"Şimdi değilse, ne zaman?"

Arabayla İpsala’dan Selanik’e…

    Arabayla yurtdışı keyfi…

    Epeydir aklımızda olan ama türlü sebeplerden ertelediğimiz “arabayla yurtdışı” seyahatini nihayet yaptık. Öyle fazla açılmadık, bu seferlik sadece Yunanistan ile yetindik, ama doğrusu güzelmiş evden arabayla çıkmak, istediğin yerde durmak, kafana göre takılmak, gerekirse dönüş gününü değiştirmek… Uçak yolculuğunda olmayan bir esneklik tanıyor araba yolculuğu size. Bu ilk tecrübemizden sonra arabayla daha uzun bir Avrupa turu da mutlaka yapmalıyız diye karar verdik, ama bakalım ne zaman. Ben şimdilik size İpsala’dan Selanik’e olan yolculuğumuzu anlatayım. Eğer siz de bir haftalık böyle bir tatil yapmak isterseniz belki yaşadıklarımızın size bir faydası olur.

    Önce yol güzergahımıza maps.google.com dan aldığımız haritadan bir bakalım…

    Yunanistan, Thassos Adası ve Halkidiki Yarımadası © Googlemaps

    Yunanistan, Thassos Adası ve Halkidiki Yarımadası © Googlemaps

    Gördüğünüz gibi İstanbul’dan Tekirdağ, Malkara, Keşan ve İpsala güzergahını takip ederek sınır kapısına gelip, sınırı geçtikten sonra ise Alexandroupoli (Dedeağaç) ve Xanthi (İskeçe) üzerinden ilerleyerek, Kavala şehrini de geçtikten sonra Selanik’e varılabilir.

    Bu şekilde direkt Selanik’e gitmek yerine, biz şöyle bir plan yaptık. Yazın gittiğimiz her yurtdışı tatilinde olduğu gibi bunda da araya deniz keyfi koyalım dedik. İlk önce sabah Alexandroupoli‘de bir kahvaltı edip, oradan Thassos adasına geçip, önce bir deniz tatili yapalım, şöyle bir yorgunluk atalım diye düşündük. Ada sonrasında ise Kavala‘ya ve Selanik‘e giderek şehir gezimizi yapar, dönerken ise son bir deniz keyfi için, şu hep methini duyduğumuz Halkidiki yarımadasına bakarız dedik. Halkidiki haritada da göreceğiniz üzere 3 tane parmak şeklinde Selanik’den aşağıya  doğru uzanan yarımadalara verilen isim.

    İşte planımız buydu ve biz gittiğimiz hiçbir yerden pişman olmadık, hatta Thassos ile Halkidiki’ye daha defalarca gidebilirim, o kadar güzeller ki.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Bu arada özel aracınızla Yunanistan’a gitmek için yapılması gerekenlerden bahsedelim…

    * Biz Yunanistan’a ilk gittiğimiz yıllarda uluslararası ehliyet alma zorunluluğu vardı ama artık 2016 itibariyle bu kural kalktı, yenilenen AB normlarındaki ehliyetler ile giriş yapılabiliyor.

    * Araba yolculuğunuz öncesinde sigortacınızdan veya TURİNG’den ülkemizdeki zorunlu trafik sigortasının uluslararası geçerliliği olan versiyonu diyebileceğimiz yeşil sigortanın yaptırılması gerekiyor. Bir hafta için yaklaşık 60 Euro tutuyor.

    * Yine sigortacınızdan kaskonuzun yurtdışında geçmesi için bir zeyil yaptırabilirsiniz. Bu da bir hafta için 100 TL ye yakın bir ücret tutuyor. (Bu tabii ki zorunlu değil ve ödenen ücret araca göre değişecektir)

    Yolculuktan kısa kısa notlar

    * İstanbul Avrupa yakasından çıktıktan 3 saat 45 dakika sonra İpsala hudut kapısına vardık.

    * İstanbul’dan Keramoti’ye vardığımızda 437 km yapmıştık. Sonrası zaten feribot – yani kilometre yapmıyorsunuz.

    * Toplamda İstanbul’dan yola çıktıktan 6 saat sonra Thassos’daydık.

    * 4 günde adayı koy koy dolaştık ve galiba bir yukarı bir aşağı, bir sağa bir sola derken işi biraz abarttık, 185 km yapmışız orada. Aslında ada çok büyük değil, çevresi 90 km civarında ama  bizim gibi yerinde duramayanlar adayı keşfe çıkınca bu kadar kilometre yapıyor işte :)

    * Yunanistan’a girdikten sonra tabelalar önce Yunan alfabesi ile yazılmış olarak çıkıyor karşınıza, hemen sonrasında İngilizce olarak bir tabela daha koymuşlar, o yüzden rahatça buluyorsunuz gideceğiniz yeri.

    * Thassos dönüşü Keramoti’den Kavala 40 kilometrelik bir yol, yani 20 – 25 dakikada varıyorsunuz. Kavala’da arabayı koyacak yer bulmak biraz zor, biz epey bir yer aradıktan sonra biraz yukarıda bir halk pazarı var, onun otoparkına koyduk arabayı.

    * Kavala ile Selanik arası ise 160 km. Yani birbuçuk – iki saat kadar bir yolculuk yapıyorsunuz. Selanik’te de park sorunu var, bir saate yakın dön dolan yaptıktan sonra sahile yakın ve 24 saat açık bir otoparkta yer bulduk sonunda. Genellikle 23:00 veya 24:00 e kadar açık oldukları için bunu bulunca epey sevindik. (Tsimiski Park – arabaların  otomatik park edilebildiği çok modern bir otopark)

    *Selanik’ten Halkidiki’ye gitmek ise birinci yarımadayı yani Kassandra’yı  tercih ederseniz 80 km civarı, ikinci yarımada olan Sithonia’yı tercih ederseniz 100 km civarı bir yol yapmanızı gerektiriyor. Değişik koylara bakalım derseniz 10-20 km aralıklarla birkaç koy dolaşabilirsiniz. Üçüncü yarımada olan  Athos yüzyıllardır dini ve ruhani bir bölge ve zaten sadece erkekler özel izin ile girebiliyor o bölgeye.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Sınırdan geçme heyecanı

    Sınıra yaklaşırken bir garip telaş ve heyecan sarıyor insanı, acaba nasıl olacak diye… Tekirdağ, Keşan, Malkara derken gitgide yaklaşıyoruz ve artık tabelalarda Yunanistan yazmaya başlıyor.

    Sınıra doğru

    Sınıra doğru

    Artık gelmek üzereyiz sınıra…

    Sınıra doğru

    Sınıra doğru

    Türkiye sınırını geçene kadar 4 kontrol noktası var. İlki gümrük kapısı… Burada memur arabanızın kaydı olup olmadığına bakıyor, kaydını bulamıyorlarsa bize olduğu gibi ilk kez mi yurtdışına çıkıyor bu araba  diye soruyorlar. Sanırım artık arabamızın kaydı var :)

    İpsala Gümrük Kapısı

    İpsala Gümrük Kapısı

    İkinci durak pasaport kontrol… Buraya gelmeden önce soldaki binanın arkasından yurtdışı çıkış harç pulunuzu alıyorsunuz. Burada memur pasaportlara bakıyor ve damga basıyor.

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Pasaport kontrolden sonra üçüncü kez durduğunuz yerde ise gümrük çıkış  işlemleri yazıyor. Burada memur ruhsat sahibinin pasaportunu istiyor. Onun da arabada olması lazım.

    Karşı tarafa geçmeden önce alışveriş yapmak isterseniz burada Dutyfree de var. Dutyfree den sonra son bir aşama var. Dördüncü kez durduğunuz yerde pasaportlara bakıyorlar tekrar.

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Sınır kapısı pasaport kontrol

    Bu dört aşamayı geçtikten sonra Türkiye size goodbye diyor :(

    Sınır kapılarından sonra Meriç Nehrine doğru...

    Sınır kapılarından sonra Meriç Nehrine doğru…

    Meriç nehri ve Meriç köprüsü iki ülkeyi ayıran sınır. Köprüyü geçince Yunanistan…

    Sınır kapılarından sonra - Meriç Köprüsü

    Sınır kapılarından sonra – Meriç Köprüsü

    İlgimizi çeken birşey oldu burada, belki küçük bir ayrıntı ama Meriç köprüsünün demirleri bizim tarafta kırmızı beyazken, diğer tarafta Yunan bayrağının renkleri olan mavi beyaza boyanmıştı.

    Türkiye - Yunanistan sınırı - Meric Köprüsü

    Türkiye – Yunanistan sınırı – Meriç Köprüsü

    Sınırdan geçerken sağda bekleyen tırların arkasına girmeyin sakın, hem Türkiye’den çıkarken, hem de Yunanistan’a girerken arabalar için soldan giriş mümkün, sağdaki tır sırasını beklemeniz gerekmiyor.

    Yunanistan sınırında tek bir yerde duruyorsunuz ve kontrol sırasında pasaport, uluslararası ehliyet ve yeşil sigortanızı gösteriyorsunuz. Buradaki memurlar hafif kırık bir Türkçe konuşuyorlar. Nereye gittiğinizi, turistik mi, iş için mi gittiğinizi filan soruyorlar. Pasaport kontrolünden hemen sonra bir kulube daha var, bazı arabalara yanlarında sigara alkol vs olup olmadığını soruyorlarmış ama bizi durdurmadılar bile orada, hemen geçtik :)

    Yunanistan Sınır Kapısı

    Yunanistan Sınır Kapısı

    Sınırı geçer geçmez otobana giriyorsunuz, yollar çok düzgün ve  Yunan alfabesi ile yazılmış tabelaları takiben hemen İngilizce olarak konmuş tabelalar seyahatinizi kolaylaştırıyor.

    İşte hızlı çekim geçişimiz :)

    Youtube’dan erişilemediği durumlar için bir de Vimeo üzerinden seyredebilirsiniz…

    Türkiye-Yunanistan İpsala Sınır Geçişi… from htavasoglu on Vimeo.

     

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Yol kenarındaki küçük kiliseler

    Yunanistan’da arabayla seyahat ederseniz mutlaka dikkatinizi çekecek “küçük kilisecikler” göreceksiniz yollarda. Küçük dediysem basbayağı küçük, yani kimisi bir adam boyu kadar bile yok. İçlerinde yanan bir mum ve bazen de fotoğraflar var. Bizim çok ilgimizi çekti. Durup durup fotoğraflarını çektik. Sonra insanlara bunların hikayesini sorduk ve içimiz bir fena oldu öğrenince. Bu küçük kiliseler yolda tam da bu noktada gerçekleşen bir trafik kazasında hayatını kaybedenlerin anısına konuyormuş. Aileleri düzenli olarak gelip bakımlarını yapıyorlarmış. Bir tür o kişileri anma, ruhlarına dua okuma vesilesi yani. Hatta bazen insanlar evlerinin bahçelerine de ölen yakınları için koyarlarmış bu kiliselerden. Ayrıca bir de önemli bir trafik kazasından kurtulanlar bazen Tanrıya şükranlarını sunmak için bu tür küçük kiliseler koyuyorlarmış kazanın olduğu yere. Bize çok anlamlı ve güzel geldi bu.

    İşte o küçük kiliselerden birkaçı…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden… 

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden...

    Yol kenarındaki küçük kiliselerden…

    Bu kiliselerin hikayelerini öğrendikten sonra onları her gördüğümüzde “bak burada kaza olmuş, dur yavaşlayalım, aman dikkat edelim” dedik. Trafik kazalarını önlemede de yararı olduğunu farkedince iyice güzel geldi bu olay… Enteresan, değil mi?

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Eveeet, tatil hikayemize başlamadan önce biraz da Yunanlılardan ve Yunan mutfağından bahsedelim.

    Yunanlılar ve Yunan mutfağı

    İşin açıkçası bu tatile çıkmadan önce en merak ettiğim konulardan biri Yunanlıların bize nasıl davranacağı idi. Beklentimin çok üzerinde sıcakkanlı davranmaları beni oldukça şaşırttı, demek ki hafif tedirginmişim malum tarihimizin etkisinde kalarak… Elbette her çeşit düşüncede insan vardır yine de, ama en azından otelde, restoranlarda, kafelerde, dükkanlarda gayet hoş karşılandık. Turist olduğunuzu anlar anlamaz, “Nerelisiniz” diyorlar İngilizce. “İstanbul’dan geldik” der demez Türkçe’ye dönüp, güleryüzle “Hoşgeldiniz, buyrun…” diye başlıyorlar. Restorana oturuyorsunuz garsonlar geliyor, masaya birşey koyuyor, sonra yine Türkçe “Afiyet olsun” diyorlar. Sohbet etmek için fırsat yaratıyorlar, konuşkanlar. Kiminin arkadaşı, tanıdığı var İstanbul’da, kiminin annesi veya babası İstanbul’da doğmuş. Başlıyorlar tanıdıkları Türkleri anlatmaya. Gerçi üzgün ve kırgın olanlar da var – hani şu mübadele zamanının yaşattığı hüznü unutamamış olanlar veya o zamanları büyüklerinden dinlemiş olanlar. Biliyorsunuz 1924 Mübadelesi sonunda Yunan topraklarındaki Türkler buradan göç etmek zorunda kalmıştı, aynen Anadolu’daki Rumlar gibi.  Yine de çoğunlukla Türkiye denilince gülümseyen yüzlerle karşılaştık.

    Bazı restoranların önündeki tabelalarda Türkçe yazılmış yazılar görünce şaşırmayın, bazı kelimeleri yanlış yazıyorlar ama olsun, jestleri yeter :)

    Restoranların önündeki tabelalardan biri...

    Restoranların önündeki tabelalardan biri…

    Bir de Yunanlılar ile Türklerin  ortak yanları oldukça fazla. Yani inanılmaz benziyoruz birbirimize. Şehirlerdeki ve kasabalardaki, hatta tatil beldelerindeki mimari ve genel görünüm benziyor. İnsanlarının sıcakkanlılığı benziyor. Kamyonette karpuz satan karpuzcusu da var, eskicisi de.

    Selanik'deki karpuzcu

    Selanik’deki karpuzcu

    Arabamızın camını silmek isteyen gençlerden tutun da masamızın başında “Please, please” diyerek ille elindeki gülü satmaya çalışan çocuklar da ülkemizi anımsattı bize. Dokunarak ve hatta bazen sarılarak konuşmayı seviyorlar. Akdeniz ve Ege insanı genelde sıcakkanlı olur ya, işte Yunanlılar da öyle. Hele yolda birine bir yer sorun, bir yardım isteyin, canla başla uğraşıyorlar yardım etmek için. Yılların ortak geçmişi ve yaşanmışlığı, ortak coğrafya ve iklim, benzer bir kültür oluşturmuş sanırım, sık sık bize benzettim onları.

    Yunan yemekleri de bizim yemeklere oldukça benziyor. Ben en çok köftelerine bayıldım. Sade ızgara köfte de var, altında pidesi, üzerinde domates sosu ve yoğurtlu olanı da. Porsiyonlar genellikle oldukça büyük.

    İkinci en bayıldığım yemekleri musakka oldu. Bir sıra patates dizmişler tepsiye sonra salçalı kavrulmuş kıyma sonra bir sıra patlıcan ve yine kıyma, en üstte de beşamel sos ve kaşar. Fırına veriyorlar, börek gibi dilim şeklinde kesip getiriyorlar. Enfesti.

    Mezelerden patlıcan salataları güzel, çoğu yerde yaprak sarma da oldukça lezzetliydi.  Kırmızı biberin içine beyaz peynir doldurmuşlar, o da çok güzeldi. Tzatziki dedikleri meze bizim cacığın süzme yoğurtla yapılmış olanı, bizim hoşumuza gitti, güzel olmuş. Greek salad diye bir salataları var, her yerde bulabilirsiniz. Bizim çoban salatasını yaparken benim gibi üşenip kocaman kocaman doğramışlar malzemeyi, sonra da üzerine beyaz peynir, zeytinyağı ve nane eklemişler. İşte öyle birşey.

    Etli dolmaları da güzeldi, yoğurt istedim, onu da getirdiler, tam evdeki gibi oldu, tek farkı yanında patates ile servis ediyorlar. Mücver nefisti ama kocamandı porsiyon… Beyaz peyniri susama bulayıp kızartıp, sonra da üzerine hafif bal döktükleri bu meze hem tatlı hem tuzluydu, biz sevdik. Menüde “Fried Feta cheese with sesame” diyordu. Yanındaki limona pek anlam veremediğimiz için kullanmadık ama kahverengi sos lezzet kattı. Bu  arada Feta cheese dedikleri bildiğimiz beyaz peynir. Biraz sert ve az yağlı olanından.

    Kalamarlar çok yumuşak, hafif ve lezzetliydi ama limonla servis ediliyor, bizim alıştığımız tarator sosu olmayınca tadını alamadım, çok yavan geldi. Gerçi eşim çok beğendi, böyle de iyi dedi.   Bir de benim, masada görmeye zor tahammül ettiğim ama eşimin yemekte ısrar ettiği deniz ürünleri var. Lezzetlerini ona sordum, ben dediğim gibi, tatmak şöyle dursun zor bakıyorum. İçi peynir ve domates karışımı ile doldurulmuş kalamarlardan tutun da, ahtapot bacağına, soslu veya sossuz karideslere kadar birçok seçenek vardı ve bizimki hepsine bayıldı.

    İçkilere gelince, şu meşhur Ouzo dedikleri bildiğiniz rakı… Çoook hafif bir tat farkı hissedilse de basbayağı rakı işte. Bir dolu da çeşidi var. İçimi hoş ve hafifti denediklerimizin. Ama iki akşam ouzo bana yetti ve aslıma döndüm, yani şarap ve birasever halime… Yunan biralarından Mythos ve Fix en güzelleriydi. Yunan şarapları içinde ise ben en çok Calliga’yı sevdim… Bu arada bizim Türk Kahvesinin adı orada Yunan Kahvesi, yani Greek coffee. Tereddütle ısmarladım önce ama aynen bizim kahvenin tadındaydı, nerede istesem güzel yaptılar. Soğuk kahveleri var bir de – frappe. Bana acı geldi ama eşim sevdi.

    İşte böyle bildiğiniz tanıdığınız lezzetlerin çok benzeri veya az biraz değişiği Yunan mutfağını oluşturuyor. Pilavları ve makarnaları, ve hatta tortellinileri de güzeldi, hamur işi krizine girdiğimde hepsini denedim ve çok beğendim.

    Yunan yemekleri

    Yunan yemekleri

    Fiyatlar aşağı yukarı aynı gibiydi sanki tüm restoranlarda…İki kişi yemeğe oturup, masaya patlıcan salatası, kalamar, sarma veya kızarmış peynir gibi birkaç çeşit meze istediğinizde, bir de ana yemek olarak et, balık veya pizza, tortellini türü birşey aldığınızda ve de yanında şarap, bira veya ouzo içtiğinizde hesap genellikle 30 ile 40 Euro arasında geliyordu.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Haydi artık gezimizi anlatmaya başlayayım…

    Sınır sonrası ilk durak

    Burası Alexandroupoli, yani Dedeağaç.

    İşte bu sahildeki meşhur deniz feneri…

    SAM_0724

    Dedeağaç deniz feneri

    Ufak bir yer burası. Küçük bir sahil kasabası gibi adeta. Plajı da var…

    Alexandroupoli (Dedeağaç) sahili

    Alexandroupoli (Dedeağaç) sahili

    Aslında bu şehirde kalmayı düşünecek olursanız ve arabanız varsa merkeze yakın güzel bir 5 yıldızlı otel var, Astir Egnatia Alexandroupolis, hem denize girmek, hem de şehri gezmek açısından güzel bir tercih olabilir… Bir de 3 yıldızlı Bell Air Otelini tavsiye ederim, hem hizmet iyi, hem de plaja yürüme mesafesinde ama merkeze biraz uzak… Merkezi konumda tek yıldızlı bütçe dostu bir otel için ise Mitropolis Hotel tercih edilebilir…

    Şehirdeki 2-3 km lik sahil boyunca restoran ve kafeler var. Yine bu caddeye paralel ara sokaklarda da sevimli restoran ve kafelerde lezzetli yemekler yemek mümkün.  Nisiotiko isimli balık restoranını özellikle tavsiye ederim…

    restoran

    Nisiotiko

    Biz bu şehirde bir kahvaltı yapıp, şöyle biraz etrafa bakınıp, yolumuza devam ettik. Ama bu rotayı bir sonraki sene tekrar yaptığımızda gördük ki bu şehir geceleri canlanıyormuş… Herkes sokaklarda, etraf cıvıl cıvıl.

    O yüzden bizim ilk sefer yaptığımız gibi o kadar da erken kaçmayın bu şehirden derim ben…

    20140717_213859

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_214721

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_214725

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_215031

    Alexandroupoli geceleri

    20140717_220120

    Alexandroupoli geceleri

     

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Keramoti’den feribotla Thassos Adası’na

    Bu rotaya ilk seyahatimizde en merak ettiğimiz yer Thassos yani Taşöz Adasıydı. Dedeağaç’tan ayrıldıktan sonra eramoti’ye gidip oradan 45 dakikada feribot ile adaya geçtik. Thassos Adası anlatmakla bitmez güzelliklerle dolu. Yemyeşil doğası, güzelim koyları ve şirin mi şirin beldeleriyle tam bir tatil cenneti.

    İşte adamızdan birkaç kare…

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Aliki Koyu

    Aliki Koyu

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Limenas

    Thassos Potos

    Thassos Potos

    Thassos Adası’nı burada kısaca bahsedip geçmeye gönlüm razı olmadığı için uzuuuuun uzun yazdım. Bir dolu bilgi ve fotoğraf da ekledim. Thassos Adası tatili yazımıza bakmak için, buraya tık :) 

    Biz şimdi yazımıza Kavala ve Selanik şehirleri ile devam edelim…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Ada sonrası Kavala’da keyifli bir gün…

    Adada muhteşem geçen deniz keyfinden sonra yine Keramoti’ye feribot ile geçip, oradan yaklaşık 20 dakikalık bir araba yolculuğundan sonra Kavala’ya vardık.

    Vaktiyle  Osmanlı Devleti döneminde Balkanlar’ın en önemli merkezlerinden biri olan şehir, halen Osmanlı döneminin izlerini taşıyor. Mimarisi neredeyse tamamen Osmanlıya ait Kavala’nın. 1923’deki Lozan Antlaşması gereğince “Nüfus Mübadelesi” kapsamında Kapadokya’nın Rumları Kavala’ya yerleştirilmiş. Kavala’nın Müslümanları ise Kapadokya dahil Anadolu’nun farklı ilçelerine yerleşmişler. Bu nedenle, her ne kadar Kavala resmen Tekirdağ ile kardeş şehir olsa da, Kavala’nın Anadolu’daki gerçek kardeşi belki de Kapadokya’dır denilebilir.

    Şehre girerken önce eski ve tarihi bölgesi karşılıyor sizi, Su kemerleri bir an bizim Unkapanı’nı anımsattı bana… Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmış bu kemerler.

    Kavala Eski Şehir

    Kavala Eski Şehir

    Kavala Eski Şehir

    Kavala Eski Şehir

    Şehrin içine bu su kemerlerinin altından geçerek giriyorsunuz.

    DSC_5409

    Su Kemerleri

    Eski şehir bölgesine Panagia diyorlar.

    Eski şehir bölgesinin girişine yakın bir yerde Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yaptırdığı Külliye bulunuyor. Burası artık İmaret adında lüks bir otele dönüştürülmüş. Biz eski şehir bölgesine girince arabamızı İmaret Otelin yakınında bir yere park edip, Kavala Kalesine yürüyerek çıktık ve iyi ki de öyle yapmışız. Bu bölgedeki cumbalı eski Osmanlı evleri ve önemli tarihi yapılar gerçekten görmeye değer, yürürken hepsini seyredip fotoğraflarını çekme imkanı bulduk. İmaret Otel’de kalmak pahalı ama çok keyifli olabilir, ya da hiç değilse birşeyler yemek-içmek için gidilebilir…

    DSC_5314

    İmaret Otel

    DSC_5338

    İmaret Otel

    DSC_5342

    Cumbalı eski Osmanlı evleri

    DSC_5355

    Cumbalı eski Osmanlı evleri

    DSC_5360

    Cumbalı eski Osmanlı evleri

    Ortaçağdan kalma Kavala Kalesi ve eski şehir bölgesi epey bir tepede, şehrin merkezinden yukarıda bir konumda. Yani eğer bizim gibi yürüyerek çıkarsanız, biraz yorucu bir yürüyüş ve tırmanma gerektiriyor oraya ulaşmak.

    Geçmişte savunma amaçlı kullanılan Kavala Kalesi, bugün şehre tepeden bakan güzel bir manzara sunuyor. Kaleye çıkarken Mohamet Ali ve Mehmet Ali sokaklarını takip ediyorsunuz.

    DSC_5361

    Kavala Eski Şehir

    DSC_5363

    Kavala Eski Şehir – Kaleye tırmanırken…

    DSC_5364

    Kavala Eski Şehir – Kaleye tırmanırken…

    DSC_5367

    Kalenin içi – Kafeterya

    DSC_5370

    Kalenin içi – Sahne

    DSC_5375

    Kalenin içindeki kafeterya ve bilet alınan yer…

    Şimdi daracık merdivenlerden yapacağımız son çıkıştayız – yani kalenin tepesine tırmanıyoruz artık… Kaleye giriş buradan…

    DSC_5386

    Kavala Kalesi

    DSC_5389

    Zorlu çıkış !!!

    DSC_5380

    Kalenin tepesindeyiz !!! Feci bir rüzgar var ama manzara çok güzel…

    DSC_5382

    Tepede yorgunluk atarken :)

    DSC_5396

    Kavala Kalesi hatırası :)

    DSC_5381

    Kaleden şehir manzarası

    DSC_5392

    Kaleden şehir manzarası

    DSC_5393

    Kalenin tepesinden aşağıdaki sahne bölümüne ve şehirdeki su kemerlerine bakış…

    DSC_5394

    Kaleden şehir manzarası…

    DSC_5395

    Kaleden şehir manzarası

    DSC_5321

    Kaleden şehir manzarası

    Halil Paşa Camii ve medresesi de burada görülecek yerler arasında…  Burası şimdi  kültür merkezi olarak kullanılmak üzere restore ediliyormuş. Caminin alt bölgesindeki kazılarda da arkeolojik değeri olan kalıntılar bulunmuş…

    DSC_5344

    Halil Bey Camii’ndeki kazı…

    DSC_5345

    Halil Bey Camii’

    DSC_5347

    Halil Bey Camii’nin medresesi

    DSC_5351

    Camiinin içi

    DSC_5352

    Camiinin altındaki kazılar…

    Bir diğer görülmesi gereken yapı ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Evi. Osmanlı paşası ve Mısır valisi Mehmet Ali paşanın Kavala’daki evi müze haline getirilmiş, ziyeret edilebiliyor. Önünde heykeli de var.

    DSC_5326

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Evi

    DSC_5331

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Evinin girişi

    DSC_5333

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Evi

    DSC_5328

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa heykeli

    Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın evinin biraz ilerisinde ise bölgenin adını taşıyan Panagia – Meryem Ana Kilisesi var…

    DSC_5325

    Panagia (Virgin Mary) Church

    DSC_5332

    Panagia – Meryem Ana Kilisesi

    Sahile inerken göreceğiniz Agios Nikolaos Kilisesi eskiden İbrahim Paşa Camii imiş. Kanuni’nin damadı olan Sadrazam İbrahim Paşa (Pargalı İbrahim) tarafından yaptırılmış. Daha sonra minaresi kaldırılıp kilise haline getirilmiş.

    Şehrin en popüler buluşma noktası Eleftherias Meydanı. Bu civardaki sokaklarda şık butikler, kafe ve barlar var.

    Kavala’da sahile araba park etmek biraz zor, biz gittiğimizde her yer doluydu, daracık yollardan biraz yokuş çıkıp yukarıdaki halk pazarının otoparkına koyduk arabayı.

    Oradan alışveriş caddelerini geze geze aşağıya sahile indik. Büyük alışveriş caddesinin yanında aralarda ufak ve dar, sadece yayalara açık alışveriş sokakları da var, ben esas onları sevdim. Herbirinde de çok hoş kafeler var.

    Kavala çarşı

    Kavala çarşı

    Kavala çarşı

    Kavala çarşı

    Kavala kafe ve restoranlar

    Kavala kafe ve restoranlar

    Kavala'da şık bir kafe...

    Kavala’da şık bir kafe…

    Sahile inerken parklar, bahçeler var birkaç tane. Yorgunluk atıp, ağaç gölgesinde dinlenmek için ideal…

    Kavala Sahil Bölgesi

    Kavala Sahil Bölgesi

    Şehrin merkezindeki Belediye Binası ve yakınındaki Tütün Müzesi de iki önemli bina. Tütün vaktiyle Kavala’nın kalkınmasını sağlamış en önemli ürün. Şehirdeki tütün endüstrisinin tarihini bilgi, fotoğraflar ve çeşitli ürünler aracılığıyla öğrenmek isterseniz bu müze gezilebilir.

    Kavala merkez - Belediye binası ve Tütün Müzesi

    Kavala merkez – Belediye binası ve Tütün Müzesi

    Kavala merkezde bir meydan

    Kavala merkez

    Kavala tipik bir sahil şehri. Deniz kenarına inince daha da çok sevdim burayı. Bir tarafta gemiler, kayıklar ve sahil boyunca uzanan bir yürüme yolu, etrafta bol bol palmiyeler ve tabii ki öbür tarafında da buralarda keyif yapmak için pek çok kafe ve restoran…

    Kavala Sahili

    Kavala Sahili

    Kavala Yat Limanı

    Kavala Yat Limanı

    Kavala Sahil Bölgesi

    Kavala Sahil Bölgesi

    Sahilde Kavala Kalesini arkamıza alıp klasik Kavala hatırası fotoğrafımızı çektik :)

    Kavala hatırası :)

    Kavala hatırası :)

    Kavala Kalesi’nin sahilden görünüşü…

    Kavala Kalesi

    Kavala Kalesi ve Panagia

    Biz sahilde bu restoranda bir öğle yemeği yedik ve herşey çok lezzetliydi, tavsiye ederim…

    Kavala sahilinde güzel yemekleri olan bir restoran

    Kavala sahilinde güzel yemekleri olan bir restoran

    Kavala şehir içinde plajlar var ama daha güzel bir deniz keyfi için biraz şehir dışına çıkmakta fayda var. Genelde şehrin batısındaki plajlar doğusundakilerden daha güzel. Kalamitsa Plajı, Ammolofus ve Batis en çok beğenilen plajlar.

    Kavala konaklama

    Kavala çok büyük bir şehir değil, dolayısıyla şehir merkezinde konaklama seçeneği de aynı şekilde biraz kısıtlı. Ekonomik konaklama arayanlar için uygun 1, 2 veya 3 yıldızlı oteller biraz daha fazla Kavala’da. Bunun yanısıra 3-4 tane beş yıldızlı lüks otel de mevcut şehir merkezinde. Özellikle deniz tatili için Kavala’yı tercih edecek olursanız, şehir merkezinin 8-10 km kadar dışındaki beldelerde deniz kenarındaki  pansiyon ve az yıldızlı otellerde de konaklayabilirsiniz.

    Şehir içindeki lüks oteller  içinde en öne çıkanı muhtemelen  İmaret isimli otel, Hem tarihi bir eser oluşuyla hem de Osmanlıyı yansıtan tarzıyla bütçe yönünden sıkıntısı olmayan ziyaretçilerin ilk tercihi olabilir. Otel ayrıca güzel bir Kavala ve deniz manzarası da sunuyor.

    imaret

    İmaret Hotel – © Booking.com

    imaret2

    İmaret Hotel – © Booking.com

    Yine tepedeki güzel konumuyla bir başka lüks otel de Egnatia Hotel & Spa. Otel bünyesinde bir de Spa bulunmakta. Deniz tatili için gelenler lüks bir otel isterlerse plaja yakın konumu ve konforu ile  Lucy Hotel‘i tercih edebilirler. Camping sevenler için de Kavala’ya 4 km mesafede Batis plajında, içinde güzel restoranlardan, spor tesislerine kadar pek çok imkan sunan deniz kenarında konaklama imkanı da mevcut: Batis Beach Camping.

    Unutmayın: Kavala’nın kurabiyesi meşhur, çok da lezzetli… Bence almadan dönmeyin! Ayrıca yöreye özgü tatlardan biri de sakız reçeli, severseniz hem kendinize hem de sevdiklerinize alabilirsiniz…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Selanik… “Bir ulusun geleceğinin doğduğu yer”

    Selanik Yunanistan’ın ikinci büyük şehri ve Makedonya bölgesinin merkezi. Burası bizim İzmir’imize çok benzeyen bir şehir. Eğlencesi bol ve keyifli bir şehir olmasından dolayı aslında Yunanistan’ın İstanbul’u da deniyor Selanik’e…  Zaten o da 7 tepe üzerine kurulmuş :)

    Vaktiyle Romalıların, Bizanslıların, Osmanlıların hükmü altında olan Selanik bugün Yunanistan için Avrupa ve Asya arasında önemli bir ticaret merkezi. M. Ö. 315 yılında Makedonya kralı Cassender’ın kurduğu şehre Büyük İskender’in kardeşinin ismi olan Thessaloniki adı verilmiş. Halen Romalılar döneminden kalma antik kent kalıntılarını görebileceğiniz şehir en görkemli dönemini Osmanlılar zamanında yaşıyor. Selanik hem ilim açısından hem de ticaret ve sanayi merkezi olarak öenemli bir konumdaymış Osmanlılar zamanında.

    Selanik tarih boyunca farklı milletlerden farklı insanları barındırmış, Türklerin, Yahudilerin, Yunanların, Bulgarların ve diğer Balkan halklarının yaşadığı ve izlerini bıraktığı bir yer.

    Selanik ayrıca yürek burkan binlerce mübadele mağdurunun da şehri…

    Bizim için en büyük önemlerinden biri de Jön Türk hareketinin başladığı şehir oluşu. Osmanlı Devleti yıkılana kadar da bu hareketin en önemli merkezi olmuş. Türklerin büyük önderi Atatürk’ün doğum yeri olan Selanik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli rol oynamış sivil ve askeri pek çok kişinin de ya doğum yeri ya da görev yaptıkları yerdir ayrıca.

    Ünlü şairimiz Nazım Hikmet gibi pek çok edebiyatçımızın, sanatçımızın ve bilim insanımızın doğum yeri de Selanik şehridir. Mübadelede en önemli sevk limanlarından biri olan Selanik, tüm mübadiller için de çok önemli bir şehirdir.

    1997’de Avrupa kültür başkenti seçilmiş – 2014 itibariyle de Avrupa Gençlik Başkenti ilan edilmiş Selanik.

    Selanik çok turistik bir şehir olmamasına rağmen mutfağı, tavernaları, eğlencesi, kafeleri ve barlarıyla yine de fazlasıyla turistin ilgisini çeken bir şehir.

    İşte biz de Kavala’dan ayrıldıktan sonra yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk sonrası Selanik’e vardık. içimizdeki heyecan ilk başta biraz hayal kırıklığına dönüştü, çünkü çok fazla sıradan, hatta kasvetli göründü şehir önce.

    Misal aşağıdaki resimler…

    Selanik'e girerken...

    Selanik’e girerken…

    Selanik'e girerken...

    Selanik’e girerken…

    Ama sonra dedim ki kendi kendime, dur hele, farzet ki varoşlarından İstanbul’a giriyorsun, o görüntüler çok mu hoş – belki burası da öyledir. Ve hakikaten içine girdikçe ve sahile yaklaştıkça güzelleşti Selanik. Hem ne olursa olsun, Avrupa’nın en güzel ülkelerinden birinde olmasak da, komşudaydık, arabamızla geziyorduk ve bu da ayrı bir keyifti.

    DSC_3958

    Selanik sahil…

    Selanik’de gezip görülecek yerler…

    Selanik’de gezip görülebilecek yerlerin başında elbette ANO POLİ  yani Yukarı Selanik bölgesinde, Apostolu Pavlu caddesi üzerindeki Atatürk’ün evi geliyor. Bu ev sadece Türklerin değil yabancı turistlerin de ziyaret ettiği bir yer.

    Atatürk’ün doğduğu ev

    Selanik’e kadar uzanmamızdaki en büyük sebep canım Atatürk’ümün doğduğu evi ziyaret etmekti biraz da. O yüzden biz ilk heves hemen oraya koştuk. Ama maalesef  2010 yılında alınan kararla 2011 yılında başlatılan restorasyon çalışmaları Temmuz 2013’de henüz bitemediği için evin sadece dışını görmek ve bahçesini gezmekle yetinmek zorunda kaldık, içini gezmemize izin yoktu. Nasıl üzüldük anlatamam…

    Görevli bir bayan geldi yanımıza ve bize bazı bilgiler aktardı sonra. 1867’de yapılmış ev, 1878’de Zübeyde hanım Ali Rıza Bey ile evlenip burada yaşamaya başlamış. Atatürk bu evde doğmuş ve babası ölene kadar burada yaşamışlar. Sonra bu evden bir süre ayrılmışlar ama 1907-1911 yılları arasında Selanik’e tayini çıkınca tekrar buraya gelmiş Atatürk ve 1912’de Selanik Yunanistan’a geçince tekrar burayı terketmek zorunda kalmış.

    Atatürk'ün doğduğu ev - Selanik

    Atatürk’ün doğduğu ev – Selanik

    Arabamızı hemen evin karşısına park ettik. Oradaki hediyelik eşya satan dükkana mutlaka uğrayın, burada çeşit çeşit hediyelik eşyalar ve özellikle Atatürk evinin küçük replikaları da satılmakta. Ben kendime bir tane aldım…

    DSC_4227

    Arabamız evin hemen karşısında :)

    DSC_4225

    Apostolu Pavlou caddesindeki hediyelik eşya dükkanı

    DSC_4229

    Atatürk ile ilgili magnetler…

    DSC_4230

    Atatürk ile ilgili magnetler, fotoğraflar…

    Bu da oradan kendime aldığım Atatürk Evi replikası…

    20141013_155002_Dumlupınar Sk

    Atatürk Evi replikası

    Kapıda ziyaret saatlerini gösteren bir tabela var…

    DSC_4224

    Kapıdaki pano

    Bu da evin içerideki bahçeden görünüşü…

    Atatürk'ün doğduğu ev - Selanik

    Atatürk’ün doğduğu ev – İç bahçeden görünüş

    Bu ağacı babası dikmiş Atatürk’ün ve yanındaki bilgi panosunda “Atatürk çocukken bu ağacın altında oynardı” diye yazıyor …

    Atatürk'ün doğduğu ev - Selanik

    Atatürk’ün doğduğu ev – Selanik

    DSC_4162

    Ağacın yanındaki bilgi

    1933’de bu gördüğünüz levha asılmış kapıya…

    Atatürk'ün doğduğu evin kapısındaki yazı

    Atatürk’ün doğduğu evin kapısındaki yazı

    Atatürk'ün doğduğu evin kapısındaki yazı

    Atatürk’ün doğduğu evin kapısındaki yazı

    1937’de Yunan hükümeti orada yaşamakta olan Rum aileden evi satın alıp Atatürk’e hediye etmiş ve 1953’den beri de burası müze olarak gezilebiliyor  – her ne kadar bize kısmet olmasa da :(

    Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğu da bu bahçede, Atatürk’ün evinin yanında…

    Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğu - Selanik

    Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğu – Selanik

    İşte böyle, biz bu kadarını görebildik, göremediklerimize hayıflandık. Ama olsun, yine de hayal kurdum ben o bahçede, küçücük bir çocuğun o eve giriş çıkışını, bahçede oynayışını, sonra mavi gözlü devin tayini çıktığında tekrar gelip o kapılardan girip çıktığını, bu evde yapılan Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin toplantılarını gözümde canlandırdım…

    Olur da gitmek isterseniz, Atatürk’ün evi Apostolu Pavlu caddesi üzerinde, 17 numara… Hatta gidip içini gezerseniz bize de anlatın, ne olur… Birkaç fotoğraf gönderirseniz, o da şahane olur…

    (10. 12. 2013 tarihli ekleme)

    Sevgili okurumuz Yasemin Aydın yukarıdaki çağrımız üzerine bu yazıya eklememiz için evin 2009 yılındaki halini göndermiş. Kendisine çok teşekkür ederek bize hediye ettiği fotoğrafları buraya ekledik.

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Atatürk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Ataturk Evi

    Eğer 2013 tadilatından sonraki halini görür fotoğraflarsanız, siz de o halini gönderin, onu da ekleyelim, olur mu?

    (13. 10. 2014 tarihli ekleme)

    Ve işte 2014 yazında Halkidiki deniz tatilimiz öncesinde yine Selanik aşkımız tuttu ve biraz hasret gidermek için yine bir gece olsun kalalım dedik bu şehirde. Böylece hem Selanik şehrine özlemimizi giderdik hem de Atatürk Evi’nin yeni halini nihayet görebildik.

    İşte yeni hali… Tekrar bahçedeyiz…

    DSC_4221

    Atatürk Evinin bahçesi…

    Artık kapı açık – girebiliyoruz :)

    DSC_4165

    Evin girişi

    Girişte evin odalarını temsil eden bir maket var…

    DSC_4187

    Evin maket hali

    DSC_4188

    Atatürk Evi’nin girişi

    Odalarda çeşitli bilgileri aktaran panolar ve sürekli gösterilmekte olan belgesel filmler var…

    DSC_4170

    Atatürk’ün evindeki bilgi veren panolar

    Ziyaret edilen her oda Atatürk’ün hayatından bir başka kesiti anlatmakta.

    DSC_4217

    Atatürk’ün evindeki bilgi veren panolar

    DSC_4215

    Atatürk’ün evindeki bilgi veren panolar

    DSC_4202

    Atatürk’ün evinde gösterilen belgeseller…

    DSC_4180

    Atatürk’ün evindeki bilgi veren panolar ve resimlerle kaplanmış pencereler…

    DSC_4174

    Atatürk’ün evindeki bilgi veren panolar

    DSC_4212

    Atatürk’ün fotoğrafları…

    Alt katta çocuklar için hazırlanmış özel videolar var…

    DSC_4214

    Çocuklar için hazırlanmış özel videolar

    DSC_4211

    Çocuklar için hazırlanmış özel videolar

    Ankara Odası’nda bulunan Atatürk’ü koltuğa oturmuş şekilde canlandıran silikondan yapılmış heykel  ile pek çok ziyaretçi hatıra fotoğrafı çektiriyor. E biz de çektirdik elbet :)

    DSC_4192

    Atatürk’ün evindeki heykel

    DSC_4193

    Atatürk’ün evindeki heykel

    DSC_4209

    Atatürk’ün evindeki heykel ile hatıra fotoğrafımız…

    Burası da Atatürk’ün doğduğu oda…

    DSC_4201

    Atatürk’ün doğduğu oda

    Maalesef üç yıllık restorasyon çalışması sonrası yeniden ziyarete açılan Selanik’teki Atatürk evinde artık  ‘Anı defteri’’ yok, ben en çok ona üzüldüm – bir de bütün bu güzel çalışmaya, belgesellere, ışıklı panolara rağmen Atatürk’ün eşyaları olmadığı için evin artık bir ruhunun olmayışına :(

    *2015 Ocak tarihli ilave not: Okuyucularımızdan gelen bilgiye göre artık Atatürk’e ait bazı özel eşyalar da evde sergileniyormuş, bunu öğrendiğime çok sevindim, eve biraz daha sıcaklık katmıştır bu durum diye tahmin ediyorum. Biz son halini görmek için tekrar gitmeden, siz gidip görürseniz, bize fotoğraf yollar mısınız?

    Aşağıdakiler de Atatürk Evi’ni bu yaz gezip, buradaki çağrımız üzerine çektiği fotoğrafları bize de yollama inceliğinde bulunan sevgili okuyucumuz Mehmet Uzuner‘in gözünden Atatürk Evi…

    Atatürk Evi Apostolou Pavlou caddesi üzerinde 17 numara

    DSC_0778

    Atatürk Evinin dış görünüşü…

    DSC_0781

    Atatürk Evinin dış görünüşü

    DSC_0753

    Evin öyküsü

    DSC_0759

    Girişte ev maketi ve solda Atatürk odasındaki heykel görülmekte…

    DSC_0765

    Atatürk heykeli

    DSC_0767

    Ankara bilgi panosu

    DSC_0770

    Atatürk ve çocuklar…

    DSC_0763

    Atatürk ve dünya liderleri

    DSC_0771

    Atatürk Evinde bir başka salon…

    DSC_0756

    Mutfak

    DSC_0760

    Tuvalet…

    Fotoğraf gönderen her iki okuyucumuza da tekrar çok teşekkür ediyoruz… Sizce hangi hali daha güzel evin, eski mi yeni restore edilmiş hali mi??

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Yukarı Selanik 

    Atatürk’ün evinden ayrıldıktan sonra, Yukarı Selanik denilen bölgeye çıktık biz önce. Selanik’in yukarısında eski, tarihi bölge var, aşağıda sahilde ise daha yeni ve modern bölge, alışveriş caddeleri, meydanlar ve sahil boyunca sayısız kafe, restoran var … Yukarıya çıktıkca Roma, Bizans ve Osmanlı döneminin etkilerini ve o zamanlardan bugüne kalanları görmeye başlıyorsunuz.

    Bizans duvarları, Bizans dönemine ait Yedikule Zindanları, Selanik Kalesi ve eski şehri saran surlar Yukarı Selanik bölgesinde görülmesi gereken yerler. Burada ayrıca 2-3 katlı cumbalı evler de sevimli görünüşleriyle hemen dikkat çekiyor. Kaleden Aşağı Selanik manzarası da ayrıca muhteşem. Termaikos Körfezi ve tüm kent ayaklarınızın altında.

    Yukarı Selanik

    Yukarı Selanik

    Yukarı Selanik - Eski Şehir

    Yukarı Selanik – Eski Şehir

    Yürürken bu eski evlerin arasından şöyle bir kafamızı uzatınca, Selanik’e ne kadar tepeden baktığımızın farkına varıyoruz.

    Yukarı Selanik - Eski Şehir

    Yukarı Selanik – Eski Şehir

    Selanik Kalesi’nden şehre kuşbakışı bakmak mümkün. Burada seyirli restoran ve kafeler de var, hediyelik eşya satan dükkanlar da.

    Selanik Kalesi

    Selanik Kalesi

    Selanik Kalesi'nden manzara

    Selanik Kalesi’nden manzara

    Selanik Kalesi ve hediyelik eşya dükkanları

    Selanik Kalesi ve hediyelik eşya dükkanları

    Selanik eski şehir bölgesindeki hediyelik eşya dükkanları

    Selanik eski şehir bölgesindeki hediyelik eşya dükkanları

    Bu cumbalı evlere bayıldık, ne şirinler değil mi?

    Selanik eski şehir bölgesindeki evler

    Selanik eski şehir bölgesindeki evler

    Surlardan içeri doğru girince küçük bir meydan var ve de küçük bir çarşı…

    Selanik eski şehir bölgesindeki sur kapısı

    Selanik eski şehir bölgesindeki sur kapısı

    Selanik eski şehir çarşısı

    Selanik eski şehir çarşısı

    Burada fotoğraf çekerken birisi bizimle sohbete başladı. Türk olduğumuzu anlamış, nerelisiniz filan diye sordu bize, İstanbul dedik. “Ben Bakırköy’de doğdum, Haznedar’da arkadaşlar var benim” demez mi? Sevgili Stefan 5 dakikada kalbimizi kazandı. İlle oturun size birşeyler ikram edeyim dedi ve hem sohbete devam edip, hem de o güzel köftelerinden yedik. Beni anlatın eşe dosta dedi, olur dedik, çünkü hem lezzetli, hem hesaplıydı yemeğimiz. O gün bize yaşattığı o dostane sohbet ortamını hep hatırlayacağız, oralara yolunuz düşerse Stefan’a uğrayın, bizden selam söyleyin – kendisi süper Türkçe konuşuyor.

    Selanik eski şehir çarşısı Stefan'ın Yeri

    Selanik eski şehir çarşısı Stefan’ın Yeri

    Selanik eski şehir çarşısı Stefan'ın Yeri

    Selanik eski şehir çarşısı Stefan’ın Yeri

    Surların olduğu bölgedeki şirin restoranlardan birkaç tane daha paylaşayım…

    Selanik eski şehir bölgesi

    Selanik eski şehir bölgesi

    Selanik eski şehir bölgesindeki restoranlar

    Selanik eski şehir bölgesindeki restoranlar

    Selanik eski şehir bölgesindeki restoranlar

    Selanik eski şehir bölgesindeki restoranlar

    Yemekten sonra Stefan’ın tavsiyesi üzerine Bizans dönemine ait Yedikule Zindanlarına çıktık sonra. 390 yılında I. Theodosius tarafından yapılmış bu zindanlar. İçim bir fena oldu… İşte oradan birkaç kare.

    Bizans dönemine ait Yedikule Zindanları

    Bizans dönemine ait Yedikule Zindanları

     Yedikule Zindanları - Selanik

    Yedikule Zindanları – Selanik

     Yedikule Zindanları - Selanik

    Yedikule Zindanları – Selanik

     Yedikule Zindanları - Selanik

    Yedikule Zindanları – Selanik

     Yedikule Zindanları - Selanik

    Yedikule Zindanları – Selanik

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Kiliseler ve antik kalıntılar…

    Kentin koruyucu Azizi Agios Dimitrios’un kilisesi  Selanik’te görülecek yerler arasında unutulmaması gerekenlerden.

    DSC_4245

    Agios Dimitrios Kilisesi

    DSC_4246

    Agios Dimitrios Kilisesi

    DSC_4248

    Agios Dimitrios Kilisesi

    DSC_4249

    Agios Dimitrios Kilisesi

    DSC_4251

    Agios Dimitrios Kilisesi

    DSC_4252

    Agios Dimitrios Kilisesi

    Bir de Aya Sofya ve Ermou sokaklarının kesiştiği noktada bizimkine benzeyen ama daha küçük olan Ayasofya’yı görebilirsiniz. 

    DSC_4052

    Ayasofya

    DSC_4054

    Ayasofya

    DSC_4056

    Ayasofya

    Uzun bir tarihe sahip Selanik şehrinde Roma kalıntılarına da rastlayabilirsiniz. Galerius Sarayı, Nymphaion Binası ve Büyük İskender’in babası Philip’in de mezarını barındıran Vergina Antik Kenti’nin yanı sıra çeşitli hamamlar, pazar yerleri ve tiyatro kalıntıları da şehrin pek çok yerinde karşınıza çıkacak.

    Kamara bölgesine çıkan yol üzerinde solda antik kalıntılara rastlıyorsunuz. Sağda rengarenk dükkanlar var. Özellikle kitapçılar harika…

    DSC_4027

    Kamara bölgesine çıkan yol… Solda antik kalıntılara rastlıyorsunuz. Sağda rengarenk dükkanlar var…

    DSC_4029

    Antik kalıntılar

    DSC_4030

    Antik kalıntılar

    DSC_4031

    Antik kalıntılar – Galerius Sarayı

    Bir tarafta cıvıl cıvıl renkli renkli dükkanlar diğer tarafta antik kalıntılar enteresan bir görüntü oluşturuyor…

    DSC_4033

    Antik kalıntılar

    DSC_4034

    Antik kalıntıların arka planında görünen rengarenk dükkanlar…

    DSC_4035

    Şehrin orta yerinde korunmuş antik kalıntılar…

    DSC_4036

    Ben bu bölgeyi çok sucak ve sevimli buldum…

    DSC_4041

    Okuyabileceğimi bilsem buradan mutlaka bir kitap alırdım…

    Bu antik kalıntılar ise pazar yeri…

    DSC_4240

    Antik pazar yeri…

    DSC_4241

    Antik pazar yeri…

    Selanik’in en çok bilinen buluşma noktası olan Kamara ve Galerius Zafer Takı Dimitriou Gounari ve Egnatia yollarının kesiştiği noktada. Buranın yakınında yer alan Rotonda Camisi Roma İmparatoru Galerius’un anıt mezarı olarak  inşa edilmeye başlanmış, sonra kiliseye, sonra camiye sonra tekrar kiliseye döndürülmüş. Yuvarlak bir şekli var.

    DSC_4232

    Kamara – Galerius Zafer Takı

    DSC_4234

    Rotonda Camii – Kamara

    DSC_4044

    Kamara – Galerius Zafer Takı

    DSC_4046

    Kamara – Galerius Zafer Takı

    DSC_4045

    Rotonda Camii – Kamara

    Burada bir de kilise var…

    DSC_4051

    Kamara Meydanındaki kilise

    Bunlar dışında Bey Hamam, Bedesten, Alaca Minare ve Hamza Bey Camii de Osmanlı eserleri arasında ziyaret edilebilecek yerlerden… Selanikde yapılan son cami Yeni Cami, namı diğer Dönme Camii de görülebilir.

    Şehrin doğusunda eskiden Yahudi mezarlığı varmış, bugün ise Aristotelaus Üniversitesi var. Karşısında ise  Arkeoloji Müzesi ve yanında da fuar alanı… 

    Şehrin en önemli müzesi  Bizans Kültür Müzesi Stratou da burada, Üç Eylül ve Manoli Andronikou caddelerinin kesiştiği yerde. Müzeler 14:30 gibi kapanıyor, aklınızda olsun.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Ve evet artık, şehrin canlı ve modern kısmına inmenin, İzmir kordon boyunu andıran sahilini gezmenin vakti gelmiştir diyerek yola koyulduk.

    Aşağı Selanik ve Sahil Bölgesi

    Meşhur Egnatia Caddesi Romalılar tarafından inşaa edilmiş. Bu cadde boyunca yürürken çeşitli tarihi binalar çıkacak sık sık karşınıza. Tsimiski alışveriş için en ideal cadde, aynı bizim Bağdat Caddesi gibi ortadan trafik akıyor, caddenin iki tarafı da güzel mağazalar ile dolu.  Tsimiski Caddesi ile Egnatia arasına sıkışan bölümde aynı bizim Tahtakale, Mısır çarşısı benzeri bir yer var, adı Demir Çarşı. Ayrıca alışveriş yapmak isteyenler Modiano Pazarına gidebilirler. Modiano Pazarında taze yiyeecekler ile el yapımı hediyelik eşyalar da satılmaktadır.

    Eleftherous Venizelov ise Tsimiski’yi kesen çok şık bir başka cadde, görmeye değer yani… Egnatia’nın paralelindeki caddelerde ve sahile doğru inen ara sokaklarda da çok güzel alışveriş imkanları var.

    Aristotelous ve Navarinou Meydanları oldukça canlı ve keyifli bölgeler…

    Sahile yaklaştıkça kafe ve restoran sayısında büyük bir artış başlıyor. Sokaklara, kaldırımlara atılmış masa ve sandalyelerin, buralarda içkilerini veya kahvelerini yudumlayan insanların haddi hesabı yok. Cıvıl cıvıl bir ortam.

    Aşağı Selanik Bölgesi

    Aşağı Selanik Bölgesi alışveriş caddesi

    Aşağı Selanik Bölgesi

    Aşağı Selanik Bölgesi alışveriş caddesi

    DSC_4011

    Aşağı Selanik Bölgesi alışveriş caddesi

    DSC_4013

    Aşağı Selanik Bölgesi alışveriş caddesi

    DSC_4014

    Aşağı Selanik Bölgesi alışveriş caddesi

    DSC_4019

    Akşama doğru şehrin bar ve restoranları şenlenmeye başlıyor…

    Aşağı Selanik Bölgesi

    Aşağı Selanik Bölgesinde bir pasaj

    Aristotelous Meydanı 

    Sahil caddesi Nikis Avenue’ya inerken büyük bir meydana geleceksiniz: Aristotelous Meydanı. Burası kafe ve restoranlarla çevrili şehrin en büyük meydanı ve eylemlerin de eğlencenin ve kültürel etkinliklerin de merkezi – yani bizim Taksim meydanımız gibi. Burası akşam iyice canlanıyor.

    Selanik Aristotelous Meydanı

    Selanik Aristotelous Meydanı

    Selanik Aristotelous Meydanı

    Selanik Aristotelous Meydanı

    Bu meydan hem çok şık alışveriş caddelerine açılıyor hem de sahile…

    Selanik Aristotelous Meydanı

    Selanik Aristotelous Meydanı

    Selanik Aristotelous Meydanı'nda bir kafe

    Selanik Aristotelous Meydanı’nda bir kafe

    Selanik Aristotelous Meydanı'nda bir kafe

    Selanik Aristotelous Meydanı’nda bir kafe

    Sahil yoluna indiğinizde kafe ve restoran seçenekleri iyice artıyor, ortam iyice şenleniyor.

    Selanik sahilde Nikis Avenue üzerinde bir kafe...

    Selanik sahilde Nikis Avenue üzerinde bir kafe…

    Selanik sahilde Nikis Avenue üzerinde bir kafe...

    Selanik sahilde Nikis Avenue üzerinde bir kafe…

    Selanik sahilde Nikis Avenue üzerindeki kafelerden biri...

    Selanik sahilde Nikis Avenue üzerindeki kafelerden biri…

     

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Beyaz Kule

    Selanik’in simgesi haline gelimiş olan Beyaz Kule şehrin en güzel yapısı bence. Kanuni yaptırmış.  Kale, garnizon ve hapishane olarak kullanılmış. Selanik  Yunanlıların eline geçince bir vaftiz töreni ile geçmişin izleri silinmesi için beyaza boyanmış ama sonra eski rengine dönmüş. Adını buradan almakta. Sahildeki denize hakim konumuyla gösterişli bir yapı.

    Selanik sahil bölgesi ve Beyaz Kule...

    Selanik sahil bölgesi ve Beyaz Kule…

    Selanik Beyaz Kule

    Selanik Beyaz Kule

    Selanik Sahili ve Beyaz Kule

    Selanik Sahili ve Beyaz Kule

    Burada bir hatıra fotoğrafı çektirmeden olmazdı, biz de yaptık…

    Selanik Hatırası Fotoğrafımız :)

    Selanik Hatırası Fotoğrafımız :)

    Kulenin orada faytonlar ve küçük sevimli turist trenleri var şehri gezdiren – bir de nefis tekneler… Sahil boyunca şarkılar çalarak turluyorlar. Hele gece geç saatlerde bu gemiler birer tavernaya dönüşüyor, masalarda dans edenler filan, çok hoşumuza gitti …

    Selanik Sahili

    Selanik Sahili

    Turist treni tiyatro binasının karşısından kalkıyor – hemen kulenin dibinden.

    Selanik turist treni

    Selanik turist treni

    Tekne ve faytonları da kuleden aşağı sahile iner inmez göreceksiniz.

    Selanik tekne gezileri

    Selanik tekne gezileri

    Selanik gece vakti...

    Selanik gece vakti…

    DSC_4083

    Müzikli danslı tekne gezileri

    Buradan sahil boyunca yürürseniz hakikaten İzmir’in kordon boyu gibi bir havası var.

    Selanik Sahili... Nikis Avenue

    Selanik Sahili… Nikis Avenue

    Selanik Sahili... Nikis Avenue

    Selanik Sahili… Nikis Avenue

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Büyük İskender Anıtı

    Beyaz Kule’yi geçtikten sonra ileride güzel bir park var, Burada Büyük İskender heykelini görebilirsiniz.

    DSC_3965

    Büyük İskender Anıtı

    DSC_3969

    Büyük İskender Anıtı

    DSC_3981

    Büyük İskender Anıtı ve fıskiyeler…

    DSC_3982

    Büyük İskender Anıtının olduğu park

    Zangolopoulos Şemsiyeleri

    Büyük İskender Anıtının biraz ötesinde Zangolopoulos Şemsiyeleri’ni göreceksiniz. 1997 yılında, Selanik Avrupa Kültür Başkenti seçildiğinde Georgios Zongolopoulos tarafından yapılmış bu şemsiyeler sahilde harika bir görüntü oluşturuyor. Gündüz ayrı gece ayrı güzel duruyorlar…

    DSC_3929

    Zangolopoulos Şemsiyeleri

    DSC_3932

    Zangolopoulos Şemsiyeleri

    Bu kadar güzel bir ortamı bulunca bol bol fotoğraf çektik haliyle :)

    DSC_3940

    Zangolopoulos Şemsiyeleri – Arka fonda beyaz Kule görünüyor…

    DSC_3947

    Zangolopoulos Şemsiyeleri

    DSC_4122

    Zangolopoulos Şemsiyeleri i

    DSC_3985

    Zangolopoulos Şemsiyeleri – Solda arkada Makedonia Palace Oteli

    DSC_4008

    Zangolopoulos Şemsiyeleri ile hatıra fotoğrafımız…

    DSC_4093

    Zangolopoulos Şemsiyeleri

    DSC_4098

    Zangolopoulos Şemsiyeleri

     

    Bu bölgede Büyük İskender heykelinin olduğu parkın ve şemsiyelerin karşı hizasında bir de açık sinema var.

    DSC_4003

    Bu şemsiyelerin arka tarafında görülen yeşillik bölgede açık sinema var – Sol arkada OTE TV Kulesi görülmekte…

    DSC_4010

    Açık – yazlık sinema

    OTE TV Kulesi

    OTE TV kulesindeki kafeteryanın zemini bir saatte bir tam tur atacak şekilde döndüğünden, bir saat içerisinde tüm şehri seyrederek burada frappenizi yudumlayabilirsiniz.

    DSC_3978

    Tiyatro Binası ve arkasında OTE TV Kulesi

    DSC_3980

    OTE TV Kulesi

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Yeme-içme-eğlence

    Eski şehir bölgesinde kalenin surlarından içeriye girince pek çok restoran seçeneğine rastlayacaksınız. İşkembe seviyorsanız Agios Dimitrios kilisesinin hemen aşağısındaki  Paçaciko Estiatorio’ya uğramanızı tavsiye ederim, işkembesi gerçekten nefis. Agora Ouzeri bir başka tavsiye edilebilecek restoran. Seven Seas harika bir balık lokantası. Aristotelous Meydanı civarındaki Aristotelous Ouzerie restoranının yemekleri lezzetiyle çok meşhur.

    Sahil boyunca çok sayıda restoran ve kafe-bar var. Güzel manzaralar eşliğinde lezzetli yemekler sunan bu restoranlarda oturup birşeyler yemek-içmek ayrı bir keyif elbette, bence mutlaka yapın…

    DSC_3970

    Beyaz Kule manzaralı yemek keyfi…

    DSC_3977

    Beyaz Kule ve deniz manzaralı yemek keyfi…

    Selanik tavernaları ve gece klüpleri

    Selanik bir keyif şehri, hatta gece hayatının en keyifli olduğu şehirlerden biri olarak biliniyor. Bir tarafta tavernalar, diğer tarafta barlar ve gece klüpleri değişik eğlence alternatifleri sunuyor. Caddelerde sürekli bir kalabalık, canlılık hakim.

    Lonely Planet tarafından dünyanın en iyi 5 parti kentlerinden biri olarak seçilen Selanik’in festivaller, organizasyonlar ile süslü bir takvimi ve Yunanistan’ın kendine has havasını da barındıran gerçekten de çok renkli bir gece hayatı var.

    En popüler gece klübü Vogue . Sabahlara kadar dans etmek isteyenler için ideal. Blusky disco, boutique Club,  W nightclub gibi sayısız seçenek mevcut. Barlar Valaoritou, Ladadika ve sahil bölgesinde yoğunlaşmış. Canlı müzik yapan barlar da var. Sahildeki Markiz adlı bara gidebilir ya da Kalamaria bölgesinde Shark Club’e uğrayabilirsiniz.

    Hyatt Regency Casino and Hotel’in casinosu da gece eğlencesi için bir başka alternatif.

    Bana soracak olursanız, bir akşam mutlaka Ladadika tavernalar bölgesine gidilmeli bence. Burada güzel müzikler eşliğinde nefis Yunan yemekleri yemeniz mümkün.

    DSC_4057

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4058

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4062

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4064

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4067

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4068

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4071

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4072

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4074

    Ladadika tavernalar bölgesi

    Biz burada yemek yedik, herşey çok ama çok lezzetliydi, ortam da çok renkli ve keyifliydi…

    DSC_4076

    Ladadika tavernalar bölgesi

    DSC_4079

    Ladadika tavernalar bölgesi

    Aristotelous caddesi boyunca yukarıya doğru ağaçlar ve güzel binaları seyrede seyrede ve belki de dükkanlara baka baka yürürseniz ileride sağda şehrin çok güzel bir başka tavernalar bölgesine geleceksiniz yani Mpalanau denilen bölgeye. Aynı bizim Nevizade veya Kumkapı havasında birkaç sokak üzerine kurulmuş harika Yunan şarkıları eşliğinde nefis yemekler yiyebileceğiniz tavernalar var burada.

     Aristotelous Caddesinin yukarı kısmı...

    Aristotelous Caddesinin yukarı kısmı…

     Aristotelous Caddesinin yukarı kısmı...

    Aristotelous Caddesinin yukarı kısmı…

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi - Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi – Selanik

    SelanikMpalanau Tavernalar Bölgesi - Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi – Selanik

    Biz en çok burada eğlendik. Leziz yemekler yedik, Yunan müziği dinledik…

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi - Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi – Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi - Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi – Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi - Selanik

    Mpalanau Tavernalar Bölgesi – Selanik

    Mpalanau'da Uzo keyfi :)

    Mpalanau’da Uzo keyfi :)

    Derken sonra birden koptum ben… Niye derseniz, yanımızdaki tavernada bizim halay havası çalmaya başladı. Zaten ezgilerimiz benziyor, ona alışığım da, tam bizim halay havası çalınca “O da ne” dedim. Daha müziğe şaşırmam geçmemişken ön masadaki yaklaşık 20 kişilik grup kalkıp halay çekmeye başlamaz mı! Bildiğiniz aynı şekilde kollardan sarılmaca, 3 sağa bir sola ayak atmaca…

    Mpalanau Eğlenceleri - Halayımsı sirtaki :)

    Mpalanau Eğlenceleri – Halayımsı sirtaki :)

    Yanımızda da ayakta duran bir turist grubu vardı. Baktılar biz kalkıp fotoğraf çekiyor, videoya filan alıyoruz, bize bu dans nedir diye sordular, biz de dedik ki “Biz Yunan değiliz, Türküz, ama biz de bu dansın aynısını yapıyoruz ve halay diyoruz adına”. Sonra garsona sorduk hep beraber bu dans nedir diye, “Sirtaki” demez mi – sirtakinin halay versiyonu olduğu kesindi :) Turistlerden biri, sanırım adı Daniela idi, bana öğretir misin bu dansı dedi ve başladık kız ile ben halay çekmeye. Çabuk da öğrendi İngiliz kız, ve çok hoşlandı bizim halaydan, gerçekten çok tatlıydı. Bu arada eşim de Malezya’lı gence Türk-Yunan ilişkileri konusunda tarih dersi vermeye başladı. Bunlar da o turistlerle bu güzel geceden bize harika bir anı olarak kalacak fotoğraflarımız…

    Mpalanau'da tanıştığımız gençler - Selanik

    Mpalanau’da tanıştığımız gençler – Selanik

    Mpalanau'da tanıştığımız gençler - Selanik

    Mpalanau’da tanıştığımız gençler – Selanik

    Bu arada bizim “halay şaşkınlığı” geçmemişken üzerine ikinci bir şok daha gelmez mi! Halay havası bitince grubun çoğu yerine oturdu ama erkeklerden bir kısmı ayakta kaldı. Sonra bildiğiniz bizim Karadeniz havası çalmaya başlayıp, adamlar da horon tepmeye başlamaz mı! Aynı omuz titretmeler, eller havaya filan, bütün figürler tamamen aynı… Hepten şaşkınlıklar içinde, muhakkak ki yüzümüzde aptal bir gülümseme ile seyrettik olan biteni :)

    Mpalanau Eğlenceleri - Horon tepmece :)

    Mpalanau Eğlenceleri – Horon tepmece :)

    Mpalanau Eğlenceleri - Horon tepmece :)

    Mpalanau Eğlenceleri – Horon tepmece :)

    Çok acayip bir geceydi – ama olumlu ve güzel anlamda. O gece o tavernadan ayrılırken Selanik’i artık çok sevdiğimi düşündüm. Boşuna dememişler nereye gittiğin veya nerede olduğundan çok, ne yaptığın, neler yaşadığın ve ne hissettiğin önemlidir diye, işte ben o gece yaşadıklarımızdan sonra sevdim oraları…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

  • Gonca Cilli

    Merhaba. Selanik için gündüz gezerken kullanabileceğimiz otopark öneriniz var mı?

  • Oslem

    Merhaba Dilek hanım. Paylaşımlarınız için teşekkürler. İnanın çok faydalı bilgiler. Biz de Temmuz ayında arabayla Yunanistan’a gitmeyi planlıyoruz. Uluslarası ehliyet ve yeşil sigorta tamam. Ama bazı kaynaklarda uluslarası taşıt belgesi de yazıyor. Siz bahsetmemişsiniz ya da ben kaçırdım. Bu konuda bilginiz var mı?

    • Merhaba,

      Görmüşken sorunuzu ben yanıtlayayım dedim. Çok defa Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’ya kendi aracımız ile gittik ve bahsettiğiniz belgeye hiç ihtiyacımız olmadı. Son 7-8 ay içerisinde bir değişiklik olmadı ise böyle bir belgeye ihtiyacınız olmayacağına emin olabilirsiniz.

      Şimdiden iyi yolculuklar ve iyi tatiller dilerim…

      • oslem

        İlginiz için teşekkür ederim Hür bey. Bu tatilde deneyim ve görüşlerinizden bolca faydalanacağımıza eminim. Biz yeni ehliyetlerimizle giriş yapacağız Yunanistan’a. Umarım sorunsuz bir tatil olur.

  • yücel

    Bizde ailece 1 temmuzda ipsaladan çıkış yapacağız. Ben o bölgeye yakın yaşıyorum. Çıkışta yoğunluk olmaz.

  • yavuz s. çolak

    Merhaba, bayram öncesi 2 Temmuz 2016 gibi, Yunanistan’a araçla geçiş yapmayı düşünüyorum, küçük çocuğumuz da olduğu için yoğun olur mu, çok bekler miyiz diye endişe ediyoruz, hatta bu sebeple araçla gitmemeyi bile düşünüyoruz, bu konuda yardımcı olabilecek var mı, çok yoğun olur mu sizce?

    • Merhabalar Yavuz Bey,

      Bizim bayram deneyimimiz yok, diğer zamanlarda gittiğimizde genellikle yarım saat içinde geçtik, sadece bir kez elektrik kesintisi vardı, o gün biraz daha uzun sürmüştü. (Bir ya da bir buçuk saat kadar).
      Ne kadar erken sınırda olursanız, bekleme o kadar az oluror, mesela biz sabah 4-5 gibi orada olmaya çalıştık hep…

      Bayram arifesinde mutlaka epey bir yoğunluk olur çünkü buradan oraya araba ile giden çok oluyor biliyorsunuz. Ama bu yoğunluk ne derece olur birşey söyleyemeyeceğim. Elinizde olan bir durum varsa perşembeden yola çıkın derim ben :)

      • yavuz s. çolak

        Teşekkür ederim Dilek Hanım.

  • Guvenc Usta

    Merhabalar; sitenizdeki bilgilerden faydalanarak Thassos, Halkidiki, Selanik ve Dedeağaç’ta harika günler geçirdik; öncelikle teşekkürler.
    Dedeağaç’ta vakit geçirmek isteyenler için bir tavsiyem olacak; Dedeağaç’tan yaklaşık 10 km uzaktaki Mesimvria köyündeki Salih Usta’nın Yeri’ne gidip menüde ne görüyorsanız gönül rahatlığıyla ve afiyetle yiyebilirsiniz. Bizim menüde köfte, pirzola, patates, yunan salata ve ikram tatlı vardı. Abidin’e İstanbul’dan geldik demeniz yeterli…

    • Merhabalar,
      Güzel bir tatil yapmanızda bir nebze faydamız olduysa ne mutlu bize, çok sevindik.
      Tavsiyeniz için de hem kenid hem de okuyucularımız adına çok teşekkür ederiz…
      Bu arada Dedeağaç’ta denize girdiniz mi, denizi nasıl, tavsiye edeceğiniz bir plaj var mı?
      Sevgiler…

      • Guvenc Usta

        Benim de sitenize biraz katkım olursa ne mutlu bana :)
        Dedeağaç’ta Malki köyünde Aya Yorgi Tavernası önündeki Ocean 6 Beach Club (hemen hemen tüm müşteriler Türktü) ve Mesimevria sahilindeki Baja Beach Club’ta denize girdik. Her iki sahilde de deniz sabahları pırıl pırıldı ama öğleden sonra rüzgar çıkıp dalgalandığı için biraz bulanıklaştı. Thassos ve Halkidiki denizlerinin yanında vasatlar ama haftasonu 1-2 günlük kısa bir kaçamak için beklentiyi yüksek tutmadan değerlendirilebilir.
        İlk foto Ocean 6, ikincisi Baja Beach. Aya Yorgi Tavernasında denize karşı gün batarken bir akşam yemeği de yiyebilirsiniz (Türkçe menüsü de var).
        Ama Salih’in yerini mutlaka es geçmeyin derim. 20-30 haneli bir köyde kapısında 15 tane yunanistan plakalı arabanın beklediği çok tatlı bir Türk aile tarafında işletilen, güzel lezzetlere ulaşabileceğiniz ve internette pek namı duyulmamış bir yer.

        • Harikasınız vallahi, tam da bunu merak ediyorduk. yazın 2 günlük haftasonu kaçamağı için Dedeağaç uygun olur mu, denizi nasıldır diye. Thassos ve Halkidiki denizleri kadar iyi değil ama fena da değil hani gibi gelmişti uzaktan bakınca, girip denemiş biri olarak siz de böyle deyince kafama tam oturdu. Dediğiniz gibi beklentiyi yüksek tutmadan haftasonu bir değişiklik olsun, yer içer biraz da serinleriz diyerek yola çıkılmalı oraya bu durumda, denize öğleden önce girme planı yapmak lazım, onu da hafızaya kaydedelim hemen :)
          Gerçekten çok ama çoook teşekkürler, bir de fotoğraflar eklemişsiniz, çok incesiniz, çok sağolun :)

          • Guvenc Usta

            Resimleri eklerken biraz sıkıntı oldu, o yüzden sıra karışmış olabilir. Parfelerin (yoğurt, musli, ananas veya çilek) olduğu sahil Baja, şemsiyeli olan Aya Yorgi. İyi tatiller…

          • journeysun

            Merhaba Dilek Hanım,

            Kurban bayramında bizde 12- 17 eylül Thassos a gitmeyi planlıyoruz. Bazı yerlerde bu zamanlarda plajların ve çoğu tesisin kapandığını duydum . Bu doğru mudur ? Hava ve deniz sıcaklığı nasıl olur? Ayrıca arabasız gitmeyi planlıyoruz ,ada içi ulaşım konusunda sorun yaşar mıyız ? Tüm koyları gezmek istiyoruz.

            Şimdiden teşekkür ederim :)

          • Merhabalar,
            Arabasız koy gezmek biraz yorucu olabilir, zaman alır ama imkansız değil tabii. Adayı her iki yönde de dolaşan otobüsler var. Eylül’de plajlar açık olur mu gerçekten bilemiyoruz çünkü biz hep Temmuz-Ağustos aylarında gittik. Tecrübesi olan varsa buraya yazar inşallah :)

  • Hasan Noyan

    Sevgili Dostlar;
    Bu ağustos’ta Thassos tatilimizi keyifle gerçekleştirdik.Geçen yıl 03/08/2013 tarihli Radikal’de
    Sevgili Müge Akgün’ü okuyunca Thassos tatilimiz kesinleşmiş oldu:) Geçen sürede sizin sitenizle de bir şekilde tanışınca notlarınızı elimize aldık (Teşekkürler “Bencetatil”) ver elini
    Thassos diyerek arabamızla Ankaradan hareketle İstanbul,Tekirdağ üzerinden menzile vardık..
    Otelimizi Aralıkta Booking ‘den almıştık. Ama referansımız Sevgili Müge’nin”Baba balıkları avlıyor, anne pişiriyor,çocuklar servis yapıyor” ifadesi oldu. Bize de şahane deniz çipuraları(Ege’nin lüferi),fangriaları ve levrekleri yemek kaldı.Teşekkürler Müge:)
    Agorasros Otel Kinira bölgesinde, feribotun ulaştığı Limenias’a yaklaşık 30 km uzaklıkta. Booking’den değil direkt oteli ararsanız sevgili Salia size daha iyi bir fiyat verebilir,haberiniz olsun:) Ortalama iki kişilik oda +kahvaltı 70-75 Euro civarı.Biz çok sevdik dönerken seneye agustos kaporasını verip yerimizi ayırttık..
    Thassos için ekleyebileceklerim şunlar:
    Popüler plajlarda (Aliki, Paradis vb..) havlu koyacak yer bulamayabilirsiniz, çok kalabalık ve doğal olarak biraz kirli. 2 deneyimden sonra otelimizin önünden pırıl pırıl denizimize girdik:)
    Adanın ortası diyebileceğimiz şirin Theologos köyünü ve oradaki etnografya müzesini mutlaka geziniz,çıkışta tahta sandalyeli köy kahvesinde birer kahve yorgunluğunuzu alıyor:)

    Selanik ve Kavala;
    Bence tatil çok iyi rotalamış:) Atatürk müzesini gezdik biraz düş kırıklığı oldu:( Döneme dair hiçbir otantik öge yok) fotograflarla idare etmişler.
    Eski şehirde Stefan’ı aradık İstanbula dönmüş:( Yine de sevgili Hatice’nin tavsiyesiyle köftelerimizi yedik ve adamıza döndük… )

    • Merhabalar Hasan Bey,

      Bu güzel paylaşımınız için çok teşekkürler, ne güzel bilgiler vermişsiniz… .Eminim okuyucularımız bu bilgi ve önerilerinizden çok faydalanacaktır.
      Bu arada Stefan’ı denk getiremediğinize üzüldüm ama onun adına sevindim. İstanbul’u çok seviyordu…

      Nice güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle, hoşçakalın…

  • Gokhan Akay

    selanik’te syrtaki ve pontiako oynayanları video ile kaydettiyseniz koyar mısınız sayfanıza diyecektim?

    • Gökhan Bey,

      İlginize çok teşekkürler. Ne yazık ki video çektik ama olmamış Cem Yılmaz’ın tabiriyle :) Çok karanlık ve pek bir şey seçilmeyen bir video ama yine de biraz düzeltebilirsem koyayım…

  • muzaffer karaman

    Dilek hanım,çoğu kişi tatile başladı ben ve ailem ne yazıkki bir program yapmamıştım. üç gündür yurt içinde nereye baksam dolu yada fahiş fiyatlı. acaba selanik falan mı derken yaptığınız geziyle alakalı harika yazınızı okudum. hemen bavulları yapıp bir yere kaynak olabilirim de ama araba ile ilgili prosedür için geciktim sanırım. başka bir zaman gideriz umarım…

    • Merhaba Muzaffer Bey,

      Yazımızı beğenmiş olmanız bizi çok mutlu etti.

      Araba ile ilgili olarak, aslında araç sahibi sizseniz veya araç sahibi sizinle geliyor ise pek zor bir prosedür yok. İpsala sınır kapısında Turing Ofisi 24 saat hizmet veriyor ve işlemleri orada yapabilirsiniz. Uluslararası ehliyet için 2 adet vesikalık fotoğraf olması gerekiyor yanınızda bir de 400 TL :-(
      Yeşil Sigorta da orada yapılabiliyor.
      Sadece, bayram olduğu için muhtemelen epey bir yoğunluk olacaktır ona dikkat…

      Güzel bir deneyim oluyor, bu tatilde yapamasanız da mutlaka ileride birgün deneyin derim…

      Şimdiden iyi bayramlar dilerim…

      • MUZAFFER KARAMAN

        Size de İyi bayramlar Dilek hanım.

  • Tunay Eğin

    Dilek hanım, size ufak bir sorum daha olacaktı. Yunanistana arabayla geçerken araba için Yunan gümrüğünde herhangi bir ödeme yapıyormuyuz? Yapıyorsak ne kadar yapıyoruz. Teşekkürler

    • Merhaba ben yanıt vereyim bu sorunuza.

      Yunan gümrüğünde hiç bir ödeme yapılması gerekmiyor. Hatta şu ana kadarki 3 geçişimizde de sadece pasaport kontrol noktasında durdurulduk. Pasaport, uluslararası ehliyet ve yeşil sigorta soruldu. Sonrasında bulunan gümrük noktasında hiç durmadan geçtik hep. Eğer aracınızda fazla miktarda alkol, tütün vs yok ise gümrük noktasında durdurulsanız bile sorduğunuz şekilde bir ödeme vs istenmeyecektir.

      Şimdiden iyi tatiller dilerim…

  • Tunay Eğin

    Öncelikle detaylı ve faydalı bilgilendirmeniz için teşekkürler. Ben Antalya’da yaşıyorum ve son 4 yıldır yaz tatil için Gökçeada’ya gidiyorum. Bu sefer yani 2014 Ağustosunda Gökçeada sonrası arabamla ailecek Selank’e gitmeye karar verdik. Tecrübenize binaen 5 günlük bir gezi için sınırdan geçtikten sonra sırasıyla nerelerde ve kaçar gün kalmamızı taviye edersiniz. Bir de akşam rakı balık yapmak için tavsiye edeceğiniz en güzel ve uygun mekanlar gezi rotasında nerede bulunaktadır. Son olarak ta, konaklama yerlerinizi gezinize başlamadan mı rezerve ettiniz, yoksa yolda rasgele diyerek mi buldunuz.. Şimdiden teşekkür ederim.

    • Merhabalar,

      Yazımızı faydalı bulmanıza çok sevindik, teşekkürler :)

      Gelelim sorunuza… 5 günlük bir gezi düşündüğünüze göre, bence bu 5 günün 2 tanesini Thassos Adası’na ayırın. Böylece gündüz deniz, akşam rakı-balık keyfi yaparsınız. Bunun için adadaki en güzel yerler Potos ve Limenaria. Thassos yazımızda beğendiğimiz restoranların isim ve adreslerini vermiştim, bakın isterseniz.

      http://www.bencetatil.com/yanibasimizda-sakli-guzellik/

      (Bu arada isterseniz sınırı geçince Dedeağaç’da (Alexandrapoli) bir kahvaltı veya kahve molası verebilirsiniz. )

      Thassos’da geçireceğiniz 2 günün ardından, Selanik yoluna çıktığınızda yaklaşık yarım saat sonra Kavala’dan geçeceksiniz. Bu şehre isterseniz birkaç saat ayırıp, şöyle bir gezebilirsiniz.

      Kalan 2 günde Selanik şehrini gezip, akşamları rakı-balık keyfine devam
      edebilirsiniz, Selanik bunun için çok ideal. Bizim İstanbul’daki Nevizade veya Kumkapı benzeri yerlere sahip (Mpalanau Tavernalar Bölgesi ve Ladadika tavernalar bölgesi ). Yanyana birçok restoran var. Tabelalarında genellikle taverna yazıyor ama bizim anladığımız anlamda taverna değil hepsi, onlar restorana taverna diyorlar – gerçi bazılarında canlı müzik de oluyor :)

      Biz konaklama yerlerimizi hep önceden ayarlıyoruz. Selanik’de mutlaka otoparkı olan bir otel ayarlayın, feci bir otopark sıkıntısı var şehirde. Thassos’da otopark sıkıntısı çekmezsiniz, keyfinize göre bir otel seçebilirsiniz. Potos ve Limenaria uzak gelirse, Limenas’da da kalabilirsiniz. Orada da sahil boyunca güzel restoranlar var. En popüleri ve iyisi Simi demişlerdi, biz de gittik beğendik. Uygun bütçeli bir otel tercih edecek olursanız, bizim Limenas’da kaldığımız Angelica Hotel’i de tavsiye ederiz, isterseniz Thassos yazısına bakabilirsiniz, yazı içine otelin resimlerini de koydum,

      Şimdiden iyi tatiller…

      • Tunay Eğin

        Detaylı bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederim.

      • Tunay Eğin

        Dilek Hanım, bu arada Thassos adasına nereden ve nasıl gidebiliyoruz. Ada olduğuna göre sanırım feribot ile gideceğiz. Feribotlar KERAMOTI den mi kalkıyor?

  • İsmail Küçükgümülcina

    17-18-19-20 mayıs 2014 tarihlerinde Gümülcine (1), Kavala(1), ve Selanik (2) şehirlerine araçla ve ailemle (eşim,kızım, k.validem ve ben) yolculuk yaptım. Keşke yola çıkmadan önce Blog paylaşımlarınıza ulaşmış olsaydım. Gerçekten çok başarılı bir sunum ve anlatım yapmışsınız. Bir an da bir kaç gün önce gercekleştirdiğim yolculuğu tekrar yaşadım. Gümülcine, Kavala ve Selanik’te konaklamamın haricinde Dedeağaç ve İskeçe şehir turlarıda yaptım. Halkidiki,ye gidememiştim, üzgündüm, yazılarınızı okuduktan sonra mutlak gitmeliyim diyorum zira oldukça tahrik edici. Biraz daha uygun fiyata konaklama pansiyon konusunda elinizde bilgi var ve paylaşırsanız sevinirim.
    Yunanistan’a 15 sene önce tur şirketi ile yolculuk yapmıştım, bu 2.gidişim ilk fırsatta tekrar gitmek istiyorum. Farklı bir doğası bana gel diyor. Herkese tavsiye ederim.

    • Merhabalar İsmail Bey.

      Yazımızı beğenmiş olmanızdan dolayı çok mutlu olduk, güzel yorumunuz için çok teşekkürler..

      Gerçekten de her sene gidesimiz var artık bizim de. 2 kere gittik, bu sene 3. ye hazırlanıyoruz. Kapsamlı bir Halkidiki düşünüyoruz, yaz sonu ayrıntılı bir şekilde yazmış olurum oraları da, umarım yine faydalı bulacağınız bir yazı olur…

      Biz Thassos Adasında da, Selanik’de 2 veya 3 yıldızlı otellerde konakladık ama uygun fiyatlı pansiyonlar da vardı. Thassos yazısında belirttiğim gibi mesela Psili Ammos plajına gidince gördük ki oradaki restoranın üstü pansiyon olarak kiralanan odalarla dolu. O yazımızda adres ve telefon vermiştim oraya dair. Gitmediyseniz Thassos Adasına mutlaka gidin derim ben. Bu tür pansiyonlar oraya gidince daha kolay bulunuyor ama yoğun sezonda yer problemi de olabilir tabii. Gerçi böyle yerler o kadar çoktu ki, hepsi de doluyor mu bilemiyorum…

      Bol seyahatli günler, keyifli bir yaz tatili dileriz :)

  • Rabia

    Selam,
    Biz de kalabalık bir grup olarak bayramda thassos tatili yapmayı düşünüyoruz. Araba dışında kolay bir yol alternatifi bulamadık uçakla gidebilmek zor ve pahalı görünüyor. Arabayla ise bayramdaki sınır yoğunluğundan çekiniyoruz sizin öneriniz nedir? Şimdiden teşekkürler

    • Hür

      Merhabalar,

      Biz geçtiğimiz yaz 2 kez sınırdan kendi arabamız ile geçtik. Herhalde şanslıydık ki her bir geçiş 10 dakika ya sürdü ya sürmedi. Dediğiniz gibi bayramlarda ve yurtdışında çalışan Türklerin dönüş dönemlerinde oldukça fazla yoğunluk oluyormuş. Kendi çevremizde de 3-4 saat sınırda beklemek zorunda kalan tanıdıklarımız oldu.

      Ne yazık ki farklı bir önerimiz mevcut değil. Otobüs ile geçseniz daha da uzun bekleyeceksiniz muhtemelen.

      Bir şey duyduk ama pratikte ne kadar sağlıklı şekilde uygulanır bilemiyorum. Söylendiğine göre sınırda yoğunluk olduğu zamanlar insanlar İpsala’da arabayı park ederek sınıra kadar taksi ile gidip, yürüyerek gümrüksüz alana geçiyor ve orada daha önceden ayarladıkları Yunanistan’dan gelmiş olan taksiye binip Dedeağaç, Kavala gibi yerlere 50-60 Euro civarı bir ücret ile gidiyorlarmış. Tekrar söyleyeyim, bu konuda bizim bir tecrübemiz yok, sadece bir kaç blogda okumuştuk. İsterseniz bu konuyu araştırın …

      Şimdiden iyi tatiller…

  • Ferih

    Yazinızi okudum,cok begendim. Bu yazida iki tane kisilik buldum. Birincisi bir edebiyat ogretmeni…yaziniz o kadar akici ve guzel yazilmis ki. Ikincisi de harika bir tur rehberi… Bir gezi bu kadar guzel anlatilabilir. HARIKASINIZ. TESEKKURLER…

    • Dilek

      Çok teşekkürler, güzel yorumunuz beni çok mutlu etti :) Yaşadığımız bir şeylerin birilerine faydalı olabilmesi ne güzel, biz de gezilerini anlatan insanları okuyup, onlardan öğrendiklerimiz yardımıyla daha güzel seyahatler yapıyoruz zaten…
      Bu arada epey yaklaşmışsınız, Edebiyat Fakültesi mezunuyum – gerçi İngiliz Edebiyatı, ama olsun :) Tur rehberliği ise denemediğim birşey, ama öğretmen gibi yazmış olabilirim, mesleki alışkanlık yani, beğenmenize çok sevindim…

  • Macit Şekerci

    Merhabalar;
    Gezmeyi severim, okumayı da severim, bu sebeplerle
    gezi yazılarını okumak için geçerli iki sebebim olmuş oluyor.
    Uzun yıllar önce trenle Selanik’e gitmiş, fakat unutmuştum.
    Yazınızı okuyunca, hem anılar canlandı, hem de uzun zamandır
    aracımla yapmayı düşündüğüm, bir türlü uygulamaya koyamadığım
    İstanbul-Selanik-Kosova seyahat planımı da tekrar gözden geçirmeme
    yol açtınız. Eğer gidersem, bu yazıdan da yararlanacağım.
    Paylaşımlar için teşekkürler.
    Macit Şekerci

    • Dilek

      Merhabalar Macit Bey,

      Yazıyı beğenip, faydalı bulmanıza çok sevindik.
      Umarız bahsettiğiniz rotada bir gezi yapabilirsiniz, Kosova’nın da eklenmesi geziyi daha da enteresan hale getirecektir.

      Güzel yorumunuz için tekrar teşekkürler, iyi günler…

  • Çağlar

    her satırını hiç sıkılmadan okuduğum, çok güzel bir gezi yazısı olmuş. bunun için çok teşekkür ederim. bu yazıdan sonra bende ailemle bu yaz gitmeyi planlıyorum. konaklama olarak nereleri ve ne kadar ücret ödediniz.

    • Dilek

      Merhabalar,

      Yazıyı beğenmenize ve faydalı bulmanıza çok sevindik, inşallah dediğiniz gibi gider ve mutlu olduğunuz bir tatil geçirirsiniz.
      Biz Thassos Limenas’da feribot iskelesine yakın ve denize bakan Hotel Angelica‘da kaldık. Limenas plajı da otelden 200-300 metre yürüme mesafesindeydi. Limenas da adanın önemli bir beldesi olduğu için restoranlar, alışveriş imkanları bakımından da geceleri iyi vakit geçirdik. Otelin önünde arabamızı rahatlıkla park ettik. Ama otelimizin yeri ve konumu çok güzel olmasına rağmen 2 yıldızlı olduğu için bazı konforları eksikti. Merkezi oluşu, fiyatının uygunluğu ve manzarası artılarıydı ama geniş bir odası olmasına rağmen banyosu eski ve sevimsizdi. Fiyatı gecelik deniz manzaralı olanlar 60, yan tarafa bakanlar 50 Euro idi (2 kişilik oda + kahvaltı).
      Bir daha gittiğimizde Limenaria veya Glifoneri’de kalırız diye düşünüyoruz, onu da söylemiş olayım. Limenaria beldesi hem en güzel denizlerden Aliki ve Psili Ammos’a yakın, hem de büyük güzel bir beldesi adanın. Glifoneri Koyu da muhteşem bir denize sahip ve orada çok hoş birkaç otel görmüştük (Louloudis Boutique Hotel ve Akti Belvedere gibi), onlar da düşünülebilir. Limenas’a 10 dk yakınlıkta bu bahsettiğim koy.
      Thassos’da nerede kalırsanız kalın gerek gün içinde başka başka koylara gerekse akşamları farklı beldelere gitmenizi tavsiye ederiz.
      Kavala’da kalmadık ama Selanik’de kaldığımız oteli çok tavsiye ederim. Selanik’de şehir merkezinde korkunç bir park problemi var. Yani bir otel beğeniyorsunuz ama otoparkı ya yok ya da üç beş arabalık var. Olmadı valeler alıyor arabayı götürüp biryere park ediyor, ki bu da bizim hiç haz etmediğimiz bir şey. O yüzden biz şehrin çok az dışında bahçeli, otoparkı olan bir otel tercih ettik. Hem çok temiz, hem çok rahat hem de çok hesaplı oldu. Yine gecelik 50 Euro verdik. Hotelimiz 3 yıldızlı Byzantio Hotel’di. Çalışanları da son derece sıcak, samimi ve yardımseverdi. Yine gitsek kesin yine orada kalırız. Ama arabasız bir Selanik gezisinde uygun olmaz burası, araç ile gidildiğinde ise çok ideal oldu.

      Başka sorunuz olursa yardımcı olmaya çalışırız, şimdiden iyi tatiller :)

  • alirıza

    arabayla yurtdışı turu yapanların yazmış oldukları çok gezi raporu okudum.sizinki gerçekten 10 numara olmuş.detayları çok iyi vurgulamışsınız.nice seyahatlere…

    • Hür

      Merhabalar Ali Rıza Bey,
      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederiz. Yazıyı beğenip faydalı bulmuş olmanızdan dolayı çok mutlu olduk.
      Herkes için nice güzel seyahatler diliyoruz biz de :)

  • Erol ÜÇÖZ

    Dilek hanım,
    Bizde böyle bir tur yapmayı düşündüğümüzden internetten sizin bilgilerinize ulaştıktan sonra vaz geçtik. Çünkü o kadar güzel gezip o kadar güzel ve detaylı fotoğraflayıp anlatmışsınız ki gezip görmüş gibi olduk. Teşekkürler
    PC: şakaydı, yorumlarınızdan yararlanacağım

    • Dilek

      Aman Erol bey, yüreğimi hoplattınız bir an, neresi kötü geldi de, vazgeçtiniz acaba diye düşünürken, ikinci cümlenizi okumakta geciktim, korktum vallahi :)
      Ama neyse ki sonrası gülümsetti beni:)
      Teşekkür ederim bu esprili güzel yorumunuz için. İnşallah faydalı olur deneyimlerimiz.
      Başka sorularınız olursa ve bilgimiz dahilindeyse yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.
      Şimdiden iyi tatiller dilerim…

  • L.TUNÇ

    Bende coğrafya öğretmeniyim.Yurtdışına araç ile çıkmaya pek cesaret edemezdim ama sizin yazdıklarınız ve anlatımınızla banada cesaret geldi.:))Teşekkür ederim emeğiniz için….

    • Dilek

      Umarım gider ve çok mutlu olduğunuz bir tatil yaşarsınız. En az bizimki kadar sorunsuz ve güzel bir tatil olmasını diliyorum şimdiden. Size biraz olsun fikir ve şevk verebildiyse yazımız, ne mutlu bize :)

  • Yasemin AYDIN

    Dilek Hanım merhaba,
    İnternette gezinirken tesadüfen buldum bu siteyi. Çok güzel anlatmışsınız. 2009 yılında gitmiştim Selanik’e. Tekrar gitmiş gibi oldum. Atatürk Evi’nin içini gezebildim ben o tarihte. Size bir kaç tane fotoğraf gönderebilirim isterseniz. Bu güzel yazı için de teşekkürler….

    • Dilek

      Merhabalar Yasemin Hanım,
      Yazıyı beğenmenize çok sevindim. Ayrıca zahmet edip ricam ile ilgilendiğiniz için de çok naziksiniz. Bahsettiğiniz fotoğrafları yollarsanız gerçekten çok mutlu olurum ve siz de arzu ederseniz adınız ile birlikte eklerim yazıya…

      (admin@bencetatil.com adresine yollayabilirsiniz)

      Sevgiler…

  • celal güneş

    bir gezi ancak bukadar güzel anlatılır ve fotoğraflanır sizinle birlikte gezmiş gibi oldum teşekkür ederim.

    • Dilek

      Çok teşekkürler Celal Bey, böyle güzel yorumlar almak gerçekten insanı mutlu ediyor. Biraz da öğretmenlik mesleğinden gelen bir alışkanlıkla detaylı yazmaya çalışıyorum, birilerine fikir verip, faydalı olabilirsek ne mutlu…

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu