Arabayla İpsala’dan Selanik’e…

Noel Pazarları
29/08/2013
Oktoberfest: Ekim Festivali
16/09/2013

Yol kenarındaki küçük kiliseler

Yunanistan’da arabayla seyahat ederseniz mutlaka dikkatinizi çekecek “küçük kilisecikler” göreceksiniz yollarda. Küçük dediysem basbayağı küçük, yani kimisi bir adam boyu kadar bile yok. İçlerinde yanan bir mum ve bazen de fotoğraflar var. Bizim çok ilgimizi çekti. Durup durup fotoğraflarını çektik. Sonra insanlara bunların hikayesini sorduk ve içimiz bir fena oldu öğrenince. Bu küçük kiliseler yolda tam da bu noktada gerçekleşen bir trafik kazasında hayatını kaybedenlerin anısına konuyormuş. Aileleri düzenli olarak gelip bakımlarını yapıyorlarmış. Bir tür o kişileri anma, ruhlarına dua okuma vesilesi yani. Hatta bazen insanlar evlerinin bahçelerine de ölen yakınları için koyarlarmış bu kiliselerden. Ayrıca bir de önemli bir trafik kazasından kurtulanlar bazen Tanrıya şükranlarını sunmak için bu tür küçük kiliseler koyuyorlarmış kazanın olduğu yere. Bize çok anlamlı ve güzel geldi bu.

İşte o küçük kiliselerden birkaçı…

Yol kenarındaki küçük kiliselerden...
Yol kenarındaki küçük kiliselerden… 
Yol kenarındaki küçük kiliselerden...
Yol kenarındaki küçük kiliselerden…
Yol kenarındaki küçük kiliselerden...
Yol kenarındaki küçük kiliselerden…
Yol kenarındaki küçük kiliselerden...
Yol kenarındaki küçük kiliselerden…
Yol kenarındaki küçük kiliselerden...
Yol kenarındaki küçük kiliselerden…
Yol kenarındaki küçük kiliselerden...
Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

Bu kiliselerin hikayelerini öğrendikten sonra onları her gördüğümüzde “bak burada kaza olmuş, dur yavaşlayalım, aman dikkat edelim” dedik. Trafik kazalarını önlemede de yararı olduğunu farkedince iyice güzel geldi bu olay… Enteresan, değil mi?

Eveeet, tatil hikayemize başlamadan önce biraz da Yunanlılardan ve Yunan mutfağından bahsedelim.

Yunanlılar ve Yunan mutfağı

İşin açıkçası bu tatile çıkmadan önce en merak ettiğim konulardan biri Yunanlıların bize nasıl davranacağı idi. Beklentimin çok üzerinde sıcakkanlı davranmaları beni oldukça şaşırttı, demek ki hafif tedirginmişim malum tarihimizin etkisinde kalarak… Elbette her çeşit düşüncede insan vardır yine de, ama en azından otelde, restoranlarda, kafelerde, dükkanlarda gayet hoş karşılandık. Turist olduğunuzu anlar anlamaz, “Nerelisiniz” diyorlar İngilizce. “İstanbul’dan geldik” der demez Türkçe’ye dönüp, güleryüzle “Hoşgeldiniz, buyrun…” diye başlıyorlar. Restorana oturuyorsunuz garsonlar geliyor, masaya birşey koyuyor, sonra yine Türkçe “Afiyet olsun” diyorlar. Sohbet etmek için fırsat yaratıyorlar, konuşkanlar. Kiminin arkadaşı, tanıdığı var İstanbul’da, kiminin annesi veya babası İstanbul’da doğmuş. Başlıyorlar tanıdıkları Türkleri anlatmaya. Gerçi üzgün ve kırgın olanlar da var – hani şu mübadele zamanının yaşattığı hüznü unutamamış olanlar veya o zamanları büyüklerinden dinlemiş olanlar. Biliyorsunuz 1924 Mübadelesi sonunda Yunan topraklarındaki Türkler buradan göç etmek zorunda kalmıştı, aynen Anadolu’daki Rumlar gibi.  Yine de çoğunlukla Türkiye denilince gülümseyen yüzlerle karşılaştık.

Bazı restoranların önündeki tabelalarda Türkçe yazılmış yazılar görünce şaşırmayın, bazı kelimeleri yanlış yazıyorlar ama olsun, jestleri yeter :)

Restoranların önündeki tabelalardan biri...
Restoranların önündeki tabelalardan biri…

Bir de Yunanlılar ile Türklerin  ortak yanları oldukça fazla. Yani inanılmaz benziyoruz birbirimize. Şehirlerdeki ve kasabalardaki, hatta tatil beldelerindeki mimari ve genel görünüm benziyor. İnsanlarının sıcakkanlılığı benziyor. Kamyonette karpuz satan karpuzcusu da var, eskicisi de.

Selanik'deki karpuzcu
Selanik’deki karpuzcu

Arabamızın camını silmek isteyen gençlerden tutun da masamızın başında “Please, please” diyerek ille elindeki gülü satmaya çalışan çocuklar da ülkemizi anımsattı bize. Dokunarak ve hatta bazen sarılarak konuşmayı seviyorlar. Akdeniz ve Ege insanı genelde sıcakkanlı olur ya, işte Yunanlılar da öyle. Hele yolda birine bir yer sorun, bir yardım isteyin, canla başla uğraşıyorlar yardım etmek için. Yılların ortak geçmişi ve yaşanmışlığı, ortak coğrafya ve iklim, benzer bir kültür oluşturmuş sanırım, sık sık bize benzettim onları.

Yunan yemekleri de bizim yemeklere oldukça benziyor. Ben en çok köftelerine bayıldım. Sade ızgara köfte de var, altında pidesi, üzerinde domates sosu ve yoğurtlu olanı da. Porsiyonlar genellikle oldukça büyük.

İkinci en bayıldığım yemekleri musakka oldu. Bir sıra patates dizmişler tepsiye sonra salçalı kavrulmuş kıyma sonra bir sıra patlıcan ve yine kıyma, en üstte de beşamel sos ve kaşar. Fırına veriyorlar, börek gibi dilim şeklinde kesip getiriyorlar. Enfesti.

Mezelerden patlıcan salataları güzel, çoğu yerde yaprak sarma da oldukça lezzetliydi.  Kırmızı biberin içine beyaz peynir doldurmuşlar, o da çok güzeldi. Tzatziki dedikleri meze bizim cacığın süzme yoğurtla yapılmış olanı, bizim hoşumuza gitti, güzel olmuş. Greek salad diye bir salataları var, her yerde bulabilirsiniz. Bizim çoban salatasını yaparken benim gibi üşenip kocaman kocaman doğramışlar malzemeyi, sonra da üzerine beyaz peynir, zeytinyağı ve nane eklemişler. İşte öyle birşey.

Etli dolmaları da güzeldi, yoğurt istedim, onu da getirdiler, tam evdeki gibi oldu, tek farkı yanında patates ile servis ediyorlar. Mücver nefisti ama kocamandı porsiyon… Beyaz peyniri susama bulayıp kızartıp, sonra da üzerine hafif bal döktükleri bu meze hem tatlı hem tuzluydu, biz sevdik. Menüde “Fried Feta cheese with sesame” diyordu. Yanındaki limona pek anlam veremediğimiz için kullanmadık ama kahverengi sos lezzet kattı. Bu  arada Feta cheese dedikleri bildiğimiz beyaz peynir. Biraz sert ve az yağlı olanından.

Kalamarlar çok yumuşak, hafif ve lezzetliydi ama limonla servis ediliyor, bizim alıştığımız tarator sosu olmayınca tadını alamadım, çok yavan geldi. Gerçi eşim çok beğendi, böyle de iyi dedi.   Bir de benim, masada görmeye zor tahammül ettiğim ama eşimin yemekte ısrar ettiği deniz ürünleri var. Lezzetlerini ona sordum, ben dediğim gibi, tatmak şöyle dursun zor bakıyorum. İçi peynir ve domates karışımı ile doldurulmuş kalamarlardan tutun da, ahtapot bacağına, soslu veya sossuz karideslere kadar birçok seçenek vardı ve bizimki hepsine bayıldı.

İçkilere gelince, şu meşhur Ouzo dedikleri bildiğiniz rakı… Çoook hafif bir tat farkı hissedilse de basbayağı rakı işte. Bir dolu da çeşidi var. İçimi hoş ve hafifti denediklerimizin. Ama iki akşam ouzo bana yetti ve aslıma döndüm, yani şarap ve birasever halime… Yunan biralarından Mythos ve Fix en güzelleriydi. Yunan şarapları içinde ise ben en çok Calliga’yı sevdim… Bu arada bizim Türk Kahvesinin adı orada Yunan Kahvesi, yani Greek coffee. Tereddütle ısmarladım önce ama aynen bizim kahvenin tadındaydı, nerede istesem güzel yaptılar. Soğuk kahveleri var bir de – frappe. Bana acı geldi ama eşim sevdi.

İşte böyle bildiğiniz tanıdığınız lezzetlerin çok benzeri veya az biraz değişiği Yunan mutfağını oluşturuyor. Pilavları ve makarnaları, ve hatta tortellinileri de güzeldi, hamur işi krizine girdiğimde hepsini denedim ve çok beğendim.

Yunan yemekleri
Yunan yemekleri

Fiyatlar aşağı yukarı aynı gibiydi sanki tüm restoranlarda…İki kişi yemeğe oturup, masaya patlıcan salatası, kalamar, sarma veya kızarmış peynir gibi birkaç çeşit meze istediğinizde, bir de ana yemek olarak et, balık veya pizza, tortellini türü birşey aldığınızda ve de yanında şarap, bira veya ouzo içtiğinizde hesap genellikle 30 ile 40 Euro arasında geliyordu.

Haydi artık gezimizi anlatmaya başlayayım…

Sınır sonrası ilk durak

Burası Alexandroupoli, yani Dedeağaç.

İşte bu sahildeki meşhur deniz feneri…

SAM_0724
Dedeağaç deniz feneri

Ufak bir yer burası. Küçük bir sahil kasabası gibi adeta. Plajı da var…

Alexandroupoli (Dedeağaç) sahili
Alexandroupoli (Dedeağaç) sahili

Aslında bu şehirde kalmayı düşünecek olursanız ve arabanız varsa merkeze yakın güzel bir 5 yıldızlı otel var, Astir Egnatia Alexandroupolis, hem denize girmek, hem de şehri gezmek açısından güzel bir tercih olabilir… Bir de 3 yıldızlı Bell Air Otelini tavsiye ederim, hem hizmet iyi, hem de plaja yürüme mesafesinde ama merkeze biraz uzak… Merkezi konumda tek yıldızlı bütçe dostu bir otel için ise Mitropolis Hotel tercih edilebilir…

Şehirdeki 2-3 km lik sahil boyunca restoran ve kafeler var. Yine bu caddeye paralel ara sokaklarda da sevimli restoran ve kafelerde lezzetli yemekler yemek mümkün.  Nisiotiko isimli balık restoranını özellikle tavsiye ederim…

restoran
Nisiotiko

Biz bu şehirde bir kahvaltı yapıp, şöyle biraz etrafa bakınıp, yolumuza devam ettik. Ama bu rotayı bir sonraki sene tekrar yaptığımızda gördük ki bu şehir geceleri canlanıyormuş… Herkes sokaklarda, etraf cıvıl cıvıl.

O yüzden bizim ilk sefer yaptığımız gibi o kadar da erken kaçmayın bu şehirden derim ben…

20140717_213859
Alexandroupoli geceleri
20140717_214721
Alexandroupoli geceleri
20140717_214725
Alexandroupoli geceleri
20140717_215031
Alexandroupoli geceleri
20140717_220120
Alexandroupoli geceleri

Keramoti’den feribotla Thassos Adası’na

Bu rotaya ilk seyahatimizde en merak ettiğimiz yer Thassos yani Taşöz Adasıydı. Dedeağaç’tan ayrıldıktan sonra eramoti’ye gidip oradan 45 dakikada feribot ile adaya geçtik. Thassos Adası anlatmakla bitmez güzelliklerle dolu. Yemyeşil doğası, güzelim koyları ve şirin mi şirin beldeleriyle tam bir tatil cenneti.

İşte adamızdan birkaç kare…

Thassos Limenas
Thassos Limenas
Thassos Limenas
Thassos Limenas
Aliki Koyu
Aliki Koyu
Thassos Limenas
Thassos Limenas
Thassos Limenas
Thassos Limenas
Thassos Potos
Thassos Potos

Thassos Adası’nı burada kısaca bahsedip geçmeye gönlüm razı olmadığı için uzuuuuun uzun yazdım. Bir dolu bilgi ve fotoğraf da ekledim. Thassos Adası tatili yazımıza bakmak için, buraya tık :) 

Biz şimdi yazımıza Kavala ve Selanik şehirleri ile devam edelim…

51 Comments

  1. Gonca Cilli dedi ki:

    Merhaba. Selanik için gündüz gezerken kullanabileceğimiz otopark öneriniz var mı?

  2. Oslem dedi ki:

    Merhaba Dilek hanım. Paylaşımlarınız için teşekkürler. İnanın çok faydalı bilgiler. Biz de Temmuz ayında arabayla Yunanistan’a gitmeyi planlıyoruz. Uluslarası ehliyet ve yeşil sigorta tamam. Ama bazı kaynaklarda uluslarası taşıt belgesi de yazıyor. Siz bahsetmemişsiniz ya da ben kaçırdım. Bu konuda bilginiz var mı?

    • Hür Tavaşoğlu dedi ki:

      Merhaba,

      Görmüşken sorunuzu ben yanıtlayayım dedim. Çok defa Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’ya kendi aracımız ile gittik ve bahsettiğiniz belgeye hiç ihtiyacımız olmadı. Son 7-8 ay içerisinde bir değişiklik olmadı ise böyle bir belgeye ihtiyacınız olmayacağına emin olabilirsiniz.

      Şimdiden iyi yolculuklar ve iyi tatiller dilerim…

      • oslem dedi ki:

        İlginiz için teşekkür ederim Hür bey. Bu tatilde deneyim ve görüşlerinizden bolca faydalanacağımıza eminim. Biz yeni ehliyetlerimizle giriş yapacağız Yunanistan’a. Umarım sorunsuz bir tatil olur.

  3. yücel dedi ki:

    Bizde ailece 1 temmuzda ipsaladan çıkış yapacağız. Ben o bölgeye yakın yaşıyorum. Çıkışta yoğunluk olmaz.

  4. yavuz s. çolak dedi ki:

    Merhaba, bayram öncesi 2 Temmuz 2016 gibi, Yunanistan’a araçla geçiş yapmayı düşünüyorum, küçük çocuğumuz da olduğu için yoğun olur mu, çok bekler miyiz diye endişe ediyoruz, hatta bu sebeple araçla gitmemeyi bile düşünüyoruz, bu konuda yardımcı olabilecek var mı, çok yoğun olur mu sizce?

    • Merhabalar Yavuz Bey,

      Bizim bayram deneyimimiz yok, diğer zamanlarda gittiğimizde genellikle yarım saat içinde geçtik, sadece bir kez elektrik kesintisi vardı, o gün biraz daha uzun sürmüştü. (Bir ya da bir buçuk saat kadar).
      Ne kadar erken sınırda olursanız, bekleme o kadar az oluror, mesela biz sabah 4-5 gibi orada olmaya çalıştık hep…

      Bayram arifesinde mutlaka epey bir yoğunluk olur çünkü buradan oraya araba ile giden çok oluyor biliyorsunuz. Ama bu yoğunluk ne derece olur birşey söyleyemeyeceğim. Elinizde olan bir durum varsa perşembeden yola çıkın derim ben :)

  5. Guvenc Usta dedi ki:

    Merhabalar; sitenizdeki bilgilerden faydalanarak Thassos, Halkidiki, Selanik ve Dedeağaç’ta harika günler geçirdik; öncelikle teşekkürler.
    Dedeağaç’ta vakit geçirmek isteyenler için bir tavsiyem olacak; Dedeağaç’tan yaklaşık 10 km uzaktaki Mesimvria köyündeki Salih Usta’nın Yeri’ne gidip menüde ne görüyorsanız gönül rahatlığıyla ve afiyetle yiyebilirsiniz. Bizim menüde köfte, pirzola, patates, yunan salata ve ikram tatlı vardı. Abidin’e İstanbul’dan geldik demeniz yeterli…

    • Merhabalar,
      Güzel bir tatil yapmanızda bir nebze faydamız olduysa ne mutlu bize, çok sevindik.
      Tavsiyeniz için de hem kendi hem de okuyucularımız adına çok teşekkür ederiz…
      Bu arada Dedeağaç’ta denize girdiniz mi, denizi nasıl, tavsiye edeceğiniz bir plaj var mı?
      Sevgiler…

      • Guvenc Usta dedi ki:

        Benim de sitenize biraz katkım olursa ne mutlu bana :)
        Dedeağaç’ta Malki köyünde Aya Yorgi Tavernası önündeki Ocean 6 Beach Club (hemen hemen tüm müşteriler Türktü) ve Mesimevria sahilindeki Baja Beach Club’ta denize girdik. Her iki sahilde de deniz sabahları pırıl pırıldı ama öğleden sonra rüzgar çıkıp dalgalandığı için biraz bulanıklaştı. Thassos ve Halkidiki denizlerinin yanında vasatlar ama haftasonu 1-2 günlük kısa bir kaçamak için beklentiyi yüksek tutmadan değerlendirilebilir.
        İlk foto Ocean 6, ikincisi Baja Beach. Aya Yorgi Tavernasında denize karşı gün batarken bir akşam yemeği de yiyebilirsiniz (Türkçe menüsü de var).
        Ama Salih’in yerini mutlaka es geçmeyin derim. 20-30 haneli bir köyde kapısında 15 tane yunanistan plakalı arabanın beklediği çok tatlı bir Türk aile tarafında işletilen, güzel lezzetlere ulaşabileceğiniz ve internette pek namı duyulmamış bir yer.

        • Harikasınız vallahi, tam da bunu merak ediyorduk. yazın 2 günlük haftasonu kaçamağı için Dedeağaç uygun olur mu, denizi nasıldır diye. Thassos ve Halkidiki denizleri kadar iyi değil ama fena da değil hani gibi gelmişti uzaktan bakınca, girip denemiş biri olarak siz de böyle deyince kafama tam oturdu. Dediğiniz gibi beklentiyi yüksek tutmadan haftasonu bir değişiklik olsun, yer içer biraz da serinleriz diyerek yola çıkılmalı oraya bu durumda, denize öğleden önce girme planı yapmak lazım, onu da hafızaya kaydedelim hemen :)
          Gerçekten çok ama çoook teşekkürler, bir de fotoğraflar eklemişsiniz, çok incesiniz, çok sağolun :)

          • Guvenc Usta dedi ki:

            Resimleri eklerken biraz sıkıntı oldu, o yüzden sıra karışmış olabilir. Parfelerin (yoğurt, musli, ananas veya çilek) olduğu sahil Baja, şemsiyeli olan Aya Yorgi. İyi tatiller…

          • journeysun dedi ki:

            Merhaba Dilek Hanım,

            Kurban bayramında bizde 12- 17 eylül Thassos a gitmeyi planlıyoruz. Bazı yerlerde bu zamanlarda plajların ve çoğu tesisin kapandığını duydum . Bu doğru mudur ? Hava ve deniz sıcaklığı nasıl olur? Ayrıca arabasız gitmeyi planlıyoruz ,ada içi ulaşım konusunda sorun yaşar mıyız ? Tüm koyları gezmek istiyoruz.

            Şimdiden teşekkür ederim :)

            • Merhabalar,
              Arabasız koy gezmek biraz yorucu olabilir, zaman alır ama imkansız değil tabii. Adayı her iki yönde de dolaşan otobüsler var. Eylül’de plajlar açık olur mu gerçekten bilemiyoruz çünkü biz hep Temmuz-Ağustos aylarında gittik. Tecrübesi olan varsa buraya yazar inşallah :)

  6. Hasan Noyan dedi ki:

    Sevgili Dostlar;
    Bu ağustos’ta Thassos tatilimizi keyifle gerçekleştirdik.Geçen yıl 03/08/2013 tarihli Radikal’de
    Sevgili Müge Akgün’ü okuyunca Thassos tatilimiz kesinleşmiş oldu:) Geçen sürede sizin sitenizle de bir şekilde tanışınca notlarınızı elimize aldık (Teşekkürler “Bencetatil”) ver elini
    Thassos diyerek arabamızla Ankaradan hareketle İstanbul,Tekirdağ üzerinden menzile vardık..
    Otelimizi Aralıkta Booking ‘den almıştık. Ama referansımız Sevgili Müge’nin”Baba balıkları avlıyor, anne pişiriyor,çocuklar servis yapıyor” ifadesi oldu. Bize de şahane deniz çipuraları(Ege’nin lüferi),fangriaları ve levrekleri yemek kaldı.Teşekkürler Müge:)
    Agorasros Otel Kinira bölgesinde, feribotun ulaştığı Limenias’a yaklaşık 30 km uzaklıkta. Booking’den değil direkt oteli ararsanız sevgili Salia size daha iyi bir fiyat verebilir,haberiniz olsun:) Ortalama iki kişilik oda +kahvaltı 70-75 Euro civarı.Biz çok sevdik dönerken seneye agustos kaporasını verip yerimizi ayırttık..
    Thassos için ekleyebileceklerim şunlar:
    Popüler plajlarda (Aliki, Paradis vb..) havlu koyacak yer bulamayabilirsiniz, çok kalabalık ve doğal olarak biraz kirli. 2 deneyimden sonra otelimizin önünden pırıl pırıl denizimize girdik:)
    Adanın ortası diyebileceğimiz şirin Theologos köyünü ve oradaki etnografya müzesini mutlaka geziniz,çıkışta tahta sandalyeli köy kahvesinde birer kahve yorgunluğunuzu alıyor:)

    Selanik ve Kavala;
    Bence tatil çok iyi rotalamış:) Atatürk müzesini gezdik biraz düş kırıklığı oldu:( Döneme dair hiçbir otantik öge yok) fotograflarla idare etmişler.
    Eski şehirde Stefan’ı aradık İstanbula dönmüş:( Yine de sevgili Hatice’nin tavsiyesiyle köftelerimizi yedik ve adamıza döndük… )

    • Merhabalar Hasan Bey,

      Bu güzel paylaşımınız için çok teşekkürler, ne güzel bilgiler vermişsiniz… .Eminim okuyucularımız bu bilgi ve önerilerinizden çok faydalanacaktır.
      Bu arada Stefan’ı denk getiremediğinize üzüldüm ama onun adına sevindim. İstanbul’u çok seviyordu…

      Nice güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle, hoşçakalın…

  7. Gokhan Akay dedi ki:

    selanik’te syrtaki ve pontiako oynayanları video ile kaydettiyseniz koyar mısınız sayfanıza diyecektim?

    • Gökhan Bey,

      İlginize çok teşekkürler. Ne yazık ki video çektik ama olmamış Cem Yılmaz’ın tabiriyle :) Çok karanlık ve pek bir şey seçilmeyen bir video ama yine de biraz düzeltebilirsem koyayım…

  8. muzaffer karaman dedi ki:

    Dilek hanım,çoğu kişi tatile başladı ben ve ailem ne yazıkki bir program yapmamıştım. üç gündür yurt içinde nereye baksam dolu yada fahiş fiyatlı. acaba selanik falan mı derken yaptığınız geziyle alakalı harika yazınızı okudum. hemen bavulları yapıp bir yere kaynak olabilirim de ama araba ile ilgili prosedür için geciktim sanırım. başka bir zaman gideriz umarım…

    • Merhaba Muzaffer Bey,

      Yazımızı beğenmiş olmanız bizi çok mutlu etti.

      Araba ile ilgili olarak, aslında araç sahibi sizseniz veya araç sahibi sizinle geliyor ise pek zor bir prosedür yok. İpsala sınır kapısında Turing Ofisi 24 saat hizmet veriyor ve işlemleri orada yapabilirsiniz. Uluslararası ehliyet için 2 adet vesikalık fotoğraf olması gerekiyor yanınızda bir de 400 TL :-(
      Yeşil Sigorta da orada yapılabiliyor.
      Sadece, bayram olduğu için muhtemelen epey bir yoğunluk olacaktır ona dikkat…

      Güzel bir deneyim oluyor, bu tatilde yapamasanız da mutlaka ileride birgün deneyin derim…

      Şimdiden iyi bayramlar dilerim…

  9. Tunay Eğin dedi ki:

    Dilek hanım, size ufak bir sorum daha olacaktı. Yunanistana arabayla geçerken araba için Yunan gümrüğünde herhangi bir ödeme yapıyormuyuz? Yapıyorsak ne kadar yapıyoruz. Teşekkürler

    • Hür Tavaşoğlu dedi ki:

      Merhaba ben yanıt vereyim bu sorunuza.

      Yunan gümrüğünde hiç bir ödeme yapılması gerekmiyor. Hatta şu ana kadarki 3 geçişimizde de sadece pasaport kontrol noktasında durdurulduk. Pasaport, uluslararası ehliyet ve yeşil sigorta soruldu. Sonrasında bulunan gümrük noktasında hiç durmadan geçtik hep. Eğer aracınızda fazla miktarda alkol, tütün vs yok ise gümrük noktasında durdurulsanız bile sorduğunuz şekilde bir ödeme vs istenmeyecektir.

      Şimdiden iyi tatiller dilerim…

  10. Tunay Eğin dedi ki:

    Öncelikle detaylı ve faydalı bilgilendirmeniz için teşekkürler. Ben Antalya’da yaşıyorum ve son 4 yıldır yaz tatil için Gökçeada’ya gidiyorum. Bu sefer yani 2014 Ağustosunda Gökçeada sonrası arabamla ailecek Selank’e gitmeye karar verdik. Tecrübenize binaen 5 günlük bir gezi için sınırdan geçtikten sonra sırasıyla nerelerde ve kaçar gün kalmamızı taviye edersiniz. Bir de akşam rakı balık yapmak için tavsiye edeceğiniz en güzel ve uygun mekanlar gezi rotasında nerede bulunaktadır. Son olarak ta, konaklama yerlerinizi gezinize başlamadan mı rezerve ettiniz, yoksa yolda rasgele diyerek mi buldunuz.. Şimdiden teşekkür ederim.

    • Merhabalar,

      Yazımızı faydalı bulmanıza çok sevindik, teşekkürler :)

      Gelelim sorunuza… 5 günlük bir gezi düşündüğünüze göre, bence bu 5 günün 2 tanesini Thassos Adası’na ayırın. Böylece gündüz deniz, akşam rakı-balık keyfi yaparsınız. Bunun için adadaki en güzel yerler Potos ve Limenaria. Thassos yazımızda beğendiğimiz restoranların isim ve adreslerini vermiştim, bakın isterseniz.

      http://www.bencetatil.com/yanibasimizda-sakli-guzellik/

      (Bu arada isterseniz sınırı geçince Dedeağaç’da (Alexandrapoli) bir kahvaltı veya kahve molası verebilirsiniz. )

      Thassos’da geçireceğiniz 2 günün ardından, Selanik yoluna çıktığınızda yaklaşık yarım saat sonra Kavala’dan geçeceksiniz. Bu şehre isterseniz birkaç saat ayırıp, şöyle bir gezebilirsiniz.

      Kalan 2 günde Selanik şehrini gezip, akşamları rakı-balık keyfine devam
      edebilirsiniz, Selanik bunun için çok ideal. Bizim İstanbul’daki Nevizade veya Kumkapı benzeri yerlere sahip (Mpalanau Tavernalar Bölgesi ve Ladadika tavernalar bölgesi ). Yanyana birçok restoran var. Tabelalarında genellikle taverna yazıyor ama bizim anladığımız anlamda taverna değil hepsi, onlar restorana taverna diyorlar – gerçi bazılarında canlı müzik de oluyor :)

      Biz konaklama yerlerimizi hep önceden ayarlıyoruz. Selanik’de mutlaka otoparkı olan bir otel ayarlayın, feci bir otopark sıkıntısı var şehirde. Thassos’da otopark sıkıntısı çekmezsiniz, keyfinize göre bir otel seçebilirsiniz. Potos ve Limenaria uzak gelirse, Limenas’da da kalabilirsiniz. Orada da sahil boyunca güzel restoranlar var. En popüleri ve iyisi Simi demişlerdi, biz de gittik beğendik. Uygun bütçeli bir otel tercih edecek olursanız, bizim Limenas’da kaldığımız Angelica Hotel’i de tavsiye ederiz, isterseniz Thassos yazısına bakabilirsiniz, yazı içine otelin resimlerini de koydum,

      Şimdiden iyi tatiller…

  11. İsmail Küçükgümülcina dedi ki:

    17-18-19-20 mayıs 2014 tarihlerinde Gümülcine (1), Kavala(1), ve Selanik (2) şehirlerine araçla ve ailemle (eşim,kızım, k.validem ve ben) yolculuk yaptım. Keşke yola çıkmadan önce Blog paylaşımlarınıza ulaşmış olsaydım. Gerçekten çok başarılı bir sunum ve anlatım yapmışsınız. Bir an da bir kaç gün önce gercekleştirdiğim yolculuğu tekrar yaşadım. Gümülcine, Kavala ve Selanik’te konaklamamın haricinde Dedeağaç ve İskeçe şehir turlarıda yaptım. Halkidiki,ye gidememiştim, üzgündüm, yazılarınızı okuduktan sonra mutlak gitmeliyim diyorum zira oldukça tahrik edici. Biraz daha uygun fiyata konaklama pansiyon konusunda elinizde bilgi var ve paylaşırsanız sevinirim.
    Yunanistan’a 15 sene önce tur şirketi ile yolculuk yapmıştım, bu 2.gidişim ilk fırsatta tekrar gitmek istiyorum. Farklı bir doğası bana gel diyor. Herkese tavsiye ederim.

    • Merhabalar İsmail Bey.

      Yazımızı beğenmiş olmanızdan dolayı çok mutlu olduk, güzel yorumunuz için çok teşekkürler..

      Gerçekten de her sene gidesimiz var artık bizim de. 2 kere gittik, bu sene 3. ye hazırlanıyoruz. Kapsamlı bir Halkidiki düşünüyoruz, yaz sonu ayrıntılı bir şekilde yazmış olurum oraları da, umarım yine faydalı bulacağınız bir yazı olur…

      Biz Thassos Adasında da, Selanik’de 2 veya 3 yıldızlı otellerde konakladık ama uygun fiyatlı pansiyonlar da vardı. Thassos yazısında belirttiğim gibi mesela Psili Ammos plajına gidince gördük ki oradaki restoranın üstü pansiyon olarak kiralanan odalarla dolu. O yazımızda adres ve telefon vermiştim oraya dair. Gitmediyseniz Thassos Adasına mutlaka gidin derim ben. Bu tür pansiyonlar oraya gidince daha kolay bulunuyor ama yoğun sezonda yer problemi de olabilir tabii. Gerçi böyle yerler o kadar çoktu ki, hepsi de doluyor mu bilemiyorum…

      Bol seyahatli günler, keyifli bir yaz tatili dileriz :)

  12. Rabia dedi ki:

    Selam,
    Biz de kalabalık bir grup olarak bayramda thassos tatili yapmayı düşünüyoruz. Araba dışında kolay bir yol alternatifi bulamadık uçakla gidebilmek zor ve pahalı görünüyor. Arabayla ise bayramdaki sınır yoğunluğundan çekiniyoruz sizin öneriniz nedir? Şimdiden teşekkürler

    • Hür Tavaşoğlu dedi ki:

      Merhabalar,

      Biz geçtiğimiz yaz 2 kez sınırdan kendi arabamız ile geçtik. Herhalde şanslıydık ki her bir geçiş 10 dakika ya sürdü ya sürmedi. Dediğiniz gibi bayramlarda ve yurtdışında çalışan Türklerin dönüş dönemlerinde oldukça fazla yoğunluk oluyormuş. Kendi çevremizde de 3-4 saat sınırda beklemek zorunda kalan tanıdıklarımız oldu.

      Ne yazık ki farklı bir önerimiz mevcut değil. Otobüs ile geçseniz daha da uzun bekleyeceksiniz muhtemelen.

      Bir şey duyduk ama pratikte ne kadar sağlıklı şekilde uygulanır bilemiyorum. Söylendiğine göre sınırda yoğunluk olduğu zamanlar insanlar İpsala’da arabayı park ederek sınıra kadar taksi ile gidip, yürüyerek gümrüksüz alana geçiyor ve orada daha önceden ayarladıkları Yunanistan’dan gelmiş olan taksiye binip Dedeağaç, Kavala gibi yerlere 50-60 Euro civarı bir ücret ile gidiyorlarmış. Tekrar söyleyeyim, bu konuda bizim bir tecrübemiz yok, sadece bir kaç blogda okumuştuk. İsterseniz bu konuyu araştırın …

      Şimdiden iyi tatiller…

  13. Ferih dedi ki:

    Yazinızi okudum,cok begendim. Bu yazida iki tane kisilik buldum. Birincisi bir edebiyat ogretmeni…yaziniz o kadar akici ve guzel yazilmis ki. Ikincisi de harika bir tur rehberi… Bir gezi bu kadar guzel anlatilabilir. HARIKASINIZ. TESEKKURLER…

    • Dilek dedi ki:

      Çok teşekkürler, güzel yorumunuz beni çok mutlu etti :) Yaşadığımız bir şeylerin birilerine faydalı olabilmesi ne güzel, biz de gezilerini anlatan insanları okuyup, onlardan öğrendiklerimiz yardımıyla daha güzel seyahatler yapıyoruz zaten…
      Bu arada epey yaklaşmışsınız, Edebiyat Fakültesi mezunuyum – gerçi İngiliz Edebiyatı, ama olsun :) Tur rehberliği ise denemediğim birşey, ama öğretmen gibi yazmış olabilirim, mesleki alışkanlık yani, beğenmenize çok sevindim…

  14. Macit Şekerci dedi ki:

    Merhabalar;
    Gezmeyi severim, okumayı da severim, bu sebeplerle
    gezi yazılarını okumak için geçerli iki sebebim olmuş oluyor.
    Uzun yıllar önce trenle Selanik’e gitmiş, fakat unutmuştum.
    Yazınızı okuyunca, hem anılar canlandı, hem de uzun zamandır
    aracımla yapmayı düşündüğüm, bir türlü uygulamaya koyamadığım
    İstanbul-Selanik-Kosova seyahat planımı da tekrar gözden geçirmeme
    yol açtınız. Eğer gidersem, bu yazıdan da yararlanacağım.
    Paylaşımlar için teşekkürler.
    Macit Şekerci

    • Dilek dedi ki:

      Merhabalar Macit Bey,

      Yazıyı beğenip, faydalı bulmanıza çok sevindik.
      Umarız bahsettiğiniz rotada bir gezi yapabilirsiniz, Kosova’nın da eklenmesi geziyi daha da enteresan hale getirecektir.

      Güzel yorumunuz için tekrar teşekkürler, iyi günler…

  15. Çağlar dedi ki:

    her satırını hiç sıkılmadan okuduğum, çok güzel bir gezi yazısı olmuş. bunun için çok teşekkür ederim. bu yazıdan sonra bende ailemle bu yaz gitmeyi planlıyorum. konaklama olarak nereleri ve ne kadar ücret ödediniz.

    • Dilek dedi ki:

      Merhabalar,

      Yazıyı beğenmenize ve faydalı bulmanıza çok sevindik, inşallah dediğiniz gibi gider ve mutlu olduğunuz bir tatil geçirirsiniz.
      Biz Thassos Limenas’da feribot iskelesine yakın ve denize bakan Hotel Angelica‘da kaldık. Limenas plajı da otelden 200-300 metre yürüme mesafesindeydi. Limenas da adanın önemli bir beldesi olduğu için restoranlar, alışveriş imkanları bakımından da geceleri iyi vakit geçirdik. Otelin önünde arabamızı rahatlıkla park ettik. Ama otelimizin yeri ve konumu çok güzel olmasına rağmen 2 yıldızlı olduğu için bazı konforları eksikti. Merkezi oluşu, fiyatının uygunluğu ve manzarası artılarıydı ama geniş bir odası olmasına rağmen banyosu eski ve sevimsizdi. Fiyatı gecelik deniz manzaralı olanlar 60, yan tarafa bakanlar 50 Euro idi (2 kişilik oda + kahvaltı).
      Bir daha gittiğimizde Limenaria veya Glifoneri’de kalırız diye düşünüyoruz, onu da söylemiş olayım. Limenaria beldesi hem en güzel denizlerden Aliki ve Psili Ammos’a yakın, hem de büyük güzel bir beldesi adanın. Glifoneri Koyu da muhteşem bir denize sahip ve orada çok hoş birkaç otel görmüştük (Louloudis Boutique Hotel ve Akti Belvedere gibi), onlar da düşünülebilir. Limenas’a 10 dk yakınlıkta bu bahsettiğim koy.
      Thassos’da nerede kalırsanız kalın gerek gün içinde başka başka koylara gerekse akşamları farklı beldelere gitmenizi tavsiye ederiz.
      Kavala’da kalmadık ama Selanik’de kaldığımız oteli çok tavsiye ederim. Selanik’de şehir merkezinde korkunç bir park problemi var. Yani bir otel beğeniyorsunuz ama otoparkı ya yok ya da üç beş arabalık var. Olmadı valeler alıyor arabayı götürüp biryere park ediyor, ki bu da bizim hiç haz etmediğimiz bir şey. O yüzden biz şehrin çok az dışında bahçeli, otoparkı olan bir otel tercih ettik. Hem çok temiz, hem çok rahat hem de çok hesaplı oldu. Yine gecelik 50 Euro verdik. Hotelimiz 3 yıldızlı Byzantio Hotel’di. Çalışanları da son derece sıcak, samimi ve yardımseverdi. Yine gitsek kesin yine orada kalırız. Ama arabasız bir Selanik gezisinde uygun olmaz burası, araç ile gidildiğinde ise çok ideal oldu.

      Başka sorunuz olursa yardımcı olmaya çalışırız, şimdiden iyi tatiller :)

  16. alirıza dedi ki:

    arabayla yurtdışı turu yapanların yazmış oldukları çok gezi raporu okudum.sizinki gerçekten 10 numara olmuş.detayları çok iyi vurgulamışsınız.nice seyahatlere…

    • Hür Tavaşoğlu dedi ki:

      Merhabalar Ali Rıza Bey,
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederiz. Yazıyı beğenip faydalı bulmuş olmanızdan dolayı çok mutlu olduk.
      Herkes için nice güzel seyahatler diliyoruz biz de :)

  17. Erol ÜÇÖZ dedi ki:

    Dilek hanım,
    Bizde böyle bir tur yapmayı düşündüğümüzden internetten sizin bilgilerinize ulaştıktan sonra vaz geçtik. Çünkü o kadar güzel gezip o kadar güzel ve detaylı fotoğraflayıp anlatmışsınız ki gezip görmüş gibi olduk. Teşekkürler
    PC: şakaydı, yorumlarınızdan yararlanacağım

    • Dilek dedi ki:

      Aman Erol bey, yüreğimi hoplattınız bir an, neresi kötü geldi de, vazgeçtiniz acaba diye düşünürken, ikinci cümlenizi okumakta geciktim, korktum vallahi :)
      Ama neyse ki sonrası gülümsetti beni:)
      Teşekkür ederim bu esprili güzel yorumunuz için. İnşallah faydalı olur deneyimlerimiz.
      Başka sorularınız olursa ve bilgimiz dahilindeyse yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.
      Şimdiden iyi tatiller dilerim…

  18. L.TUNÇ dedi ki:

    Bende coğrafya öğretmeniyim.Yurtdışına araç ile çıkmaya pek cesaret edemezdim ama sizin yazdıklarınız ve anlatımınızla banada cesaret geldi.:))Teşekkür ederim emeğiniz için….

    • Dilek dedi ki:

      Umarım gider ve çok mutlu olduğunuz bir tatil yaşarsınız. En az bizimki kadar sorunsuz ve güzel bir tatil olmasını diliyorum şimdiden. Size biraz olsun fikir ve şevk verebildiyse yazımız, ne mutlu bize :)

  19. Yasemin AYDIN dedi ki:

    Dilek Hanım merhaba,
    İnternette gezinirken tesadüfen buldum bu siteyi. Çok güzel anlatmışsınız. 2009 yılında gitmiştim Selanik’e. Tekrar gitmiş gibi oldum. Atatürk Evi’nin içini gezebildim ben o tarihte. Size bir kaç tane fotoğraf gönderebilirim isterseniz. Bu güzel yazı için de teşekkürler….

    • Dilek dedi ki:

      Merhabalar Yasemin Hanım,
      Yazıyı beğenmenize çok sevindim. Ayrıca zahmet edip ricam ile ilgilendiğiniz için de çok naziksiniz. Bahsettiğiniz fotoğrafları yollarsanız gerçekten çok mutlu olurum ve siz de arzu ederseniz adınız ile birlikte eklerim yazıya…

      (admin@bencetatil.com adresine yollayabilirsiniz)

      Sevgiler…

  20. celal güneş dedi ki:

    bir gezi ancak bukadar güzel anlatılır ve fotoğraflanır sizinle birlikte gezmiş gibi oldum teşekkür ederim.

    • Dilek dedi ki:

      Çok teşekkürler Celal Bey, böyle güzel yorumlar almak gerçekten insanı mutlu ediyor. Biraz da öğretmenlik mesleğinden gelen bir alışkanlıkla detaylı yazmaya çalışıyorum, birilerine fikir verip, faydalı olabilirsek ne mutlu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir