2. Gün

Sabah otelimizden çıktığımızda havanın 3o derece olduğunu görüp hem sevindik hem de şaşırdık. İlk durağımız, halkın favori buluşma noktası ve bir anlamda bizim Taksim Meydanı kıvamında bir yer olan Cumhuriyet Meydanı – yani Republic Square oldu. Belgrad’ın en önemli caddesi Knez Mihailova’nın da bir ucu burada. Meydan tek başına çok da etkileyici değil ama Sırpların Osmanlı’dan ayrılıp bağımsızlığını kazanmasında büyük etkisi olan Prens Mihailo Obrenovic adına dikilmiş bir heykelin bulunması ve çevredeki tiyatro ve müze gibi yerler nedeniyle önemli bir meydan. Burası protesto gösterileri, yeni yıl kutlamaları gibi pek çok etkinliğin yapıldığı meydan.

Meydandaki bu mağazada oldukça ilginç el işi hediyelik eşyalar falan vardı, uğramanızda fayda var.

Bu meydandan hemen araç trafiğine kapalı olan Knez Mihailova caddesine geçtik. Burası çok keyifli bir cadde.  Mağazalar ve kafeler ile dolu. Sonu bir sonraki hedefimiz olan Kalemegdan’a çıkan bu caddeyi hem gezdik hem de ilk molamızı burada bir kafede verdik. Gelen geçeni seyre dalıp, elimizdeki içecekleri içerken günün kalanını planladık aynı zamanda.

Kalemegdan‘a çıkmadan hemen önce Pariska Caddesinden karşıya geçerken, toplanmış kalabalık dikkatimizi çekti ve bir de baktık ki meğer o gün klasik yarış arabalarının katıldığı bir gösteri varmış. Bir süre onları seyredip sonra esas hedefimiz olan Kalemegdan’a doğru yöneldik.


Kalemegdan aslında Belgrad Kalesine ve etrafındaki park ve yapıların toplamına verilen isim. Tuna ve Sava nehirlerinin kesiştiği yerde kurulmuş olan Kalemegdan’da dünya savaşları döneminden kalma tanklar ve toplar, önemli kişilerin heykelleri ve Askeri Müze ya da İşkence Müzesi gibi çeşitli ilginizi çekebilecek şeyler var.  Kalemegdan’da ayrıca halen Osmanlılardan kalan türbe, çeşme, konak ve benzeri yapıları da görmek mümkün. Ayrıca çocukların ilgisini çekebilecek dinazor maketleri vardı bizim gittiğimiz dönemde…

Park içerisindeki hediyelik eşya satan tezgahlarda gerçekten çok güzel şeyler vardı, Dilek epey bir şey aldı. Türk olduğumuzu anlayan satıcılar hemen Türkçe konuşmaya başlayıp pek bir ilgi gösterdiler. Anlaşılan vatandaşlarımız buraları sık ziyaret ediyor.

Parkın içindeki çeşitli kapılardan kaleye girilebiliyor. Kalenin olduğu bölgeden şehir manzarası gerçekten güzel. Ayrıca Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği yeri de buradan seyretmek mümkün. Nehir kenarında kurulmuş olan birkaç restoran gözümüze takıldı, hepsi de çok keyifli görünüyordu ama biz buna vakit ayıramadık. Şehirde daha uzun süre kalacak olanlar için buraya uğramaları önerilir.

Sava Nehri’nin üzerindeki Ada Ciganlija üzerinde kurulmuş olan plaj, halkın deniz ihtiyacını bir ölçüye kadar karşılıyor gibi. Yaz aylarında buralar hem plajı, hem de yürüyüş parkurları, bisiklet yolları ve çeşitli spor alanları ile bir çok Belgrad’lıyı kendine çekiyor. Nehirde yüzmek ilginizi çekerse ve yaz aylarında buralarda iseniz deneyebilirsiniz.

Kalemegdan sonrasında şehrin en sevdiğimiz yeri olan Skadarlija bölgesine tekrar gittik ve ikinci akşam yemeğimizi de erkenden yine burada yiyerek, gündüz gözüyle de bölgenin keyfini çıkardık.

Güzel bir restoran seçmişiz, yemek ve içkiler çok güzeldi ve bir de şansımıza oturduğumuz restoranın karşısındaki mekanda bir Sırp düğünü vardı. Onların düğün müzikleri eşliğinde harika bir yemek anımız oldu 🙂

Booking.com
Dünya çapında 6000 i aşkın yerleşim yerinde en uygun fiyata araç kiralama