Djurgården Adası

Yürüyüş yolunu bitirdikten sonra tekne ile Djurgården denilen bir adaya gittik. Tekne güzel manzaralı yerlerden geçip bir çırpıda adaya vardı. Adayı yine rehber kitaptaki rotayı kullanarak yürüyerek gezmeye başladık. Gezdiğimiz yerler yemyeşil, özenle düzenlenmiş yerlerdi. Evlerin bahçeleri, bahçelerdeki heykeller çok şıktı. Çiçeklerle bezenmiş parklar, kanallarda ördekler, kuğular, bunları besleyen, çocuklarını gezdiren anneler, koşu yapan insanlar vardı.

Djurgården rota...

Stockholm rehber kitabındaki Djurgården rotası. (Eyewitness Travel – Stockholm © DK – Dorling Kindersley Yayınevi – 2010)

 

Djurgården’a giden tekneden insan manzaraları…

Djurgården’a giden tekneden insan manzaraları…

Djurgården giriş kapısı…

Djurgården giriş kapısı…

Djurgården yürüyüş yolu başlangıcı…

Djurgården yürüyüş yolu başlangıcı…

Djurgården çocuklu aileler için mükemmel bir kaçamak…

Djurgården, çocuklu aileler için mükemmel bir kaçamak…

Djurgården’daki evler ve bakımlı heykeller şaşırtıcı…

Djurgården’daki evler ve bakımlı heykeller şaşırtıcı…

Djurgården’da iki önemli müze var: Vasa Müzesi ve Nordiska Müzesi. Ancak biz hava güzel olduğu için müzeye girmek istemedik. Dış cephelerini fotoğraflamakla yetindik. Vasa Müzesinde, Stockholm Limanından 1628 yılında yola çıkarken fırtınaya yakalanıp batan yeni yapılmış bir savaş gemisi olan Vasa’nın %95 oranında kurtarılmış halini görmek mümkün.  Gemi 333 yıl sonra gün yüzüne çıkarılabilen dünyanın tek 17. yüzyıl gemisi olup, üzerinde yüzlerce oyma heykel bulunuyormuş. Stockholm’e yolu düşenler gezebilirler. Gezginlere tavsiyem havanın kötü olduğu zamanı seçmeleri. Çünkü hava güzelken İsveç’te dolaşmak mükemmel…

Djurgården Vasa Müzesi…

Djurgården Vasa Müzesi…

Nordiska Müzesi ise bir halk bilimi müzesi. Toplum ile ilgili her türlü etnografik ve tarihi bilginin bulunduğu önemli bir müzeymiş. Bizim doğa seven yanımız ağır basınca, fotoğraflanıp geçildi.

Djurgården Nordiska Müzesi…

Djurgården Nordiska Müzesi…

Ayrıca kıyafetleri, evleri ve yaşam tarzı ile eski İsveç yaşamının temsil edildiği Skansen adlı bir açık hava müzesi ve hayvanat bahçesi var. Burası da bizi çekmedi ama gezilebilir. İsveç halkı ve turistler çok beğeniyor. Biz temsili İsveç’tense gerçek İsveç’i görmeyi tercih ettik.

Djurgården da bir ağaçtan detay…

Djurgården da bir ağaçtan detay…

Djurgården…

Djurgården…

Buraya kadar herşey iyiydi ancak bu kadar yürüyüş bana fazla geldi. Aslında gezinin başlangıcında egemen duygu keyifti. Yürürken ormandan aldığımız elmalarımızı yiyip zevkle manzaranın tadını çıkarıyorduk. Derken üstüme bir yorgunluk çöktü. Hava da kararınca bu ormanlık alanda kaybolduğumuzu düşünüp panikledim. Ayakkabılarım sıktı, yönümü kaybettim ve yürüyüş keyiften çok eziyete dönüştü benim için. Allahtan eşim çok sakindi. Duruma el koyup, bize güzel bir restoran buldu. Şömine karşısında birşeyler yiyerek  kahvelerimizi içip keyif yaptık.

Restoran çok sevimliydi ve akvaryum içinde rengarenk balıklar vardı. Biz içeri girdiğimizde çalışanlar şömine başında yemek yiyorlardı. Bizi görünce son derece kibar bir şekilde yemeklerini alıp uzaklaştılar. Çok sempatiklerdi.

Djurgården’da Djurgårdsbrunnsbron köprüsü civarında mola verdiğimiz restoran-kafe…

Djurgården’da Djurgårdsbrunnsbron köprüsü civarında mola verdiğimiz restoran-kafe…

Biraz enerji toplayıp restorandaki ortamın, yeşillikler içindeki nehrin tadını çıkardık. Önümüzden atla geçen bir genç bizi şaşırttı. Yürüyüş yolunun yarısını tırtıklayıp, geri dönmeye karar verdik.

Djurgården Djurgårdsbrunnsbron köprüsü çevresi...

Djurgården Djurgårdsbrunnsbron köprüsü çevresi…

Djurgården mola verdiğimiz Djurgårdsbrunnsbron köprüsü çevresi...

Djurgården mola verdiğimiz Djurgårdsbrunnsbron köprüsü çevresi…

Ancaakkk, rehber kitaba uymayıp nehir kıyısından gidince, hem fazla yol teptik, hem de kesintili yollara denk geldik. Ben panikle yine kaybolduk şeklinde felaket senaryoları yazdım. Yol sormak istediğim bir kız beni görmezden gelince iyice moralim bozuldu. Ayakkabım fena halde ayağımı sıkmıştı. Normalde eşim yol sormaktan kesinlikle hoşlanmaz. Gezilerde herşeyi ben sorarım çünkü yolumu kaybetmekten ve boşa zaman harcamaktan hiç hoşlanmam. Ancak yorgunluk ve açlığın benim sinir katsayımı tavana sıçrattığını fark eden zeki eşim hayatında hiç olmadığı kadar sorgu hakimine dönüştü. Önüne gelen herkese yolu sordu. Her sıkıntının sonu mutlulukla bitermiş derler ya, işte öyle oldu ve bir tramvay bulup, yorgunluğa rağmen yine bol bol yürüyerek otelimize döndük. Duş ve bir Meksika restoranında yenilen lezzetli bir yemek beni kendime getirdi.

Djurgården yanlışlıkla saptığımız nehir kıyısı…

Djurgården yanlışlıkla saptığımız nehir kıyısı…

Djurgården Nehir yolu

Djurgården Nehir yolu…

 Djurgården yanlışlıkla saptığımız nehir kıyısı…

Djurgården Nehir yolu…

Sabrın sonu selamettir. Aşağıda duvardan bir detayını gördüğünüz Meksika restoranında harika bir yemek ile gecemizi sonlandırdık…

Meksika restoranı

Meksika restoranı

 

Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama