LETONYA

Vilnius’tan ayrılıp Letonya’nın başkenti Riga’ya doğru yola çıktık. İki şehir arası mesafe yaklaşık dört saat. Riga’da tam eski şehir meydanının kalbinde bir otelde kaldık. Riga bize Vilnius’tan daha kalabalık ve turistik geldi.  Her yer yürüyüş mesafesinde.

House of the Blackheads yani Karakafalılar Evi şehrin simge yapılarından. Zamanında siyahi tüccarların burada kalması sebebiyle bu isim verilmiş. Aslı 14.yy a ait olan bu bina oldukça ihtişamlı bir mimariye sahip. Ancak II.Dünya savaşında zarar görmüş ve 1999 yılında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş.

Karakafalılar Evi Riga ,Letonya

Karakafalılar Evi Riga ,Letonya

Şehrin diğer simge yapılarından biri ise Kedi Evi. Açıkçası herhalde biz başka bir şey ummuştuk, kedi evini harita elimizde olduğu halde bir hayli aradık. Sonra bir binanın tepesindeki kara kediyi görünce meşhur kedi evini bulmuş olduk. Bu kara kedicikler şehrin sembolü adeta. Hemen hemen tüm hediyelik eşyalarda bu figürü görebilirsiniz.

Hikayesi ise şöyleymiş: Büyük Lonca’ya kızmış olan bir tüccar kızgınlığını belirtmek amacıyla Lonca’nın karşısındaki binaya kızgın iki kara kedi heykelini arkası dönük olarak binanın tepesine yaptırmış. Zamanla husumet giderilince kediler düzgün bir şekilde tekrar konulmuş binanın tepesine 🙂

Kedi Evi Riga, Letonya

Kedi Evi Riga, Letonya

Şehrin Simge yapılarından birisi de Üç Biraderler Evi.  15 yydan kalma yan yana dizilmiş bu üç eve bu isim verilmiş.

Üç Biraderler Evi Riga , Letonya

Üç Biraderler Evi Riga , Letonya

Riga Eski Şehir meydanı cıvıl cıvıl. Sanırım  Riga’ya günübirlik gelen turlar çok oluyor çünkü şehir birden kalabalıklaşıyor ve akşam sakinliyor. Biz Riga’da iki gün kaldık. Bir gününü de sahil kasabası olan Jurmala’da geçirdik.

Riga’nın tam ortasından muhteşem Daugava Nehri akıyor ve Baltık Denizi’ne karışıyor. Nehir günbatımında bir başka güzel. Tabi ki gün burada da batmıyor aslında. Biz saat 22.30 da nehir kenarındayken bu manzara ile karşılaştık…

Daugava Nehri Riga ,Letonya

Daugava Nehri Riga ,Letonya

Nehir boyunca uzanan Riga Şatosu  restorasyon geçirmekte olduğu için ziyarete kapalıydı. Litvanya başbakanının çalışma ofisi olarak kullandığı şato aynı zamanda Doğa Tarihi Müzesi.

Riga Şatosu

Riga Şatosu

Riga eski şehir meydanından biraz uzaklaşınca Art Nouveau Bölgesi’ne ulaşılıyor. Elizabeth ve Alberta caddeleri arasında Art Nouveau sanat akımına göre inşa edilmiş binaların en güzel örnekleri bulunuyor. Açıkçası sanat tarihi bilgimiz yok ama  bu binalardan etkilenmemek mümkün değil. Çoğu  Rus Mimar Mikhail  Eisenstein tarafından tasarlanmış. Biz de birçok turist gibi başımız  yukarda binalara hayran hayran bakarak bu bölgeyi gezdik. Strelnieku Caddesi üzerindeki “Art Nouveau Riga” mağazasından tamamen Art Nouveau akımına adanmış kitaplar, broşürler, hediyelik eşyalar var.

Art Nouveau

Art Nouveau

Art Nouveau

Art Nouveau

Art Nouveau

Art Nouveau

Art Nouveau

Art Nouveau

Bence Riga’nın kalbi Özgürlük Anıtı’nın olduğu Brivibas Bulvarı. Heykel ülkenin Sovyet işgalinden kurtulup bağımsızlığını kazanmasını simgeliyor. Hemen yanıbaşında Riga’nın yeşil alanlarından biri Bestejkalnz yer alıyor. Nehir kenarında kafeler, kano ile gezenler, çimlerde güneşlenenler ve bir de aşk kilitlerinin takılı olduğu küçük bir köprü var 🙂

Özgürlük Anıtı Riga

Özgürlük Anıtı Riga

Bestejkalnz, Riga

Bestejkalnz, Riga

Bestejkalnz, Riga

Bestejkalnz, Riga

Bestejkalnz, Riga

Bestejkalnz, Riga

Riga’ya Bremen’den Bremen Mızıkacılarının heykeli hediye edilmiş. Riga ile Bremen kardeş şehirlermiş ama sanırım heykeller Gotik tarzda yapılmış ve Bremen’deki kardeşleri gibi sevimli değillerdi 🙂 1209 yılından kalma St.Peter Kilisesi’nin önünde yer alıyor.

St.Peter Kilisesi Bremen Mızıkacıları Heykeli Riga ,Letonya

St.Peter Kilisesi Bremen Mızıkacıları Heykeli Riga ,Letonya

Dom Meydanı, Pudra Kulesi, Nativity of Christ Katedrali görülmesi gereken  noktalardan.

Dom Meydanı

Dom Meydanı

DomMeydanı

DomMeydanı

Nativity of Christ Katedrali

Nativity of Christ Katedrali

JURMALA

Jurmala Riga’nın denize bakan yüzü. Uçsuz bucaksız Baltık Denizi ve kumsalı uzanıyor önümüzde. Sabah erken saatlerde tren ile gittiğimiz Jurmala Riga’ya yarım saatlik bir mesafede. Yolda  muhteşem doğa manzaraları bize eşlik ediyor. Jurmala’ya giderken denize girme hayali kuran ben, değil mayo giymek üzerimdeki polar montu bile çıkartamadım 🙂 Jurmala’da Dzıntari tren istasyonunda indik. İsmi aklımda kaldı çünkü giderken durağın ismini kaçırmamak için Dizanteri diye tekrar ediyordum 🙂 Upuzun bir caddesi var, oteller, kafeler, hediyelik eşya dükkanları ile dolu yolun sonunda  muhteşem bir orman parkı ve yolun solunda ise Baltık Denizi! Dört saat süren ve bizi bir kafede üst üste kek, börek yiyip çay kahve içmemize sebep olan yağmur öncesi Jurmala’yı çok güzel gezdik. Yağmurdan sonra ise güneş öyle bir açtı ki denize girenler bile oldu. Biz ise ayakkabılarımızı çıkartarak sahilde uzuunn bir yürüyüş yaptık. Denizin tadını martılar çıkartıyor. Bu arada martıların bir kısmının başı siyah renkti ve eşim onlara Riga’daki binadan esinlenerek karakafalılar adını taktı hemen 🙂

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Karakafalı martı :) Jurmala Letonya

Karakafalı martı 🙂 Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Jurmala Letonya

Dizntari Orman Parkı  Jurmala Letonya

Dizntari Orman Parkı  Jurmala Letonya

Son bir not olarak şunu eklemeden geçemeyeceğim. Özellikle Letonya’da muhteşem pastaneler var! Muhteşem turtalar, kekler, pastalar, börekler çörekler!!!  Kuzey ülkelerinde pastanecilik oldukça gelişmiş. Aslında pastanecilik tarihine bakılırsa Rusya bu konuda bir numara. Hatta ben ülkemizdeki çoğu pastaneci veya fırıncının neden hep Karadenizli olduğunu merak ederdim. Tesadüfen Saffet Emre Tonguç’un bir yazısında sebebini öğrenmiş oldum. Özellikle Ekonomik sıkıntılar nedeniyle, Rusya’ya gurbetçi olarak giden Karadenizlilerin, orada çeşitli iş alanlarında çalışırken aynı zamanda pastacılık mesleğini de öğrenmiş olmaları, Türkiye’ye döndüklerinde bu mesleği icra etmeleri bugün Türkiye’de bir çok pastane sahibinin Karadenizli ve özellikle Rizeli olmasının en büyük nedeniymiş.  Riga’daki otelimizin tam karşısındaki (adres Tirgonu Caddesi) muhteşem pastanede otururken bütün bunlar aklımdan geçmişti, o yüzden bu arada biraz alakasız da olsa, bir not olarak yazayım dedim 🙂

Riga'da güzel bir pastane

Riga’da güzel bir pastane

Riga'da güzel bir pastane

Riga’da güzel bir pastane

Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama