Bir haftada 4 ülke 4 başkent

Montrö, sen bu kadar güzel miydin?
05/11/2013
Otobüs turu detayları
15/11/2013

Budapeşte’ye Dair

Budapeşte deyince şahane köprüler, görkemli Gellert Tepesi, huzur dolu Margaret Adası ve maraton coşkusu aklıma geliyor. Gitmeye gerek var mıydı? Evet vardı.

Öncelikle, Budapeşte ve sonrasında Prag’da da ilk işiniz yerel para almak olsun. Ayrıca iki şehirde de hem döviz bürolarına, hem de taksi ücretlerine dikkat edin. Dövizinizi bozdurmadan önce tam ne kadar para alacağınızı hesap makinasına yazdırın. Bu arada bir yerde okumuştum,  Budapeşte’de paranızın üstünü almadan teşekkür ederseniz onu bahşiş sanıp vermiyorlarmış :) Kültürler arası farklar ne ilginç! Bir de Budapeşte’lilerin çok entellektüel olduklarını okumuştum. Gerçekten öyle olup olmadıklarını çok merak ettiğimi söylemeliyim.

Neyse, Budapeşte’de düzgün bir harita edinmek çok önemli! Elimizdeki 3 haritayı da okumakta ve aradığımız yerleri bulmakta zorlandık. Belki de problem dil farkından kaynaklanıyordu. Örneğin, Kahramanlar Meydanı’nı biliyorduk ama bunu Macarca’sıyla eşleştiremediğimiz için bulmak zor oldu.

İlk sabahımızda Budapeşte Maratonu vardı ve eğlenceli anlara tanık olduk. Biz rezervasyonumuzu, Budapeşte Maratonu’na takılınca kaçırdık ama özellikle ilk sabah “Free Walking Tour” almanızı şiddetle tavsiye ederim. Ondan sonra kendinize göre bir plan yapmak daha kolay olur. “Hop-on hop-off” da düşünülebilir ama Viyana’ya göre ciddi pahalı. Binmediğimiz için neler kaçırdığımızı da bilmiyoruz tabii. Ancak en basitinden 2 numaralı tramvaya binip şehir turu atmakta fayda var.

Budapeşte’de ortalama 7-13€’ya Tuna Nehri üstünde nehir turları yapan tekneler var. Öte yandan, 1€ gibi bir fiyata şehir hatları teknesine binip nehrin ortasındaki Margaret Adası’na geçebilirsiniz. Burayı, doğaya aşıksanız, özellikle sonbaharda kaçırmayın. Adayı gezmek için en hızlı yol akülü araç veya oturaklı bisiklet kiralamak olabilir. Sonra da en beğendiğiniz bölümde yürüyüş yaparsınız. İnsanın ruhunu pamuklara saran bir yer orası. İstanbul’un gürültüsünden sonra çok iyi geliyor insana. Saatlerce oturup kafa boşaltılabilir.

Her neyse, haritaları çözemeyince, Budapeşte’de biraz serseri mayın misali, ne çıkarsa bahtımıza şeklinde dolaştık. Dolayısıyla pek yer adı veremeyeceğim. Ancak ünlü New York Cafe’den bahsedebilirim: Şık ve pahalı bir mekan. Biz pek de etkilenmediğimiz bir yemek yiyip bir servet ödedik ama siz şöyle bir bakıp çıkabileceğiniz gibi, eski mekanları seviyorsanız bir kahve içmeyi düşünebilirsiniz. Görkemli Gellert Tepesi’ne özellikle gün batımında çıkın, köprülerin hiç değilse birinden de yürüyün. Budapeşte’de bir de şifalı sular/ hamam olayı var ama okuduğum onlarca “Bath” değerlendirmesi sonucunda hangisinin hijyenik olduğuna karar veremediğim için bu seçeneği es geçtim.

Budapeşte bir haftalık programda 2 günü, olmuyorsa 1,5 günü hakediyor.

Budapeşte’de herkesin gittiği, gördüğü yerlere ek olarak Ferenc (Franz) Liszt Müzesi ve Posta Pulları Müzesi’ni gezmek ilginç olabilirdi gibime geliyor. Giderseniz benim için de gezin, olur mu?

Bunlar da Budapeşte’den birkaç fotoğraf…

Sessiz güzel Budapeşte

sessiz güzel Budapeşte
Sessiz_Güzel_Budapeşte
Budapeste

Budapeşte’nin adı da kendi de güzel Freedom Bridge’i

Budapeşte'nin adı da kendi de güzel Freedom Bridge'i

New York Cafe

Budapeşte New York Cafe

Yeşil Budapeşte

Yeşil Budapeste

BUDAPEŞTE’den VİYANA’ya

Budapeşte’den Viyana’ya trenle geçmeyi düşündük. Ancak tren o sırada çok pahalı olduğu için yine otobüse yöneldik ve bu sefer saati uygun olduğu için (sabah 07:00 otobüsü), Orangeways firmasından bilet aldık. Yukarıdaki uyarıyı yine yapayım: Bileti internetten alıyorsanız çıktısını almalısınız. Aksi halde tekrar bilet ücreti isteyebilirler. Orangeways enteresan bir firma. Kısa keseyim: sabah 07:00 otobüsü 09:00’da ancak kalktı. Anladığım kadarıyla şoför akşamdan kalmaymış. Neyse, başka bir şoförle ve bir saat önce “Ha ha, mesela şununla gidermişiz” diye dalga geçtiğim, bizdeki eski belediye otobüslerinden hallice, toz içindeki bir otobüsle Viyana’ya ortalama 3 saat içinde vardık :) Orangeways kullanacaksanız, Budapeşte’de Nepliget Otobüs Terminali’nin karşısında Albert Flórián (FTC) Stadion isminde bir stadyum var. Otobüse onun önünden binmelisiniz. Evet, uluslararası seyahatiniz için bir belediye otobüsü durağından otobüsünüze binmelisiniz. Neyse ki, durakta bir Orangeways tabelası vardı da, durağın orası olduğundan emin olduk! Diyeceğim o ki, terminale girmeyin. Ücret kişi başı 4500HUF (Ortalama 15€ / 14 yaşa kadar çocuk 2250HUF). Yol dümdüz, güzel… Otobüs Viyana’da Olympiaplatz / Engerthstrasse’de iniyor. Yani küçük bir AVM’nin yanında. AVM önünden geçerek, hemen dibindeki metro istasyonuna girebilirsiniz. Açsanız, AVM içinde bir Türk kebabçısı da var.

Bu arada bu yazıyı yazarken öğrendim ki Budapeşte Viyana ulaşımı için Volanbusz veya Westbus da bilet almak için kullanılabilir.

Viyana’ya Dair

Öncelikle Viyana’da merkezde bir yerde kalmanızı tavsiye ederim. Biz son dakika rezervasyonu yaparak Stephanplatz’a bir sokak ötedeki Pension Lerner’de kaldık. Tavsiye ederim, çok düzgün sahipleri ve sistemleri vardı. Viyana’ya varır varmaz bir “Hop-on hop-off” tur otobüsüne atlayıp, kafanıza şehrin haritasını yerleştirin, gitmek istediğiniz yerleri belirleyin.

Konuya yemekten girersek, o kadar gitmişken yapmazsanız aklınızda kalacağı için Figlmüller’de Schnitzel, Demel’de Sacher Torte ve Sisi’nin favorisi menekşe dondurması yiyin, ama saat 19.00’da pastanenin kapandığını unutmayın. Pizzanın yanında Avusturya limonatası Almdudler için. Denemedik ama en iyi “Beisl”ler (Esnaf lokantaları), Grünauer Gansl (Hermanngasse 32), Rudi’s Beisl (Wiedner Hauptstrasse 88) ve Oswald & Kalb (Baeckerstrasse 14) imiş. En iyi fırın Grimm’den birşeyler tadın (merkezi Kurrentgasse No:10).

Viyana’nın güzel tarafı, tüm müzeler bir bölgede toplanmış. Müze meraklısı iseniz 34€’ya 7 müzeye giriş hakkı veren Jahreskarte almayı düşünebilirsiniz. Bizim tercihimiz olan Kunst Historisches Museum’da (Sanat Tarihi Müzesi) Brughel’in, Rembrandt’ın, Velazquez’in, Caravaggio’nun, Dürer ve Van Dyk’in eserleri görülebilir. Bence MUMOK (Çağdaş Sanat Müzesi),  Schulhof No: 2’deki Saat Müzesi, (ki içinde 3000 farklı saat var), ve çocuklarınız varsa hayvanat bahçesi de gezilse iyi olur. İçinde fazla birşey yok ama Mozarthouse da belki Mozart’ın hatırına gezilebilir. Siz gezmiyorsanız da en azından çocuğunuzu içeri yollayıp gezdirin. Mozart demişken, bu ayrı bir uzmanlık ve yazı konusu ama Viyana’da bir konser dinlemekte de fayda var.

Viyana’da alışveriş yapacaksanız Mariahilferstrasse’ye gidebilirsiniz. Lunapark seviyorsanız -ki kendisi kesinlikle bir Disneyland değildir- Prag otobüs durağına erken gidin, otobüse binene dek (Ekim’de) gece 23.00’e dek açık olan lunaparkta eğlenin. Yapamazsanız da üzülmeyin.

1 haftalık programda Viyana’ya en az 2 gün ayırın.

İşte birkaç fotoğraf da Viyana’dan…

Opera Binası…

Viyana
DSCF9672

Viyana Müze Bölgesi (Museums Quarter)l

Viyana museum quarter

Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nden…

Viyana Sanat Tarihi Müzesi'nden

Viyana’da Tramvay…

Tramvay

Lunapark…

Viyana'da Praternstern tarihi dönme dolap_Tabii ki _imdi çal__m_yor

Viyana Demel’de Sacher Torte keyfi…

Viyana Demel'de Sacher Torte keyfi
Paylaşmak ister misiniz?
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

6 Comments

  1. gülin dedi ki:

    Sevgili Dilek Hanım,Süper hızlı ve nazik cevabınıza içten teşekkürler,bizim için çok faydalı olacak bir açıklama da eklemişsiniz:))

  2. gülin dedi ki:

    Sevgili Bence Tatil,
    Prag,Budapeşte ,Viyana bölgesine Temmuz döneminde gitmeyi düşünüyoruz fakat hava sıcaklığı biraz gözümüzü korkutuyor,hava durumlarına baktım ama hissedilen sıcaklık farklı olacağından,size sormak istedim,o dönem için ne düşünüyorsunuz?Küçük bir çocuğumuz da var,ne tavsiye edersiniz?şimdiden teşekkürler cevabınız için,sevgiler..

    • Dilek dedi ki:

      Sevgili Gülin Hanım,

      Yazın oralarda bulunduğumuzda en fazla 27-28 derece sıcaklıklar gördük, o da öğle saatlerinde. Sabah ve akşamları biraz serindi. Güneşsiz günlerde sıcaklık 18-20 dereceye belki çok az daha altına da inebilir. Ama yine de ne sıcaktan, ne de soğuktan pek rahatsız olacağınızı sanmıyorum o mevsimde. Bizim İstanbul’da yazın gördüğümüz bunaltıcı havalardan çok daha rahat edeceğiniz bizim ilkbaharımız gibi bir hava olması kuvvetle muhtemel. Ama biliyorsunuz bazen hiç beklenmedik bir şekilde “mevsim normalleri dışında” seyredebiliyor havalar. Beklenenden biraz daha serine veya biraz daha sıcağa göre her türlü giyecekten birkaç yedek alırsanız iyi olur tabii. Mesela ben aynı gün içinde sabah tshirt + hırka giyip, öğlen sadece tshirt ile dolaşıp akşam hırkamın üzerine bir de ince mont giydiğimi hatırlıyorum. O yüzden gün içerisinde gezerken sırt çantanızda farklı kalınlıklarda giysi bulundurun mutlaka. Bence küçük bir çocuk ile olabilecek en ideal zamanlardan birinde gidiyorsunuz, şimdiden iyi tatiller :)

  3. Dilek dedi ki:

    Ne demek canım arkadaşım, sitemiz sana her zaman açık, esas biz mutlu oluruz senin katkından.
    Bu siteyi “Bence tatil” diyerek kurduk ama bazen de “Sence tatil” veya “Sizce tatil” diyerek güzel başka fikirlere de yer vermek lazım elbet :)

  4. Gamze Avci dedi ki:

    Sevgili Dilekciğim,

    Ön yazını okuyunca ruhum pamuklara sarıldı, şımardım.
    Canım arkadaşım,
    Bu şahane ve şimdi de çok hakettiği şekilde ödüllü sitede benim yazım bir damladır.
    Bana yazma fırsatı verdiğin için çok teşekkür ederim.
    Sevgiler,
    Gamze

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir