"Şimdi değilse, ne zaman?"

Hanya’yı da gördük sonunda – meğer Girit’teymiş :)

    Hanya’yı görmek…

    Hanya’yı ve Konya’yı görmek” deyimini yeri gelince kullanırız ama şahsen Girit Adası gezisi planlamadan önce Hanya’nın Girit Adası’nda olduğuna dair hiç bir fikrim yoktu benim  Meğer Girit’in başkenti Kandiye’den (Heraklion) sonra ikinci büyük şehirmiş Hanya adada.

    Bu deyimin kökenine ait pek çok açıklama var, hangisi doğru emin olamıyor insan. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Konya’da çıkan bir isyan sonucu, Sultan’ın Konya halkını Girit’in Hanya şehrine sürmesinden sonra ortaya çıkmış olduğu rivayeti ise en popüler olanı. Böylece birini korkutmak istedikleri zaman “Bak Hanya’yı da görürsün, Konya’yı da sonra” diye bir tehdit oluşmuş sanırım…

    Konya’yı çok eskiden görmüştük, Hanya’yı da Girit’e gidince görmüş olduk, e tabii birkaç gün bunun esprisi dilimizde dolandı durdu 

    Girit’e dair

    Hanya şehrini tanıtmadan önce Girit Adası’na dair biraz bilgi vermek istiyorum. Girit, Yunanistan’ın en büyük adası ve Akdeniz’deki de en büyük 5. ada olarak biliniyor.

    Girit Adası © googlemaps

    Girit deyince klasik mavi-beyaz bir Yunan adası beklemeyin sakın, hiç alakası yok çünkü. Her yer buram buram tarih kokmakta…

    Girit adasında ilk uygarlığın M.Ö. 7. Yüzyılda başladığı düşünülüyor. Ada dünyanın en eski medeniyetlerinden biri olan Minoan Uygarlığının merkezi olmuş. Bu dönemden kalan kalıntılar Girit’in Kandiye (Heraklion) şehrinde yer alan Knossos Arkeoloji Alanı ve Müzesinde sergilenmekte.

    Knossos

    Girit tarih içinde birçok medeniyetin hükmü altına girmiş. Romalılar, Bizans İmparatorluğu, Endülüsten gelen Araplar ve Venedikliler gibi. Hatta bir ara Venedik’e bağlı Hanya Krallığı kurulmuş burada. Venedik ve Girit kültürü kaynaşınca sanat ve edebiyatta Venedik-Girit sentezi olarak adlandırılan akım ortaya çıkmış. Venedikliler ile uzun süren savaşlar sonrasında, Osmanlı’ya bağlı Girit vilayetinin kurulumasıyla birlikte adanın büyük bölümü Osmanlıların eline geçmiş.

    Yaklaşık 2 yüzyıl Osmanlı hakimiyetinde kalan Girit’in bağımsızlığını kazanması 1898 yılında gerçekleşmiş. Girit bir süre yarı bağımsız bir krallık şeklinde yönetilmiş, ardından, 1913 yılında Yunanistan‘a bağlanmış. II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından işgal edilen ada, diğer birçok Avrupa ülkesi gibi epey harap edilmiş.

    Farklı medeniyetlerin izleri

    Girit, tüm bu farklı medeniyetlerin bıraktığı izler nedeniyle önemli bir kültür mirası ve tarih hazinesi barındırmakta. Bu gerçek ayrıca Girit’in mutfak kültürüne de yansımış. Girit yemeklerinde yine en az beş altı farklı uygarlığın sentezi bulunmakta.

    Girit mutfağı adaya ziyaretçi çeken önemli sebeplerden biri.

    Sağlıklı olması ve farklı lezzetiyle öne çıkan Girit mutfağında en çok kullanılan ürünler çok çeşitli otlar ve binbir türlü zeytinyağı elbette…

    Deniz ürünlerinin yanısıra en çok kuzu ve tavşan eti tercih ediliyor. Girit’in bir de salyangoz yemekleri meşhur.

    Adada çok güzel şaraplar da üretilmekte. Uzo dışında bir de “shot” şeklinde yemek öncesi veya sonrasında ikram edilen tsikoudia, yani Girit rakısı var yöreye özgü tatlar arasında. Tsikoudia, üzümden üretilen ama alkol derecesi yüksek olduğu için çok sert bir rakı çeşidi.

    Girit, sadece tarihi kalıntılarıyla değil, akıl almaz güzellikteki denizi, lagünleri ve kanyonlarıyla da büyüleyici bir destinasyon. Biz hem gezelim görelim, hem de denize girelim diye Temmuz son hafta ile Ağustos’un ilk haftası gibi epey sıcak bir zamanı tercih ettik seyahatimiz için. Deniz keyfi ve yaz akşamları süper oldu ama 35 derece sıcakta tarihi kalıntıları gezmek epey bir zorladı haliyle :)

    Balos

    Bu arada deniz suyu sıcaklığı 25-28 arasında değişiyor adada, yani epey ılık denizi Girit’in yazın ortasında gidecek olursanız…

    Havgas Gorge – Lassithi

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    Gezip görülmesini tavsiye ettiğimiz en önemli şehirler

    Biz yaptığımız ön araştırma sonucunda başkent Kandiye (Heraklion), Hanya (Chania), Rethymno ve Ag. Nikolaos şehirlerini gezmeye karar verdik.

    Girit maceramız doğal olarak feribot’un bizi indirdiği şehir olan Hanya’da başladı. Bu şehirde konakladığımız sırada Rethymno şehrine günü birlik gidip geldik. Sonrasında Hanya’ya en uzak şehirlerinden biri olan Ag. Nikolaos’a gittik. Orada da birkaç gün kaldıktan sonra dönüş feribotumuza bineceğimiz şehir olan Kandiye’ye yani Heraklion’a döndük. Bu şehirde de 2 gün konakladıktan sonra feribotumuza binerek tekrar Pire Limanına doğru yol aldık…

    Girit – Önemli bölge ve şehirler © greek-islands.us

    Feribottan adaya iniş ve ilk gün

    Pire Limanı’ndan gece kalkan feribotumuz saat sabahın 6’sı gibi epey erken bir saatte bizi Hanya’ya ulaştırdı. Otele girişimizin en erken saat 14:00 de gerçekleşeceğini bildiğimiz için Hanya şehir merkezindeki otelimize gitmeden önce yol yorgunluğunu atabileceğimiz güzel bir plan yaptık ve adada en çok görmek istediğim yerlerden biri olan ZORBA BEACH plajına gidip, güneş çıkıp bizi ısıtana kadar sahilde birkaç saat uyumayı, sonra da deniz keyfi yapmayı düşündük.

    Çooook da iyi oldu, o ilk günkü adayla tanışma mutluluğumu asla unutamam.

    Feribottan inişimiz…

    Hanya – Souda Limanı’na sabaha karşı varışımız…

    Navigasyonumuza esas adı olan Stavros Beach yazarak yola koyulduk. Yol üzerinde bunun gibi küçük ve sevimli plajlar da gördük ama biz biraz ilerideki asıl hedefimize doğru yola devam ettik…

    Hanya sahilinde bir plaj… Gün yeni doğmakta…

    Hanya’da ilk plaj keyfi: Zorba Beach

    1964 yapımı olan ZORBA the Greek filmini bilirsiniz, hani şu meşhur Antony Quinn’in oynadığı 3 Oscar ödüllü film…

    Müzikleriyle de hikayesiyle de epey ses getiren bu filmde Antony Quinn’in meşhur Zorba dansını yaptığı sahnenin çekildiği yer günümüzde Zorba Beach, yani Zorba Plajı diye anılmakta. Asıl adı Stavros Plajı..

    Yenilgilerden yılmayan, yenilgilerin yaşanması ile hayatın zaferlerinin tadının daha güzel çıkacağı felsefesini savunan, herşeyi boş vermiş kaba saba biri gibi görünse de hayata tutkuyla bağlı yüreği güzel bir adamın öyküsü ZORBA filmi…

    İşte adada görmeyi çok istediğim bu plaja, Souda Limanından arabamızla yarım saatte vardık. “İn cin top oynuyordu” lafı karşılaştığımız manzara için çok uygun olsa gerek, çünkü bizden başka kimse yoktu sabahın kör saatinde plajda… Biz de birkaç fotoğraf çekip ilk hevesimizi alalım dedik :)

    İşte sabah 6:30 civarında plajımızdan görüntüler…

    Zorba Beach

    Zorba Beach

    Zorba Beach

    Burada restoran, tuvalet, giyinme kabini gibi her türlü ihtiyacınızı karşılayacak bir tesis vardı, ki bu da keyfimize değmeyin moduna iyice girmemizi sağladı :)

    Zorba Beach – Sea View Restaurant

    Zorba Beach – Sea View Restaurant’ın bahçesi

    Zorba Beach – Sea View Restaurant

    Restoranın duvarlarında filmden sahneleri gösteren fotoğraflar var…

    Zorba Beach – Sea View Restaurant

    Fotoğraf faslı bitince en öndeki şezlongları kapıp, güneş bizi ısıtana dek, havlularımıza sarınarak sahilde bir güzel uyuduk… Hem güneşin yakışı, hem plaja gelen insanların sesleri ile saat 10 gibi uyandık…

    Zorba Beach

    Güneşin ışıkları ile pırıldayan denizin suyunun ne kadar berrak olduğunu gördük. Evet karşı dağ biraz çoraktı, yemyeşil bir manzamız yoktu ama deniz o kadar güzeldi ki…

    Girit’in denizi oldukça ılık… Saatlerce kalındığında üşütmeyecek bir suya sahip… Ben soğuk deniz sevmem, o yüzden buraya bayıldım :)

    Aklımda filmden bu kareler ile şezlongda oturup etrafı seyretmenin keyfini asla unutamam…

    Plajda şezlong kiralamak zorunda değilsiniz. İleride havlularını yayıp, kendi şemsiyelerini açan pek çok kişi geldi plaja… Ama tabii yemek ve tuvalet kullanımı için tesis bize daha cazip göründü…

    Önce güzel bir kahvaltı ardından deniz sefası, sonra az biraz daha uyku ve tekrar o nefis sulara kendimizi bırakmaca derken öğleden sonra saat 4 gibi kendimizi sürükleye sürükleye bu güzel plajdan ayrılıp otelimize yerleşmeye gittik. Tuzlu tuzlu denizden çıkmış halimizle ilk intiba olarak nasıl bir etki bırakacağız diye biraz hayıflandık ama yine de o keyifli günün gülümsemesini bu endişe silemedi yüzümüzden…

    İşte bu da Zorba Beach’in sabah karanlığındaki in cin top oynuyor görüntüsüne nispet öğleden sonraki günlük güneşlik iç açıcı hali ve bizim için de maalesef plaja elveda vakti :(

     

    Hanya’daki otelimiz

    4 gece konakladığımız Samaria Hotel şehir merkezinde temiz ve yeteri kadar konforu olan bir oteldi. Booking.com‘daki puanı da 9,5 idi.

    Aslında ilk baktığımız oteller hep Hanya sahili manzaralıydı ama onlarda otopark sorunu vardı, o yüzden turistik merkez olan Hanya sahilindeki oteller yerine biraz içeride ama otoparkı olan bir oteli tercih ettik. Zaten yürüyerek sahile inmemiz 15-20 dakika bile sürmüyordu, o kadar yakındık yine de… Sahile iniş yolu da çarşı pazar dükkanlar ile dolu olduğu için keyifli bir yürüyüş oluyordu.

    İşte otelimiz… Basit, temiz, rahat…

    Samaria Hotel

    Samaria Hotel

    Kaldığımız süre boyunca havuza hiç girmedik ama havuzbaşındaki kahvaltılarımız keyifli oldu…

    Samaria Hotel

    Bu da otelimizin balkonundan şehir manzarası…

    Samaria Hotel

    Otelimize yerleşip hazırlandıktan sonra artık şehri keşfetme zamanı gelmişti.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu