"Şimdi değilse, ne zaman?"

Juliet’e mektuplar…

    Shakespeare’in Juliet’ine mektup yazmak ister miydiniz?

    Romeo ve Juliet… Yani aşk… Yani hüzün… Ölümüne sevmek… Ama kavuşamamak.

    Aşk bulur bazen böyle birbirine düşman ailelerin çocuklarını, biçare bırakır seven masum kalpleri…

    Bu yüzden değil miydi Juliet’in haykırışı:

    “Ah, Romeo, Romeo! Neden Romeo’sun sen?

    İnkar et adını, babanı yadsı!

    Yapamazsan yemin et sevdiğine,

    Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben.

    (…)

    Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile

    Kokmaz mı aynı güzellikte?

    Romeo’nun da adı Romeo olmasaydı,

    Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı.

    Romeo, bırak, at bu adı!

    Senin parçan olmayan

    bu ada karşılık,

    al bütün varlığımı.”

    Ama olmadı; yanlış anlaşılmalar, öfke ve sabırsızlık Romeo ile Juliet’in sonunu hazırladı. Capulet ve Montague’ler ancak çocuklarının ölü bedenleri huzurunda barışabildi. Bizlere de ölümü göze alan bu hüzünlü aşk hikayesi ve Romeo ve Juliet’in aşkı simgeleyen isimleri kaldı.

    Romeo ile Juliet’in hikayesini önce Luigi Da Porto kaleme almış, ardından başka birçok Avrupalı yazar da işlemiş bu konuyu. Ama hepimizin bildiği gibi zirve, William Shakespeare’in yazdığı oyunla oldu. Shakespeare’in bu ölümsüz eseri 1500′lerden, yani ilk sahnelendiği zamandan bugüne değerinden hiçbir şey kaybetmeden geldi. Dahası Prokofyev ve Çaykovski’nin bale suitlerinden Broadway müzikali West Side Story’ye kadar birçok başka esere ilham verdi. Şimdi de hem enteresan bir kitaba hem de bu kitaptan esinlenerek çevrilmiş bir Amerikan filmine konu oldu.

    Fotoğraflar: imdb.com ve biography.com

    Adres: Juliet, Verona, Italy

    Shakespeare’e göre Juliet, ailesiyle yani Capulet’lerle birlikte İtalya’nın Verona şehrinde yaşardı. Bugün de Verona’ya giderseniz, şehrin merkezinde, Capello 23 adresinde 19. yüzyıldan itibaren “Juliet’in Yeri” diye adlandırılan evi bulabilirsiniz. Sonradan, 20. yüzyılın başlarında eklenen balkonu, bahçesindeki bronz Juliet heykeli ve ortalıkta dolanan kalabalık turist grubuyla dikkatinizi çekecektir.

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Esas ilginç olan, yani bahsettiğim kitapla filme konu olan şey ise işin belki de pek bilmediğimiz bir yanı. Juliet’e yazılan mektuplar ve bunlara tek tek gönderilen cevaplar…

    Evet, yanlış duymadınız, “Juliet’e yazılan mektuplar” dedim!

    * Dünyanın dört bir yanından insanların hâlâ Juliet’e mektup yazıp aşklarına, dertlerine çare aradığını biliyor muydunuz?

    The Club di Giulietta, yani Juliet Kulübü diye gönüllü bir organizasyon olduğunu ve Juliet’in her gün “gönüllü sekreterleri” aracılığıyla ona gönderilen her mektuba tek tek cevap verdiğini?

    * Her yıl en güzel ve etkileyici mektuba Sevgililer Günü’nde “Cara Giulietta” yani “Sevgili Juliet” ödülü verildiğini?

    * Verona’da her yıl 16 Eylül’de Juliet’in doğum gününün kutlandığını?

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    Edebiyat’ın gücüne bakar mısınız? Kurmaca karakterin nasıl bu kadar gerçek algılanabildiğinin cevabı herhalde Shakespeare’in aşıklarının yüzyıllarca aynı tadı ve etkiyi yaratmasında olsa gerek…

    Juliet’in asla var olmadığı artık ne mektupları yazanlar için, ne de Juliet’in sekreterleri için önemli. Çünkü o Juliet, yani aşkın simgesi… Adresi Verona…

    Zaten evinin bahçesindeki duvara sıkıştırılanlar haricinde postayla gelen mektupların çoğunda da adres bu: Juliet, Verona, Italya.

    1930′lardan beri yılda neredeyse 5000 mektup geliyor Juliet’e. Bütün sınırları aşarak; farklı ülkelerden, farklı kıtalardan… Mektupların çoğu Amerika’dan geliyor, gönderenler daha çok gençler, özellikle de kadınlar…

    Mektuplaşmanın hikayesi

    Bu geleneğin nasıl başladığının da bir hikayesi var elbette. 1930′larda Juliet’in evinde bekçi olarak görev yapan duygusal ve romantik Ettore Solimani, gelen ziyaretçiler için el ele tutuşup dileklerde bulunmak gibi çeşitli ritüeller düzenlemeye başlamış. Hatta yaklaşık iki düzine güvercini eğiterek ziyarete gelen kadınların omuzlarına konmalarını sağlamış. Juliet’in bahçesine söğüt ve gül ağaçları dikmiş. Juliet’i ziyarete gelenler onun temsili mezarına çeşitli notlar bırakıyorlarmış. Zamanla Solimani bu mektupları okuyup cevaplamaya başlamış. Mektupları “Juliet’in Sekreteri” diye imzalıyormuş. Mektupların cevaplandığı dilden dile dolaştıkça, daha çok mektup gelmeye başlamış.

    Solimani 1950’de emekli olunca bu görevi bir tarih profesörü devralmış, ama dört yıl sonra kimliği açığa çıkınca bırakmış. Gönüllüler arasında elden ele geçen bu görev, 1980′de “The Club di Giulietta”ya verilmiş. Mektuplar yakın zamana kadar evin dış duvarlarına sakızla yapıştırılıyormuş, şimdi beyaz plastik bir pano koymuşlar. Hatta bir mektup kutusu bile var. Postayla gelen mektuplara günümüz teknolojisi sayesinde e-postalar da eklenmiş. Juliet’e seslenmek isteyenler artık info@julietclub.com adresine yazabiliyor. Ama duyduğumuza göre, sekreterler en çok üzerinde pulu, damgası olan mektupları cevaplamayı seviyormuş, böylesini daha gerçek, daha romantik buldukları için…

    Fotoğraf: julietclub.com

    Juliet’in gönüllü sekreterlerinin sadece kırtasiye ihtiyaçları ve posta masrafları karşılanıyor. Yaptıkları iş için ayrıca bir ücret almıyorlar, ama hepsi bu işi yapmaktan dolayı çok mutlu. İnsanlara yardım edebiliyor olmanın tatminini yaşıyorlar. “Çok dikkat ediyoruz, bazı zor mektupları cevaplarken en doğru yaklaşımı bulabilelim diye aramızda tartışıyoruz, birlikte bir karar vermeye çalışıyoruz ama bazen de hata yapıyor olabiliriz” diyorlar. Bugün bu işi yapan 15 sekreter var, bunların ikisi erkek. Bazıları bu işi 15-20 yıldır yapıyor. Aralarına yeni gönüllüler almaya hazırlar, bir deneme sürecinden geçmesi şartıyla.

    Juliet’e gönderilen mektuplarda aşkın halleri

    Veronalı sanat tarihçisi Ceil Friedman, pek az kişinin bildiği bu hikayeyi kardeşi Lise Friedman’la birlikte 2006 yılında çıkan “Letters to Juliet” adlı kitabında anlatıyor. Yani “Letters to Juliet” filmine ilham kaynağı olan kitapta… Kitapta Shakespeare’in Romeo ve Juliet adlı eserine dair yok, yok. Bugün Juliet’e yazılan mektupların arkasındaki hikayeler ve Juliet’in sekreterlerinin kimler olduğu gibi pek çok ilgi çekici ayrıntı da kitapta yer alıyor. Ayrıca 75 mektup örneği de var. Tabii kimse rahatsız olmasın diye isimler değiştirilmiş.

    Çok enteresan mektuplar var aralarında.

    Mesela 1970’de Montana’dan yazan bir kız şöyle diyor:

    “Beş yıl önce zenci bir erkeğe aşık oldum. Ailem bu ilişkiye karşı, evlenmemize izin vermiyor. Pek çok kez ayrılmayı denedik ama olmadı… Sevgili Juliet, ne yapmalıyım?”

    Ukrayna’dan bir anne şöyle seslenmiş:

    “27 yaşında bir kızım var, henüz hiç evlenmedi. Artık nişanlansın istiyorum. Juliet yardım edebilir mi?”

    Fotoğraf: julietclub.com

    10 yaşındaki bir erkek çocuk ise bakın ne istemiş Juliet’den:

    “Sevgili Juliet, ben 10 yaşındayım, ama benden büyük birine, 14 yaşında bir kıza aşık oldum. Onunla geçen yaz Verona’da tanışmıştım. Sonra bir daha göremedim. Sizin haberiniz var mı, nerededir?”

    Kocası tarafından terkedilen bir İtalyan kadın acıyla şöyle haykırmış:

    “Juliet, kocam beni terketti. Lütfen bana yardım et, beni kurtar. Bir uçurumdan aşağı sallanıyor gibiyim. Çıldırmak üzereyim.”

    Bu da başka bir genç kızın derdi:

    “Sevgili Juliet, ben 3. katta oturuyorum. Ailem erkek arkadaşımın eve gelmesine izin vermiyor. Ben de onu gizlice eve sokmak istiyorum. Romeo seni ziyarete nasıl geliyordu? Odana nasıl tırmanıyordu, bana bunun tekniğini anlatır mısın?”

    Hindistan’dan yazan bir genç kızın sorunu ise bambaşka:

    “Sevgili Juliet, ben bir kıza aşığım ama burada lezbiyenler pek hoş karşılanmıyor. Ne yapacağım şimdi ben?”

    Fotoğraf: julietclub.com

    Fotoğraf: julietclub.com

    İşte böyle… Umutsuzca aşık olanlar, terkedilenler, aradığı sevgiyi bulamayanlar, aileleri yüzünden sevdiklerinden kopanlar ve kavuşamayanlar umut ve çare arıyor Juliet’e yazarak.

    Gerçi mutluluğunu paylaşmak isteyenler de var. Belarus’tan yazan bir kız şöyle seslenmiş:

    “Sevgili Juliet, yıllar önce Victor’umu buldum. Ona aşık oldum. O benim hayatım, güneşim. Şimdi evlenmeye karar verdik. Lütfen bize iyi dileklerini gönderir misin, şans dile bize, Juliet.”

    Sekreterlerin dediğine göre bugüne kadar mektup yollayanlar içinde en genci 6 yaşında bir kızmış. “Aşık olduğumu nasıl anlarım?” diye sormuş Juliet’e.

    Tabii aşk dışında başka konularla ilgili yardım isteyenler de oluyormuş. Avusturalya’lı kuraklıktan bunalmış bir çiftçi yağmur dileğinde bulunmuş mesela.

    Kitabın arka kapağında ise hoş bir sürpriz var. Koparılabilir bir pembe zarf iliştirmişler, bir de mektup kağıdı… Belki okuyucular Juliet’e mektup yazmak ister diye. Güzel düşünülmüş, değil mi?

    Fotoğraf: amazon.com

    Fotoğraf: amazon.com

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Bu hikaye şimdi film oldu…

    2010 yapımı Letters to Juliet filmi ise, Juliet’e 50 yıl önce yazılıp, asla cevaplanmamış bir mektubun hikayesi üzerine kurulu. Başrollerde Amanda Seyfried, Vanessa Redgrave ve Christopher Egan var. Filmin romantik hikayesine eşsiz Verona ve Toskana görüntüleri de eşlik edince, görsellikle duygusallığı ön plana çıkaran bir film olmuş.

    Fotoğraf: imdb.com

    Fotoğraf: imdb.com

    Fotoğraf: imdb.com

    Filmde nişanlısıyla Verona’ya gelen Sophie, Juliet’in evini ziyaret ediyor ve oradaki atmosferden, ağlayarak mektup yazan insanlardan çok etkileniyor. Günün bitiminde ortalık sessizleşince, evin duvarlarına yapıştırılmış mektupları toplayıp sepetine koyan bir kadın görüyor ve onu takip etmeye başlıyor. Böylece “Juliet’in Sekreterleri”ni keşfediyor.  Sophie ertesi gün yine oraya gidiyor ve sekreterlerin mektupları toplamalarına yardım ediyor. Tesadüfen duvardaki bir taşın oynamasıyla da araya sıkışıp 50 yıl boyunca orada kalmış ve hiç cevaplanmamış bir mektubu buluyor, yıllar önce İtalyan sevgilisiyle beraber olmaya cesaret edememiş bir İngiliz kızın mektubunu… Bunca yıl geçmesine rağmen mutlaka cevap yazılması gerektiğine inandığı için de “Asla geç değildir” diye sesleniyor Claire’e…

    Fotoğraf: imdb.com

    Fotoğraf: imdb.com

    Fotoğraf: imdb.com

    Mektup eline ulaşır ulaşmaz torunu Charlie’yle birlikte çıkıp geliveriyor Claire. Hem de yıllar önce cesaret edip birlikte olamadığı aşkını bulmaya, ondan korkaklığı için özür dilemeye. İşte bu noktada Sophie, Charlie ve Claire’in Lorenzo Bartolini’yi arama macerası başlıyor. İçten diyaloglar eşsiz güzellikte bir  görsel şölenle birleşip seyirciyi yakalıyor. Claire’in eski aşkını bularak ona kavuşması sürecinde Sophie de nişanlısıyla ilişkisini sorguluyor.

    Filmden bir kare

    Filmden bir kare

    Fotoğraf: imdb.com

    Fotoğraf: imdb.com

    Claire’in torununu canlandıran Christopher Egan, film çekimi başlayana kadar “Juliet’in Sekreterleri”nin gerçek olduğunu bilmiyormuş. Bu geleneği öğrendiğinde çok şaşıran Egan, bunu kelimelerin ve edebiyatın kuşaklar boyu eksilmeyen etkisi olarak değerlendiriyor.

    Fotoğraf: imdb.com

    Filmin çekimlerinde yaşanan bir aşk hikayesi de var… Claire’i canlandıran Vanessa Redgrave şu an evli olduğu eşi Franco Nero’yu 1967 yılında tanımış, ama tıpkı filmdekine benzer bir şey olmuş, iki aşığın yolları ayrılmış. Uzun yıllar sonra yeniden karşılaşıp 2006′da evlenmişler. Letters to Juliet’de Claire’in kayıp aşkını canlandıran da Franco Nero’dan başkası değil.

    Fotoğraf: imdb.com

    Letters to Juliet’le beraber “Juliet’in Sekreterleri”nin işi epey zorlaşmış olmalı, çünkü mektup sayısı epey artmıştır artık. Sekreterlerden Giovanna Tamassia, “Film gösterime girdikten sonra epey yardıma ihtiyacımız olacak” demiş vaktiyle!

    Bana soracak olursanız, “Letters to Juliet” insanda güzel duygular uyandıran sıcacık bir film. Seyredin bence. Hem belki sorgularsınız siz de hayatta bugüne kadar verdiğiniz kararları, varsa cesaret edemediklerinizi,  bunları gerçekleştirmek için yeterince vaktiniz olup olmadığını…

    Kim bilir, sizin de “ya şöyle olsaydı” diyeceğiniz şeyler vardır belki.

    Sophie’nin, Claire’e yazdığı mektuptan aklımda kalan en vurucu cümleyi size aktarmak istiyorum.

    “Ne” ve “Eğer” ayrı ayrı kullanıldıklarında son derece masum iki kelime… Ama aynı cümlede kullanıldığında, ömrünüzün sonuna kadar size musallat olacak bir kabus kadar güçlüler… “Ne olurdu eğer?..”

    Orijinal haliyle:

    “What” and “If” are two words as non-threatening as words can be

     but put them together side by side and they have the power to haunt you

     for the rest of your life… 

     “What if”…

    Keşkelerin ve pişmanlıkların hayatınızda yeri olmamasını diliyorum…

    İşte filmin fragmanı…

    Seyredin bakalım, bu insanın içini ısıtan yerleri görmeyi siz de benim kadar isteyecek misiniz? Verona şehrinin büyülü atmosferi, Toskana bölgesinin yemyeşil ovaları ve meşhur Caparzo şaraplarının geldiği üzüm bağlarının güzelliği sizi de çekecek mi?

     Dilek Vidana Tavaşoğlu

    #herkitapbirbaşkadünyayaseyahattir

    #herfilmbirbaşkadünyayaseyahattir

    * Bu yazımız daha önce,  27 Mart 2011 tarihinde, ödüllü edebiyat sitesi Egoist Okur‘da yayınlanmıştı.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu