"Şimdi değilse, ne zaman?"

Avrupa’nın en batı ucuna yolculuk…

    Sevgili Neşe Gülnar Erkman, Portekiz seyahatini anlatmaya devam ediyor. Başkent Lizbon‘dan sonra, şimdi de Sintra, Cabo da Roca ve Cascais’deyiz. Yani Avrupa’nın en batı ucuna gidiyoruz…

     

    Portekiz Gezisi: Lizbon, Sintra, Cabo da Roca ve Cascais

    Portekiz Gezisi: Lizbon, Sintra, Cabo da Roca ve Cascais

    Sintra’dan Okyanusa… Neşe Gülnar Erkman yazdı…

    Bugün Lizbon dışına gideceğiz, sarayları gezeceğiz. Ama nasıl ? Günlük turun bedeli 70 Euro olunca bendeniz Sintra turunu nasıl ucuza getiririm arayışına başladım. Üstelik bu fiyata saraylara giriş de dahil değilmiş…

    Sabah kahvaltısından hemen sonra metro ile Rossio Tren İstasyonu’na gelinir. Suratsız  gişe görevlisi kadından 15 Euroluk “Billehetes Combinados”alınır, turist dolu trene oturulur. İşte bu tura çare trendir. Aldığımız bilete tüm gün bineceğimiz otobüsler de dahildir. Tren saatleri çok sık, tüm tren turist dolu. İstasyonlarda dura –kalka  Benfica’dan, Amadora’dan geçiyoruz ve 30-40 dakika içinde Sintra’ya varıyoruz.

    Rossio Tren İstasyonu

    Rossio Tren İstasyonu

    Yeşillikler içinde küçük ve şirin bir kasabadayız. Hediyelik eşya dükkanları, kafeler, küçük lokantalar, villalar, parklar aristokrat bir geçmişi belli ediyor. Lizbon’un karmaşık hayatından burada iz yok, heryer şık, bakımlı. Kraliyet havası var etrafta. Önce sabah kahvesi ve arkasından biraz turlama.

    Sintra Belediye

    Sintra Belediye

    Çok şık bir “Belediye Binası”ndan sonra gökyüzüne yükselen iki dev mutfak bacası ile “Palacio Nacional” ufukta bembeyaz çıkıyor karşımıza. Sintra bölgesinde tam 6 tane saray var, hepsini gezmeye ne vakit, ne de nakit yeterli değil.

    Palacio Nacional De Sintra

    Palacio Nacional De Sintra

    Palacio Nacional de Sintra

    Palacio Nacional de Sintra

    Durum böyle olunca, saraylardan saray beğeniyorum kendime ve en tepedeki “Palacio Nacional da Pena” yı seçiyorum. Saraylara çıkmadan önce parklara, bahçelere bir göz atalım diyoruz ve “Hürriyet Parkı”na giriyoruz.

    Palacio Nacional da Pena

    Palacio Nacional da Pena

    Uzak diyarlardan getirilmiş, bizlerin hiç tanımadığı, adını bile bilmediği birçok güzel bitki karşımızda. Genç kızlığımızda kıyafetlerimizin yakasına taktığımız uyduruk beyaz kamelyaların pembeleri ağaçlar halinde, altlarına dökülen çiçekler pembe yağmurlar gibi yerleri kaplamış.

    Hürriyet Parkı'ndaki kamelyalar

    Hürriyet Parkı’ndaki kamelyalar

    Hürriyet Parkı'ndaki kamelyalar

    Hürriyet Parkı’ndaki kamelyalar

    Hürriyet Parkı'ndaki kamelyalar

    Hürriyet Parkı’ndaki kamelyalar

    Dev eğrelti otları ağaç şeklinde, hiç görmemiştim böylesini. İklim güzel, ehhh tabii kralın bahçıvanları da gereken ilgiyi göstermişler.

    Dev Eğrelti Otları

    Dev Eğrelti Otları

    Sintra saraylarının en tepesinde Castelo dos Mouros=Mağribi Kalesi yer alıyor. Kuzey Afrika’dan gelip, bölgeye hakim olan Araplar sekizinci ve dokuzuncu yüzyıllarda yapmışlar ve 1147’de bölgeyi Portekizlilere terkederek güneye çekilmişler. Kale  harabe halinde ve sarp bir kayanın üzerinde, biz şık bir sarayı ziyaret etmeyi  tercih ediyoruz .

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    İstasyonun tam karşısından 434 no’lu otobüs ring seferi yapıyor. Bizim bilet her yerde geçtiğine göre, atlayalım otobüse, çıkalım Pena Sarayı’na. Romantik manzaralar, ormanlar, villalar arasından kıvrılarak çıkıyor otobüs. Yol tek yönlü, karşıdan gelene yer yok. Yılan gibi kıvrılan yol, kalenin eteklerinde bir durakla kesiliyor, biz burada inmeyeceğiz, yola devam.

    Bölge 1995’de UNESCO korumasına alınmış. Yeni meşhur olmuş bir yer değil, 1809’da Lord Byron, yakın bir arkadaşına yazdığı mektupta, “Sintra, benim için dünyadaki en şahane yerdir” diyor. Otobüs, sarayın kapılarında indiriyor bizi. Saraya ve bahçelere giriş bileti 14 Euro. İsteyen için de 2 Euro’ya sarayın ana giriş kapısına kadar bir servis otobüsü çıkıyor.

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Güzel bitkiler, çiçekler içinden tırmanıyoruz 10 dakikacık. Silindirik kuleleri, kubbeleri, minare benzeri detayları ve çekici renkleri ile çok karmaşık stilli bir sarayın önündeyiz. Portekiz halkı gibi bir saray, “ortaya karışık” demiştik ya, burası da aynen öyle. Romantizm desek, gotik pencereler ne oluyor, minareye benzeyen, İslam sanatına merhaba diyen kuleler nereden çıktı, Rönesans’tan kalan kapı söveleri ne iş??

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Pena Sarayı

    Stil aramayın, ön avluya geçelim. Geçmeden önce başımızı kaldırıp, kapı üstündeki korkunç yaratık rölyefine bir bakış atalım: “Dünyanın Yaratılışı” ile karşı karşıyayız.

    İç Avluya Geçiş

    İç Avluya Geçiş

    Dünyanın Yaratılışı

    Dünyanın Yaratılışı

    Kapı sövesindeki deniz canlıları, kabukluları üzerine iki balık kuyruğu şeklindeki bacaklarını açarak oturmuş korkunç figür, başından çıkan asma dallarını iki eliyle kavramış, kapı alınlığı göğe doğru üzüm salkımları ile yükseliyor. Dünyayı yaratan korkunç yaratık bize “deniz mahsulleri yiyin, şarap için !” diyorsa eğer, tavsiyeye harfiyen uyduğumuzu söyleyebilirim.

    Korkunç yaratığın bacakları altından sarayın iç avlusuna çıkınca önümüzde 18 km.lik açık bir ufkun ardında masmavi Atlas Okyanusu görülüyor. Ne manzara, ne hava !!! Kral II.Ferdinand’ın burasını neden yazlık saray olarak seçtiği çok iyi anlaşılıyor şimdi.

    Sintra'dan Okyanusa

    Sintra’dan Okyanusa

    Sintra'dan Okyanusa

    Sintra’dan Okyanusa

    Orta çağlarda burada küçük bir şapel var, sonra bir manastır oluşuyor aynı yerde ama 18. yüzyılda bir yıldırım düşer manastıra, tam toparlanırken 1755 depremi ile perişan olur manastır… Şu işe bakın yani, günlerini Tanrıya ibadetle geçiren keşişlere Yüce Tanrının verdiği karşılık reva mıdır? 1838’de II.Ferdinand bölgedeki bu havası, suyu güzel tepe ile ilgilenir. Manastırın yerine bir yazlık saray yaptırmaya karar verince, yapım işini Ren bölgesindeki Alman şatolarını çok iyi tanıyan bir amatör mimara, Baron Wilhelm Ludwig von Eschwege’ye verir… Portekizli mimarlara güvenemedi mi, yoksa Alman dedelerinin etkisi mi? Ren şatoları kadar büyük olmamasına karşın, bir masal sarayı havasını veren yapıya giriyoruz. Etrafta Krala yakın olmak isteyen yandaşların, şakşakçıların villaları var. Sömürgelerden gelen kıymetli ağaçlardan yapılmış mobilyalar gözümüzü alıyor. Duvar kağıtları, perdeler uyum içinde, genellikle bordo renk hakim.

    Yemek Odası

    Yemek Odası

    Yatak Odası

    Yatak Odası

    Yatak Odası

    Yatak Odası

    Arap Odasından Bir Detay

    Arap Odasından Bir Detay

    Ana Salon

    Ana Salon

    Ana Salon

    Ana Salon

    Çinilerde İslam Etkisi

    Çinilerde İslam Etkisi

    Yemek salonu, yatak ve giyinme odaları, biblolar, porselenler ilgi çekici. Portekiz’in meşhur “Vista Alegre” porselenlerinden güzel bir koleksiyon büfeleri süslüyor. Benim evdeki 3 parça uyduruk Vista Alegre gözümde daha da değer kazanıyor.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Saray ziyaretimiz 434 no lu otobüsle Sintra merkezde son buluyor. Şimdi hedefimiz Avrupa’nın en batı noktası “Cabo do Roca”.

    Billehetes Combinados elimizde, Sintra İstasyonu’ndan her saatı 10 dakika geçe kalkan 403 no’lu otobüse atıyoruz kendimizi. Kalabalıktan kapılar zor kapanıyor, turist dolu otobüste ev hanımlarına, okuldan çıkan öğrencilere yer yok gibi. Virajlı, bakımlı yollardan okyanusa doğru yol alıyoruz. Bembeyaz evlerle süslü köylerden, çam ve mimoza ormanlarından geçiyoruz. Kumsallar gözüktü.. bu bölge sörfçüler için bir cennet.

    Cabo Do Roca

    Cabo Do Roca

    Cabo do Roca=Kayalık Burun. Avrupa’nın en batı ucu. Greenwich boylamından 9 derece daha batıdayız. Dünyanın ucundaki fener gibi burayı da bir fener aydınlatıyor denizciler için..

    İlkbaharın yeşillikleri ile kırmızı fener birbirine çok yakışmış. 125 metre yukardan Atlas Okyanusu’nun kayalıklarına, beyaz dalgalarına bakmak insandaki keşif hissini arttırıyor, ufukta bir boşluk, sonsuzluk, Portekiz’li kaşiflerin hissettikleri de böyle bir duygu muydu acaba ?

    Avrupa Kıtasının En Batı Ucu

    Avrupa Kıtasının En Batı Ucu

    Tepesinde bir haçın yer aldığı anıtın önünde herkes fotoğraf çektiriyor. Yukarda okyanusa nazır bir kafe var, herkese nasip olmaz, bir kahve molası verelim diyoruz. Hediyelik eşya bölümünde “Ben de Avrupa’nın en batı ucundaydım” sertifikası satılıyor tanesi 11 Eurodan, Japonlar kapışıyorlar :)

    Cabo Do Roca Feneri

    Cabo Do Roca Feneri

    Planımız, buradan sahildeki tatil kasabası Cascais’e gitmek. Bunun için yine 403 no’lu otobüsü yakalamalıyız.

    İnenler, binenler, pazardan dönenler, okuldan çıkan öğrenciler, öğretmenler, musluk tamircisi, turistler, hepsi bu otobüste… 70 Euro verecektik, tura katılacaktık, bu güzel insanların hiç birini de göremeyecektik.

    Cascais’e yaklaşırken villalar da başlıyor. Burası Lizbon’lu zenginlerin yazlıklarının olduğu bir tatil beldesi. Tren istasyonu önündeki durakta otobüsten iniyoruz, yönümüz belli: Okyanus.

    Plajın hemen yukarısındaki terasta güzel bir kafe var. İlkbahar güneşinin ısıttığı masalarda kocaman sürahilerde kırmızı Sangria’lar  çok cazip görünüyor. Biz de bir sürahi ısmarlıyoruz, palmiyeler ardında güneş batmadan ufuktaki yat limanını, plajda yürüyüş yapanları izliyoruz. Cascais’in, okyanusun, gezimizin tadını çıkartıyoruz.

    Cascais Plajı

    Cascais Plajı

    Cascais Plajı

    Cascais Plajı

    Hava kararmadan, yaya caddesi ıssızlaşmadan çarşı içinden küçük ve şık dükkanlar arasından geçerek sahile, promenade yoluna geçiyoruz. Yat limanının tam yanındayız, Cascais Kalesi  de komşumuz. Orta çağda kimbilir hangi korsan saldırıları, Arap naraları ile sarsıldı bu duvarlar?

    Cascais'de Akşamüstü

    Cascais’de Akşamüstü

    Cascais Sokakları

    Cascais Sokakları

    Akşam yemeğini de burada yedikten sonra Lizbon’a dönsek ne güzel olur. Fikrim kabul görüyor, beyaz örtülü olmayan, kalabalık bir lokanta arıyoruz. Küçük bir meydana dizilmiş, tam istediğimiz gibi, yanyana birkaç lokantanın çığırtkanları biz turistleri kapmak için birbiriyle itişiyor. Birinde karar kılıyoruz. Ortam neşeli, turistler, yerliler içiçe, servis hızlı, yemekler güzel ve fiyatlar normal…

    Herkes değişik bir çeşit söylüyor. 4 kişiyiz, paylaşacağız, değişik tadlar deneyeceğiz. Bacalhau=Morina ızgara, Jumbo Karides sarmısaklı (12 adet), Kalamar ızgara ve ahtapot fırından yeni çıkmış arz-ı endam ediyor. Bir şişe şarap da içiyoruz ve hepsine 65 Euro ödüyoruz. Harika değil mi?

    Çok geç saate kalmayalım diyerek gençleri kaldırıyorum masadan. Lizbon’a kadar yolumuz yarım saati geçecek. 21:30 trenine yetişiyoruz.

    Başım cama dayalı, gecenin ışıkları kıyıya vuruyor, istasyonlar bizi Lizbon’a yakınlaştırıyor. Deniz karanlık, deniz sonsuz, kaşifler okyanusa, biz memlekete dönüyoruz.

    Avrupa nın en batısından, en doğusuna yolculuk var yarın…

    Neşe Gülnar Erkman

    SINTRA OTELLERİ

    SINTRA OTELLERİ

    SINTRA’DA NEREDE KALINIR?

    Sintra’daki konaklama seçenekleri için bencetatil.com olarak bizim en çok tercih ettiğimiz online rezervasyon sitesi Booking.com‘u inceleyebilirsiniz. Hem çok sayıda fotoğraf ve doğru bilgiler, hem de gerçek konukların ayrıntılı ve güvenilir yorumları mevcut.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu