"Şimdi değilse, ne zaman?"

Şatolar Ülkesi Romanya

    Kendi arabamızla Romanya gezimiz… Süha Zuhal KILIÇ yazdı.

    Öyle bir ülke düşünün ki, şehirleri arası mesafeleri kat ederken başınızı her sağa ve sola çevirdiğinizde tepelerde görkemli orta çağ şatoları ya da kaleleri görüyorsunuz!  Yeşilin bin bir tonu ile bezeli ormanlarından ve ihtişamlı dağlarından bahsetmedim daha!

    Burası Karpatlar’ın arka bahçesi, şatolar ülkesi yemyeşil, masal gibi Romanya! Her ziyaretçisine tıpkı bizim gibi “bu kadarını da beklemiyordum doğrusu” dedirteceğinden eminim. Romanya beklentilerimize fazlasıyla cevap verdi, hatta son yıllarda ülkenin yaşam standartları bakımından ne kadar çok yol kat etmiş olduğunu hayretle gözlemledik. Çok güzeldi çook!! :)

    Transilvanya bölgesini gezmeyi hedeflediğimiz Romanya seyahatimize Köstence, Bükreş ve dönüş yolunda da Bulgaristan’da görmediğimiz bir o kaldı dediğim tarihi başkent Veliko Tarnavo’yı da ekleyince tam oldu. Beş günlük bir seyahate neler sığmadı ki.

    İşte bizi güzellikleri karşısında büyüleyen, tarihin derinliklerine götüren, hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan Romanya gezisi ve ayrıntıları…

    Edirne Kapıkule sınır kapısından sabah saat 08.00’de yola çıktık. Yolculuğumuzu kendi arabamızla gerçekleştirdik. Daha çok sahil şeridini takip ederek Varna, Dobric üzerinden yaklaşık 10 saatlik bir yolculuk sonrası Romanya sınır kapısı Vama Veche’den ülkeye giriş yaptık. Her iki ülke de AB üyesi olmasına rağmen giriş ve çıkışlarda pasaportlara damga vuruluyor. Daha önce AB üyesi birçok ülkede, ülkeler arası kontrol edilmeden seyahat etmiştik bu yüzden değişik geldi bize. Romanya sınırında bir sıkıntı yaşamamakla beraber oldukça oyalandık.  Bu arada Romanya polisinin Bulgar polisinin aksine çok asık suratlı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Romanya’da kullanacağımız bir hafta süreli “vignette” kartını aldıktan sonra yolumuza devam ettik.

    Romanya’yı anlatmaya başlamadan önce biraz Dobruca bölgesinden bahsetmek istiyorum. Karadeniz ile Tuna Nehri arasında kalan, Romanya’nın Köstence ve Tulça illeri ile Bulgaristan’ın Dobric ve Silistre illerini de içine alan bölge Dobruca Bölgesi olarak adlandırılıyor. Avrupa’daki en iyi korunmuş delta olan Tuna Deltası bu bölgede ve 1991 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. En verimli tarım arazileri buradaymış. Zaten yol boyunca, rüzgar türbinleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının bol miktarda olduğu uçsuz bucaksız ayçiçeği tarlaları bunun bir kanıtı gibi gözler önündeydi. Yer yer mora boyanmış lavanta tarlaları da gördük ve hatta kokusu burnumuza kadar geldi. Daha çok doğa turizminin ön planda olduğu Dobruca Deltası tarih boyunca verimli toprakları yüzünden birçok kez istila edilmiş. Romanya şimdi ise farklı etnik kültürlerin (Romen, Lipovan, Ukraynalı, Yunan, Ermeni, Türk) bir arada yaşadığı bu bölgenin en büyük zenginliğinin çetin doğa şartlarının içinde bu toprakları ev olarak benimsemiş olan insanlar olduğunu söylüyor.

    Dobruca Bölgesi tarım arazileri, Romanya

    KÖSTENCE

    Vama Veche sınır kapısından girdikten sonra Vama Veche şehrinin sahilinden başlayarak Ukrayna sınırına kadar 75 km’lik bir sahil şeridi var. Neptun, Jupiter, Venus, Saturn adlı plajlar ve tatil beldelerinin dışından, (bu isimler çok hoşuma gitti bu arada)  Köstence’deki iki büyük ve önemli sahil beldesinden biri olan Mangalia’nın da içinden geçerek bir tur atmış olduk ve Köstence merkeze vardık. 10 saatlik bir yolculuktan sonra yorgun olduğumuz için önce enerji depolamamız gerektiğinin bilincinde olarak bir restoran aramaya koyulduk. Köstence yaz mevsiminin cıvıltısı içinde, hareketli, tam bir sahil şehri. Kalabalık kafelerin, restoranların sıra sıra dizildiği ara sokakların denize açıldığını bilmek çok  heyecan verici :) Yemek yedikten sonra gezmeye başladık. Önce Romanya’nın ilk betonarme binası olarak bilinen, şehirdeki korunmuş en eski cami olan Huncihar – Aziziye Camii’ni gördük. 1828 yılında tahrip olmuş bir Osmanlı köprüsünden alınan taşlarla 1868 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmış.

    Şehirde bir camii daha var: II.Mahmud Camii. Bu camii enteresan çünkü Romanya Kralı I. Carol tarafından 1910 yılında yaptırılmış, tabii eskiden orjinali varmış bulunduğu yerde. Dobruca’da yaşayan Müslümanlar için yaptırmış kral.  Açıkçası caminin mimarisinden hiç etkilenmedim ama 100’den fazla  basamak çıkarak tırmandığım 47 metrelik minaresinden Köstence’yi izlemek harikaydı!  Köstence Limanı, Köstence yat limanı, Aslanlı Ev (Casa lu Lei),  Piata Ovidiu (Ovidiu Meydanı) yukarıdan bakıp aşağı iner inmez koştuklarımdı :)

    II.Mahmud Camii Köstence, Romanya

    II.Mahmud Camii Köstence, Romanya

    Köstence Yat Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence Yat Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence Limanı, Köstence, Romanya

    Ovidius Meydanı, Köstence, Romanya

    Ovidius Meydanı, Köstence, Romanya

    Köstence Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence Limanı, Avrupa’daki en işlek ve en büyük limanlardan biri.

    Ovidius Meydanı çok güzel. Ulusal Tarih ve Arkeoloji Müzesi’nin de bulunduğu meydan şehrin kalbi gibi. Müzenin hemen önünde Romalı şair Ovidius Publius Naso’nun heykeli var. Şair M.S. 8.yüzyılda şehre sürgün edilmiş. Ovidius Meydanı yakınlarında ise   Roma Mozaikleri var.

    Ovidius Meydanı, Arkeoloji Müzesi ve Şair Ovidius’un Heykeli, Köstence, Romanya

    Ovidius Meydanı, Arkeoloji Müzesi ve Şair Ovidius’un Heykeli, Köstence, Romanya

    Şehrin simgesi Casino binasıydı. Riga’daki binaların çoğunda kullanılan Art Nouveau mimarisini hemen hatırladık. Art Nouveau tarzında yapılmış Casino rıhtımda, Karadeniz’in dalgalarının çarptığı güzel mi güzel bir bina. Fransız bir mimar tarafından tasarlanmış ve Romanya prensi Ferdinant için yapılmış. Bir dönem Avrupa’da en çok ziyaret edilen kumarhane olmuş, lüks ve şaşaanın sembolüymüş. Şavaş zamanı bombardımana maruz kalan şehirden çok az hasarla kurtulmuş. Savaş zamanında hastane olarak kullanılmış, daha sonra tekrar eski işlevine yani kumarhaneye dönüşmüş.1914 yılında Rus imparatorluk ailesinin şehri ziyaretinde onlara ev sahipliği yapmış. Şimdi ise kullanılmıyor gibi duruyordu.

    Casino, Köstence, Romanya

    Casino, Köstence, Romanya

    Köstence rıhtımına bayıldık!  Köstence limanından başlıyor nereye kadar uzandığı belli değil!  Son derece bakımlı, temiz, yemyeşil parklara bitişik, sokak müzisyenlerinin ve  Karadeniz’in  coşkulu dalgalarının birbirine karışan sesleri, uzaklarda belki de İstanbul’dan gelen yük gemileri… Tam bir görsel şölen! Kah banklarında dinlenerek, kah akordeon sesine kulak vererek en çok da Karadeniz’in lacivert sularına bakarak rıhtım boyunca yürüdük. Bu arada özellikle gençler bir noktaya akmaya başladı, meğer Tekno Müzik Festivali varmış. Biz de gençlerin akın ettiği yerin tersine yat limanına doğru yöneldik. Yat limanında sıra sıra dizilmiş yatlar güzel mi güzel kafeler, ne ararsanız var. Köstence şehir turumuzun ardından bir akşam kahvesi ile dinlendikten sonra gece konaklayacağımız Mamaia Sahil Beldesine doğru yola koyulduk. Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuktan sonra Mamaia’ya vardık ve burasının da ayrı bir cazibe merkezi olduğunu gördük. Nessebar’daki Sunny Beach gibi ya da  Varna’nın Altım Kum’u gibi oteller ve eğlence bölgesi. Sabaha kadar eğlence söylemini ben burada gördüm. Otelimizin karşısındaki Crazy Bar’dan sabaha kadar müzik sesi eksilmedi :) Biz sabah güneşin doğuşunu izlemek için plaja indiğimizde gençler için gece yeni bitmişti  :)

    Köstence Yat Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence Yat Limanı, Köstence, Romanya

    Köstence’yi gezimize dahil ederek doğru bir karar vermişim. Romanya’nın Riviera’sını da görmüş olduk. Artık yavaş  yavaş daha kuzeye, şatoların çağrısına kulak verme zamanı geldi :)

    Köstence, Romanya

    Köstence, Romanya

    Mamaia Plajı, Köstence, Romanya

    Mamaia Plajı, Köstence, Romanya

    Mamaia Plajı, Köstence, Romanya

    Mamaia Plajı, Köstence, Romanya

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    SINAIA

    Karpatlar’ın İncisi Sinaia yazıyor kitapta. Çok doğru vallahi :) Köstence ile hiç alakası olmayan bambaşka bir yere geldik. Romanya’nın en çok turist çeken kayak merkezi burası. Bunun yanı sıra yakınlardaki Peleş ve Pelişor Şatoları da şehrin ününe ün katmış. Yol manzaralarına hayran hayran baka baka arabamızı Sinaia Manastırı’nın arkasına park ettik.  Manastır Sinaia şehrindeki ilk yapıymış ve 17. yüzyılda inşa edilmiş. Sinaia, diğer Romanya şehirlerine göre daha yeni kurulmuş bir şehir. Şehrin bu bölgeye kurulması, Avusturyalılar’ın  Romanya’nın Vallachia bölgesindeki Osmanlılara karşı savaşabilmek adına Transilvanya  bölgesindeki  dağları aşmak için Prahova vadisine yol yapmasıyla başlamış.

    19.yüzyılın ikinci yarısında şehre gelen Kral I. Carol bu bölgeyi çok beğenerek yazlık  bir saray yaptırmış, yani Peleş Şatosunu. Alman, İtalyan, İngiliz Rönesans, Alman Barok ve Fransız Rokoko tarzında yapılmış olan şato biraz ürkütücü bir görüntüye sahip. 160 odası olan şatonun sadece alt kısmını rehber eşliğinde gezmenize izin veriliyor. Odalar birbirinden ihtişamlı. Bir odanın ismi Türk Odası, o dönemki Osmanlı vitrayları, ipek döşemeleri, halıları var. Mobilyalar Karpat ormanlarındaki meşe ağaçlarından yapılmış. Bulgaristan’ın Balçık şehrindeki Romanya Kraliçesi Mary’nin sarayında da aynı mobilyalar vardı, oymalar ve işlemeler bir harika.

    Sinaia Manastırı, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia Manastırı, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Peleş Şatosu, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Peleş Şatosu, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Peleş Şatosu, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Peleş Şatosu, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Daha küçük olan Pelişor Şatosu ise birkaç yüz metre ilerde. 1903 yılında taht varisleri için yaptırılmış, içi de dışı da daha sade. Komünist rejim, 1948 yılında tüm kraliyet mülklerine el koymuş. Fakat bundan 5 yıl sonra şatolar müzeye dönüştürülmüş. Rejimin çökmesinden bir süre önce, müzeler tekrar halkın ziyaretine kapatılmış ve Çavuşesku’nun kullanımına sunulmuş.1990 yılından sonra tekrar ziyarete açılmış.

    Pelişor Şatosu, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Pelişor Şatosu, Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia’daki evler, oteller öyle şirin ki! Sizi dağların zirvelerine çıkartan teleferik var, saat 17.00’de teleferiğin yanına vardığımızda mesai saatinin dışında olduğumuzu anladık ve bu tecrübeden yoksun kaldık, oysa ben her şatoya girmeli, her teleferiğe binmeliydim :) Üzüldüm biraz ama çiçeklerle bezeli bir restoranda yemek ve dinlenme molası verince üzüntüm geçti. Romanya mutfağı çok güzel ve damak tadımıza uygun. Ben en çok etli sebzeli çorbalarını sevdim, Ursus Romanya’nın milli birası.

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia, Transilvanya, Romanya

    Sinaia’daki gezimiz sona erince, hafızamıza bu güzellikleri de kazıyarak yolumuza devam ettik. Dağlık, ormanlık ama bir o kadar da hareketli  yoldan ilerleyerek akşam konaklayacağımız Braşov’a vardık.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    BRAŞOV

    Braşov için ülkenin kalbi deniliyor. Dar sokakları, kiliseleri, Arnavut taşlı kaldırımları  ile ortaçağ havasını yansıtan, aynı zamanda modern mi modern bir şehir. Şehre varır varmaz otele yerleştik ve hava kararmadan gezilecek yerleri gezmeye başladık. Şehirde ilk dikkatimi çeken yemyeşil dağlar ve dağdaki her taraftan görülebilecek kadar büyük BRAŞOV yazısıydı.  Hava kararmadan ilk yapılması gereken kaleye çıkmaktı tabii ki. Hem muhteşem şehir manzarasını izlemek, hem de tarihi kaleyi gezmek gerekiyordu. Dik bir yokuşu tırmanarak çıktığımız kale 1580 yılından kalma. Gün batımını izlemek harika!

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Kale, Braşov, Transilvanya, Romanya

    Sokakları, kafeleri ve meydanı ile ön plana çıkan Braşov’da çok fazla tarihi eser yok ama bir tane var ki hepsine bedel: Kara Kilise! 14.yüzyılın sonlarında inşa edilen ve gotik tarzda yapılmış olan bu kilise güney Avrupa’daki en büyük kilise ünvanını koruyormuş.1689 yılınca şehirde çıkan devasa bir yangın sonucu duman ve isten her yeri siyaha boyanmış ve o günden beri Kara Kilise olarak adlandırılıyormuş, asıl adı Aziz Mary Kilsesi. İçinde görülmeye değer duvar resimleri ve Romanya’daki en ağır çan bulunuyor.

    Council Meydanı, arkada Kara Kilise görülmekte, Braşov, Transilvanya, Romanya

    Council Meydanı, arkada Kara Kilise görülmekte, Braşov, Transilvanya, Romanya

    Rengarenk evlerin bir tablo gibi sıralandığı meydanın adı Meclis Meydanı (Council Square). Tam ortadaki, 1420 yılında inşa edilmiş ve önceleri gözetleme kulesi olarak kullanılan meclis binasından kaynaklı olarak bu isim verilmiş meydana.

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Braşov, Transilvanya, Romanya

    Biz şehir meydanındaki bir kafede içeceklerimizi yudumlarken açık hava konserleri Braşov’da da devam etmekteydi ve yine bir tekno müzik havası hakimdi. Yavaş yavaş havanın kararmasıyla ve ertesi gün kat edeceğimiz yolun da uzunluğunu düşünerek otelimize doğru gitmeye hazırlanırken yağmura yakalandık. Romanya seyahatimizin büyük bir kısmında hava gayet limonata tadındaydı, güneye indikçe ise fırın etkisi yaratan sıcaklar eşliğinde gezdik.

    Braşov’un en şirin caddesi Republicii Caddesi. Trafiğe kapalı olan caddede, restoranlar, kafeler ile caddenin her iki tarafında dükkanlar, mağazalar var. Braşov’un tadı damağımızda kaldı.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    BRAN

    Sabah erkenden kahvaltı faslından sonra, Braşov’a gelen herkes gibi asıl hedefimiz olan Bran şehrindeki Bran Şatosunu,  nam-ı diğer Drakula şatosunu  görmek için yola  çıktık. Bran, Braşov’a 30 km uzaklıkta. Drakula efsanesinin yaratıcısı Bram Stoker, eserini oluştururken bu şatodan ve Romanya Eflak Voyvodası Vlad Tepeş’ten esinlenmiş. Yapımına 1378 yılında başlanan şato gerçekten de insanın hayal gücünü zorlayan, sadece korku filmlerinde olur dedirten cinsten bir şato! Ahşap ve taştan yapılmış olması da oldukça güzellik katmış şatoya. Biz vakit tasarrufu için sabah 09.00’da kapı açılır açılmaz oradaydık ama bir tek biz değildik tabii, o kadar kalabalıktı ki! Şatonun hem savunma hem de ticari rolü olmuş tarihte.  Drakula’ya ilham olan Vlad Tepeş ise bu şatoda da hiç ikamet etmemiş, sadece geçerken uğradığı söyleniyor.

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Şatonun içindeki eşyalar Kraliyet ailesi tarafından kullanılmış, Peleş şatosundakilere benzer nitelikteydi. Odalardan bir kısmında, Bram Stoker ve Vlad Tepeş’e ait bilgilerin yer aldığı duvar panoları sergileniyordu. Gerek kalabalıktan, gerek gürültüden tam istediğim gibi okuyamadım. Ama şunu söyleyebilirim ki Vlad Tepeş de az değilmiş hani :) Yine odalardan birinde o dönemde kullanılmış işkence aletleri sergileniyordu, kazıklar bıçaklar havada uçuşuyor! Zaten ortaçağın hayranlık duyulacak tek yanı sadece mimarisi!

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bran Şatosu, Namı-diğer Drakula Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş, Bran Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş, Bran Şatosu, Bran, Transilvanya, Romanya

    Vlad  Tepeş 1442 yılında 12 yaşındayken Eflak Beyliği tarafından kardeşi ile beraber Osmanlılar’a rehin olarak verilmiş ve Edirne sarayında tutulmuş. Fatih Sultan Mehmet kendisi ile iyi ilişkiler içinde olan Vlad’ı 1456 yılında Eflak Prensliğine atamış. Osmanlı Devleti adına Eflak Beyliğinde büyük başarılar kazanan Vlad Tepeş, gitgide Osmanlıya olan bağlılığını kaybetmiş ve vergilerini vermemeye başlamış. Ayrıca kendi egemenliğindeki insanlar da dahil çevresindeki herkese zulüm etmeye başlamış.  Zamanla adının Kazıklı Voyvoda olarak anılmasının sebebi en sevdiği işkence şeklinin insanları kazığa oturtarak yavaş yavaş ölmelerini izlemek olmasıymış. Daha ne işkenceler, neler neler!!! Tüm bunlardan haberder olan Fatih, Vlad Tepeş’in çaresine bakması için sancak beylerini Eflak’a göndermiş. Ancak sefere gönderilen sancak beyi ve askerleri kazığa oturtulunca, Fatih bizzat kendi sefer hazırlıklarını başlatmış. Kazıklı Voyvoda Macaristan’a sığındığı için onu bulamamışlar ve yerine Eflak Beyliğinin başına Vlad’ın kardeşi Radul getirilmiş. Vlad Tepeş ise 1476’da Macaristan’dan çıkarak ülkesinde yeniden dönmüş, ancak Mihaloğlu akıncıları Vlad’ı Bükreş yakınlarındaki Balteni’de ansızın bastırarak yakalamak suretiyle kesilen başını padişaha göndermişler.

    Kont Drakula, Kazıklı Voyvoda yani Vlad Tepeş, yaptığı işkenceler ve kan dökücülüğü sebebiyle vampir olarak efsaneleşmiş, filmlere ve kitaplara konu olmuştur. Yani Bram Stoker’in vampir karakterini yaratmasında Vlad Tepeş’ten esinlenmesi çok başarılı ve doğru bir tespit olmuş bence.

    Bu arada efsaneye göre kesik başı İstanbul’a getirilen kazıklı Voyvoda’nın bedeni bulunamamış ve bu yüzden de hala Karpat Ormanlarında yaşadığına inanlılıyormuş!  Efsaneler gezdiğimiz tarihi mekanlara bir başka gözle bakmamızı sağlıyor, değil mi…

    Şatonun ardından yemyeşil Bran şehrinde bir tur atıp, vampir objelerinin ağır bastığı hediyelik eşya sergilerini gezip birkaç hatıra aldıktan sonra rotamızı Avrupa’da en iyi korunmuş ortaçağ şehirlerinden birisi olan Sighişoara’ya çevirdik.

    Yemyeşil Bran, Transilvanya, Romanya

    Yemyeşil Bran, Transilvanya, Romanya

    Hediyelik objeler, Bran, Transilvanya, Romanya

    Hediyelik objeler, Bran, Transilvanya, Romanya

    Yarasa kuklası, Hediyelik Objeler, Bran, Transilvanya, Romanya

    Yarasa kuklası, Hediyelik Objeler, Bran, Transilvanya, Romanya

    Bulgaristan’da ve bazı Avrupa ülkelerinde de mevcut olan bu yaratıklar çok sevimli…

    Ortaçağdan kalma bir gelenek, kötü ruhları kovmak için giyilen kostümler ya da kuklalar, Romanya

    Ortaçağdan kalma bir gelenek, kötü ruhları kovmak için giyilen kostümler ya da kuklalar, Romanya

    Bu arada, Braşov’dan Bran’a giderken Rasnov’dan geçiliyor ve Rasnov’da Romanya’nın en görkemli ve günümüze kadar en iyi korunmuş kalelerinden biri var.  Sabah erken saatte gördüğümüz için içine giremedik, ama girseydik geleneksel kıyafetlerin ve zırhların sergilendiği bir müze de varmış. Köylüler tarafından Türk ve Tatar işgallerine karşı inşa edilmiş. Duvarların yüksekliği 5 metre, kalınlığı ise 1.5m imiş. Uzaktan işgalciler göründü mü, bütün köy pılını pırtısını toplayıp, hayvanlarını da alıp kalenin içine saklanır, kapılarını da sıkıca kaparmış!

    Rasnov, Romanya

    Rasnov, Romanya

    Rasnov Kalesi, Rasnov, Romanya

    Rasnov Kalesi, Rasnov, Romanya

    Rasnov, Romanya

    Rasnov, Romanya

    Biz Rasnov’u şöyle bir gezdikten ve fotoğraf çektikten sonra yolumuza devam ettik. Zaten her şato ve kaleyi gezmek için yoldan çıksak bu seyahat hiç bitmezdi herhalde :)

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    SIGHIŞOARA

    Şehre ilk giriş yapınca, tüm tarihi mekanlar tam karşımızda ve yağlıboya tablo gibi gözümüzün önünde seriliydi. Sighişoara Kalesi en tepede, eski şehir meydanını da içinde barındıran alanda.12. yüzyılda Alman kolonistler tarafından inşa edilmiş. 1999 yılından beri kale UNESCO’nun koruma listesinde.  Bu arada Sighişoara, Vlad Tepeş’in doğum yeri ve doğduğu ev de hemen eski şehir meydanında bulunuyor.

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Old Town o kadar güzel ki! Biz önce ortaçağ havasında bir restoranda yemek yedik ve sonra şehri gezmeye koyulduk. Çok şık, konsepte uygun restoranlar ve kafeler var. Şehrin Almanlar tarafından kurulmuş olması ve Saksonya eyaletinin bir şehri olması sebebiyle biz kendimizi Almanya’da hissettik. Kaleden şehre bakınca şehir Marburg gibi göründü gözümüze. Eski şehre giriş kapısı olan saat kulesinden bakınca ise Rothenburg ob der Tauber’ı hatırlattı. 1280 yılından kalma saat kulesi şehrin simgesi. Kule gezilebiliyor ve ayrıca içinde bir de işkence aletleri müzesi var, neredeyse her ortaçağ kasabasında olduğu gibi. Tepede 17.yüzyılda yapılmış olan ve hala aynı amaçla kullanılan ortaçağ binasındaki okula ulaşmak için 1662 yılında yapılmış çok güzel bir yoldan geçiliyor. Hem merdiven oluşu hem de üzerinin kapalı oluşu sıcakta işimizi kolaylaştırmadı değil :)

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Saat Kulesi, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Saat Kulesi, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    1662 yılından beri kullanılan basamaklar, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    1662 yılından beri kullanılan basamaklar, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş’in doğduğu ev, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş’in doğduğu ev, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş’in doğduğu ev, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş’in doğduğu ev, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş’in şehir meydanındaki heykeli, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Vlad Tepeş’in şehir meydanındaki heykeli, Sighişoara, Transilvanya, Romanya

    Sighişoara’da Temmuz ayının her son haftasında Ortaçağ Festivali düzenleniyormuş. Bizim orada olduğumuz tarihlerde olsaydı, tam olacaktı  J Sighisoara küçük minicik şirin mi şirin bir kasaba. Birkaç saat ayırmak yeterli.

    Bu arada Braşov’dan Sighişoara’ya gelirken iki görkemli kale daha gördük. Bir tanesine uğradık diğerinde yarı yoldan döndük, çünkü yolu araba ile çıkılamayacak kadar bozuk ve bizim için yürüyerek gidilemeyecek kadar uzak bir kaleydi. Aslında yürürdük ama zamanımız sınırlıydı. Yürüyen guruplar gördük.

    Uğradığımız birinci kalenin adı Rupea. Tarihçilere göre Romanya toprakları üzerinde yaşamış olan Dacia medeniyetinden kalan kalıntılar üzerinde inşa edilmiş. Burası sanırım Romanya’da gördüğümüz en eski yerleşim yeriydi. Romalıların saldırıları esnasında son Dacia Kralı esir düşmektense bu kalede intihar etmiş.

    Rupea Kalesi, Romanya

    Rupea Kalesi, Romanya

    Rupea Kalesi, Romanya

    Rupea Kalesi, Romanya

    Yine yol üstünde gördüğümüz ancak çok uzak olan kalenin bulunduğu şato, Saschiz Şatosu. Kalenin eteklerinde bulunan kasaba, yine küçük bir Alman kasabası gibiydi. Bu arada dediğim gibi Romanya’da kum gibi kale ve şato var ama bu ikisi açıkçası bize sürpriz oldu çünkü gitmeden önce yaptığım araştırmalarda isimlerine rastlamamıştım. Halbuki en az Bran kadar etkileyici bence. Bir şato ve kale sever olarak fikrim :)

    Saschiz Kalesi (yukarıda), Romanya

    Saschiz Kalesi (yukarıda), Romanya

    Saschiz, Romanya

    Saschiz, Romanya

    Saschiz, Romanya

    Saschiz, Romanya

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3 4 5 6 7

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu