalar 17. ve 18. yüzyıldan kalma.  Şirin kafeleri, yüzyıllık evleri, sanat atölyeleri ile her yerden karşınıza çıkan Bremen mızıkacıları ile Scnoorviertel küçük bir yer olmasına rağmen bütün bir günümü geçirmek isteyebileceğim bir yer.

    image1

    Grimm Masalları

    image2

    Bremen

    image3

    Bremen

    image4

    Bremen

    image5

    Bremen

    2818

    Bremen

    Hamelin (Hameln)

    Bremen’den sonra Hamelin‘e gitmek üzere yola koyulduk. Navigasyon sayesinde Almanya Masal Rotası ve Romantik Rotada hiçbir aksaklık yaşamadık. İki saat  gibi bir süre sonra Hamelin‘e vardık. Hamelin yine küçük ve güzel bir masal şehri. Fareli Köy’ün Kavalcısı Masalının doğduğu yer öyle bir yer ki neredeyse şehirde fareden başka bir  şey yok :) Şehirde her hediyelik eşya satan dükkanda fare figürleri var.

    image7

    Fare figürleri – Hamelin

    Hamelin, birçoğu Rönesans döneminden kalma heybetli ahşap ve taş evleri ile örnek bir şekilde restore edilmiş tarihi bir şehir yapısına sahip. Kafeleri, sevimli lokalleri,  bira bahçeleri ve küçük dükkanları ile sizi gezintiye ve alışverişe davet eden küçük çekici sokakları var.

    image8

    Hamelin

    image9

    Hamelin

    Hamelin’de farelerin  yüzlerce minik bronz resimleri kaldırımlarda şehrin görülecek yerlerine giden yolu oluşturuyor.

    3167

    Hamelin’in fareleri

    1294’de ödülünü alamayan bir fare avcısı Hamelin’in çocuklarını kavalını öttürerek şehrin dışına götürmüş – ve onları bir daha kimse görmemiş. En güzel ve en büyük Rönesans evlerinden biri olan Rattenfängerhaus, bu olayın hatırlatıcısı olarak şehrin merkezinde  bulunuyor. Her gün saat 09:35’te Hochzeitshaus’un Glockenspiel’i fareli köyün kavalcısının şarkısını çalıyormuş; biz ise  11:35’teki gösteriyi izleyebildik. Mayıs ve Eylül ortalarının arasında her pazar günü saat 12:00’de Fareli Köyün Kavalcısı açık hava tiyatrosu gerçekleştiriliyormuş. Tarihi kostümler içerisindeki yaklaşık 80 oyuncu, çocukların Hamelin’den götürülmesini canlandırıyormuş. Yolumuz bir gün yine Hamelin’e düşerse bu gösteriyi de izlemek isterim doğrusu.

    image11

    Hochzeitshaus’un Glockenspiel’i

    Hameln’den ayrılıp Bremen’den sonra konaklayacağımız 2. durak olan Kassel’e doğru yola koyulduk.

    Polle

    Kassel’ e varmadan uğramamız gereken iki durağımız vardı. Birincisi Cinderella’nın Şatosu’nun bulunduğu Polle köyü. Açıkçası doğasına, güzelliğine aşık olduğumuz bu şirin köyde Cindrella’nın izine pek rastlamadık. Sadece Grimm Kardeşlerin, masalları  kitaba  dönüştürürken German Fairy Tale Route olarak bildiğimiz  Masal Rotasında yolculuk yaptığını ve masallarda bir çok şatoyu tasvir ettiğini biliyoruz. Cindrella’nın Şatosu olarak esinlenilen şato da Polle köyündeki Everstein Şatosu. Bir bilet alarak şatoyu ve kalıntıları gezdik, Wesser nehri kenarındaki Polle köyü kalenin  duvarları arasından bir başka güzel görünüyordu. Yağlıboya tablo gibi!   Her Pazar şatoda Cindrella masalı canlandırılıyormuş ancak yine Pazar gününe denk gelmediği için gösteriyi izleme  şansımız olmadı. Bu arada Polle köyü dahil Masal Rotasındaki köylerde sanki yaşam yok. İn cin top oynuyor izlenimini veriyor hepsi. Ama nasıl bir düzen  ve temizlik var anlatamam, sanki köylerde yaşayanlar gerçekten de sihirli cüceler ya da periler!!!

    image12

    Polle – Cinderella’nın Şatosu

    image13

    Polle

    Trendelburg

    Polle‘den ayrıldıktan sonra bu sefer yine yolumuzun üstündeki Trendelburg’a  gittik.  Trendelburg’da ise Rapunzel’in şatosu var !

    Günümüzde otel olarak kullanılan şatonun kulesinden Rapunzel’in sarı saçları sarkıtılmış :) Lüks bir otel olan Trendelburg Şatosu’nun kulesine çıkmak için resepsiyondan bilet almak gerekiyor. Hatırı sayılır sayıdaki basamakları çıktıktan sonra  kulenin içinde masalın tasvir edildiği resimler ile karşılaşıyoruz. Kuleden manzara yine bir şaheser! Şatonun bahçesi ise bütün bir günümü geçirmek isteyebileceğim bir huzura sahip…

    image14

    Trendelburg Şatosu

    image15

    Trendelburg

    Sababurg

    Sırada üçüncü prenses olan Uyuyan Güzel’in Şatosu vardı. Sababurg! Yine lüks bir otele dönüştürülmüş olan  Sababurg Şatosu’nun sadece bahçesini gezebildik ve fotoğraf çekmekle yetindik çünkü içerisi otel müşterileri içindi. Bu arada biz vakit harcamamak için uğramadık ancak yol üzerinde 130 hektarlık Sababurg Vahşi Yaşam Parkı bulunuyor.

    image16

    Sababurg – Uyuyan Güzel’in Şatosu

    Kassel

    Sababurg’dan ayrıldıktan sonra akşamüstü Kassel’e vardık. Kassel Masal Yolu rotasının başkenti olarak kabul ediliyor. Üniversite kenti olan Kassel II. Dünya Savaşı sırasında  yerle bir olduğu için ne yazık ki tarihi atmosferi soluyabileceğimiz bir eski şehir meydanı yok. Belki de bu yüzden %65’i yeşil ve Avrupa’nın birinci, dünyanın ikinci büyük yeşil alanı Wilhelmshöhe ve Bergpark gibi muhteşem parkları var. Wilhelmshöhe Sarayı parkın içinde ve girişinde yer alıyor. 1786 yılında 9. Wilhelm tarafından kurulmuş. Saray şu anda müze olarak kullanılıyor. Yamacın devamında da Herkules yer alıyor. Şehire tepeden bakan ve şehrin her noktasından görülebilen Herkules Anıtı  Kassel’in simgesi. Wilhelmsöhe Sarayı’ndan Herkules Anıtı’na kadar dik bir yamaç var ve bu yamaçta Kassel’in UNESCO’ya katılmasında önemli bir pay sahibi olan; her yıl binlerce turistin de görmek için akın ettiği dünyanın en eski meşhur art arda sıralı yapay şelaleri ve 50 metre yüksekliğe hiçbir elektronik sistem olmadan su fışkırtan bir fıskiye var.

    Löwenburg ya da Türkçesiyle Aslanlar Kalesi; yine 9. Wilhelm Dönemi’nde inşa edilen tarihi kalenin replikası. Masallarla bir ilişkisi var mı bilemedim ama  muhteşem bir ortaçağ yapısı ve gerçekten de masalsı  bir havaya sahip.

    image17

    Kassel

    Açıkçası Grimm Kardeşlerin hayatının büyük bir kısmını geçirdiği Kassel şehrinde Masal rotasından görmeyi umduğumuz pek bir ize rastlamadık.  Bruder Grimm Müzesi  o sırada yapımı devam eden ve Eylül’de bitecek olan müze kompleksi inşaatı nedeniyle ziyarete kapalıydı. Müzeyi sadece dışarıdan görebildik ve sadece bir odasında birkaç kitap segileniyordu.

    image18

    Kassel – Bruder Grimm Müzesi

    image19

    Kassel – Bruder Grimm Müzesi

    Masal Rotası’nın başkenti Kassel’de iki gün konakladık. Ama bir gün geçirmek de fazlasıyla yeter bence. Şehrin tarihi atmosferi olmayınca biz de bir tam günümüzü muhteşem doğal park Wilhelmshöhe’de geçirdik. Açıkçası  gezimize bir gün dinlenme molası vermiş gibi olduk. İkimize de çok iyi geldi. Parka gitmeden önce meşhur Alman fırınlarından Alman ekmeği ile yapılmış sandviçlerimizi, tartlarımızı ve meyvelerimizi de aldık ve küçük bir piknik bile yaptık :) Almanya’da en çok sevdiğim şey büyük ya da küçük bir şehir olsun  mutlaka herkesin stresini atabileceği, temiz hava alabileceği kısacası mutlu olabileceği parklar var. Kassel’de yine konaklamamızı Airbnb aracılığı ile bulduk.   Özellikle Wilhelmshöhe’ye yakın  bir konaklama seçmiştim iyi ki de öyle yapmışım.

    image20

    Kassel

    image21

    Kassel

    Bad Wildungen & Bergfreight

    Sırada  Pamuk  Prenses ve 7 Cüceler’in köyü olan Bergfreight vardı. Bergfreight’a ulaşmak için önce Bad Wildungen’e gitmek gerekiyor. Şirin bir kaplıca şehri olan  Bad Wildungen’in yeşilliğine ve mimarisine hayran olduk.

    image22

    Bad Wildungen

    image23

    Bad Wildungen – Schloss Friedrichstein

    Ancak hedefimiz Bergfreight olduğu için vakit kaybetmeden yola koyulduk.  Tarihi Alman evlerinin bolca bulunduğu Bergfreight’ın girişinde 7 cücelerin- ya da cücelere ilham veren kısa boylu madencilerin – heykelleri ile karşılaştık.

    3554

    7 Cüceler – Bergfreight

    Pamuk Prenses’in evini kime sorduysak gösteremedi :) Zaten yol sorabileceğimiz pek insan da yoktu ortalıkta. Masal Rotasında dikkatimizi çeken en önemli ve bize göre eksik olan nokta Bremen, Hamelin  ve Trendelburg dışında masallarla ilgili öğelere pek rastlamamış olmamız. Ama Almanlar da haklı, belki de bizim ülkemiz zaten masal gibi, reklama gerek yok diye düşünmüş olabilirler :)

    Pamuk Prenses’in evini bulduk! Yine plan dahilinde hareket ettiğimiz için öğleden sonra başlayacak olan gösteriye yetişemedik ama evin önündeki sandalyelerde oturup mola verdik. Evin penceresinden de minik eşyaları biraz olsun görebildim :)

    image25

    Bergfreight – Pamuk Prenses’in evi

     

    image26

    Bergfreight – Pamuk Prenses’in evi

    Alsfeld

    Pamuk Prenses’ten sonra bu sefer Masal Rotası’nın bence en güzel noktalarından biri olan Alsfeld’e geçtik. Alsfeld geleneksel Alman mimarisinin en güzel örneklerine sahip evleri ile zaten kendisi bir masal şehir!!  Yarı ahşap evler Hansel ve Gretel masalındaki şeker ev gibi! Kahverengi kısımları çikolataya benziyor :) Küçük bir eski şehir meydanı var ve bence  meydan  alabileceğinden daha fazla turisti barındırıyordu. Şehrin mimarisine bir kez  daha hayran olduktan sonra Alsfeld’e asıl geliş amacımız olan Fairy Tale Museum’a doğru yöneldik.  Kapıda hiçbir görevli göremeyince bilet almadan içeri girmek zorunda kaldık çünkü bu müzeyi kaçıramazdım. Daha önce de dediğim gibi sanki Almanlar’ın hiç de turist çekmek gibi bir derdi yok! Her odasında bir masalın canlandırıldığı müze  hem geleneksel bir Alman evinin içini görmemiz hem de  masalların temsil edilişleri açısından çok hoşumuza gitti. Bir odada Almanca masal okuyan bir kadın vardı. Almanca bilmediğimiz için masalları dinleyemeden sadece müzeyi gezip usulca ayrıldık. Alsfeld görülmesi gereken bir şehir bence!

    image27

    Alsfeld – Fairy Tale Museum

    image28

    Alsfeld – Fairy Tale Museum

    image29

    Alsfeld – Fairy Tale Museum

    image30

    Alsfeld

    image31

    Alsfeld

    Bir sonraki durağımız Marburg…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Marburg

    Marburg da Grimm Kardeşler ile ünlü. Çünkü masallarının çok büyük bir kısmını bu şehirde yaşayıp yazmışlar.

    Marburg şehrinin meydanında eski belediye binası göze çarpıyor. Şehir merkezi turumuza Barfüss sokağındaki tarihi dokuları görerek başladık.Bu sokakta Kurt ve 7 Küçük Oğlak ve Kurbağa Prens masallarının kahramanlarına ait heykeller ve Grimm Kardeşler’in yaşadığı ev var.

    image32

    Marburg

    image33

    Marburg

    image34

    Marburg

    image35

    Marburg

    Şehrin tam tepesinde yer alan kaleye ulaşmak için yürümek ya da asansörü kullanmak gerekli. Almanya’da birçok Avrupa kentinde olduğu gibi tepedeki kalelere ulaşmak için kan ter içinde kalınıyor ancak kuşbakışı manzara bütün yorgunluğu unutturuyor. Yol üzerinde yine Cindrella gibi masal kahramanlarıyla ilgili heykeller var… Kalenin içinde müze ve sergi salonları var ve oldukça büyük bir alana sahip. Tarihi dokusuna bayıldığımız Marburg’da bir gece konaklayıp turumuza sabah erkenden devam ettik.

    Marburg’dan Hanau’ya geçtik, aslında uğradık diyebilirim.

    Hanau

    Pazar günü olması sebebiyle Hanau’da in cin top oynuyordu. Tıpkı Kassel gibi eski şehir meydanı olmayan Hanau bizde biraz hayal kırıklığı yarattı. Meydandaki Belediye Binasının önünde Grimm Kardeşler’in büyük bir heykeli var. Grimm Kardeşler’in doğum yeri. Pazar günü olması sebebiyle bir çok yer kapalı olduğu için, biz de Hanau’da fazla vakit kaybetmeden Masal Rotası’nın son durağı olan  Steinau an der Strasse’ye vardık.

    3767

    Hanau

    Pazar günü olması sebebiyle Peri Masalları Festival’i vardı. Kasabanın  girişinde bizi Ortaçağdan kalma kale ve Wervalting Şatosu karşıladı.

    image37

    Hanau – Wervalting Şatosu

    image38

    Hanau – Wervalting Şatosu

    Zaten girişte kasabalı birkaç genç görevli festival için bilet satıyordu. Bütün atraksiyon kale sınırları dahilinde olduğu için 5 euro karşılığında tüm günümüzü orada geçirip her türlü etkinliğe katılabileceğimizi söylediler. Biletlerimizi aldık. Steinau an der Strasse biraz sapa bir yerde. Navigasyonumuz olmasına rağmen bulmakta biraz zorlandık. Ancak  Masal Rotası’nın en güzel duraklarındandı bence. Festival sayesinde ortaçağ havasını soluduk. Önce şatoyu gezdik, o döneme ait kullanılan eşyalar sergileniyordu. Kasabalı genç çocuklar az İngilizceleri ile ve utanarak  bize rehberlik ettiler. Kuleden şehir manzarasını izledik.  Meydanda ortaçağa ait kıyafetler giymiş insanlar  yiyecek, içecek ve hediyelik eşya satıyorlardı. Bir tarafta kukla tiyatrosunun provası yapılıyordu.

    image39

    Steinau an der Strasse

    Steinau an der Strasse gerçekten de ortaçağdaymış izlenimini verdi. Kasabanın hem biraz merkeze uzak olması, hem bütün olayın kale duvarları arasında gerçekleşmesi hem de festival dolayısıyla kasaba halkının ailece meydanda olması bize öyle hissettirdi. Grimm Kardeşlerin  1791 – 1796  yılları arasında yaşadıkları ev de burada.

    image40

    Grimm Kardeşler’in evi

    Grimm Kardeşler’in evi müze olarak gezilebiliyor ancak asıl müze şatoda. Bu müzede de yine sevgili anneannemi hatırlatan bir öğeye rastladım. Bir bölümde masalların tüm dünya dillerine çevrilmiş kitapları segileniyordu ve Türkçe örneği de 1950’li yıllarda basılmış Doğan Kardeş yayınlarından çıkma Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler kitabıydı. Çok duygulandım görünce…

    image41

    Müzedeki kitaplar

    image42

    Müzedeki kitaplar

    Grimm Kardeşler Müzesinin karşısında Şehir Müzesi var. Bir bilet ile her ikisi de gezilebiliyor.

    Steinau an der Strasse’den ayrıldıktan sonra Masal Rotası’nın bitmiş olmasının verdiği hüzün ama rotayı başarıyla tamamlamanın vermiş olduğu sevinç ile bu sefer Romantik Rota’ya başlamak üzere Würzburg’a doğru yola koyulduk.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Romantik Yol

    Würzburg

    Würzburg’a varınca arabamızı kapalı otoparka bıraktık ve tarihi köprüden geçerek eski şehir meydanına varmayı umduk. Ancak Würzburg  2. Dünya Savaşında çok yara almış bir şehir olduğu için tarihi bir şehir meydanı olmayan, eski ve yeninin iç içe girdiği bir üniversite şehri ile karşılaştık. Tarihi köprü Prag’daki Charles Köprüsü’ne benziyor.

    Zaten  Würzburg’un küçük Prag olduğunu gitmeden önce okumuştum. Prag kadar büyüleyici olmasa da kendine has güzellikleri olan bir şehir. Kentin en ilginç ve muhteşem yapısı Residans Würzburg 1981 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış, Dünyada tavana çizilmiş en büyük fresk bu yapının içinde.

    image43

    Würzburg

    image44

    Würzburg

    Romantik Rota’ya Japonların büyük bir ilgi gösterdiğini okumuştum. Hakikaten de sanki  Japon istilası vardı :)

    Bremen’den yağmurla başladığımız yolculuk güneye indikçe yerini inanılmaz bir sıcağa bıraktı. Würzburg’un bir de Marienberg Kalesi var, kan ter içinde kaleye çıktık. Muhteşem bir şato ve kale manzarası ile karşılaştık. Şato’nun  gölgesinde dinlenmek iyi geldi. Hatta kafede  manzaraya karşı bir şeyler içip soluklanmak en iyisiydi.

    image45

    Würzburg

    image46

    Würzburg

    Tam bir günümüzü Würzburg’da geçirdik ve gece yine Airbnb’den ayarladığımız bir evde kaldık. Würzburg güzel ama bence bir gün geçirdikten sonra  akşama Rothenburg’a gidip konaklama orada yapılabilir. Çünkü hakikaten Rothenburg ob der Tauber çok daha romantik bir şehir.

    Rothenburg ob der Tauber

    Ertesi sabah erkenden Würzburg’dan ayrılıp Rothenburg’a geldik. Bu ortaçağ kasabasına büyükçe bir sur kapısından giriliyor.

    image47

    Rothenburg ob der Tauber

    image48

    Rothenburg ob der Tauber

    image49

    Rothenburg ob der Tauber

    image50

    Rothenburg ob der Tauber

    Rothenburg meydanında 2 etkinlik var, birisi meydandaki kilisenin saat kulesinde saat başı Rothenburg’un tarihinde önemli yeri olan, eski belediye başkanının iddiaya girip, 100 fıçı bira içip şehrini kurtarmasının tasvir edildiği kukla gösterisi, gece de şehir turu:  Nightwatchman turu.

    image51

    Rothenburg ob der Tauber

    image52

    Rothenburg ob der Tauber

    Rothenburg’u gezerken şehri çevreleyen  kale surlarına da çıkıp, şehrin çevresinde yürüyüş yapıp tarihi binalarını bir de tepeden  görmek gerek. Masal gibi evleri, masal gibi oyuncakçıları ile tam bir masal diyarı Rothenburg….

    Rothenburg’da benim en çok sevdiğim yer Christmas Müzesi ve Kathe Wohlfahrt’ın Noel Dükkanı oldu. Allah’ım nasıl büyülü bir yer  burası! Oyuncaklar, tahta işlemeli süsler, kurşun askerlerin devasa boyundan en miniğine kadar biblolar benim gibi noel ruhunu mistik bulanlar için cennet!!! Bir o kadar da alışveriş çılgınlığına sevkeden bir yer. Bir şubesini Burugge’da görmüş  bayılmıştım ama asıl kaynak Rothenburg’daymış :) Rothenburg çok küçük bir  şehir olduğu için her yeri gündüz ve gece doya doya gezdik. Bu yüzden Christmas Market’e  çok zaman ayırabildik. Öyle ki eşim birkaç defa beni kapıda beklemek zorunda kaldı. Sonuç olarak elimde bir paket dolusu yılbaşı süsü ile döndüm :) Tek kelime ile bayıldım ve Rothenburg’un noel zamanı ne kadar güzel olabileceğini hayal ettim.

    image53

    Kathe Wohlfahrt – Rothenburg

    image54

    Kathe Wohlfahrt – Rothenburg

    image55

    Kathe Wohlfahrt – Rothenburg

    Rothenburg’u doya doya gezdiğimiz için artık  Romantik Rota’nın en son durağı olan Füssen’e doğru yola koyulma vakti gelmişti.

    Füssen

    Füssen’e gelmeden önce ben de herkes gibi en çok Disneyland’ın  simgesi meşhur Uyuyan Güzel’in  şatosuna ilham kaynağı olan Neuschwanstein Şatosu’nu görmek için sabırsızlanıyordum. Ancak Füssen’e varınca şatodan çok daha fazlası olduğunu  gördük.  Bir kere doğası muhteşem. Mavinin her tonuna sahip insanı huzura çağıran  deniz dedikleri göller var. Öyle güzel ki…

    Füssen’e varır varmaz güzellikler karşısındaki şoku atlatıp  vakit kaybetmeden şatoları görmek için Schwangau’ ya gittik. Bu şatolardan dolayı Füssen ve 4 kilometre doğusundaki Schwangau kasabası Almanya’nın en fazla turist çeken yerlerinden.

    Füssen, Almanya-Avusturya sınırına yakın, Almanya’nın en güneyindeki küçük bir kasaba. Burada iki büyük ve özellikli şato var ki, gerçekten görülmeye değer. Dört gölle çevrili Schwangau kasabası, ’’Kraliyet Şatolarının Kasabası’’ olarak tanınıyor. Alp Dağları’nın eteğindeki, dünyaca ünlü iki kraliyet şatosu Hohenscwangau ve Neuschwanstein Şatoları, Füssen kasabasına yakın mesafedeki Schwangau’da bulunuyor ve bu etkileyici yapılar tüm dünyadan yoğun ziyaret alıyor.

    Hohenscwangau Şatosu’nu görmek üzere yürüyerek şatoya çıkan yolu takip ettik. Yürüyerek gidilebilir. Ancak daha yukarıda olan Neuschwanstein’a yürüyerek gitmeyi göze alamadık ve birkaç euro karşılığında turistleri taşıyan belediye otobüsüne binmeyi tercih ettik.  En iyi yol da bu bence. Şatoya varınca görkemli bir yapı ile karşılaştık. İnanılmaz kalabalıktı.

    image56

    Füssen

    image57

    Füssen

    image58

    Hohenscwangau Şatosu

    image59

    Neuschwanstein Şatosu

    image60

    Füssen

    image61

    Füssen

    image62

    Füssen

    image63

    Füssen

    Füssen muhteşem bir yer! Bir tarafta Alp dağları, bir tarafta şatoları, bir tarafta Lechfall Şelalesi, tertemiz havası yazın bu kadar güzelse kışın karlar altında nasıldır kim bilir!

    Oksijen bakımından dünyada ikinci olan Kaz Dağları’nın ardından birinci olan Alplerin havasını da solumak kısmet oldu. Füssen’den sonra  durağımız Münih’ti. Münih’te iki gün, ardından Salzburg’da iki gün kaldıktan sonra Türkiye’ye dönme vakti geldi. Masal gibi, tablo gibi,  romantik mi romantik bir gezinin ardından geriye kalan bir sürü anı ve fotoğraf oldu.

    Süha Zuhal KILIÇ

    MASAL YOLU’NDA ve ROMANTİK ROTADA NEREDE KALINIR?

    Masal Yolu’ndaki konaklama seçenekleri için bencetatil.com olarak bizim en çok tercih ettiğimiz online rezervasyon sitesi Booking.comun tavsiyelerine bakabilirsiniz.

    Hem çok sayıda fotoğraf ve bilgi, hem de gerçek konukların ayrıntılı yorumları mevcut. Ayrıca ücretsiz rezervasyon iptali seçenekleri de sunulmakta…

    Romantik Rota’daki konaklama seçenekleri için de yine Booking.com‘un önerilerini inceleyebilirsiniz. 

     

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu