Arabayla Baltıklar Turu: Bölüm 2 – Çekya, Brno gezisi

Arabayla Baltıklar Turu: Bölüm 1 – Rota ve ilk durak: Szeged
16/07/2020
Marmaris ve Mavi Yolculuk
08/09/2020

Náměstí Svobody Meydanı

Ve kısa bir yürüyüşten sonra Özgürlük Meydanı anlamına gelen Náměstí Svobody’e vardık. Üçgen şeklindeki bu meydanı çevreleyen Rönesans tarzı ve fonksiyonel mimari yapıdaki binalar güzel bir ortam oluşturmuş. Bu meydan şehrin en canlı bölgesi ve pek çok insanın buluşma noktasıymış.

Meydanda dikkat çeken iki önemli anıt var. Birincisi, veba salgınının bitmesi üzerine Brno halkının şükranlarını sunması ve o günleri hatırlaması amacıyla yerleştirilmiş olan Barok tarzdaki Morový (Mariánský) Sloup, yani Veba Anıtı.

Meydandaki bir diğer enteresan heykel ise mermi şeklindeki Brněnský Orloj isimli granit saat, yani Kara Saat. Gerçi anıtın şeklini herkes mermiden çok penise benzetiyor, o da ayrı bir konu :)

Brno gezisi

Yapımı 3 yıl sürmüş olan ve 2010 yılında meydana yerleştirilen bu astronomi saati aslında normal bir saat gibi işliyor.

Saatin kaç olduğunu anlamak çok kolay değil ama saat 11:00 de oradaysanız hoş bir sürpriz yapıyor ve üzerindeki 4 açıklıktan birinden değişik motifler ile süslü cam bir misket atıyor.

Misketi yakalayan kişi onu hatıra olarak saklayabiliyor.

Tabii pek bir hayıflandık öğleden sonra orada oluşumuza bu bilgiyi öğrenince…

Gelelim bu saat 11:00’in ilginç hikayesine. Aslında bu anıt 1645 yılında sona eren 30 Yıl Savaşındaki zaferi kutlamak için dikilmiş. 3 ay boyunca İsveç kuşatmasına direnen Brno savunma birlikleri, İsveç ordusunun komutanının öğlen 12:00’ye kadar şehri alamaması durumunda ordusunu çekeceğini duymuş. Brno savunma güçlerinin başındaki komutan bir an önce bu işgalden kurtulmak amacıyla katedralin çanlarının bir saat erken çalınmasını istemiş. Böylece saat 11:00’de çalan çanları duyan İsveç birlikleri komutanı, artık öğlen olduğunu zannederek, halen fethedemedikleri bu şehri, ordusunu alarak terk etmiş. O yüzdendir ki her gün saat 11:00’de Brno şehri halen bu zaferi kutlamakta.

St. Peter and Paul Katedrali

Náměstí Svobody Meydanı sonrasında kalan kısıtlı vaktimizde bir de şehrin en önemli dini yapısı olan St. Peter and Paul Katedrali‘ni görelim dedik. Yine yürüyerek gidilebilecek uzaklıktaydı.

Petrov Tepesindeki bu katedral 11. yüzyıla ait.

Yıllar içinde yaşanan savaşlar nedeniyle pek çok kez renovasyon görmüş ve çeşitli eklemeler yapılmış. Sonuç olarak bugünkü haline bakılacak olursa, dışı Neo-Gotik tarzda yenilenen binanın iç kısmı Barok tarzını halen korumakta.

84 metre yüksekliğindeki saat kulelerinden yine erken bir öğle çanı duyuluyor saat 11:00’de :)

Bu katedrale giriş ücretsiz ve katedral haftanın her günü açık.

Katedralin çevresinde rengarenk az katlı binalar dikkati çekmekte. Bunlar kilise mensuplarına ait binalarmış.

Brno’da verdiğimiz bu bir kaç saatlik mola bize çok iyi geldi. Yola devam edebilecek enerjiyi kazanmış olduk.

Katedral ziyaretimiz sonrasında otoparka yürüdük, arabamızı aldık ve Polonya’da konaklayacağımız ilk şehir olan Poznan’a gitmek üzere yola çıktık.

Otopark çıkışında bizi selamlayan Kızıl Kilise, yani Brno şehrinin protestan kilisesi Jan Amos Comenius‘a da arabamızın camından bakarak bu küçük ve şirin kente veda ettik.

Olur da yolunuz Brno şehrine düşerse, bizim gezemediğimiz ama görmeye değer bir kaç yer daha var şehirde.

  • Špilberk Kalesi
  • Brno Şehir Müzesi
  • Moravya Mağaraları
  • Veverí Kalesi
  • Moravya Meydanı (Moravské Náměstí)
  • St. James Kilisesi
  • Villa Tugendhat
  • Brno Hayvanat Bahçesi

Brno’dan saat 18:30 civarında ayrılarak yaklaşık 6.5 saatlik bir yolculuk sonrası gece yarısı saat 01:00 gibi Polonya’nın Poznan şehrindeki otelimize giriş yaptık. Masalsı güzellikte bir şehir olan Poznan’da geçirdiğimiz günlerin hikayesi bir sonraki yazımızda

Bu arada arabayla yurt dışı seyahatimiz ilginizi çektiyse ve eğer Baltıklar Turu rotamız ile ilk günün hikayesini henüz okumadıysanız, buradan ulaşabilirsiniz.

Dilek & Hür Tavaşoğlu

booking2

Brno Konaklama

Brno şehrindeki otel seçenekleri için bencetatil olarak bizim en çok tercih ettiğimiz online rezervasyon sitesini inceleyebilirsiniz.

Otel Ara

İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi mezunu. İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Okutmanı. Öğretmenlik, çevirmenlik, editörlük, yazarlık hepsi denendi ama tabii yetmedi, sürekli yeni ve farklı bir şey yapma arzusu ile ortaya karışık aktiviteler eklendi. Tiyatro kurslarına gitmeler, dublaj dersi almalar, falan filan. Belki de Yay burcu olması nedeniyle haddinden fazla meraklı ve kesinlikle her türlü makul sınırın çok ötesinde gezip tozma, keşfetme delisi. Kendisi gibi gezgin ruhlu Hür Tavaşoğlu ile evli. Evli ama çocuksuz : ) "Bence tatil bana özel, biraz değişik, biraz da sürprizli olmalı" diyerek başladığı ve gezilerini anlattığı “Bence Tatil” sitesi Hürriyet Gazetesinin 2013 Bumerang Blog/Websitesi Yarışmasında birinci oldu. Öğretme ve anlatma meraklısı olduğu için her konuda ille de söyleyecek birşeyi var. O yüzden de bu sitede kendisinden sadece gezi yazıları değil, kah kitap yorumu, kah film veya dizi tavsiyesi de bulabilirsiniz, şaşırmayın.

Soğuk bir kış günü İstanbul Kadıköy’de doğmuş. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümü mezunu. Özel sektörde yönetici olarak çalışmakta. Çocukluğundan beri teknoloji düşkünü. Komşu bakkal Ata Amca'sının teybini ödünç alıp Sinclair Spectrum 48K bilgisayarına kasetten oyun yüklediği günleri halen hatırlayıp, teknolojinin bu kadar kısa zamanda ne kadar çok ilerlediğine bazen şaşırıyor. Hayatta olmazsa olmazı gezmek, seyahat etmek ve yeni yerler keşfetmek. Yurtdışına ilk çıkışı 30 yaşlarına yakın bir zamanda olduğu için hala hayıflanır ve belki de bu yüzden arayı kapatmak için zaman ve para elverdikçe o ülke senin, bu ülke benim dolaşmakta... Bencetatil.com’un sahibesi Dilek V. Tavaşoğlu ile evli. İki gezgin ruh bir araya gelince hem gezmek, hem de gezip gördüklerini anlatıp başka seyahat severlere aktarmak ortak tutkuları oldu.

Paylaşmak ister misiniz?
  • 63
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  • 63
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

2 Comments

  1. Ismail Erdinç dedi ki:

    Merhaba Hür bey ve Dilek hanım

    Yazılarınızı takdir ediyoruz. Arkadaşlara da önerdik. Elinize sağlık.
    Biz yeni emekli olduk, aracı biraz yavaş sürüyoruz. Günlük mesafeler daha kusa olabilir.

    Baltık turunuz Brno’dan sonrasını bulamadık…

    Biz de IST-Gdansk (2415km) ve gemi ile Stockholm planlıyoruz. Size de öneririz. STO 3 gün kalıp gemiyle Helsinki (2gün) ve dönüş Estonya ve Riga yoluyla olabilir. Güzel fikir, değil mi?

    IST-Gdansk yolunda Szebed 1, Poznan 1 ve Gdansk-STO gemi 1, = 3 geceleme Ile STO, İsveç varılabilir… Ne dersiniz?

    • Hür Tavaşoğlu dedi ki:

      Merhaba İsmail Bey,

      Yazılarımızın beğeniliyor olmasını duymak çok güzel, teşekkür ederiz.
      Umarız arkadaşlarınız da beğenir :)

      Günlük mesafeler ile ilgili şunu söyleyeyim, biz kesinlikle hız sınırlarını aşmıyoruz. Yani örneğin bir kasaba içerisinden geçerken hız sınırı 50 ise maksimum 50 ile gidiyoruz. Otoyolda da aynı şekilde, bulunduğumuz ülkedeki hız sınırı 130 ise maksimum 130 ile gidiyoruz. Yani yazılarda belirttiğimiz süreler tamamen yasal hızlar ile araç kullanımı sonucu oluşan sürelerdir. Dolayısıyla hız açısından sizin de hemen hemen aynı mesafeleri kat edebileceğinizi tahmin ediyorum. Tek fark şundan kaynaklanabilir, ben uzun yolda otomobil kullanmayı çok seviyorum ve pek yorgunluk hissetmek veya dikkat dağılması vs. yaşamıyorum. Dolayısıyla mesela sadece iki veya üç tuvalet molası dışında durmadan yaklaşık 16 saatte Budapeşte – İstanbul arasını kat edebiliyoruz.

      Baltık Turu’nun diğer günlerini en kısa sürede yayınlayacağız. Pandemi insanda hiçbir şey için heves bırakmıyor maalesef.

      Gdansk’tan Nynäshamn’e geçiş gerçekten de çok güzel olur. Biz Gdansk’a varmadan önce böyle bir geçiş olduğunu bilmiyorduk. Orada reklam tabelalarında gördük. Biraz düşündük aslında rotayı değiştirelim mi diye ama süre uzayacağından biraz maddi kısmı nedeniyle vaz geçmek zorunda kaldık. Sonrasında, 2019’da Stockholm’e 3 günlüğüne bir kaçamak yaptık nihayet, o yazımız da burada.

      Yazdığınız rota çok güzel. Poznan ve Gdansk bizim görmekten son derece mutlu olduğumuz şehirlerdi. Eğer geç saatlerde varırsanız belki yeterince gezemeyebilirsiniz, dolayısıyla geceleme sayısını bilemem ama mutlaka bir tam gün ayırın bu şehirleri gezmek için.

      Umarım güzel bir tatil geçirirsiniz. Dönüşte de yaşadıklarınızı yine yazarsanız çok seviniriz.

      Bir an önce Covid belasından kurtulup tekrar yollara düşebilmek dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir