Japonlar, özel beslenen Sumo güreşçileri haricinde ufak tefek ve zayıf insanlar.. Yemekleri çok çeşitli ve genellikle çay tabağı gibi ufak tabakların içinde bizim mezelere benzer şekilde getiriliyor. Porsiyonlar çok çok küçük olduğu için genellikle az yemek yeniyor. Ekmek olmadığı için ve deniz ürünü ağırlıklı olduğu için oldukça sağlıklı sayılabilir. Ancak çok tuzlu soslar kullanıldığından olacak Japonya’da mide kanseri vakalarına çok rastlanmakta imiş. Tempura denilen yağda kızartılmış yemekler ve meşhur Kobe bifteği bizim damak tadımıza uygun. Size bifteğin adını aldığı Kobe şehrinden bahsetmek istiyorum. Kobe, Osaka şehrine bir saat mesafede küçük bir şehir. Şehir 1995 yılındaki depremde çok ağır hasar görmüş ve hemen hemen tamamı yeniden yapılmış. Şehrin küçük bir bölümünü depremi hatırlatması için depremden hasar görmüş hali ile aynen muhafaza etmişler. Şehirde yerin üstünde 3 katlı yollar dikkati çekiyor. Japonya’da şehirlerin büyük bir bölümü deniz üstüne kurulduğundan yer altı yolları pek tercih edilmemiş. Bazen yüksek katlı yapıların yarısına kadar ulaşan 2-3 katlı viyadüklerin kenarlarına yapıları gürültü ve egzoz gazından korumak amacı ile içbükey paneller konulmuş.

Kobe’de deprem anı köşesi ve arkada üç katlı viyadükler

Kobe’de deprem anı köşesi ve arkada üç katlı viyadükler

Günün birinde Japonya’ya gidecek olursanız mutlaka Kobe’deki meşhur biftek lokantalarından birine uğrayın. Etlerinin yumuşak olması için çok dar bir alanda yetiştirilen Kobe sığırlarının etleri mermer dokulu olup çok yumuşak ve lezzetli. Lokantaya gittiğinizde dikdörtgen şeklinde bir saç ızgaranın üç tarafına oturuyorsunuz. Aşçı, 3-5 cm. kalınlığında büyük bir et parçasını ve sebzeleri önünüzde 10 dakika içinde pişirip keserek size servis yapıyor. Yanında Japonya’nın milli içkisi olan saki’yi (pirinç rakısı) özel porselen kâsesinden soğuk soğuk yudumlarsanız keyfinize değecek olmaz.

Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama