"Şimdi değilse, ne zaman?"

Cannes: Fransız Rivierası’nın en görkemli kenti…

    Cannes: Film Festivali ve plajlardan çok daha fazlası…

    Sizi bilmem ama Cannes benim çocukluğumda ve genç kızlığımda kafama tek bir şekilde kazınmıştı, o da üstsüz güneşlenen güzel kadınların plajlarını doldurduğu pahalı, sosyetik ve hatta “kokoş” bir yer olarak.

    Gazetelerin ön sayfasında “Cannes’da plaj sezonu açıldı, işte üstsüz güneşlenenler...” tarzında manşetler hatırlıyorum…

    Hatta parantez içinde bize öğretilirdi: (Cannes yazılır ama Kan diye okunur)…

    Fransızcanın mantığına şaşırmış ama mecburen kabullenmiş, “Kennıs” filan gibi İngilizce okumaya kalkmamıştım :)

    Cannes Plajı

    Cannes Plajı

    Gazeteler bir de Film Festivali zamanı ilgi gösterirlerdi bu şehre ama festival fotoğraflarının arasına illa ki üstsüz güneşlenenlerin olduğu bir plaj fotoğrafı sıkıştırılırdı.

    Palais des Festivals et des Congrès: Cannes Film Festival Sarayı

    Palais des Festivals et des Congrès: Cannes Film Festival Sarayı

    Yıllar geçti, seyahatlerimizi ve rotalarımızı planlarken laf ne zaman Fransa’nın güney sahillerinden açılsa “Aman o kokoş yerlere gitmeyelim, ne göreceğiz ki?” derdim hep, ruhsuz sanırdım çünkü. İki üç havalı ve de pahalı araba, lüks oteller ve mağazalar arasında ne yapacağız ki diye düşünürdüm.

    Sonra bir gün Korsika Adası’nın fotoğraflarını gördüm ve görür görmez aşık oldum. Tutturdum oraya gidilecek diye. Taktım mı tamamdır, yolu yok yapılacak. Neyse ki sevgili eşim de aynı benim kafada, tam bir seyahat tutkunu. Bir yere gidelim demem yeter, niye gidiyoruz oraya demez, ne zaman gidiyoruz diye sorar gözleri parıldayarak – yani gidelim yeter :)

    Neyse lafı fazla uzattım… Korsika Adası tatilini planlarken gördük ki en uygun yol Cote d’Azur’da bir noktadan adaya geçmek. Direkt adaya uçuş yok çünkü. O yüzden İstanbul’dan Fransa’nın güney sahillerinde bir noktaya uçmak gerekliliği doğdu.

    İşte benim Cote d’Azur bölgesini gezmeye karar vermem, madem adaya geçmek için oralara kadar gidiyoruz, tatili biraz uzatalım da görelim bakalım nasıl yerlermiş oralar diyerek oldu, yani çok bir hevesle filan değil.

    Gelin görün ki sever miyim acaba diye bir dolu tereddütüm varken, ben buralara fena halde aşık oldum. Cannes, St Tropez, Monaco ve Nice… Kalbim oralarda kaldı diyebilirim. Hiç de ruhsuz değillermiş. Çok ama çooook daha fazlası varmış filmlerde ve gazetelerde gördüklerimden.

    Herkes sevmeyebilir elbette ama ben Fransız Rivierası’nın sadece lüks ve ihtişamdan ibaret olmadığını görünce, doğal güzelliklerini, tarihi, geleneksel, romantik, sıcak ve samimi olan taraflarını keşfedince, “Bu kadar farklı şey nasıl da güzel bir bütün oluşturmuş, düşündüğümden nasıl da başkaymış buralar!” diye hayran olmaktan kendimi alamadım…

    Cannes için özellikle şunu söyleyebilirim: Fransız Rivierası’nda gördüğüm en güzel ve en özel yerlerden biri.

    Bölgedeki hangi şehri en çok sevdiğime karar veremesem de, her bir şehir kendine has güzellikler ile dolu olsa da, “hangisi en güzel? sorusu sorulunca, aklım ve kalbim Cannes ile Monaco arasında gidip geliyor, onu söyleyebilirim…

    Haydi gelin Cannes şehrine bir de benim gözümden bakın. Bakalım size de sevdirebilecek miyim burayı?

    2

    İsterseniz bu güzel şehri iki bölüm halinde inceleyelim:

    1. LÜKS ve İHTİŞAMLI SAHİL BÖLGESİ 

    2. ROMANTİK ve TARİHİ ESKİ ŞEHİR BÖLGESİ

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu