"Şimdi değilse, ne zaman?"

Polonya Tatili: Wroclaw, Krakow ve Varşova

    Hüzünlü Ülke Polonya – Süha Zuhal Kılıç yazdı…

    Polonya… İlk defa 19 yaşında bir üniversite öğrencisi iken gittiğim Polonya’ya yıllar sonra eşim ile birlikte bir kez daha gideceğim aklıma gelmezdi. Gezi planımızı yaparken hedef bir ülke ya da şehir belirliyoruz ve bir de bakıyoruz ki bu şehirden çoook uzakta başka ülkelerde bulmuşuz kendimizi :) Gezmek öyle bir tutku ki bende elimde olsa bir çırpıda bütün dünyayı dolaşıp dönüvereceğim evime…

    Bu sefer ki hedef ülkemiz – ülkelerimiz Baltık Ülkeleri olan Litvanya, Letonya ve Estonya’ydı. Ancak yine üç ülke ile sınırlı kalamadık tabii. Hem uygun bilet fiyatları hem de Almanya’ya olan sevgimiz nedeniyle gezimize Berlin’den başlamaya karar verdik. Sırası ile Almanya’da Berlin ve Dresden’den sonra her ne kadar Baltık Denizi kıyısındaki Gdansk şehrini başka bir zaman ertelemek zorunda kalmış olsak da, Baltık Ülkesi olarak kabul edebileceğimiz Polonya’da Wroclaw, Varşova, Krakow’u; Litvanya’da Vilnius ve Trakai’yi, Letonya’da Riga ve Jurmala’yı ve nihayetinde Estonya’da Tallinn’i içeren 15 günlük muhteşem bir seyahat gerçekleştirdik. Her seferinde kalbimin ve ruhumun bir parçasını Avrupa’da bırakıyorum, bu defa ise kalbimin bir kısmı Polonya’da özellikle de Krakow’da kaldı …

    WROCLAW

    Dresden’den Wroclaw’a yaklaşık bir saat süren bir tren yolculuğu sonrası vardık. Wroclaw’a daha önce gitmiştim ancak bu sefer Wroclaw’a tekrar gitmek istememin sevimli bir sebebi vardı :) Tarihi dokusu muhteşem olan Wroclaw’da şehrin her tarafında belli noktalara yerleştirilmiş ya da gizlenmiş bronz cüce heykelleri var. Wroclaw “ City of Dwarfs” “ Cüceler Şehri” olarak da biliniyor. 1980 lerde kendilerini “Turuncu Akım” diye adlandıran ve düzenle dalga geçen anti-komünist gençler tarafından başlatılan cüce istilası bugün minik heykelciklerle form bulmuş ve bu da Wroclaw’ı çok şirin bir turist cazibe merkezi haline getirmiş.

    image1

    Wroclaw “Cüceler Haritası”

    Masalsı öğeleri her zaman çok sevmiş olan ben, hemen cücelerin nerede konumlandığını gösteren bir harita aldım ve eşimle beraber cüce avına çıktık :) Cücelerin bazıları gizlenmiş, bazıları ise siz aramadan karşınıza çıkıyor. Postacı, fırıncı, atm’den para çeken, mahkum, güzellik uzmanı gibi genellikle mekanların kapılarında duran cüceleri bazen de başınızı kaldırınca sokak lambalarının direklerinde görebiliyorsunuz :)

    Yalnız bence şehirde yaklaşık 300 tane olan cücelerin tamamını bulabilmek için tam bir gün ayırmak gerekir. Biz ise Wroclaw’da 1 gece 2 gün geçirdiğimiz için bir süre sonra cüceleri aramaktan vaz geçtik ve tesedüfen karşımıza çıkınca da çok sevindik (yani ben çok sevindim:)

    image2

    Wroclaw’ın Cüceleri

    image4

    Wroclaw’ın Cüceleri

    image3

    Wroclaw’ın Cüceleri

    Polonya şimdiye kadar gezdiğim Avrupa ülkeleri içinde daha dindar bir yapıya sahip… Bunu özellikle II.Dünya Savaşı sırasında yaşadıkları talihsiz olaylar ve Papa II.John Paul’ün Polonya’lı olmasına bağlıyoruz. Wroclaw, ülkenin dördüncü büyük şehri, 12 adacığın 117 köprü ile birleştirilmesiyle meydana gelmiş. Bu köprülerden en güzeli Tumsky Köprüsü… Şehrin her yerine serpiştirilmiş gibi duran kiliselerden en görkemlisi St.John Baptist Katedrali. St.Elizabeth ve St. Mary Magdalena Kilisesi görülmeye değer..

    image5

    Holy Church – Wroclaw

    image6

    Wroclaw

    Şehirde gezmekten en keyif aldığımız iki noktadan biri Tumsky Köprüsünden geçince ulaştığınız kiliselerin yoğunlukta olduğu Ostro Tumsky ve Rynek adı verilen eski şehir meydanı. Tumsky Köprüsü aşk kilitleri ile daha da güzelleşmiş ve ilgi odağı olmuş. Biz de bir kilit asıp anahtarını Odra nehrine attık ve bu şehirde bizden bir parça bırakmış olduk :) Köprüye kilit asma geleneğini çok seviyorum…

    image7

    Tumsky Köprüsü Wroclaw

    image8

    Tumsky Köprüsü Wroclaw

    Rynek – Market Square yani Pazar Meydanı eski şehir merkezinin kalbi. Her Avrupa şehrinde olduğu gibi Wroclaw’ın eski şehir meydanı da rengarenk evlerin yan yana dizildiği şirin mi şirin bir meydan. Polonya II. Dünya Savaşında çok yara almış neredeyse taş taş üstünde kalmamış. Şehrin önemli yapılarının yanında genellikle restorasyon yapılmadan önceki hallerinin fotoğrafları sergileniyor. Şehrin simgelerinden Belediye binası savaşta az yara almış ve iyi korunmuş şirin bir bina .

    image9

    Rynek – Belediye Binası Wroclaw

    Bizim Wroclaw’da bulunduğumuz gün şehirde IRON MAIDEN konseri vardı ve ülkenin değişik şehirlerinden gelen Iron Maiden tişörtü giymiş insanlardan dolayı şehir olduğundan fazla kalabalık ve hareketliydi. Meydan ne kadar hareketliyse, nehir kenarı ve parklar da bir o kadar sessiz sakin ve huzurluydu…

    image10

    Wroclaw

    Şehrin silüetini bir de tekne turu ile nehirden görelim dedik ve bir saat süren bir tekne turuna katıldık. Tekne turu şehrin uzak noktalarına kadar sizi gezdiriyor. Wroclaw Üniversitesi’nin suya yansıması görülmeye değer.

    image11

    Wroclaw Üniversitesi

    Bizim şansımıza bir de gökkuşağı belirdi :) Tekne turu esnasında nehir kenarında küçük yeşil bir alanda bir köpek bir domuz ile beraber yaşayan bir hippi gurubunu gördük :) Wroclaw daha doğrusu Polonya yeşili bol bir ülke. Şehirde yeşil alanların en fazla olduğu nokta Botanik Bahçesi ve Japon Bahçeleri görülmeye değer.

    image12

    EskiŞehir Meydanı Wroclaw

    image13

    Eski Şehir Meydanı Wroclaw

    image14

    Eski Şehir Meydanı Wroclaw

    image15

    Eski Şehir Meydanı Wroclaw

    Cüceler şehri Wroclaw’dan ayrılıp iki gün konaklayacağımız Krakow’a doğru yola koyulduk. Krakow’a akşamdan kalma Iron Maiden fanları ile beraber Polskibus ile seyahat ettik. Oldukça konforlu ve ucuz yollu bir seyahat oldu bizim için…

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    KRAKOW

    Krakow bence Polonya’nın kalbi ve en hüzünlü şehri… Bu kadar hüzün kokmasının en büyük sebebi tabii ki şehre bir saat uzaklıktaki Auschwitz ve Birkenau Toplama kampları. O kadar üzücü ki yaşananlar, daha gitmeden çok etkilendiğim için bir ara gitmekten vaz mı geçsek diye düşünmedik değil. Ancak gidip görülmeli ve bütün insanlık bundan ders çıkartmalı…

    Karakow’da 2 gün geçirdik. Eski şehir meydanı diğer Polonya şehirlerinde olduğu gibi savaşta yara almadığı için inci gibi gözlerinizin önünde duruyor. Rynek Glowny yani eski şehir meydanı Polonya Alman istilasından kurtulana kadar Adolf Hitler meydanı olarak adlandırılmış. Ne büyük işkence Krakow için !!! Avrupa’daki ikinci büyük meydan olduğu söyleniyor. Şimdi şirin restoran ve kafelerin süslediği, her türlü müzisyenin sokak konserleri vererek müzik ziyafeti çektirdiği, sabun köpüklerinden dev balonların havalara uçuştuğu, görkemli at arabalarının turistleri gezdirmek üzere halihazırda beklediği, yüzlerce turisti bir arada görebildiğiniz güzel mi güzel bir meydan.

    image16

    Rynek Glowny – Eski Şehir Meydanı Krakow

    Şehrin hemen girişinde bir kapı mevcut: St. Florian Kapısı (Brama Florianska). Ayrıca bu kapının karşısında Krakow Kalesi (Krakow Barbican) bulunuyor.. Eski Şehrin kapısından girince merkeze doğru Florianska Caddesi (Ulica Florianska) üzerinden yürüyorsunuz ki bu cadde de oldukça eğlenceli. Meydanda ilk göze çarpan bina Cloth Hall – Sukiennice yani eski haliyle Kumaşçılar Çarşısı. Kapalı Çarşı gibi. Şimdi içinde sıra sıra hediyelik eşya dükkanları var. Polonya’da en çok amber yani kehribar taşından yapılmış takılar satılıyor. Baltık ülkelerinin hepsinde aynı tarz dükkanlardan bol miktarda var. Dünyanın en büyük kehribar rezervleri Baltık Denizi ve çevresindeki ülkelermiş ve bu bölgede kehribar 11.000 yıldır kullanılmaktaymış. Çok güzel takılar alabilirsiniz buradan.

    image17

    Cloth Hall – Sukiennice Krakow

    image18

    Cloth Hall – Sukiennice Krakow

    Eski Şehir meydanında St. Mary Bazilikası (Bazylika Mariacka), Krakow Şehir Kulesi ve çeşitli heykeller var. Bunlardan en ilgi çekici olanı ise yan yatmış bir kafa heykeli. Biz Krakow’u daha detaylı gezebilmek için 3 saat süren yerel bir “walking tour”a katıldık.
    Rehberimiz bu yanyatmış kafa heykelinin hikayesini ise şöyle anlattı. Ortaçağ’da insanların en büyük eğlencelerinden biri meydanda toplanarak yapılacak olan işkenceleri ve infazları izlemekmiş ve bu meydan da infazların gerçekleştirildiği meydanmış !! Krakow’da çok fazla tüyler ürperten unsur var!

    image19

    Eros Bendato – Krakow

    Eski Şehir’den çıkınca, güney yönünde Wavel Tepesi var. Sağ tarafınızda Vistül Nehri, tepede Wavel Katedrali (Katedra Wavelska), Katedral Müzesi (Muzesum Katedralne) ve Wavel Kalesi gibi şehrin önemli tarihi yapıları yer alıyor.

    Krakow’un sembolü Ejderha. Bütün hediyelik eşyalarda bu ejderhayı görebilirsiniz. Rehberimizin anlattığına göre Nehir kenarındaki bir tepenin altında bir mağarada yaşayan ejderha bakire kızlarla besleniyormuş. Şehirdeki bütün kızları yemiş. Geriye bir tek kralın kızı kalmış. Kızının yenmesinden korkan kral bütün şövalyelerini toplamış ve ejderhayı öldüren kahramana kızını vaad etmiş. Ancak ejderha bütün cesur şövalyeleri öldürmüş. Cesur bir terzi koyunun içine doldurduğu kükürtü ve acı biberi ejderhaya yedirmeyi başarmış. İçi alev alev yanan ejderha nehrin bütün suyunu içmiş ve patlamış. İşte bu tepenin üzerine kurulmuş ‘Wawel Kalesi’ :)

    2604_3_0_0

    Krakow’un sembolü Ejderha

    image20

    Krakow

    image21

    Wavel Şatosu Krakow

    image22

    Wavel Şatosu Krakow

    Krakow Tren İstasyonunun hemen bitişiğindeki Galeria adlı son derece büyük alışveriş merkezinde de pek çok şeyi bulabilirsiniz.

    Rynek haricinde gezilmesi gereken bir diğer bölge Yahudi Mahallesi. Burası eski şehir meydanından toplu taşıma ile gidilirse daha kolay ulaşılabilen bir yer. Bizim gibi yürümeyi tercih ederseniz biraz yorucu olabiliyor. Bir zamanlar Yahudilerin yaşadığı bu mahalle artık kentin en önemli eğlence bölgesi. Genelde pub, kafe, bar gibi eğlence mekanları bulunuyor. Tarihi evler, Sinagoglar ve bir de Yahudi mezarlığı bulunuyor…Yahudi nüfusu azalmış. Kazimierz adlı Yahudi Mahallesine giderseniz Krakow’un bir başka yüzü ile karşılaşıyorsunuz. Bir yanda soykırımı hatırlatan tarihi sokaklar ve evler bir yandan da Krakow’un elit yüzü… Bu arada The Pianist filmi burada çekilmiş, filmi hatırlayınca yine tüylerim ürperiyor…

    image23

    Kazimierz Yahudi Mahallesi Krakow

    image24

    Eski Yahudi Mezarlığı ve Holocoust- Soykırım Anıtı Krakow

    Krakow’daki ikinci günümüzde sabah 8 de başlayıp akşam 7’de biten Krakow’un olmazsa olmazı iki çok özel tura katıldık. Auschwitz ve Birkenau Toplama kampları ve ardından Wieliczka Tuz Madeni. Ben gezimizi planlarken internet üzerinden gideceğimiz tarih için ön rezervasyon yaptırmıştım. Ancak Krakow’a vardığımızda ön rezervasyona gerek olmadığını gördüm. Zaten şehrin her yerinde bu iki turu düzenleyen yerel turizm acentaları var. Turizm ofisine e uğradığımızda eğer turizm ofisinden alırsam benim daha önceden rezervasyon yaptırdığım şirketin yarı fiyatına aynı iki tura gidebileceğimizi görünce hemen telefonla önceki turu iptal ettirdim ve bu sefer turizm ofisinden tur satın aldık. Aslında Auschwitz kampına bireysel olarak da gidilebilir çünkü Oswiecim şehrine giden minibüsler var. Bir kitapçık satın alarak hem kampla ilgili her şeyi okuyabilir hem de belirtilen rotayı takip edebilirsiniz. Ama bize tura katılmak daha mantıklı geldi çünkü hem 4 kişilik minibüsü ile şoförümüz bizi otelimizin önünden aldı hem de içeri giriş işlemlerimizi hazırladı, 3saat boyunca bizi bekledi ve daha sonra 3 km uzaklıktaki Birkenau kampına ve toplama kaplarını gezmeyi bitirdikten sonra da bireysel olarak aynı gün gitmemizin imkansız olduğu Wieliczka Tuz madenine götürdü ve akşama da otelimize bıraktı. Kısacası yerel turları tavsiye ederim özellikle iki turu bizim gibi bir güne sığdırmak isteyenler için.

    İlk olarak Auschwitz’e gittik. 3 saat süreyle rehber eşliğinde İngilizce tura katıldık. Farklı dillerde turlar var ancak Türkçe bu diller arasında yok. Minibüsün içinde neyle karşılaşacağımızı az çok tahmin ederek heyecanla yolun bitmesini bekledim. Saat 10 da kampı gezmeye başladık. Dünya insanlık tarihi boyunca birçok katliama, savaşa, vahşete sahne olmuş ve olmaya devam ediyor ama sanırım II. Dünya savaşı esnasında toplama kamplarında yapılanlar gibisini görmemiştir ve umarım bir daha da görmez.

    Kampın girişinde Almanca “Arbeit Macht Frei” yani “Çalışmak Özgür Kılar” yazıyor. Ne yazık ki, insanlar buraya getirildikten sonra bahsedilen özgürlüğün ne demek olduğunu anlamışlardır. Kamp UNESCO Dünya Mirasları Listesinde yer alıyor. Her gün dünyanın her yerinden binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor.

    Kampın etrafı elektrikli tellerle çevrilmiş ve 5km’lik bir alana kurulmuş. Aslında kampın kurulduğu kasabanın adı Oświęcim. Hitler burayı işgal ettikten sonra adını “Auschwitz” olarak değiştirmiş. Hitler’in emriyle başta Yahudiler olmak üzere çingeneler, özürlüler, eşcinseller Avrupa’nın çeşitli yerlerinden çalışma vaadiyle toplanarak buraya getirilen etnik topluluklar aç susuz bırakılarak çalıştırıldıktan sonra gaz odalarında öldürülmüşler.

    Gözlerim dolu dolu kampı gezdim ve burada ne yazsam neler hissettiğimi anlatamam sanırım.

    image25

    Auschwitz Toplama Kampı Krakow

    image26

    Auschwitz Toplama Kampı Krakow

    image27

    Auschwitz Toplama Kampı Krakow

    image29

    Auschwitz Toplama Kampı Krakow

    image30

    Auschwitz Toplama Kampı Krakow

    image31

    Auschwitz Toplama Kampı Krakow

    image32

    Auschwitz Toplama Kampı – Krematoryum Krakow

    image33

    Auschwitz Toplama Kampı Gaz Odaları – Krakow

    image34

    Birkenau Toplama Kampı – Krakow

    image35

    Birkenau Toplama Kampı Krakow

    image36

    Birkenau Toplama Kampı Küçük çocukların anneleri ile birlikte kaldığı odalar – Krakow

    image37

    Birkenau Toplama Kampı (Sovyet İşgalinden sonra Naziler şehri terkederken iz bırakmama adına birçok krematoryumu dinamit ile patlatmışlar.) – Krakow

    Krakow Toplama kamplarının üzücü etkisini Wieliczka Tuz madenine gidince biraz üzerimizden attık. Wieliczka Tuz Madeni muhteşem bir yer! Madenin geçmişi 20 milyon yıl öncesine dayanıyor ve 13.yy dan beri kaya tuzu çıkartılıyor. Günümüzde maden turistik amaçlı kullanılıyor. Kaybolma riskinden dolayı bireysel gezmeye izin verilmiyor. Ziyaretçileri 3. katmana kadar indiriyorlar. 3 katmanı gezmek 4 saat sürüyorsa 7 katmanı gezmek ne kadar sürer düşünemiyorum bile!

    image38

    Wieliczka Tuz Madeni Krakow

    Yine Türkçe hariç birçok dilde tur var. Madenin yılın 365 günü açık olduğunu söylüyor rehberimiz. Sanırım Krakow tek başına Polonya’nın turizm gelirlerini sırtlamış! Yine her milletten insan var madeni gezmek için gelen. Maden 1978 yılında Unesco koruma listesine alınmış. İlk önce döne döne 378 basamak inerek yerin 64m altındaki 1. katmana ulaştık. Daha sonra basamak yerine tüneller ile 350 m aşağıya kadar indik. Yol boyunca tuzun yıllar boyunca nasıl yeryüzüne çıkartıldığını gösteren mankenler ve yer yer madenciler tarafından yapılmış heykeller karşımıza çıkıyor. O kadar etkileyici ki! Madende cüceler de çalıştırılmış bu yüzden 7 cücelerin tuzdan heykelleri de var :)

    image39

    Wieliczka Tuz Madeni Krakow

    Gezmemize izin verilen en alt katmanda ise yeryüzünün en derininde bulunan bir kilise var. Bu kilisede nikah kıyılıyormuş. Tuzdan yapılma dev avizeler, duvara oyulmuş üç boyutlu tablolar, tuza oyulmuş heykeller muhteşem!

    image40

    Wieliczka Tuz Madeni Krakow

    image41

    Wieliczka Tuz Madeni -tüneller -Krakow

    image42

    Wieliczka Tuz Madeni Krakow

    image43

    Wieliczka Tuz Madeni Yedi Cüceler – Krakow

    image44

    Wieliczka Tuz Madeni – Kilise – Krakow

    image45

    Wieliczka Tuz Madeni – Leonardo Da Vinci’nin Son Akşam Yemeği Tablosu – Krakow

    Kiliseden sonra iki büyük oyulmuş alanın birinde hediyelik eşya satıcıları, kantin; diğerinde ise restoran ve dinlenme alanı bulunmakta. Restoranın bulunduğu kısım yaklaşık 120 metre aşağıda. Çıkış ise hızlı asansörlerle yapılmakta. Loş demir bir kafesin içine girip bu asansörlerle saniyeler içinde yukarı çıkmak oldukça heyecanlı!

    image46

    Wieliczka Tuz Madeni’ndeki Amber (Kehribar) Mağazaları – Krakow

    image47

    Wieliczka Tuz Madeni – Restoran – Krakow

    İki turu içeren yorucu bir günün ardından Krakow’daki son günümüzde Rynek’te biraz dolaşıp akşam yemeğimizi yedikten sonra aklım istemese de ayaklarım beni otele doğru yönlendirdi ve ertesi gün Varşova için hazırlığımızı yaptık.

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

    VARŞOVA

    Krakow ‘dan Varşova’ya gitmenin en uygun yolu bence uçak ile gitmek. Çünkü otobüsle yaklaşık 7-8 saat süren yolculıuğu uçak ile 30 dakikada alıyorsunuz. Büyük zaman tasarrufu. Biletlerimizi önceden LOT AIRLINES’dan almıştık… Varşova şimdiye kadar gezdiğim başkentler arasında en büyük olanı. Havaalanı da diğer havaalanlarına göre büyüktü. Öyle ki şehir merkezine ulaşmak için mutlaka toplu taşıma kullanmak gerekiyor. Biz her yerde genellikle yürümeye alışık olduğumuz için bize Varşova yürünemeyecek kadar büyükmüş gibi geldi. Tahminimiz de doğru çıktı ve en fazla bu şehirde toplu taşımayı kullandık.

    Bu seyahatimizdeki tüm konaklamaları Varşova hariç booking.com’dan satın aldık. Varşova’da kendimize en uygun olan konaklamayı Airbnb ile sağladık. Son derece merkezi bir noktada Kültür Sarayı’na, iş merkezlerine iki büyük alışveriş merkezine yürüme mesafesinde, eski şehir meydanına toplu taşıma ile ulaşabileceğimiz bir noktada bir apartman dairesi kiraladık. Ayırca evin çok yakınlarında bir Türk Dönercisi bile vardı ve yemekler çok lezzetliydi. Yurt dışında uzun süre kaldığımızda Türk yemeklerini özellikle de çorba içmeyi ve yoğurt yemeyi özleyince ilk işimiz güvenilir bir dönerci aramak oluyor :)

    Şehrin yegane simgesi olan Pałac Kultury i Nauki (Kültür ve Bilim Sarayı), Stalin’in Varşova’ya bir hediyesi. Yaklaşık üç bin odası bulunan bu yapı Varşova’nın en yüksek binaları arasında. 30. katı turistlere açık. Buradan Varşova manzarası seyredilebilir. Şehrin merkezinde yer alan bu bina tam 230 metre uzunluğa sahip. Şehir, bir bakıma bu binanın etrafına inşa edilmiş diyebiliriz.

    image48

    Kültür ve Bilim Sarayı – Varşova

    image49

    Varşova’nın Modern yüzü

    image50

    Varşova’nın Modern yüzü

    Çok önceden gittiğim Varşova’yı elbette hatırladım ancak eve dönünce eski fotoğraflarım ile şimdikileri karşılaştırınca şehrin ne kadar geliştiğini gördüm. Daha önceden favorim Lazienki Park’tı ve eşime ilk önce oraya gitmemiz gerektiğini söyledim. Günlük bilet alarak belediye otobüsü ile Lazienki Park’a vardık.Varşova’da yağmur bizi hiç yalnız bırakmadı. Parka vardığımızda da yağmur başlayınca park görevlisi bizi parkı gezmek için uygun bir hava olmadığını söyleyerek parktan çıkartmak istedi. Biz de çıkıyor gibi yaptık ama daha sonra bir gurup Japon’un parkı gezmeye devam ettiğini görünce biz de bekçiye aldırmadık. Zaten bir Japonlar, bir de biz :)

    image51

    Lazienki Park Varşova

    image52

    Lazienki Park Varşova

    sincap

    Lazienki Park’ının sosyal sincapları Varşova

    Lazienki Park’ta bir sürü sincap ve minnacık fındık fareleri var. Farecikler değil ama sincaplar çok sosyal :) İnsanlara o kadar alışık ki bir tanesi pıtır pıtır üzerime tırmandı ve elimden yiyecek aldı.

    Łazienki Królewskie, şehrin en büyük parkı durumda. Parkın içerisinde uzunlamasına bir gölet ve son Polonya kralının ikamet ettiği saray var. Chopin Monument – Şopen Heykeli de burada bulunuyor. II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından havaya uçurulan anıt aslına uygun olarak yenilenmiş, Varşova’daki bir çok yapıda olduğu gibi. Varşova ‘nın %80 i zarar görmüş savaşta. Bu yüzden Varşova için küllerinden doğan şehir deniliyor. Mayıs ve Eylül ayları arasında her Pazar ücretsiz klasik Müzik konserleri veriliyor bu parkta. Bu arada Fryderyk Chopin, Polonya’nın yetiştirdiği dünyaca ünlü piyanist ve klasik müzik bestecisi. Avusturya için Mozart ne ise Polonya için de Chopin o demek.

    image55

    Chopin Anıtı – Lazienki Park – Varşova

    Eski şehir meydanı Stare Miasto sıfırdan tekrar inşa edilmiş. 13.yy dan kalma Eskişehir meydanı II. Dünya savaşında ağır bombardımana maruz kaldığı için taş taş üstünde kalmamış. Savaştan hemen sonra bire bir aslına uygun olarak inşa edilmiş ve inşasında bombardımandan kalan sağlam taşlar yine kullanılmış. Öyle güzel, özenli ve aslına sadık inşa edilmiş ki bugün 13..yüzyıldan 20.yüzyıla taşınan bir başyapıt olarak Unesco Dünya Mirasları Listesi’ne dahil edilmiş. Bu bölgenin etrafı alçak, sembolik surlarla çevrilmiş durumda ve şehrin kuzeyinde bir kale kapısından giriş yapılıyor. Daracık sokakların etrafında Avrupa’daki çoğu meydanda olduğu gibi rengarenk, tarihî evler, genişçe bir meydan ve bu meydanda büyük bir katedral. Meydanda şehrin sembolü olan denizkızı heykeli, kafeler, hediyelik eşya dükkanları… Barbican surları çok ihtişamlı değil ama görülmeye değer.

    image56

    Royal Castle Varşova

    image57

    Stare Miasto Eski Şehir Meydanı Varşova

    image58

    Varşova’nın sembolü Deniz Kızı Syrenie Heykeli – Stare Miasto

    image59

    Barbican Varşova

    Varşova’da Lazienki Parkı ve saray dışında benzer bir saray daha var: Wilanowie (Wilanow Sarayı Müzesi) bunlardan biri. Kral III. Sobieski tarafından 17. asırda inşa edilen saray şehir merkezinin biraz dışında kalıyor. Toplu taşıma ile gidilebilir hatta Varşova’da gittiğimiz en uzak nokta burasıydı diyebilirim. Muhteşem bahçeleri olan ve gölün kıyısında bulunan Wilanow Avrupa’daki huzur noktalarından biri. Bahçesindeki güzel kafede saraya karşı bir şeyler içip bizim gibi hem dinlenip hem de mutlu olabilirsiniz.

    image60

    Wilanow Sarayı Varşova

    image61

    Wilanow Sarayı Varşova

    Varşova’nın en canlı ve en meşhur caddesi Nowy Świat. Oldukça havalı bir cadde. Eski Şehir’den başlayıp şehrin en uzun bulvarı olan Aleje Jerozolimskie’ye kadar uzanan bu caddede lüks restoranlar, çeşit çeşit mağazalar vs. bulunuyor. Ayrıca Varşova Üniversitesi de bu caddede.

    Krakowskie Caddesi üzerinde görülmeye değer yerlerden biri Varşova’daki görkemli Barok yapılardan olan Holy Church. Bu kilisenin önemi ise Fredeyk Chopin’in kalbinin burada gömülü olması.

    image62

    Holy Church Varşova

    Aynı caddedeki diğer bir bina ise Varşova’nın en eski ve lüks otellerinden birisi olan Hotel Bristol. Pek çok ünlüye ev sahipliği yapmış otelde zamanında Nazım Hikmet de sevgilisi Vera ile kalmış ve ona ithafen Saman Sarısı adlı şiirini bu otelde yazmış.

    image63

    Bristol Hotel Varşova

    Şehirde pek çok müze, heykel ve diğer turistik mekanlar bulunuyor. Bunlardan en önemlilerinden biri Muzeum Fryderyka Chopina (Frederik Chopin Müzesi). Bu arada biz bir de Chopin resitali dinledik. Sanatçı Edwin SZWAJKOWKSI’nin piyano resitali muhteşemdi.

    image64

    Unutulmaz Chopin Resitali Varşova

    Şehri ikiye ayıran Vista Nehri üzerindeki köprülerden geçerek şehrin “Praga” olarak anılan öte yakasına geçilebilir. Nehir kıyısında bir plaj var ve insanlar nehirde yüzüp su sporları yapabiliyorlar ancak nehrin karşı kıyısında çok fazla cazibe merkezi yok. Wista Nehri demişken nehrin üzerindeki köprülerden biri Kopernik Meydanı‘ndan görülebilen Swietokrzyski Köprüsü. Nehir kenarında oturup 2012 yılında Avrupa Futbol Şampiyonası için inşa edilen stadyumun tam karşısında keyif yapabilirsiniz…

    image65

    Kopernic Meydanı Varşova

    Seyahat planlarımız arasına Polonya’yı yine ekleyeceğim. Özellikle Poznan ve Gdanks şehirlerini merak ediyorum. Polonya’dan güzel anılar ve fotoğraflar ile döndük; en kısa zamanda yine yollara düşmek ümidiyle…

    Süha Zuhal Kılıç

    POLONYA OTELLERİ

    Polonya’nın bu güzel şehirlerinden birinde konaklamayı düşünecek olursanız, otel seçenekleri için bencetatil.com olarak bizim en çok tercih ettiğimiz online rezervasyon sitesi booking.com‘u inceleyebilirsiniz…

    KRAKOW OTELLERİ 

    WROCLAW OTELLERİ

    VARŞOVA OTELLERİ 

    Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama    

Pages: 1 2 3

  • ALİ ATALAY

    Polonya gezi listemizde üst sıralardaydı,yazınızı okuduktan sonra birinciliğe yükseldi.Emeğinize,elinize sağlık.Paylaşımınız için teşekkürler,iyi gezmeler.

    • Zuhal

      Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim . Yazımın sizde Polonya gezinizi hızlandıracak duygular uyandırmasına çok sevindim.Şimdiden iyi yolculuklar dilerim bizim gibi Polonya’yı çok seveceğinizden eminim :)

Sosyal Medya

Site Arşivi

Tüm yazılarımızın arşivine buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Arşivi

Yayın Hakları

Bu sitenin içeriği ve fotoğrafları bencetatil.com'a aittir. İzinsiz kopyalamamanızı rica ederiz. Emeğe saygınız için şimdiden teşekkürler.

İletişim

bencetatil.com'a mail yoluyla da yorum veya sorularınızı iletebilirsiniz.

admin@bencetatil.com

Birincilik odulu