Parlak Yıldız: İsmi “suya yazıldı” ve hep orada kaldı…

Juliet’e mektuplar…
12/12/2013
Ece Temelkuran’ın romanı: Devir
01/09/2015

John Keats ile Fanny Brawne’ın ayrı kaldıkları zaman içindeki mektuplaşmaları da filmde önemli bir yer tutuyor.  Bir mektubunda şöyle diyor Keats:

Keşke kelebek olup üç yaz günü kadar bir ömür geçirseydik. Bu üç günü seninle öyle dolu dolu yaşardım ki, 50 yıllık sıradan bir hayata kıyasla daha büyük mutluluklar sığdırırdım o kısıtlı zamana…”

Fanny bu mektubu okuduktan sonra kızkardeşi Toots ve erkek kardeşi Sammy’yle birlikte kelebek avlamaya başlıyor ve odasında aşkı adına bir kelebek cenneti yaratıyor. Birbirinden güzel ve rengarenk kelebeklerin uçuştuğu oda, Keats ve Fanny’nin aşk mabedine dönüşüyor. Camları bile açmıyorlar kelebekler kaçmasın diye.

Fanny annesine hissettiklerini   anlatıyor:

Ancak ondan haber aldığımda yaşadığımı hissediyorum. Mektup gelmediğinde ise sanki hava ciğerlerimden sökülüp alınıyormuş gibi geliyor bana… Benim için gerçek olan tek şey, onun mektupları, bu kelebekler, kurduğum bu dünya… Umurumda olan tek dünya da bu zaten…”

jkjhk
Bright Star
Bright Star
Bright Star
uuur
Bright Star

Bir süre sonra Keats’in kısacık yazdığı bir mektup geliyor. Onun Londra’ya geldiği halde umduğu kadar para kazanamadığı için utancından yanına uğramadığını öğrenen Fanny üzüntüden kendini öldürmek istiyor.

Fanny’nin umutlarıyla birlikte ölen ve yerden süpürülen kelebekler artık daha kötü zamanların habercisi gibi geliyorlar seyirciye.

Bright Star
Bright Star

Onun biraz olsun iyileşmesini isteyen arkadaşları Keats’i güneşli Roma’ya gönderiyorlar. Onun geri dönemeyeceği ortada aslında ama sanki dönecekmiş gibi yapıyor âşıklar. Yatağa uzanarak birlikte geçirecekleri bir hayatın hayalini kuruyorlar. Bir türlü kavuşamamanın acısı zaten yeterince büyükken, bir de bu hastalığın onları ayırmasıyla hissettikleri acı Fanny’nin şu haykırışında somutlaşıyor:

Böyle acı çekmek için yaratılmış olamayız. Başka bir hayat olmalı…”

Kısa süre sonra korkulan haber Fanny’ye ulaşıyor. Keats hastalığın pençesinden kurtulamayıp, hayata veda etmiştir. Fanny’nin “Nefes alamıyorum…” diye katılarak ağladığı sahne, bunca yıl sonra seyirciyi de Keats için, veda ettiği kısacık ömrü ve yarım kalan aşkı için ağlatıyor.

Büyük aşkı John Keats’in ölümünden sonra saçlarını keserek siyahlara bürünüyor Fanny. Onu uzun yıllar unutamadığı ve altı yıl yasını tuttuğu biliniyor. Keats’in verdiği yüzüğü de asla çıkarmamış.

dd
Bright Star

Keats’in ölümünden 13 yıl sonra evlenmiş. Bu evlilikten üç çocuğu olmuş. Teselli edici sayılır mı bilmiyorum ama Keats’in edebiyat dünyasına kabul edildiğini, yapıtlarının sevildiğini ve başarılı bulunduğunu görebiliyor.

Fanny ölene dek Keats’in mektuplarını saklıyor. Ölmeden önce de yıllarca herkesten gizlediği sırrını, yani Keats ile yaşadığı aşkı çocuklarına anlatıyor. Vaktiyle yayınlandığında büyük yankı uyandıran, hatta kimilerinin skandal diye nitelendirdiği bu mektuplar bugün çok değerli. Keats’in yaşamına, karakterine, şiire bakışına ışık tutuyor, ayrıca Fanny Brawne’la yaşadığı aşkın büyüklüğünü, derinliğini anlamamızı sağlıyor.

51XLzwGA6-L._SY300_

Parlak yıldız… Keşke ben de senin gibi sabit olsaydım” diye başlayan o meşhur şiirinde John Keats, o yıldız gibi tek başına dünyaya tepeden bakmak istemediğini de vurguluyor çelişkili bir biçimde. Bir münzevi gibi tek başına olmaktansa, başını sevgilisinin göğsüne yaslamak, sonsuza dek onun yanında olmak istiyor. Sevgilisinin nefesini duyamayacaksa, ölmeyi yeğliyor. Ve aşkıyla birlikte olursa ölümsüzleşeceğine inanıyor.

Sevdiğine doyamadan ölen ve “Parlak Yıldız” şiirinde dile getirdiği arzularını gerçekleştiremeyen bu büyük romantik şair, umarım göklerde bir yerlerde, bir parlak yıldızın ardından dünyaya bakıp suya yazdırdığı adının da, yaşadığı büyük aşkın da hiç ama hiç unutulmadığını görmüş, bir anlamda yine de ölümsüzleştiğinden haberdar olmuştur.

Sizi filmin fragmanı ile başbaşa bırakayım. Vaktiyle seyretmediyseniz, bence güne birkaç saatlik mini bir mola verin ve mutlaka deneyin…

Dilek Vidana Tavaşoğlu

#herfilmbirbaşkadünyayaseyahattir

Dilek Vidana Tavaşoğlu
Dilek Vidana Tavaşoğlu
İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi mezunu. İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Okutmanı. Öğretmenlik, çevirmenlik, editörlük, yazarlık hepsi denendi ama tabii yetmedi, sürekli yeni ve farklı bir şey yapma arzusu ile ortaya karışık aktiviteler eklendi. Tiyatro kurslarına gitmeler, dublaj dersi almalar, falan filan. Belki de Yay burcu olması nedeniyle haddinden fazla meraklı ve kesinlikle her türlü makul sınırın çok ötesinde gezip tozma, keşfetme delisi. Kendisi gibi gezgin ruhlu Hür Tavaşoğlu ile evli. Evli ama çocuksuz 😊 "Bence tatil bana özel, biraz değişik, biraz da sürprizli olmalı" diyerek başladığı ve gezilerini anlattığı “Bence Tatil” sitesi Hürriyet Gazetesinin 2013 Bumerang Blog/Websitesi Yarışmasında birinci oldu. Öğretme ve anlatma meraklısı olduğu için her konuda ille de söyleyecek birşeyi var. O yüzden de bu sitede kendisinden sadece gezi yazıları değil, kah kitap yorumu, kah film veya dizi tavsiyesi de bulabilirsiniz, şaşırmayın 😊  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir