Aşıkların şehri Roma’da 2 gün

10 günde İspanya ve Mayorka Gezisi
07/02/2013
3 günde 3 ülkeye kısa kaçamaklar
20/02/2013

refre

The Fontana di Trevi: Aşk Çeşmesi

Oradan artık zamanı geldi deyip, sağa doğru kıvrılarak şu meşhur Aşk Çeşmesini yani “The Fontana di Trevi”yi görmeye gittik. O çeşmeye para atarsanız tekrar Roma’ya gelirsiniz diye bir rivayet varmış ama polisler vardı çeşmenin etrafında ve habire düdük çalarak insanları uyarıp duruyorlardı. İtalyanca bağrınıp durduklarından dolayı para atanları mı, paraları çeşmeden geri toplayıp tekrar atmaya kalkanları mı azarlıyorlardı bilemedik. Hatta ayaklarını suya sokmaya kalkanlar vardı, belki de onlara çaldılar düdüğü. Ama ben tırstım ve para atmayı bile deneyemedim, sonra da içimde kaldı, keşke atsaydım :(

Trevi Çeşmesi gerçekten güzel bir yapıt ama o kadar dar bir alana sıkışmış ki anlatamam. Bir de orayı görmek için doluşmuş turist kalabalığını düşünün. Çeşmenin yanına yaklaşmakta zorlanıyorsunuz. Bu kadar hoş bir çeşmeyi bu kadar dar sokağın kesiştiği bir alana yapmak kimin fikriydi merak ettik. Bizim şansımıza bir de yarısı renovasyon çalışmaları yüzünden kapalı haldeydi, fotoğraflar hep yarım yamalak oldu…

Roma - Aşk Çeşmesi (Trevi Fountain)
The Fontana di Trevi: Aşk Çeşmesi
The Fontana di Trevi: Aşk Çeşmesi
The Fontana di Trevi: Aşk Çeşmesi

Çeşmeye çıkan sokağın köşesinde solda bir dondurmacı var, orada Roma’nın bizce en güzel dondurmasını yedikten sonra Aşk Çeşmesine veda ettik.

Çok yorulmuştuk ama günler uzundu ve ben İspanyol merdivenlerini görmeden günü bitirmek istemiyordum. O yüzden oraya yürümeye başladık. Biz zaten her gittiğimiz şehirde bir yerden diğerine eğer mümkünse yürüyerek gideriz. Londra, Paris veya Berlin gibi büyük şehirlerde bu pek mümkün olmuyor ama Roma’da 2 gün yürüyerek görülecek yerlerin büyük çoğunluğuna ulaşabildik.

Yürümeyip metroya binince bir dolu şeyi kaçırıyorsunuz. Sokak sokak yürürken orayı daha bir keşfetme duygusu sarıyor insanı.

Scalinata della Trinità dei Monti: İspanyol merdivenleri

Gelelim İspanyol merdivenlerine, yani İtalyanların deyişiyle “Scalinata della Trinità dei Monti” ye. En işlek alışveriş caddelerinden birinin sonunda oraya ulaşıyorsunuz.

Scalinata della Trinità dei Monti: İspanyol merdivenleri
Scalinata della Trinità dei Monti: İspanyol merdivenleri

Bu 138 merdiven “Piazza di Spagna”yı tepedeki Trinita Kilisesine bağlıyor. Tepeden şehre bakmak hoş. Merdivenlerde oturup dinlenmek ve etrafı seyreden diğer turistlere katılmak da lazım bir süre :)

Kayık şeklinde bir havuz var en altta. Biz gittiğimizde alan konser etkinliğine hazırlanıyordu.

İspanyol merdivenlerinin aşağısındaki kayık şeklindeki havuz
İspanyol merdivenlerinin aşağısındaki kayık şeklindeki havuz
Roma - İspanyol Merdivenlerinin en altındaki kayık şeklindeki havuza tepeden bakış
İspanyol merdivenlerinden aşağıya bakış…

Habire birşeyler satmaya çalışan satıcılar var, kolunuza birşeyler takmalarına izin vermeyin, çünkü takmalarına izin verince artık aldınız ve  parasını vermek zorundasınız gibi bir durumda kalıyorsunuz… Biz net bir şekilde, biraz da sert “No” dedik ve problem çıkmadı.

İspanyol Merdivenlerinden yukarı çıkıp sola doğru epey bir yürümeyi göze alırsanız, Roma’ya uzaktan ve tepeden bakma imkanı bulur ve sonunda çok güzel bir meydan olan “Piazza del Popolo” ya ulaşabilirsiniz.

Roma'ya tepeden bakış
Roma’ya tepeden bakış
Roma'ya tepeden bakış
Roma’ya tepeden bakış

Popola Meydanı

Roma - Popola Meydanı
Popola Meydanı
Popola Meydanı
Popola Meydanı
Popola Meydanı
Popola Meydanı

“Angels and Demons” filminde gördüğümüz “Santa Maria del Popolo” kilisesi de bu meydanda. Tepeden bakınca da aşağıya inince de çok etkileyici olan bu meydanın ortasında kocaman bir dikilitaş var, Mısırdan getirtilmiş. İkiz kiliselerin sağından yürürseniz çok işlek bir alışveriş caddesi gezebilirsiniz. Veya ikiz kiliseleri seyreden café veya restaurantlarda bir mola daha verebilirsiniz. Biz öyle yaptık. Akşam yemeğimizi erkenden burada yedikten sonra, nehre doğru yürümeye başladık.

15 Comments

  1. Serap Serdengeçti dedi ki:

    Merhaba,

    İtalya benim için çok ama çok ayrı bir yere sahip olan bir ülke.
    Üç defa gittim ve her defasında da yeniden aşık oldum bu ülkeye. Hiç bıkmadan
    sıkılmadan gideceğim bir ülke. İlk kez 2008 yılında gittim ve benim için tam
    anlamıyla “İtalyan Rüyası” o zaman başladı. Doğasına, tarihine, insanlarına,
    diline ve yemeklerine hayran kaldım. Her şehri ayrı güzel, insanı şaşırtacak
    sürprizlerle dolu. Gölleri, dağları, ovaları insanı ayrı bir yolculuğa
    çıkartıyor adeta. İlk İtalya seyahatimi ZNF Turizm ile yaptım, konusunda uzman
    ve deneyimli bir acenta olduğu için hiçbir sorun yaşamadım bu yüzden diğer iki
    seferimi de onlarla yapmayı tercih ettim.

  2. Didem P. dedi ki:

    “Navona Meydanı” bence de Roma deyince aklımda kalan ilk ve en özel yer,orada saatlerce oturup bir akordeondan çıkan melodileri dinleyebilirim.(Biz öyle yaptık)Roma’ya gideceklere özel bir tavsiye de benden:Bu meydanın tadını uzun uzun çıkarın,dönüşte hele bir de akşam ise Pantheon’a açılan sokaklardan geçip Pantheon’u bir de gece görün.
    Dilek hn.kısa ama öz Roma yazınız çok güzel,sizi okumak,tekrar ve tekrar oraya gitmiş gibi olmamızı sağlıyor.Yine teşekkürler…
    Not:Ben çeşmeye öz be öz Türk lirası attım,bilmem işlerine yarar mı :)
    Not2:Soldaki dondurmacı bence de en iyisiydi,hindistancevizli olanı başka yerde yemedim.

    • Dilek dedi ki:

      Evet Didem Hanım bence de Navona Meydanı Roma’nın en keyifli yeri, biz Roma’da çok kısa kaldık, daha keşfedilmesi gereken pek çok yeri varken biz Sardinya Adası tatilimiz için orayı basamak gibi kullandığımızdan dolayı kısa kestik, zaten yazın 36 derecede kavrulduk Roma sokaklarında. Bir Mayıs veya Eylül ayında gidip kalan yerlerini keşfetmek isterim. Mesela Navona keyfi yaptık ama Pantheon civarının keyfini yapamadan biraz hızlı geçtik o bölgeyi, oralara tekrar dalmak lazım :)

      Yorum ve öneriler için çok teşekkürler :)

  3. can dedi ki:

    Tekrar merhaba. Siz turla mı gitmiştiniz? Yoksa bireysel mi?

    • Dilek dedi ki:

      Biz kendimiz gittik, herşeyi kendimiz araştırıp, planlayıp, karar verip ayarladık…
      Biraz zaman alan yorucu birşey gibi geliyor ama kendiniz planlayınca tam sizin keyfinize göre oluyor herşey :)

  4. can dedi ki:

    Ne? 5-6 saat mi? Olamaz. Ben biraz delice bir şey yapmak istiyordum. Sadece 1 günde gidip gelmek. Günübirlik. Kalmadan. Gitmek ve gelmek. Örneğin İspanyol merdivenini, Piazza Venezia meydanını ve “Piazza Campo dei Fiori” denilen yere gidip fotoğraf çekinip gelmek. Sadece 3-4 saatim olacak. Ve tursuz. Anlaşmasız. Kendi çabamla. Örneğin sabah 8.15 uçağı ile 11de marco poloya inip 20 dakikada venedike gitmek ve bu dediğim yerleri 5-6 saatte gezmek ve 20 dakikada geri marco polo havaalanına dönüp 17.20de havaalanında olup 19.20deki uçağa binip İstanbul’a geri dönmek istemiştim. Daha önce kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmak. Gitmek. Gezmek. Ayak basmak. Ve dönmek. Yani Veni Vidi ve Geri geldi gibi birşey yapmak. Amaç sadece gitmek görmek ve gelmek. Bunu yapamaz mıyım? Zamanım kısıtlı olacak. Sadece 5 saat. Ve bu 5 saat içinde bu dediğim yerlere gitmek ve havalaanına zamanında ulaşmak. Yapabilir miyim sizce bu kadar sürede?

    • Dilek dedi ki:

      O zaman Venedik Marco Polo Havalimanına değil de Roma Fiumicino Havalimanına inen bir uçağa alın biletinizi. Venedik-Roma arası çok uzak çünkü.
      Sabah Roma’yı gezmeye başlarsanız bu saydığım yerlerin çok büyük bir kısmını görür gelirsiniz, çok da güzel olur. Hatta gece saat 19:00 dan sonraki bir dönüş uçağı size çok daha fazla bir gezme vakti bırakır.
      Umarım denk getirirsiniz. THY’ye de, Alitalia’ya da bakın.

  5. can dedi ki:

    Teşekkür ederim. Ama sevimli ya da esprili olmak için yazmamıştım. Gerçekten sormak için yazmıştım. Gerçekten sormuştum. Çünkü oraya ben de gideceğim ve ne yaşayacağımı bilmiyorum. Eğer böyle bir uygulama varsa sorun olacak diye düşünüyordum. E çünkü benim yıllardır hayalim. Ben oraya gideceğim de para atmayacağım. Var mı öyle? Ben 1 Türk’üm. Bana olmaz deseler orayı yıkarım ama yine de o parayı atarım diye düşündüm bir an. Hatta oraya bir Çin Seddi yapsalar onu da aşarım. Desenize, içinize oturmasını sağlayacağım bir şey yazmışım. Bilseydim yazmazdım. Sadece Venedik’e gitmek için biraz araştırma yaparken yazınızı gördüm. Ve bu yazınızın aslında bir şaka olduğunu bile düşündüm. Siz de yoruma sevimli ve esprili şeklinde yazınca şakayı anlamadığımı bile düşündüm. Sen tut oraya kadar git. Taaaaa Venedik’lere. Günde 10larca para harca. Çanta al. Kim bilir o çantaya ne kadar aldılar. Cebindeki 1 Lira’yı oraya atıp dilek tutma. Lannn diyorum işte. Lannn. Beni vursalar bile o an o parayı oraya atar öyle vurulurdum. Hatta kendimi havuza atar ama yine de cebimdeki parayla da olsa havuza girer ve sonuçta da havuza çeşmeye parayı atmış olurdum. Günde 3 bin Euro toplanıyormuş. Adamların gelir kaynağı. Niye çeşmeye para atmayı yasaklasınlar ki? Papa bile o paranın hesabını tutuyordur. Nerde kaldı lan bu paralar? Getirdik efendim. Çeşmeden para akıyor bugün niye az bu para? Efendim Türkler gelmişler. 1 Lira yerine herkes en küçük para olan 1 kuruş atmışlar o nedenle bu ay sadece 3 Lira birikmiş mi diyecekler? Sanırım orda Polizia başka birilerine söylenmiş. Ama şöyle düşünün. Venedik’e gidip de çeşmeye para atmayan atmadan gelen Dünya’da kaç kişi vardır? Belki ilk sizdiniz. Çünkü oraya kadar gidip hiç kimse para atmadan geri dönemez. Duramaz. Belki de bunu pek çok dilde soru şeklinde internet sitesi yapıp sorsanız ve oraya gidip para atmadan geri dönen kaç insan var Dünya’da onu size yazarlar para atmayanlar. Belki de hiç yok ve ilksiniz. Bir de buradan düşünün. Yapmanız gereken şeye zıt bir şey yapmak. Bu arada giderken bozuk paraları havaalanında üzerinizden almıyorlar değil mi? Eğer alırsalar sanırım bozuk para bulmak zor olacak.

    • Dilek dedi ki:

      Yok gerçekten sorduğunuzu anladım sadece gülümsettiniz beni “tutuklasalar bile atarım” filan derken… Bu arada Venedik değil Roma demek istediniz herhalde :)
      Bence de büyük ihtimal başka birşeye kızdılar, ben boşu boşuna telaş yaptım – polis düdükleri filan gerdi beni sanırım…
      Bu arada yabancı bir ülkeye giderken bozuk paralarımız hep oluyor çantamızda ve hiçbir zaman sorun olmadı, merak etmeyin…

      • can dedi ki:

        Aşk çeşmesi venedik’te değil mi?:-/ Ben Venedik’te diye biliyordum. Venedik de Roma’nın içinde diye biliyordum. Gitmediğim için:-)

        • Dilek dedi ki:

          Aşk Çeşmesi Venedik’de değil, Roma şehrinde. Roma’nın içinde olan Venedik değil, Vatikan. Belki ikisi de V harfi ile başladığı için karıştırmış olabilirsiniz. Venedik daha yukarıda, 5-6 saat mesafede.

      • can dedi ki:

        Bir de bu sel dönemleri oluyormuş sanırım. Sel dönemi bahar aylarındaydı değil mi? Siz yazın gittiniz sanırım.

        • Dilek dedi ki:

          Venedik’e de gittik de yazısını yazmadım henüz. Venedik ilkbaharda veya yazın güzel. Ekim ve Ocak ayları arası suların yükselmesi ve sel olayları sıklıkla görülebiliyor.

  6. can dedi ki:

    Merhaba. Venedik ile ilgili yazınızı okudum ama bir şey gördüm. Aşk çeşmesine artık para atılmıyor mu? Şu an atılmıyor mu? Hiç mi atılmayacak? Çeşmenin önünde gizlice hemen para atanlar olmadı mı? Ben de bu yaz gideceğim. Ama para atmadan olmaz. Oraya para atacağım. Polizialar tutuklasa bile. Atacağım. Ben zaten oraya para atmak için gidiyorum. O çeşmeye para atamayacaksam ne anlamı var? Dilek dilemek istiyorum. O parayı oraya atmak zorundayım. Artık para atılmıyor mu?

    • Dilek dedi ki:

      Merhabalar,
      Çok sevimli ve esprili bir yorum olmuş, vallahi çok güldüm :)
      Aslında para atanları mı, attığı paraları geri toplayanları mı azarlıyordu polis emin olamadık. Bir de orada ayaklarını suya sokanlar vardı, onlara da kızmış olabilirler. Düdük çalıp, İtalyanca bağrınıp durdular, biz de tırsıp, cebimizdeki paraları bile atmadan ayrıldık oradan. Bence atın kesinlikle, keşke ben de öyle yapsaydım, bakın içimde kaldı şimdi :(

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir