Yolculuğun başlangıcı – İzmir ve İstanbul

Artık seyahatimize başlayalım. Yeni tamamlanan İzmir Adnan Menderes İç Hatlar terminalinden İstanbul’a uçtuk.

İzmir Adnan Menderes İç Hatlar Terminali…

İzmir Adnan Menderes İç Hatlar Terminali…

İzmir Adnan Menderes İç Hatlar Terminali…

İzmir Adnan Menderes İç Hatlar Terminali…

İstanbul ve Münih aktarmalı Verona seyahatimizde ilk durak olan İstanbul’da kız kardeşim bizi havaalanında karşılayıp, Zorlu Center içindeki Eataly adlı ilginç bir restorana götürdü. Market şeklindeki üst katta ahşap masalar ve Kartell sandalyelerden oluşan sempatik bir alanda İtalyan yemekleri yiyorsunuz. Personel çok canayakın ve ilgili.

 

Zorlu Center Eataly…

Zorlu Center Eataly…

Zorlu Center gece görünümü…

Zorlu Center gece görünümü…

Münih

İstanbul’dan 06:20’de kalkacak uçağımız için 4:30’da yollara düştük. Taksi şoförü çılgın gibi araç kullanıyordu. Ancak bir ara insan gibi kullanmaya başladı. Sonradan anladık ki; radar varmış. Radarı geçince aynı stilde devam etti. Sağ salim havaalanına varmanın sevinci ile kahve keyfi yapıp, uçağı bekledik. Münih’e uçtuğumuz Lufthansa gerçekten güzel bir havayolu şirketi. Kahvaltısı mükemmel. Bu havayolu ile uçmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Münih’e inerken havadan izlediğimiz T cetveli ve gönye ile çizilmiş gibi duran yemyeşil tarlalar beni çok şaşırttı. Alman düzeni tarlalarda da kendini belli ediyor. Kavisli hiçbir yer yok. Sadece dikdörtgen, üçgen ve türevleri…

Münih’te pasaport kontrolü yapılması transit yolcu olarak bizi hayrete düşürdü. Ancak İtalya’ya indiğimizde hiçbir kontrolden geçmeyince olayı anladık. İlk indiğiniz yerde kontrol var. Transit yolcu olmanın bence en büyük avantajı sıkıcı pasaport polisi sorgusundan kurtulmak. Almanlar kendi ülkelerine girmediğimiz için kontrolü sıkı tutmuyorlar. Her halükarda onay kaşesi basacakları pasaportumuzu geri vermek için bize ecel terleri döktürmüyorlar. Öte yandan girdiğiniz esas ülkede hiçbir kontrol olmuyor. Oldukça güzel bence. Transit yolculukta zaman kaybı var belki ama aktarmalı da olsa direkt Verona’ya inmek oldukça büyük bir rahatlık. Aksi takdirde Milano veya başka bir kente inip, tren ile gitmek lazım. Bu daha da yorucu oluyor.

Münih Havaalanı…

Münih Havaalanı…

Hazır gelmişken, Münih’e bir başımızı uzatıp bakalım bari dedik ama buz gibi hava ile karşı karşıya kaldık. İzmir’den gelmişiz, İzmir gibi sıcak Verona’ya gidiyoruz. Üstümüz başımız ince. Şöyle bir etrafı inceleyip birkaç kare fotoğraf çekip, içeri kaçtık.

Münih Havaalanındaki yeni çıkan BMW i8 tanıtımına rast geldik…

Münih Havaalanındaki yeni çıkan BMW i8 tanıtımına rast geldik…

Münih Havaalanında Vitra’ya ait ücretsiz güzel bir dinlenme tesisi buldum. Uzanmak için koltuklar, bilgisayar kullanmak için prizler ve masalar var. Burada keyfe fazla dalmışız, bir anda adımızın anons edildiğini duyduk. Yine mi dedik. Her seferinde bir şekilde adımızı anons ettiriyoruz. Bir koşu uçağa yolcuları taşıyan otobüse yetiştik. Bizimle birlikte geciken bir kişi daha vardı. Biz binince uçak havalandı. Büyük utanç…

Münih Havaalanı’nda Vitra’ya ait dinlenme tesisi. Uçağı beklerken harika bir mola yeri…

Münih Havaalanı’nda Vitra’ya ait dinlenme tesisi. Uçağı beklerken harika bir mola yeri…

Air Dolomiti ile kısa süren bir uçuşla Verona’ya inerken Dolomit Aplerinin bembeyaz tepeleri, Garda Gölü’nün havadan manzarası bizi büyüledi. Gölün kıvrımındaki Sirmione Kasabasını hemen tanıdık. Bölgenin Münih’ten farklı olan kavisli eğrisel yeşilliğini büyük bir keyifle inceledik.

Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama