"Şimdi değilse, ne zaman?"

Selanik’ten Makedonya’ya Atatürk’ün izinde…

    Atatürk özlemi ve aşkıyla, onun yaşadığı yerleri gezip bize içinde Atatürk’e dair nice anı ve belki de bir çoğumuzun bilmediği bilgileri sunan ve bize Selanik’ten Makedonya’ya uzanan coğrafyayı tanıtan bu nefis gezi yazısı için sevgili gezgin dostumuz S. Zuhal Kılıç’a sonsuz teşekkürler.

    Selanik’ten Makedonya’ya Atatürk’ün izinde – Süha Zuhal Kılıç yazdı…

    Balkanlar’ın tadı damağımızda kalınca geçen sene, bu kış tatilimizde de hem yakın bir yerlere gidelim hem de Balkanlar’ı keşfe devam edelim diyerek rotamızı bu kez Makedonya’ya çevirdik.

    Makedonya’yı seçmemizin sebebi bir başka Balkan ülkesini keşfetmek değildi sadece. Makedonya’yı merak ediyor olmamızın yanı sıra uzun zamandır Atatürk’ün yaşadığı şehirlere gitmek, Onun yürüdüğü sokaklarda yürümek, okuduğu okulları ziyaret etmek istiyorduk.

    Bu yüzden sekiz günlük seyahatimize Selanik’ten başlayıp Selanik’te son vermeye karar verdik. Makedonya, Balkanların tam ortasındaki bu şirin ülke, doğası, geleneksel lezzetleri ve sıcakkanlı insanlarıyla kalbimizde ayrı bir yere sahip artık.

    Selanik

    İpsala Sınır Kapısı’ndan geçerek, Selanik’e yaklaşık 9 saat süren ve gece yaptığımız bir otobüs yolculuğu sonunda sabah 08:00 sularında vardık. Selanik’te iki gün geçirmeyi planladığımız için şehre erken gelmek bize zaman tasarrufu sağladı. Yakın ülkelere otobüsle gitmeyi seviyoruz. Bu sefer sınırda da fazla oyalanmadık, çok rahat bir yolculuk oldu.

    İpsala’dan sonra sırası ile Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe ve Kavala şehirlerinden geçerek Selanik’e varılıyor. Daha önceden görmüş olduğumuz için bu sefer tekrar bu şehirlere uğrama ihtiyacı duymadık. Ancak Kavala, Dedeağaç ve Selanik’e kaç kere gidersem gideyim yine de gitmek isterim 🙂 Deniz kenarında şirin mi şirin şehirler. Bu arada İskeçe’de her Şubat ayında İskeçe Karnavalı yapılıyor.

    Ktel Makedonia adlı otogara vardıktan sonra 31 numaralı belediye otobüsü ile doğru Aristotales Meydanı’na giderek kalacağımız eve yerleştik. Eski, neoklasik tarzda yapılmış bir apartmanda kaldık. Merkezde konaklama seçmemizin sebebi yürüyerek her yere gitmek istememizdi. Selanik hem yürüyerek hem de toplu taşıma ya da taksi ile çok rahat keşfedilebilen bir şehir.

    İki gün, Selanik’i dolu dolu gezmek için yeterli bence. Sahile paralel güzel caddeler var ve sahil inanılmaz güzel. İzmir’in ikizi deniliyor, kordon çok benziyor gerçekten de.

    Selanik

    Selanik

    Selanik

    Selanik

    Selanik

    Selanik

    Selanik

    Selanik

    Selanik’te 1917 yılında çok büyük bir yangın çıkmış ve şehrin yarısından çoğunu yok etmiş. Yangında Ana Poli denilen bölge (Kale içi) hariç şehrin neredeyse tamamı yanmış. Yangından sonra dönemin başbakanı Venizelos yeni bir şehir planı yapılmasını istemiş. Fransız mimar Ernest Hebrard, geniş paralel bulvarlar, geniş alanlar ve caddeler içeren Bizans mimarisi ile uyumlu yeni bir plan yapmış. Her sokak denize açılıyor, yer yer arkeolojik kazı alanları ve bunun sonucunda ortaya çıkan ören yerleri karşınıza çıkabiliyor, Bizans kiliseleri şehrin her yerine serpiştirilmiş gibi.

    Şehrin gezilip görülmesi gereken yerlerini sonraya bırakarak hemen ayağımızın tozuyla ve büyük bir heyecanla Atatürk’ümüzün evine koştuk. O zamanki adresi ile Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi’nde, günümüzde ise Apostolou Pavlu Caddesi, 17 numarada bulunuyor. Agiou Dimitriou, 151 adresindeki Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğu ile birlikte aynı yerleşkenin bir parçası.

    İlk kez 2003 yılında gelmiştim. Değişiklikler gördüm. Okuduğuma göre müzecilik anlayışına bağlı kalarak 2012 yılında yapılan bir restorasyon ile evde önceden sergilenen o dönemi yansıtan tarihi eşyalar ve evin eski sahiplerinin yaptığı eklemeler kaldırılmış, her odaya bir isim verilmiş ve Atatürk ve Zübeyde Hanım’ın balmumu heykelleri ile sade ve güzel bir hale getirilmiş. Atatürk’ün balmumu heykeli öyle gerçekçi ki duygulanmamak elde değil. Özellikle elini o an öpmek geldi içimden.

    Birinci katta antre, Selanik Odası, mutfak, Manastır Odası var. İkinci katta Ankara Odası, İstanbul Odası var ve Atatürk’ün yaşamına dair panolar, belgeseller, Atatürk’ün kişisel eşyaları sergileniyor.

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Her panonun sonunda yazan cümle evin anlam ve önemini belirtiyor zaten, her şeyin başlangıç noktası…

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik

    Evin bahçesinde Ali Rıza Bey’in diktiği ağaç

    Evin bahçesinde Ali Rıza Bey’in diktiği ağaç

    Atatürk Evi Müzesi, Mutfak

    Atatürk Evi Müzesi, Mutfak

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik Odası

    Atatürk Evi Müzesi, Selanik Odası

    Atatürk Evi Müzesi, Ankara Odası

    Atatürk Evi Müzesi, Ankara Odası

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk Evi Müzesi. Atatürk’ün kişisel eşyaları

    Atatürk’ün evinden sonra yine şehirde benim için Atatürk ile özdeşleşmiş bir esere, Beyaz Kule’ye gittik. Yaklaşık on iki yıl önce okuduğum Beyaz Kule adlı belge-roman türündeki kitaptan o kadar etkilenmiştim ki, Selanik’e bir kez de bu kitabı okumuş olarak gitmeliyim demiştim.

    Tekrar gitmek kısmet oldu ve bu sefer kitabımı gitmeden önce bir kez daha okudum ve yanımda götürdüm. Atatürk’ün özellikle gençlik yıllarının anlatıldığı kitapta Beyaz Kule’nin adı çok sık geçer. Mesela aşağıdaki parçada olduğu gibi.

    … Bu kulenin hemen yakınında askeri kulüp ve bir tiyatro bulunuyordu. Eğlence ve kültür yan yana. Sıcak yaz akşamlarında Beyaz Kule’den yükselen şen kahkahalar dalga seslerine, askeri kulüpten yayılan yumuşak ezgiler ise martı çığlıklarına karışırdı.

    Genç Mustafa Kemal, arkadaşları Enver, Talat, Mithat Şükrü, Yakup Cemil’le birlikte sık sık Beyaz Kule’ye uğrayıp, sabahlara kadar devam eden vatan ve hürriyet konulu sohbetler yapardı…

    Beyaz Kule, Selanik Kitabın yazarı Sinan Meydan, Sarı Paşam adıyla tekrar basıldı

    Beyaz Kule, Selanik
    Kitabın yazarı Sinan Meydan, Sarı Paşam adıyla tekrar basıldı

    Gelelim Beyaz Kule’nin gerçek hikayesine. Selanik’in en meşhur sembolü olan bu kule, aslında kanlı bir geçmişe sahip. Anlatılanlara göre Osmanlı İmparatoru II. Mahmut, bu kulede büyük bir Yeniçeri kıyımı yapmış. 1913 yılında Selanik tekrar Yunan egemenliğine girince, kulenin bu kötü şöhretini ortadan kaldırmak için beyaza boyandığı söylenir. Kuledeki beyaz boya dökülüp gitmesine rağmen ismi Beyaz Kule olarak kalmış.

    Beyaz Kule’de, interaktif multimedya aracılığıyla Selanik’in tarihi de anlatılıyor. Bir bilet alarak kuleye çıktık ve şehri kuşbakışı bir de buradan gördük. Uçsuz bucaksız deniz ve kordon, hava da açıksa tadına doyum olmaz bir manzara…

    Selanik

    Selanik

    Sahil boyunca yürürken karşımıza çıkan George Zongolopoulos’un şemsiyeleri çok hoş modern sanat örneklerinden. Heykel 1997 yılında Selanik Avrupa Kültür başkenti olduğunda şehre konulmuş. Selanik’in en çok fotoğraflanan noktasıymış haklı olarak çünkü gece veya gündüz, yağmurlu havada ya da güneşli havada her zaman farklı güzellikte bir manzara sunuyor.

    Biz Selanik’teyken hava çok güzeldi, ikinci günün sonunda gece çok yağmur yağdı ama yağmurdan önce öyle güzel bir gün batımı izledik ki. Ben de şemsiyelerin farklı havalarda birçok fotoğrafını çekme imkanı buldum böylece.

     

    George Zongolopoulos’un şemsiyeleri Selanik

    George Zongolopoulos’un şemsiyeleri Selanik

    Muhteşem bir günbatımı, Selanik

    Muhteşem bir günbatımı, Selanik

    Beyaz Kule’den yuları doğru kordonda yürümeye devam ederek Büyük İskender heykelinin olduğu meydana vardık. Burası aynı zamanda miting, tören alanıydı sanırım. Biz oradayken sırtına Yunan bayrağını almış, üzerinde geleneksel kıyafetleri bulunan birçok Yunan, hararetli hararetli meydana akın etti, bir eylem vardı ama ne olduğunu anlamadık, zaten biz de eylemin olduğu saatlerde yukarı Selanik’e Ana Poli’ye gitmeyi tercih ettik.

    Büyük İskender Heykeli, Selanik

    Büyük İskender Heykeli, Selanik

    Beyaz Kule’nin yakınında, deniz kenarındaki korkuluklara bir kilit asarak Selanik’e izimizi bırakıp yolumuza devam ettik.

    Beyaz Kule’nin yakınında, deniz kenarındaki korkuluklara bir kilit asarak Selanik’e izimizi bırakıp yolumuza devam ettik.

    Şehirde çok fazla kilise ve Bizans eserleri var demiştim. Bunlar çok iyi korunmuş ve yer yer açık hava müzesi gibi sergilenmekte. Roma İmparatoru Galerius’un yaptırdığı üç eser var. Rotunda ve Galerius Kemeri bunlardan ikisi. 4. yüzyıldan kalma. Rotunda’nın diğer adı Agios Georgios Kilisesi. Arkeologlar, dönemin Roma İmparatoru Galerius’un emriyle yapılan kemer ve kiliseyi, Selanik Sarayı’na bağlayan yollar bulmuşlar. Rotunda, (Agios Georgios Kilisesi) Osmanılar zamanında yanına bir minare dikilerek cami olarak kullanılmış.

    Rotunda Kilisesi, Selanik

    Rotunda Kilisesi, Selanik

    Galerious Kemeri, Kamara Selanik

    Galerious Kemeri, Kamara Selanik

    Galerious Kemeri üzerindeki detaylar, Selanik

    Galerious Kemeri üzerindeki detaylar, Selanik

    Navarinou Meydanı’nda bulunan Galerius Sarayı (Gounari) ise Roma İmparatoru Galerius’un üçüncü anıtı. Yani meydanda İmparator Galerius’a ait olan sarayın kalıntıları yer alıyor.

    Galerius Sarayı (Gounari), Selanik

    Galerius Sarayı (Gounari), Selanik

    Selanik’te Kapani ve Modiano pazarları var. Pazarda bir sürü taze gıda, baharat ve giyim eşyası satılıyor. Özellikle balık pazarı çok leziz görünüyordu 🙂 Hemen yakınındaki Modiano Pazarı ise günümüzde yok olmaya yüz tutmuş.

    Balık ve et pazarı, Selanik

    Balık ve et pazarı, Selanik

    Kapani Market’in hemen yanındaki Ermou Caddesi’nden sola doğru gidince Agia Sophia Kilisesi meydanına ulaşılıyor. Ayasofya Kilisesi 5. yüzyılda burada inşa edilmiş olan kilisenin yerine, 8. yüzyıl başında İstanbul’da bulunan Ayasofya Kilisesi örnek alınarak inşa edilmiş. Kilisenin iç duvarlarında yer alan mozaik süslemeler görülmeye değer. Unesco Dünya Kültür Mirasları listesinde.

    Aya Sofia Kilisesi, Selanik

    Aya Sofia Kilisesi, Selanik

    Selanik’teki ikinci günümüzde kahvaltının ardından hemen Ana Poli’ye yani kale içine gitmeyi planladık. Belediye otobüsü ile gidelim dedik ancak bir saat boyunca beklediğimiz otobüs gelmeyince biz de taksiye atladık ve zaman kaybettiğimize üzüldük. Kaleye yürüyerek de çıkılabilir ancak yokuş insanı oldukça yorar. Biz dönüşümüzü farklı yerler görelim diye yürüyerek yaptık ama kaybolduk. Sonra sahile doğru gittiğini öğrendiğimiz bir gurup genç peşimize takılın biz sizi götürürüz dediler ve gerçekten de kestirme yollardan bizi Aristotales Meydanı’na çıkardılar.

    Ana Poli eski Türk Mahallesi. 1917 yangınından sadece burası yara almadan kurtulmuş o yüzden oldukça eski, yıkılmaya yüz tutmuş ve tarihi evler var. Bana Cunda Adasında ara sokaklardaki eski Rum evlerini hatırlattı. Ana Poli’ye Kastra yani kale de deniliyor. Etrafında birçok Bizans Kilisesi var. Bu bölge yakın zamanda restore edilmiş. Biz Taksi ile Trigoniou Burcunun yanına gittik ve kaleyi gezmeye başladık. Ancak birçok kısmı kapalıydı. Öyle Ohrid ya da Üsküp surları gibi yürüyerek boydan boya gezilmiyor. İçeride bir bölümde sergilenen eski eserler ve tarihçenin anlatıldığı panolar var, ücretsiz olarak gezilebiliyor. Biz daha çok kale ve surları dışarıdan etrafında dolaşarak gezdik.

    Yukarıdan manzara görülmeye değer. Bütün Selanik ayaklar altında. İmparator Theodosius, bu surları 379-475 yılları arasında inşa ettirmiş. 14. yüzyılda yeniden inşa edilen surlar, Osmanlılar zamanında Yahudi mezarlığından sökülerek getirilen mermer taşlarla iyice sağlamlaştırılmış.

    Selanik eski şehir

    Selanik eski şehir

    Trigoniou Kulesi, Ana Poli, Selanik

    Trigoniou Kulesi, Ana Poli, Selanik

    Ana Poli, Selanik

    Ana Poli, Selanik

    Kale ve surların bütünü Ana Poli, Selanik

    Kale ve surların bütünü Ana Poli, Selanik

    Arkeolojik eserler Ana Poli, Selanik

    Arkeolojik eserler Ana Poli, Selanik

    Kale “Kastra” Selanik

    Kale “Kastra” Selanik

    Kale “Kastra” Selanik

    Kale “Kastra” Selanik

    Kaleden Selanik manzarası

    Kaleden Selanik manzarası

    Kaleden Selanik manzarası

    Kaleden Selanik manzarası

    Kaleden aşağı doğru inmeye başlayınca karşımıza Moni Vlatadon Manastırı çıktı. Bu manastır, yazılı kaynaklara göre 14. yüzyılda inşa edilmiş ve yüzyıllar boyunca çeşitli eklemeler yapılmış. 16. yüzyılda ise Osmanlılar tarafından kullanılmış. Tonozlu şapeli, kavisli kemerleri, çok değerli Bizans ikonaları ve 14. yüzyıldan kalma freskleri varmış.

    Biz gittiğimizde ses seda yoktu, kapı da kapalıydı o yüzden içine giremedik ancak denizden yüksekliği 120 metre olduğu için muazzam bir manzara izleyebiliyorsunuz.

    Moni Vlatadon Manastırı Selanik

    Moni Vlatadon Manastırı Selanik

    Moni Vlatadon Manastırı’ndan Selanik manzarası

    Moni Vlatadon Manastırı’ndan Selanik manzarası

    Selanik’in en önemli kilisesi Agios Dimitrios Kilisesi. Bu görkemli yapı, 5. yüzyılda kentin azizi için yaptırılmış. Romalı bir asker olan Dimitros M. S. 303’te İmparator Galerius’un emriyle eski bir Roma hamamı yakınlarında öldürülmüş. Bu askerin mezarı, Agios Dimitrios Kilisesi’nin altında bulunuyormuş.

    Osmanlılar’ın egemen olduğu dönemde freskleri alçıyla kapatılarak camiye dönüştürülen kilise, 1913 yılında tekrar Yunanların eline geçince fresklerin üzerindeki alçıları kazıyan Yunanlar, Selanik’in en güzel mozaikli kilisesini de tekrar ortaya çıkarmışlar. 1917 yılındaki yangında büyük hasar gören kilisede, 5. ve 8. yüzyıla ait mozaikler kurtarılmış.

    Agios Dimitrios Kilisesi Selanik

    Agios Dimitrios Kilisesi Selanik

    Agios Dimitrios Kilisesi Selanik

    Agios Dimitrios Kilisesi Selanik

    Agios Dimitrios Kilisesi Selanik

    Agios Dimitrios Kilisesi Selanik

    Yine şehrin tam ortasında yer alan Bizans eserlerinden biri Roma Forumu. Roma Forumu, M.Ö. 42 ile M.S. 138 yılları arasında inşa edilmiş ve 1962 yılında yapılan arkeolojik kazılarda keşfedilmiş. İnşa edildiği dönemde şehrin sosyal, ekonomik, idari, kültürel ve dini merkeziymiş. Tıpkı İtalya’da bulunan Roma Forumu gibi dönemin kamu binaları, mahkemeleri, pazar alanları, hamamlar, dükkânlar, eğlence yerleri vs. bu kompleks içerisinde yer alıyormuş ancak günümüze ulaşamamış. Foruma yukardan bakan kafe çok hoştu.

    Roma Forum, Selanik

    Roma Forum, Selanik

    Forumdan aşağı inince yine eski bir kilise olan Pagan Kilisesi, Selanik

    Forumdan aşağı inince yine eski bir kilise olan Pagan Kilisesi, Selanik

    Aristotales Meydanı’ndan sahile doğru inince kordon boyunca çok hoş restoranlar, kafeler var. Bu arada Selanik’te adım başı fırın var ve fırınlarda çok güzel börek çörekler. Kahvaltıda börek çörek yemek çok tercihimiz değil ama zorda kalınırsa bu fırınlar çok işe yarar. Özellikle pırasalı ve ıspanaklı börekler çok lezzetli, tanıdık tatlar.

    Kordon boyunda, Beyaz Kule’ye kadar olan kısmın adı Nikis Avenue. Biz genellikle tercihimizi Balkonaki adlı tavernadan yana kullandık. Canımız çay isteyince de Mado’ya gittik 🙂

    Nikis Avenue’nin bir üst paralelindeki cadde Tsimiski Caddesi. Burası şık mağazaların olduğu alışveriş caddesi. Tsimiski’nin bir üst paralelindeki cadde Egnatia. Burası daha işlek, merkezi, belediye otobüslerinin vızır vızır geçtiği cadde. Egnatia caddesinin bir paralelinde denize en uzak olan cadde ise Atatürk’ümüzün evinin de bulunduğu Agiou Dimitrion Caddesi.

    Beyaz Kule’nin tam tersi istikamete yürüyünce liman var. Limandaki depolar sanat merkezi olarak kullanılıyor ve zaman zaman resim sergileri açılıyormuş. Tavernaların en çok olduğu bölge ise Ladadika.

    Selanik’i bu seyahatimize dahil etmemizin başlıca sebebi dediğim gibi, Atatürk’ün doğduğu şehri ziyaret etmek, O’nun yaşadığı yerleri görmek, havayı solumak biraz olsun o günleri hayal etmekti. İlk amacımız buydu. Ancak Selanik’i hem bize yakın olması, ulaşımın kolay olması hem de sakin, rahat ve güzel bir şehir olmasından dolayı herkese tavsiye ederim.

    Üsküp’e geçmeden önce Selanik’te iki gün geçirdik. Bu süre şehri doya doya gezmemiz için yeterli oldu. Müze gezmek isteyenler ayrıca Arkeoloji Müzesi, Bizans Eserleri Müzesi ve Makedonya Mücadelesi Müzesi en popüler olanları.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    MAKEDONYA

    Üsküp

    Selanik’ten 4 saat süren bir otobüs yolculuğu sonrasında Makedonya’nın başkenti Üsküp’e vardık. Selanik’ten Üsküp’e günde iki defa, sabah ve akşam olmak üzere hareket eden tek bir otobüs firması var. Her ne kadar otobüs firması olsa da otobüs otogardan değil, tren istasyonundan hareket ediyor.

    Sabah 08:30 da otobüsümüze bindik. Makedonya sınırına kadar Yunan otobüsü ile gittik, sınırdan sonra Makedon otobüsüne transfer edildik. Makedonya ve Yunanistan’ın otobüs terminalleri oldukça vasat.

    Üsküp otogarında iner inmez taksiye bindik ve kalacağımız eve doğru yola koyulduk. Taksi şoförü İngilizce biliyordu ve ihtiyacımız olursa bizi her yere götürebileceğini söyleyerek kartını verdi. Makedonya’da geçireceğimiz sürede nerelere gideceğimiz belliydi ama ulaşımı nasıl sağlayacağımıza daha karar vermemiştik. Bu yüzden ilk konuştuğumuz anda bize güven veren taksi şoförü Caric Slavco, Makedonya’ya gelir gelmez burada geçireceğimiz zamanın çok güzel geçeceğine dair ilk işaret gibiydi. Caric’in kartını aldık, iyiki de onunla karşılaşmışız, Ersin de ben de çok memnun kaldık hizmetinden.

    Bu arada Caric’i Türkiye’ye dönünce herkese gönül rahatlığı ile tavsiye edeceğimi söylemiştim, buradan sözümü tutup iletişim için kartvizitini yayınlıyorum.

    Caric’in iletişim bilgileri

    Makedonya mutfağının ününü çok önceden duymuştuk ve Balkan mutfağının tadını Bosna Hersek’ten de biliyorduk, odamıza yerleştiğimizde öğlen olmuş, karnımız da acıkmaya başlamıştı bu yüzden hemen eski çarşının yolunu tuttuk.

    Makedonya Meydanı’na varır varmaz ilk olarak devasa heykellerden önce bir başımız döndü. Nereye bakarsanız bakın bir sürü heykel ile karşılaşıyorsunuz. Bunlar sanki gelişi güzel bir şekilde şehre serpiştirilmiş.

    Heykellerin arasından ilerleyerek Vardar Nehri üzerindeki en eski köprü olan Taş Köprü’yü geçtikten sonra eski çarşıya vardık. Köprünün bitiminde hemen ileride sağda kalan Destan Restoran bizden oldukça iyi not aldı. Balkanların etli sebze çorbalarına zaten bayılıyoruz. Tavsiye edebileceğim geleneksel yemeklerin başında Bosna Hersek’ten de bildiğimiz Cevapi (köfte), güveçte kuru fasulye, közlenmiş biber ve patlıcandan yapılan Ajvar, Pleskavitsa köftesi ve benim en sevdiğim olan sütlü tatlıların kraliçesi trileçe geliyor 🙂

    Bu arada gittiğimiz her ülkenin yerel şaraplarını tatmadan ve almadan dönmeyiz, Makedonya’nın şarap markaları da Popova Kula ve Tikvesh.

    Yemekten sonra hemen şehri keşfe başladık.

    Üsküp

    Üsküp

    Arkamızda Makedonya Meydanı, sağda 1926 yapım Ristik Sarayı günümüzde iş hanı olarak kullanılıyormuş.

    Makedonya’nın en geniş meydanında yükselen 33 metrelik devasa Atlı Savaşçı heykeli, Makedonya’nın bağımsızlığının yirminci yılına özel olarak Floransa’da yaptırılmış. Heykelde Büyük İskender atının üzerinde elinde kılıçla, Taş Köprü’nün diğer yakasındaki babası Philip ’in heykelini selamlıyor.

    Büyük İskender Heykeli ve köprünün karşısında bulunan babası Kral Philip’in heykeli Makedonya Meydanı, Üsküp

    Büyük İskender Heykeli ve köprünün karşısında bulunan babası Kral Philip’in heykeli Makedonya Meydanı, Üsküp

    Ben öncelikle Üsküp’ün eski çarşısından bahsetmek istiyorum.

    Tarihi Taş Köprü, tıpkı Mostar’da olduğu gibi şehri ikiye bölmüş. Dediğim gibi köprüyü geçince Osmanlı izleri taşıyan, tarihi eserleri bol olan ama aynı zamanda kesinlikle restorasyona ihtiyacı olan Türk Çarşısına varılıyor. Burası çoğunlukla Müslüman Arnavutların yaşadığı yer. Osmanlı döneminden kalan tarihi Üsküp Türk Çarşısı, turistlerin en çok ziyaret ettiği bölgelerden doğal olarak. Osmanlı mimarisinin en güzel eserlerinden Mustafa Paşa Cami, Kurşunlu Han, Davut Paşa Hamamı, İsa Bey Cami ve Kapan Han sayesinde sanki eski zamanlarda yaşıyormuş gibi hissediyor insan. Biz biraz Saraybosna’ nın Başçarşı’sından aldığımız tadı aradık. Benzer öğeler var tabii ki ama Üsküp Türk Çarşısı tarihi değerinin çok altında bugün.

    Tarihi köprüden Ortodoks Makedonların yaşadığı nehrin diğer yakasına geçtiğimizde ise gayet düzgün restoranlar, kafeler, mağazalar, şık kızlar ve erkekler ile Avrupai bir şehir ile karşılaşılıyor.

    Üsküp şehri tarihte hem sel hem de deprem felaketleri ile çok hasar görmüş. Bu yüzden de şehirdeki tarihi eserler parmakla gösterilecek kadar az. Çoğu tarihi eser de Türk Çarşısı içinde bulunuyor. Eski çarşı içerisinde üç tane han var. Sulu Han, Kurşunlu Han ve Kapan Han.

    Kapan Han, 15. yüzyılda yaptırılmış, içerisinde 44 tane oda bulunuyormuş. Günümüzde han içerisinde bir restoran var. İshak Bey tarafından 15. yüzyılda inşa edilen Sulu Han’ın, adını hanın yakınlarındaki su kaynağından aldığı düşünülüyormuş. 1963 yılındaki depremde büyük oranda hasar gören yapı yenilenmiş ve günümüzde Üsküp Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılmaktaymış. Kurşunlu Han, 1550 yılından kalma, Molla Muslidin Hoca tarafından yapılmış. Han, tarihi içerisinde bir dönem hapishane olarak da kullanılmış. Hanın giriş kısmı depo ve hayvanların bağlandığı yer, üst kattaki odalar ise dinlenme amaçlı kullanılmış. 1904 yılından itibaren tekrar eski işlevine kavuşturulan yapının kurşun bölümleri I. Dünya Savaşı’nda sökülmüş.

    Sulu Han, Üsküp, Makedonya

    Sulu Han, Üsküp, Makedonya

    Kurşunlu Han, Üsküp, Makedonya

    Kurşunlu Han, Üsküp, Makedonya

    Kapan Han, Üsküp, Makedonya

    Kapan Han, Üsküp, Makedonya

    Kapan Han, Üsküp, Makedonya

    Kapan Han, Üsküp, Makedonya

    Taş Köprü’nün yanında bulunan Çifte Hamam, İsa Bey Hamamı dışında ayakta kalan iki hamamdan biri 15. yüzyılda yapılan bu hamam günümüzde Ulusal Sanat Galerisi olarak kullanılıyor.

    Çifte Hamam, Güzel Sanatlar Müzesi, Üsküp, Makedonya

    Çifte Hamam, Güzel Sanatlar Müzesi, Üsküp, Makedonya

    İshak Bey Camii, 1438, Üsküp, Makedonya

    İshak Bey Camii, 1438, Üsküp, Makedonya

    Murat Paşa Camii, Üsküp, Makedonya

    Murat Paşa Camii, Üsküp, Makedonya

    Mustafa Paşa Camii, 1492, Üsküp, Makedonya

    Mustafa Paşa Camii, 1492, Üsküp, Makedonya

    Camileri, hanları hamamları gezdikten sonra şehri bir de tepeden görelim diye kaleye çıktık. Oldukça güzel restore edilmiş olan kale M.S. 6. yüzyılda inşa edilmiş, depremle yıkılmasının ardından 10. ve 11. yüzyıllarda tekrar inşa edilmiş. 1963 yılındaki depremde tekrar hasar görmüş ve bu haliyle kalmış. Evliya Çelebi’nin ünlü Seyahatname’sinde bu kaleden bahsedilmiş.

    Kale, Üsküp, Makedonya

    Kale, Üsküp, Makedonya

    Kale, Üsküp, Makedonya

    Kale, Üsküp, Makedonya

    Kale, Üsküp, Makedonya

    Kale, Üsküp, Makedonya

    Kaleden Üsküp Manzarası, Makedonya

    Kaleden Üsküp Manzarası, Makedonya

    Kaleden Üsküp eski çarşı manzarası, Makedonya

    Kaleden Üsküp eski çarşı manzarası, Makedonya

    Kale ve yukarıda görülen haç Milenyum Haçı, Vodno Dağı, Üsküp, Makedonya

    Kale ve yukarıda görülen haç Milenyum Haçı, Vodno Dağı, Üsküp, Makedonya

    Vodno Dağı’nda Milenyum Haçı denilen devasa bir haç var. Millennium Cross, Makedonya’da Hıristiyanlığın iki bininci yılına atıfta bulunmak için yaptırılmış. Vodno Dağının tepesine dikili haç tam 66 metre yüksekliğinde.

    Şehirden bu tepeye çıkan teleferiğe araçla ulaşım var. Şehir merkezindeki otobüs terminalinden Millennium Cross otobüsleri her 30 dakikada bir sabah 8:20 ile 3:20 arası çalışıyor. Dünyanın en büyük haçını barındıran tepeye çıkmak için teleferiğe binmek gerekiyor.

    Vardar Nehri, Üsküp, Makedonya

    Vardar Nehri, Üsküp, Makedonya

    Şehrin simgesi Taş Köprü’nün Fatih Sultan Mehmet ya da II. Murat döneminde inşa edildiği söyleniyor. 12 kemerli köprü, 214 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde. Son yapılan bilimsel araştırmalara göre köprü ilk olarak 6. yüzyılda inşa edilmiş. 518 yılındaki büyük depremde yıkılmış. Kısacası köprü sürekli deprem, sel ve savaşların ardından onarım geçirmiş ancak her şeye rağmen doğu ve batı arasında bir köprü görevi görerek hala o eski zamanlardaki ihtişamını sürdürüyor. Sadece yayalara açık. Üsküp’te Vardar Nehri’nin üzerinde birçok köprü var. En güzeli Taş Köprü olmakla beraber Taş Köprü’nün biraz ilerisinde Sanat Köprüsü var. Sanat Köprüsü de heykellerle dolu.

    Sanat Köprüsü, Üsküp, Makedonya

    Sanat Köprüsü, Üsküp, Makedonya

    Sanat Köprüsü, Üsküp, Makedonya

    Sanat Köprüsü, Üsküp, Makedonya

    Taş Köprü, Üsküp, Makedonya

    Taş Köprü, Üsküp, Makedonya

    Taş Köprü, Üsküp, Makedonya

    Taş Köprü, Üsküp, Makedonya

    Üsküp’e heykeller şehri de deniliyor. Bunun sebebi şehri daha çekici hale getirmek için bir sürü devasa heykel dikilmiş olması. Ancak bu heykeller o kadar çok ve devasa ki, bir müddet sonra bu heykellerin insanı rahatsız eder hale geldiğini düşündüm orada gezerken. Zaten Vodno dağına dikilen Haç dahil, bu heykellere o kadar çok para harcanmış ki, halk ülkenin bir çok sorunu varken bu şaşaya bu kadar para harcanmasına tepki göstermiş.

    Üsküp gerçekten de çok şaşalı bir şehir. Heykeller sayesinde eski olmayan ama eski görünümlü bir sürü tarihi eseri var. Bunlardan biri de Zafer Takı. Benzerini Bükreş’te görmüştük.

    Makedonya Zafer Kapısı “Porta Makedonia” Üsküp, Makedonya

    Makedonya Zafer Kapısı “Porta Makedonia” Üsküp, Makedonya

    Makedonya’nın başkenti Üsküp’te Pella Meydanı’nda yer alıyor, Makedonya’nın bağımsızlık için verdiği mücadelenin sembolü olarak “Üsküp 2014” projesi kapsamında inşa edilmiş.

    Heykellerin her birinin anlamı var. Ben burada rastgele önüme çıkan her heykeli fotoğrafladım. Buraya gelen gezginler 24 saat içinde kaç heykel sayabilirsin diye bir yarışma dahi yapıyorlarmış, önceden bilseydim ben de denerdim 🙂

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Heykeller, Üsküp, Makedonya

    Türk Çarşısının tam ortasında bir Ortodoks kilisesi olan Aziz Saviour (Spas) Kilisesi var. 16. yüzyıldan kalma kilisenin bir kısmı yerin altında. Kiliselerin bu şekilde inşa edilmesinin nedeni Müslümanların kiliselerin camilerden yüksek olmasına izin vermemiş olması. Aziz Saviour’un en ilgi çekici kısımlarının başında 10 metre genişliğinde, 6 metre yüksekliğindeki meşe kapısı ve inanılmaz ağaç oymacılığı ile 7 yılda tamamlanan işlemeleri geliyor.

    Kilisenin dışında 1903 yılında öldürülen ulusal kahraman Delcev’in mezarı var. Çok çılgın bir bekçi bir üniversite hocası edasıyla sizi esir alarak aşırı detaylı bir şeklide tarihçeyi anlatıyor. Özet geçmesini rica ederseniz de çok üzülüyor ve siniri bozuluyor 🙂

    Makedonya ismi tartışmalı bir isim. Bilindiği gibi Makedonya ismi Makedonya bölgesinin Yunanistan topraklarını da içermesinden dolayı Yunanistan tarafından yıllardır Makedonya ülkesinin ismi olarak tanınmıyor. Makedonya’ya F.Y.R.M. (Former Yugoslavian Republic of Macedonia) denmesini istiyorlar.

    Aynı şekilde Makedonya Prensi Büyük İskender de Yunanistan tarafından sahiplenildiği için, Makedonya meydanında bulunan büyük İskender heykeline sadece “Savaşçı Heykeli” deniliyor. Bu kavga yıllardır sürüyor. Hatta sanırım biz Selanik’teyken tanık olduğumuz eylem de bununla ilgili olabilir.

    Ben yıllar önce Selanik’e geldiğimde alışveriş yaparken laf arasında Makedonya ile ilgili bir şey dediğimde satıcı bana kızmıştı. Makedonya burası demişti nefretle bakarak! O yüzden bu sefer Selanik’te Makedonya demeye korktum 🙂

    Makedonya’da bir de Rahibe Theresa var. Makedonya doğumlu olmasına rağmen onu da Arnavutluk sahipleniyormuş. Makedonya’nın en önemli şahsiyetlerinden Rahibe Theresa Üsküp’te doğmuş, insanlığa örnek olmuş bir Rahibe. 1975’te Nobel Barış Ödülü verilen rahibenin anısına, bir zamanlar Katolik Kilisesi “İsa’nın Kutsal Yüreği” olan yerde yaptırılan müze ev var. Rahibe Teresa doğumunun ertesi günü olan 27 Ağustos 1910’da bu kilisede vaftiz edilmiş. Rahibe Teresa’nın Üsküp’te başlayan çocukluğundan, ölümüne, azize ilan edilmesine kadar yaşamının çeşitli yıllarına ait fotoğraflar, dokümanlar ve eşyalar sergileniyor.

    Rahibe Theresa müzesi ve heykeli, Üsküp, Makedonya

    Rahibe Theresa müzesi ve heykeli, Üsküp, Makedonya

    Rahibe Theresa müzesi ve heykeli, Üsküp, Makedonya

    Rahibe Theresa müzesi ve heykeli, Üsküp, Makedonya

    Rahibe Teresa ile ilgili plakalar şehrin her yerinde görülmekte, Üsküp, Makedonya

    Rahibe Teresa ile ilgili plakalar şehrin her yerinde görülmekte, Üsküp, Makedonya

    Üsküp Eski Çarşıda deriden yapılmış ayakkabılar en fazla karşılaşılan hediyelik eşyalardan

    Üsküp Eski Çarşıda deriden yapılmış ayakkabılar en fazla karşılaşılan hediyelik eşyalardan

    Eski Çarşı, Üsküp Makedonya

    Eski Çarşı, Üsküp Makedonya

    Eski Çarşı, Üsküp Makedonya

    Eski Çarşı, Üsküp Makedonya

    Laci Çay Ocağı Eski Çarşı’da sıcacık Türk çayı ve Türk kahvesi içebileceğiniz şirin bir yer Üsküp, Makedonya

    Laci Çay Ocağı Eski Çarşı’da sıcacık Türk çayı ve Türk kahvesi içebileceğiniz şirin bir yer Üsküp, Makedonya

    Üsküp’te en çok sevdiğimiz yer Treska Nehri boyunca uzanan Makta Kanyonu oldu. Üsküp’e sadece 15 km uzaklıkta olan kanyon bir doğa harikası. Ulaşımı taksi ile sağladık. Zaten kış günü olduğu için başka seçenek de yoktu sanki, çünkü otobüs falan görmedik. O yüzden taksiciyi dönüş için beklettik. Yazın sık ulaşım olan Makta Kanyonu, çok çeşitli su sporlarının, kaya tırmanışlarının, mağara ziyaretlerinin, tekne gezintilerinin yapıldığı, içinde bir manastır, kilise, bir butik otel ve kafelerin bulunduğu çok güzel bir yer.

    Kanyon boyunca izin verilen yere kadar yürüyüş yolu var. Biz kanyon boyunca yürürken peşimize takılan sevimli dostlarımız yüzünden daracık yoldan yürürken tehlikeli anlar yaşadık. Korkuluklar ipten oluşuyor bu yüzden ya biz ya da köpekler suya düşecek diye ödümüz koptu. Köpekleri atlatmak için kenarda biraz bekledik ama nafile. Biz nereye onlar oraya 🙂 Bu yüzden kanyon boyunca gidebildiğimiz kadar yürüdük ve sonra geri döndük.

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

     Aziz Andrew Manastırı Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Aziz Andrew Manastırı Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Makta Kanyonu, Üsküp, Makedonya

    Üsküp’te geçirdiğimiz iki güzel günün ardından ertesi gün sabah 08:00’de taksiye bindik ve Makedonya’nın en güzel şehri, Unesco Listesinde yer alan Ohrid’e doğru yola koyulduk. Ancak direkt gitmedik çünkü yol boyunca uğramak istediğimiz yerler vardı.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu